zaman tüneli

birazdan yazacaklarımı gönülden yazıyorum.

umarım ayın 13'ünde barça'dan fark yeriz, takımın iyice götü başı dağılır, ligi de beşiktaş alır ve biz şu okan'dan kurtuluruz. tebrikler bu arada...
devamını gör...

depresyondaydım, 1.5 aydır toparlayamamıştım git gide içimde bir yük birikmişti. bu yükü hafifletmek için ağlamak istiyordum ağlayamıyorum. sonra ağlayabileceğim bir şarkı keşfettin onu loop a alarak dinlemeye başladım. insan acizliğine, eşitsizliğe ve benim koymadığım sosyal ve toplumsal kurallara, yaşayabilmek için uymak zorunda olduğum için ağladım. hiç bir şey bizim elimize değil, istediğimiz hayatı yaşadığımızı zannediyoruz...
devamını gör...

futbol nedir? nasıl oynanır.....
devamını gör...

ığdır’ın geneli neden beşiktaşlı açıp bakın, van’da neden beşiktaşlı oranı diğer illere kıyasla yüksek açıp bakın.

çarşı grubunun yardım götürdüğü illerde çocuklar hep beşiktaşlı oluyordu; ığdır’a giden yardımlar, 2011 van depremi ve 6 şubat depremlerinde giden yardımlar vs.
devamını gör...

fb'li olarak ekrana ekmek banarak izliyorum. takımın başında hoca gibi hoca olunca boyle oluyor. bizde de ismail denen şahıs var işte
devamını gör...

bu güzel hanımefendi hollandalı bir şarkıcıdır. 2007'de rotterdam'da gerçekleşen talent night yarışmasını kazandıktan sonra iyice kendinden bahsetmeyi başarmıştır. 2015'te ise the voice of holland'a katılıp 4. olmuştur. benim kendisini tanıma hikayem de tam olarak burada başlıyor. yarışmaya katılma şarkısı michael jackson'dan who's loving you idi... buyursunlar.


burada elde ettiği başarı ve ün ile 2016 yılında postmodern jukebox ile anlaşma sağlamış ve kendileriyle bir kaç şarkı söylemiştir. en akıllarda kalanı ise ozzy osbourne'dan crazy train'dir. buyursunlar;


2017 ve 2018 yıllarında birer adet ep* çıkartmış olup 2018'in ortalarında resmen albüm çıkartmıştır.

ben genel olarak cover yaptığı parçaları daha çok seviyorum, nedendir bilinmez. bir tane daha fırlatayım şuraya;

etta james'ten ı'd rather go blind.
devamını gör...

gece okuma zamanı bir de dinleme*
devamını gör...

bu işte*
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

umarım yakın zamanda bir mod atarlar şuraya.
devamını gör...

bir gs li olarak bjk yi zevkle izliyorum valla, iyi form tutmuşlar, heryerde basıyorlar topu alıyor oynamak istiyorlar bravo. 3 - 1 öndeler 4 ü istiyorlar, bir teknik direktör bu kadar mı farkeder, bu maçı alırlar.

ligde 2.liğin en güçlü adayı bjk, febe bu sene 2.lik göremez.
devamını gör...

tanımsız başlıklara örnektir.

"buğu" konusu halledilemeden "özel cins üzüm" güzellemeleri yapılır olmuş.

niye? meğer şarkıda geçen bir metaformuş. pehh. hamsi buğulama da ben yapacam madem...hahaha
devamını gör...

muhteşem bir aşk hikayesidir.

-frau pass und herr aufenthaltstitel-

büyük bürokratik aşk

almanya'da sıradan bir salı günüydü.

gökyüzü griydi.

kahve çok pahalıydı.

ve vatandaşlık dairesindeki yazıcı çalışmıyordu.

yani: almanya'da tamamen sıradan bir salı günü.

bu şehirde frau pass adında bir kadın yaşıyordu.

o, çok özel bir kadındı.

çünkü milyonlarca insanın hayalini kurduğu bir şeye sahipti:

alman pasaportu.

frau pass bir odaya girdiğinde kapılar açılırdı.

bir havaalanına girdiğinde sınır görevlileri gülümserdi.

“ab” dediğinde birdenbire kendisine çok daha fazla saygı gösterilirdi.

bir gün bir adamla karşılaştı.

adamın adı başlangıçta sadece mehmet'ti.

ama bu yakında değişecekti.

mehmet, frau pass'ı gördü.

ve ilk görüşte âşık oldu.

en azından öyle iddia ediyordu.

yanına gitti ve şöyle dedi:

“hayatımda gördüğüm en güzel kadın sensin.”

frau pass gülümsedi.

“teşekkür ederim.”

mehmet gözlerinin içine derin derin baktı.

“gülüşün güneş gibi.”

frau pass utandı.

“ne kadar romantik.”

mehmet devam etti:

“ve pasaportun…”

durdu.

“…çok güzel.”

frau pass gözlerini kırpıştırdı.

“benim neyim?”

“hiç.”

“ne söyleyecektin?”

“yüzün.”

“pasaport dedin.”

“hayır.”

“evet, dedin.”

“ben… dil sürçmesi yaşadım.”

frau pass şüphelenmeye başladı.

ama mehmet çok çekiciydi.

ona çiçekler getiriyordu.

ona şiirler yazıyordu.

“seninle sonsuza kadar birlikte olmak istiyorum,” diyordu.

frau pass sordu:

“sonsuza kadar ne kadar?”

mehmet cevap verdi:

“en az beş yıl.”

“neden beş?”

“bilmem. romantik geliyor.”

üç ay sonra mehmet ona evlenme teklif etti.

dizinin üzerine çöktü.

elini tuttu.

“frau pass, benimle evlenir misin?”

frau pass'ın gözleri doldu.

“tanrım! tabii ki!”

“ne zaman evleneceğiz?”

“en kısa zamanda.”

“neden?”

mehmet birdenbire çok ciddi bir ifadeye büründü.

“çünkü aşkımızın sınırları yok.”

frau pass duygulanarak gülümsedi.

mehmet ekledi:

“ama oturumumun var.”

---

üç hafta sonra

düğün muhteşemdi.

çiçekler vardı.

müzik vardı.

pasta vardı.

ve bir fotoğrafçı vardı.

mehmet gelinini öptü.

“seni seviyorum,” dedi.

frau pass cevap verdi:

“ben de seni seviyorum.”

mehmet kulağına fısıldadı:

“ve şimdi sadece imzana ihtiyacım var.”

“ne için?”

“önemli bir şey değil.”

“neyi imzalayacağım?”

“sadece küçük bir form.”

“hangi form?”

mehmet bir dosya çıkardı.

belgeler – oturum

frau pass ona baktı.

“yanında neden dosya taşıyorsun?”

“ne olur ne olmaz.”

“kaç sayfa var?”

“sadece 47.”

“mehmet!”

“özür dilerim.”

---

ertesi sabah mehmet yabancılar dairesinin önündeydi.

bir sıra numarası aldı.

b 417.

ekranda:

b 102.

mehmet oturdu.

bekledi.

iki saat sonra:

b 103.

dört saat sonra:

b 104.

mehmet fısıldadı:

“ben almanya'dan asla çıkamayacağım.”

yanındaki kadın:

“zaten amaç da bu.”

yedi saat sonra:

b 417.

“bay mehmet?”

mehmet yerinden fırladı.

“evet!”

memur ona baktı.

“aile birleşimi?”

“evet.”

“alman vatandaşıyla evli misiniz?”

“evet.”

“pasaport?”

“buyurun.”

“evlilik belgesi?”

“buyurun.”

“ikamet belgesi?”

“buyurun.”

“sağlık sigortası?”

“buyurun.”

“dil sertifikası?”

“buyurun.”

“kira sözleşmesi?”

“buyurun.”

“biyometrik fotoğraflar?”

“buyurun.”

memur etkilenmişti.

“gerçekten her şeyi getirmişsiniz.”

mehmet gülümsedi.

“daha fazlası da var.”

dosyasını açtı.

memurun yüzü bembeyaz oldu.

“hayır.”

“evet.”

“lütfen yapmayın.”

“ikinci bir fotokopim var.”

“bay mehmet…”

“bir de onaylı fotokopisi var.”

“yeter.”

“bir de onaylı fotokopinin fotokopisi var.”

memur ayağa kalktı.

“meslektaşımı çağırıyorum.”

---

diğer memur geldi.

dosyaya baktı.

sonra mehmet'e.

sonra tekrar dosyaya.

“ne istiyorsunuz?”

mehmet cevap verdi:

“burada yaşamak istiyorum.”

“neden?”

mehmet düğün fotoğrafını gösterdi.

“eşim yüzünden.”

memur fotoğrafa baktı.

“eşinizin adı ne?”

“frau pass.”

“adı?”

mehmet sustu.

memur kaşını kaldırdı.

“eşinizin adını bilmiyor musunuz?”

“biliyorum.”

“peki nedir?”

mehmet ağzını açtı.

kapattı.

tekrar açtı.

“ben…”

memur bekledi.

mehmet:

“frau.”

sessizlik.

çok uzun bir sessizlik.

sonra memur sordu:

“peki eşinizde neyi seviyorsunuz?”

mehmet hiç düşünmeden cevap verdi:

“oturum hakkını.”

“ne?”

“yani… kişiliğini!”

“hangi kişiliğini?”

“alman olanını.”

memur gözlüğünü çıkardı.

mehmet'e baktı.

sonra:

“sanırım sizinle biraz konuşmamız gerekiyor.”

---

bir yıl sonra

mehmet sonunda oturum iznini aldı.

çok mutluydu.

frau pass'ı öptü.

“sevgilim! başardık!”

frau pass gülümsedi.

“biz mi?”

“evet.”

“yani ben demek istiyorsun.”

“hayır, hayır.”

“aylardır ‘aşkımızın sınırları yok’ diyordun.”

“tabii.”

“şimdi de oturum iznin var.”

mehmet oturum kartını dikkatlice cebinden çıkardı.

ona baktı.

onu okşadı.

neredeyse öpecekti.

frau pass dehşet içinde baktı.

“mehmet!”

mehmet irkildi.

“ne?”

“sen bu oturum iznini benden daha çok seviyorsun!”

mehmet karısına baktı.

sonra oturum iznine.

sonra tekrar karısına.

gözünden bir damla yaş süzüldü.

“bu doğru değil.”

“kanıtla.”

mehmet oturum kartını aldı.

yırttı.

frau pass çığlık attı:

“deli misin?!”

mehmet sırıttı.

“merak etme.”

cebinden ikinci bir tane çıkardı.

“fotokopisi var.”

frau pass ona boş boş baktı.

“sen insan değilsin.”

mehmet gülümsedi.

“hayır.”

oturum iznini gururla masanın üzerine koydu.

“artık ben herr aufenthaltstitel'im.”

ve böylece frau pass ile herr aufenthaltstitel, oturum izinlerinin sonuna kadar mutlu yaşadılar.

ya da almanların deyimiyle:

“yabancılar dairesi bizi ayırana dek.”
devamını gör...

3.5 saattir ağlıyorum , gözümde yaş kalmadı. neye ağladığımı anlatamam.
devamını gör...

babamın vefatı.
devamını gör...

diğer arkadaşların da cevapları aşağıda devamı var. arci bunki abi, tarzan tarihçi abi, cihana sığmayan abi ve metoroloji abi olarak sıraladım başlıyorum detaylı cevaplarıma.

#4064283
arci bunki abi, sana saygımdan dolayı kabul ediyorum puanını ve yorumunu. bir sonraki sefere mutlu sonlu bitecek 10 üzerinden en az 7 alabileceğim yaşadığım bir olayı anlatacağım.

yapay zeka ve klavye reis ile bağlantılı şu olayımı anlatmak istiyorum. lisenin ilk günüydü voleybol kulübünden bir takım arkadaşımla rastgeldik, kantin nerede, tuvalet nerede, sınıf nerede ve çıkış nerede gibi sorularla dolanıyoruz çömeziz yani. üst sınıflardan birine, "abla okula telefon getirmek yasak mı" demiştik, çaktırmazsan hiç bir şey yasak değil huhaha demişti. aslında işin hakikati bu fark ettirmemek. mantık olarak baktığında bizlerde düşünen yorumlayan cevap veren yapay zekalarız, belki de kendimizden yapay zekailiyiz yani.

#4064287
tarihçi abi, amaç zaten bir sonuca bağlamamak. aslında çok şey yazıp hiç bir şey anlatamamak da bir sanattır bir yetenektir. yüzeysel olarak baktığında bir şey anlaşılmıyor olabilir ama toplumsal bir alt mesaj bu olayda. "erkeğin de namusu ve şerefi vardır."

#4064300
cihana sığmayan abi, gencecik yaşıtlarım dururken abla gözüyle baktığım insanlara o gözle bakmak yakışmazdı. sözlük olarak soranlara uludağ diyorum, çıkacaksa oranın adı çıksın hehe...

#4064360
metoroloji abi, desteğin için teşekkür ederim. beni anladığın için mutlu oldum. insanlar her hikayenin sonunda mutlu sonlu masajlar bekliyorlar ama gerçekler acıdır, sivri biber gerçektir hehe.. bizi türk dizi ve film sektörü bu şekle soktu ve netfilikşçiler. sevişmedim demek ayıp bir şey olarak görünüyor.

teşekkürlerimi borç bilirim, saygılar.
boş alan çaycı son kale (yazar)
devamını gör...

yenicerny ....
devamını gör...

(bkz: en azla yetineni zengin sayan felsefe)
devamını gör...

geliyorlar abi geliyorlar
devamını gör...

hindistan’dan isveç’teki sevgilisinin yanıma bisikletle 133 günde giden pk’in kavuşma anı.
devamını gör...

açılın beyler trajikomedi içerir.

bizim de 2 yıl kadar bi almanya maceramız oldu, çalıştığım yerde ibrahim diye bir arkadaş var, ibrahim arkadaş sanki asr-ı saadetten günümüze ışınlanmışçasına mübarek bir arkadaş, adam sıfır falsoyla yaşıyor, ibadetlerini aksatmıyor, ahlaken de on numara wunderbar. adamın kafasında bi tek melek çemberi eksik. la adam yakasız gömlek giyiyor sen anla işte, bak birisi yakasız gömlek giyiyorsa groß müslümandır kardeşim.

neyse millet bu ibo bi gün utana sıkıla yanıma geldi, abi dedi bizim hanım gelecek de dedi bilgin olsun girişte yardımcı olur musun dedi, la ibo dedim avel avel konuşup da adamın canını sıkma ben ibonun eşiyim demesi yeterli.

derin bir nefes verdi boynunu sola büktü ellerini göbeğinde kavuşturdu ayaklarını sürüye sürüye gitti, ibo böyle tuhaf tuhaf hareketler yapma asabım bozuluyor bak dediysem de dinletemedim, mü’min teslimiyeti adamın ruhuna metastaz yapmış abicim.

lan neyse işte ben televizyona dalmışım o sıra biri dan dan dan camlı kapıyı dövüyor, ama nasıl bir tip, kafa beş numara traşlı platin sarısı saçlı, üstüne beyaz krop altına vinil tayt giymiş, birelliye yüz kilo sol tarafı komple dövmeli yüzü gözü her tarafı halkalı hızmalı bi tip düşün, aynı öyle bi tip, dedim ahan da vade buraya kadarmış dazlaklar saldırıyo afd bize icraat koyacak. hemen the walking deadtekinegan gibi çivili sopamı kaptım o senin anayı arvadıyı diye bi hışımla kapıya çıktım ki kadın “ben ibonun garısıyım” demesin mi?

piiiiiiii. erör verdim lan! meğersem almanya’da cami cemaatından bi ekip türkiye’den ithal gelin/damat getirip kendi çürük çarık çocuklarına yamarımış ya!

yazık lan! çok yazık! insan insana bunu yapmaz ya!
devamını gör...
daha fazla yükle

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim