zaman tüneli
ilişkilenememiş ilişkiler
ilişki yolu/yolları sakat/hatalı olan ilişkiler bu gruba dahildir.
devamını gör...
bayburt
bu şehirle ilgili bildiğim tek şey (bkz: hakan çalhanoğlu)'nun memleketi olduğu. tahminen kendi de haritada nerede olduğunu bilmiyordur *
devamını gör...
abd ırak'daki müttefikine askeri yardımı kesmeyi planlıyor
israil’e gönderilecek olan 1 tonluk bombaların israil’in çıkarına hizmet etmediğine ve etmeyeceğine çok çok eminim.. bundan dolayı da, “iyi bakalım, yollasın” diyorum.
israil bu katliamlarla ne kazandı, çok tartışılır ama ne kaybettiği konusu tartışma götürmez. daha önce almış olduğu ayakkabısından utanan, telefon değiştirmek için yerli telefonu bekleyen insanları ilk kez görüyorum.
israil bu katliamlarla ne kazandı, çok tartışılır ama ne kaybettiği konusu tartışma götürmez. daha önce almış olduğu ayakkabısından utanan, telefon değiştirmek için yerli telefonu bekleyen insanları ilk kez görüyorum.
devamını gör...
bayburt
yarı ömrüm geçti ömrümde bir tane bayburtlu görmedim arkadaş! bak tanımak, bilmek, görsel fenotipi üzerinde mülahazalarda bulunmak filan değil derdim. bayburtlu görmedim diyorum! eminim sen de görmedin, en iyi ihtimalle kahır ekseriyetle pek çok kişinin bayburtlu bir tanıdığı da yok!
bu konu oldukça önem arz eden bir konu değil mi? bayburt için özellikle!
bu konu oldukça önem arz eden bir konu değil mi? bayburt için özellikle!
devamını gör...
ilişkilenememiş ilişkiler
kızın çelişkili davranması galiba olacak gibi olup olmaması
devamını gör...
bayburt
ben buraya 96 yılında gittim. saat kulesi’nin önünde bir devasa köpek yatıyordu. kulenin solu geliş, sağı gidiş tek şeritli şehir içi yol olarak düşünün. köpek ayı kadar, yola çaprazlama yatmış, patisinden kuyruğuna kadar tam yolu kaplıyor.
herifin biri daaaaaaaat diye basıyor kornaya, bunun umurunda değil. adam kapıyı açtı, ayağını yere bastı, köpek “hovvv” dedi, adam ikiletmeden arabaya bindi, ters yönden yoluna gitti..
her şeyin adı şehit osman olan bir şehir ve bu şehirde bir büyük bina; resmi daireler, lojmanlar ve myo yurdu aynı dev yapıda..
fakat yapı, eski mezarlığın üzerinde ve yeni mezarlığın tam karşısında..evde bildiğin hayalet var, yalan atmıyorum ve gayet sinirliler. gece parkelerde gırrrrrç gurrrrç seslerle yatıyorduk..
bir de, babam şehrin önemli yöneticilerinden biriydi.. biz babamla bu tayine hiç gitmedik, ben önce kolej, sonra fen lisesinde okuduğum için babamlar okulumu bozmadı, biz oraya misafir olarak gittik (ve gittiğimiz saniyede babamın tayini çıktı, babam “5 senedir gelseydiniz ya, diye bize şaka yollu laf attı) bir kadın bizi iltifatlamak için sütlü börek diye bir şey getirmiş. içinde manda kaymağı, ceviz, bak var ve soğuk süt döküp yiyorsun. azıcık fizyoloji bilgisi olan biri bunun ne anlama geldiğini zannederim, anlar.. biz anlamadık.. ben bir yarım tepsi (davul fırının küçük tepsisi gibi düşünün) börek yemiştim ki, babam gelip “naaptınız, o bir dilim yenir” dedi. sonraki 2.5 gün ben lavabonun fayanslarına boş boş baktığım her seferinde bunu hatırladım..
daha da var ama, bu kadar yeter diye bayburt mıhabbetini bitiriyorum.
herifin biri daaaaaaaat diye basıyor kornaya, bunun umurunda değil. adam kapıyı açtı, ayağını yere bastı, köpek “hovvv” dedi, adam ikiletmeden arabaya bindi, ters yönden yoluna gitti..
her şeyin adı şehit osman olan bir şehir ve bu şehirde bir büyük bina; resmi daireler, lojmanlar ve myo yurdu aynı dev yapıda..
fakat yapı, eski mezarlığın üzerinde ve yeni mezarlığın tam karşısında..evde bildiğin hayalet var, yalan atmıyorum ve gayet sinirliler. gece parkelerde gırrrrrç gurrrrç seslerle yatıyorduk..
bir de, babam şehrin önemli yöneticilerinden biriydi.. biz babamla bu tayine hiç gitmedik, ben önce kolej, sonra fen lisesinde okuduğum için babamlar okulumu bozmadı, biz oraya misafir olarak gittik (ve gittiğimiz saniyede babamın tayini çıktı, babam “5 senedir gelseydiniz ya, diye bize şaka yollu laf attı) bir kadın bizi iltifatlamak için sütlü börek diye bir şey getirmiş. içinde manda kaymağı, ceviz, bak var ve soğuk süt döküp yiyorsun. azıcık fizyoloji bilgisi olan biri bunun ne anlama geldiğini zannederim, anlar.. biz anlamadık.. ben bir yarım tepsi (davul fırının küçük tepsisi gibi düşünün) börek yemiştim ki, babam gelip “naaptınız, o bir dilim yenir” dedi. sonraki 2.5 gün ben lavabonun fayanslarına boş boş baktığım her seferinde bunu hatırladım..
daha da var ama, bu kadar yeter diye bayburt mıhabbetini bitiriyorum.
devamını gör...
sabah sabah ajda pekkan kadar gergin olmak
her sabah olmayan olaydır.
sibel can gibi işveli cilveli güne uyanıp parmak ucunda bir balerin edasıyla yürüyüp nazlı bir şekilde perdeyi açtığımız da oluyor.
sibel can gibi işveli cilveli güne uyanıp parmak ucunda bir balerin edasıyla yürüyüp nazlı bir şekilde perdeyi açtığımız da oluyor.
devamını gör...
falling in reverse
vokalist ronnie radke tarafından 2008 kurulan post-hardcore, metalcore, pop-punk grubudur. normalde dinlediğim bir metal türü olmamasına rağmen, bateristleri luke holland için takip ettiğim bir gruptur. özellikle son şarkıları olan joseph'te hem slipknot solisti corey, hem de soad solisti serj ile yaptığı düet muazzam olmuş. adamların zaten kliplerine ve klip kalitelerine kimsenin bir şey diyebileceğini sanmıyorum. yine muazzam bir iş çıkartmışlar. şarkıyı şuraya bırakıyorum;
sözleri;
they say we’re all going to hell for eternity
while they drop their bombs on us from their war machines
are you ready to die?
are you ready to bleed for me?
and now we’re out of time
there is nothing better
than the feeling of forever
when your body decomposes
and lighter than a feather
and you pray
“ı don’t wanna go”
he don’t wanna die
ı don’t wanna go to heaven
ı don’t wanna see the light
(welcome to end of the road you fucking degenerate pieces of shit)
fuck the world with loaded gun
shots ring out everybody better duck
blame it on bad luck
(do do do)
watch the bodies drop
now you're own your own
ıt’s social suicide
breaking down the walls
stand tall my friend we will meet again
you were meant to live for so much more
ı’m so sick and tired of the way we’re livin'
we’re bombing schools just to build a prison
shoot to kill in a crowded lot
one by one till the bodies drop
now you're own your own
this bullet knows your name
breaking down the walls
and you cannot escape your fate
so what the fuck are you gonna do?
war, pride
blood was spilled
genocide
hope
all gone
but no matter what it is not enough for them
repeat the cycle
bless the martyr
love thy neighbor
kill your father
repeat the cycle
kill your idols
love thy neighbor
repeat the cycle now
internet siteleri için tıklayınız
sözleri;
they say we’re all going to hell for eternity
while they drop their bombs on us from their war machines
are you ready to die?
are you ready to bleed for me?
and now we’re out of time
there is nothing better
than the feeling of forever
when your body decomposes
and lighter than a feather
and you pray
“ı don’t wanna go”
he don’t wanna die
ı don’t wanna go to heaven
ı don’t wanna see the light
(welcome to end of the road you fucking degenerate pieces of shit)
fuck the world with loaded gun
shots ring out everybody better duck
blame it on bad luck
(do do do)
watch the bodies drop
now you're own your own
ıt’s social suicide
breaking down the walls
stand tall my friend we will meet again
you were meant to live for so much more
ı’m so sick and tired of the way we’re livin'
we’re bombing schools just to build a prison
shoot to kill in a crowded lot
one by one till the bodies drop
now you're own your own
this bullet knows your name
breaking down the walls
and you cannot escape your fate
so what the fuck are you gonna do?
war, pride
blood was spilled
genocide
hope
all gone
but no matter what it is not enough for them
repeat the cycle
bless the martyr
love thy neighbor
kill your father
repeat the cycle
kill your idols
love thy neighbor
repeat the cycle now
internet siteleri için tıklayınız
devamını gör...
ölüm dışında olabilecek en kötü şey
insanın kendisinin ölmesi zaten problem değil. sevdiklerinin ölümüne de alışıyor insan yaşamak böyle bir şey sonuçta. hafızasını kaybetmesi bana göre. bunaması. elden ayaktan düşüp birilerine ihtiyaç duyması.
yazarken farkettim ki bu soru aslında biraz da bizim korkularımızı açığa çıkartıyor.
yazarken farkettim ki bu soru aslında biraz da bizim korkularımızı açığa çıkartıyor.
devamını gör...
bir yazara şarkı armağan et
armağan edecek hiçbir sözlük kankam kalmadığı için kendime ithaf ediyorum.
devamını gör...
vajina
o değil de çocukken kocu kocu adamlar buradan nası çıkıyo diye ağzını ayırıp başını kaşıdın mı hiç?
çocukken diyorum huuuu? şimdilik konu izahtan vareste abicim/ablacım! çocukken!
çocukken diyorum huuuu? şimdilik konu izahtan vareste abicim/ablacım! çocukken!
devamını gör...
bir kadından alınan en güzel iltifat
seni alan yaşadı *
hemcinsimden ilk başarısız yürüme girişimi.
hemcinsimden ilk başarısız yürüme girişimi.
devamını gör...
ingilizce bilmek
hem eski işimde hem de film veya dizi izlerken işime çok yarayan bir olaydır.
devamını gör...
çocukluk dönemi sanrıları
dokuz yaşındaki bir çocuğun gözünde evinin arka bahçesi, solmuş çimlerden ibaret değil; kayıp bir uygarlığın keşfedilmeyi bekleyen gizli merkezi gibidir. aksini gösteren tüm mantıklı kanıtlara rağmen, o kendisinin dünyanın en ünlü arkeoloğu olmak üzere doğduğuna ve bu gizemi çözmek için evren tarafından özel olarak seçildiğine sarsılmaz bir şekilde inanır.
okula gitmeyi, yer altındaki büyük keşfini geciktiren anlamsız bir şey olarak görür. kendi koyduğu düğmeyi toprağın altından çıkardığında tüm insanlığın geçmişine dair tarihsel buluşa imza attığını sanır.
röportaj verir sıklıkla ismi olmayan haber spikerlerine.
işte bir dönem çocukluğum böyle toprak eşeleyerek geçti benim de.
okula gitmeyi, yer altındaki büyük keşfini geciktiren anlamsız bir şey olarak görür. kendi koyduğu düğmeyi toprağın altından çıkardığında tüm insanlığın geçmişine dair tarihsel buluşa imza attığını sanır.
röportaj verir sıklıkla ismi olmayan haber spikerlerine.
işte bir dönem çocukluğum böyle toprak eşeleyerek geçti benim de.
devamını gör...
ingilizce bilmek
ahahasdasdkj açılın beyler yatmadan önce 3 gr endorfin 5 gr serotonin sizin de hakkınız, kafanızı yastığa koymadan önce dudaklarınızın kenarında makul bir gülümseyiş olduysam kendimi bahtiyar addedeceğim efenim!
sene 2020 alamanyalarda kayboldum. he la he bildiğin yittim. la dedim ayaküstü nettoya gidem kendime yemelik üç beş abur cubur alam da evde zıkkımlanam dedim. marketten çıktım evin sokağını bulamıyorum. her yer kırmızı tuğlalı ev, ayırt edici bi özellik yok ki. nerden bulam? nasıl bulam?
o an kafamda acıklı bağlama müziği çalıyor, bilinçaltımın ücra derinliklerinde trt solistlerinden sabahat akkiraz ah gurbet zalım gurbet adlı eserimizi tüm gurbetçilere armağan ediyorum diyor, gözlerim ağlamaklı, karşıda lgbt derneği var, içerde sarı sarı kel kel, kocu göbekli adamlar elleşiyor, ama nasıl avuçlamak, ayıptır lan insan bir yerde karşısındakinin öz varlığına saygı gösterir, bak ben haysiyet izzetinefis ar sahibi bir insan olarak hiç bir kadını o derece mıncırmadım mıncırmam!
la dedim biz namusumuz için yaşayan insanlarız burayı terketmeli halımız hal deel, yanda eczaneye girdim, eczane dediğim de apotheke ama mal değilsin tezgaha medikal medikal şeyleri dizmişler gerizekalı olsa anlar yani oranın eczane olduğunu.
baktım içerde ben yaşlarda küçümen bir kadın, wıy bite dedi. la kimin bacısı benim almancam da yok. ama ingilizcem iyidir elhamdülillah. ekzküzmi ma’am, ay lost mayself, he la he lost mayself ahahasdaskj, ver iz dı yohaniterştrağzaaaaa hı? dedim.
karı hebele hübele etti, elini kaldırıp tarif edecek oldu, bak inancın olsun böön oyropanın göbeende esnaf da olsa ingiliççe bilmiyo demek ki! tarif edemedi ya la! milletimizdeki muasır medeniyetlerin dahi üstündeki ayküyü orda anladım ben! piiiiii dil bilmiyo dil!
neyse beyler, kadın dükkanı kapattı, kom dedi, komdum peşi sıra gidiyom, ama başım önüme eğik, edep yerlerine bakmıyom, zaten bakacak hal mı kalmış, i*nelerden g*tü zor kurtarmışız, terbiyesizliğin lüzumu yok!
2 sokak düz gittik 3 sokak döndük aralardan derelerden bişeler ettik, derken johanniterstraße tabelasını gördüm ya dünyalar benim oldu nası mutluyum nası sevinçliyim, japonlar gibi kırk kat oldum iki avucumu birbirine kavuşturdum tenk yu, veri veri tenk, e lodof tenk filan diyom, işte orada hitler’in genel sekreteri kılıklı yüzü berlin duvarı gibi olan o kadın pıhsk pıhskkkk diye bi güldü ya arkadaş, almanın gülmesi de o kadar oluyo demek ki, pıhsk pıhskkkk ne lan? gülsene insan gibi ahahehehihihohoho diye! bir insan pıhsk eder mi hiç?
neyse beyler görüyorum ki aranızda rem uykusuna dalacak olanlar var konuyu çok uzatmayayım, bilenler bilir gurbetçiler memlekete gelişte nussknackerdir, lindttir valizi torlayıp toparlayıp getirir, dönüşte de memlekette olup da gurbette olmayan şeyleri götürür, ben de malatyadan dönüşte dedim kamyon tekeri gibi koca bi kaysı tepsisi yaptırıp bu kadına götürem hediye edem.
koltuğumun altında kaysı tepsisi, yüzümde en mütebessim ifadeyle eczanenin kapısını çaldım, helloooo, diz iz only for yu, idiz eprikıt, oğğğğ veri veri vesveri delişıs, yu mast tray it, idiz gift dedim.
ilk baş gülümseyen kadının aniden yüzü soldu lan! hobaaaaa! ama olmaz ki böyle, kaysı lan bu ılgıt ılgıt dopamin demek! açtım jelatinini, cezeryeler, lokumlar, atomlar, fındıklı fıstıklı hem! imkanı yok yedirecem, zornan teptim ağzına gülmesi yerine geldi tekrardan!
lan meğersem gift zehir demekmiş! e tabi elin pinti almanı hediyeyi ne bilsin? dilin psikolingüistiğinde yok! adamın kitabında hediye demek zehir demek,nerden bilsin? hofffff!
sene 2020 alamanyalarda kayboldum. he la he bildiğin yittim. la dedim ayaküstü nettoya gidem kendime yemelik üç beş abur cubur alam da evde zıkkımlanam dedim. marketten çıktım evin sokağını bulamıyorum. her yer kırmızı tuğlalı ev, ayırt edici bi özellik yok ki. nerden bulam? nasıl bulam?
o an kafamda acıklı bağlama müziği çalıyor, bilinçaltımın ücra derinliklerinde trt solistlerinden sabahat akkiraz ah gurbet zalım gurbet adlı eserimizi tüm gurbetçilere armağan ediyorum diyor, gözlerim ağlamaklı, karşıda lgbt derneği var, içerde sarı sarı kel kel, kocu göbekli adamlar elleşiyor, ama nasıl avuçlamak, ayıptır lan insan bir yerde karşısındakinin öz varlığına saygı gösterir, bak ben haysiyet izzetinefis ar sahibi bir insan olarak hiç bir kadını o derece mıncırmadım mıncırmam!
la dedim biz namusumuz için yaşayan insanlarız burayı terketmeli halımız hal deel, yanda eczaneye girdim, eczane dediğim de apotheke ama mal değilsin tezgaha medikal medikal şeyleri dizmişler gerizekalı olsa anlar yani oranın eczane olduğunu.
baktım içerde ben yaşlarda küçümen bir kadın, wıy bite dedi. la kimin bacısı benim almancam da yok. ama ingilizcem iyidir elhamdülillah. ekzküzmi ma’am, ay lost mayself, he la he lost mayself ahahasdaskj, ver iz dı yohaniterştrağzaaaaa hı? dedim.
karı hebele hübele etti, elini kaldırıp tarif edecek oldu, bak inancın olsun böön oyropanın göbeende esnaf da olsa ingiliççe bilmiyo demek ki! tarif edemedi ya la! milletimizdeki muasır medeniyetlerin dahi üstündeki ayküyü orda anladım ben! piiiiii dil bilmiyo dil!
neyse beyler, kadın dükkanı kapattı, kom dedi, komdum peşi sıra gidiyom, ama başım önüme eğik, edep yerlerine bakmıyom, zaten bakacak hal mı kalmış, i*nelerden g*tü zor kurtarmışız, terbiyesizliğin lüzumu yok!
2 sokak düz gittik 3 sokak döndük aralardan derelerden bişeler ettik, derken johanniterstraße tabelasını gördüm ya dünyalar benim oldu nası mutluyum nası sevinçliyim, japonlar gibi kırk kat oldum iki avucumu birbirine kavuşturdum tenk yu, veri veri tenk, e lodof tenk filan diyom, işte orada hitler’in genel sekreteri kılıklı yüzü berlin duvarı gibi olan o kadın pıhsk pıhskkkk diye bi güldü ya arkadaş, almanın gülmesi de o kadar oluyo demek ki, pıhsk pıhskkkk ne lan? gülsene insan gibi ahahehehihihohoho diye! bir insan pıhsk eder mi hiç?
neyse beyler görüyorum ki aranızda rem uykusuna dalacak olanlar var konuyu çok uzatmayayım, bilenler bilir gurbetçiler memlekete gelişte nussknackerdir, lindttir valizi torlayıp toparlayıp getirir, dönüşte de memlekette olup da gurbette olmayan şeyleri götürür, ben de malatyadan dönüşte dedim kamyon tekeri gibi koca bi kaysı tepsisi yaptırıp bu kadına götürem hediye edem.
koltuğumun altında kaysı tepsisi, yüzümde en mütebessim ifadeyle eczanenin kapısını çaldım, helloooo, diz iz only for yu, idiz eprikıt, oğğğğ veri veri vesveri delişıs, yu mast tray it, idiz gift dedim.
ilk baş gülümseyen kadının aniden yüzü soldu lan! hobaaaaa! ama olmaz ki böyle, kaysı lan bu ılgıt ılgıt dopamin demek! açtım jelatinini, cezeryeler, lokumlar, atomlar, fındıklı fıstıklı hem! imkanı yok yedirecem, zornan teptim ağzına gülmesi yerine geldi tekrardan!
lan meğersem gift zehir demekmiş! e tabi elin pinti almanı hediyeyi ne bilsin? dilin psikolingüistiğinde yok! adamın kitabında hediye demek zehir demek,nerden bilsin? hofffff!
devamını gör...
ölüm dışında olabilecek en kötü şey
yaşamak.
devamını gör...
çocukluk dönemi sanrıları
uyuyup uyanınca her şeyin geçeceğini sanmak.
devamını gör...
vajina
vulva ile sıkça karıştırılan kadın organıdır. halbuki vulva vucudun direkt belirgin kısmında bulunan, ve vajinanın en başını oluşturan estetik bir delik girişi iken, vajina ise onun iç kısmıdır ve penisin asıl içerisine girdiği organ vajinadır. onun devamı da direkt olarak rahime bağlanır.
alın bu bilgiyle ne yapıyorsanız yapın.
alın bu bilgiyle ne yapıyorsanız yapın.
devamını gör...

