zaman tüneli

tesadüfi bir galibiyet bence. biz de geçen sene juventus'a fark atmıştık.

arada olur böyle şeyler. abartmamak lazım.
devamını gör...

bjknin son zamanlardaki en parlak avrupa başarısı
devamını gör...

ilkokul üç almancasıyla insanları etkileyebileceğini düşünen tiptir.
sözlüklerde de görüyoruz. tarzan almancasıyla yazıp konuşan kişiler ben almanya'da yüksek lisans yaptım bile diyebiliyor...
tabii kitle müsait, garibim halkım nereden bilsin, işkembeden salla sallayabildiğin kadar.
meydan boş ya. puhahahaha.

allahtan burada almanca bilenlerimiz var da bundan sonra rezil olmayı göze alamayabilirler.

yüksek lisans, doktora, puhahahahahaha.
devamını gör...

ben genelde gece girip yazıyorum zaten, gündüz malum iş güç meşgale..
devamını gör...

birazdan yazacaklarımı gönülden yazıyorum.

umarım ayın 13'ünde barça'dan fark yeriz, takımın iyice götü başı dağılır, ligi de beşiktaş alır ve biz şu okan'dan kurtuluruz. tebrikler bu arada...
devamını gör...

depresyondaydım, 1.5 aydır toparlayamamıştım git gide içimde bir yük birikmişti. bu yükü hafifletmek için ağlamak istiyordum ağlayamıyorum. sonra ağlayabileceğim bir şarkı keşfettin onu loop a alarak dinlemeye başladım. insan acizliğine, eşitsizliğe ve benim koymadığım sosyal ve toplumsal kurallara, yaşayabilmek için uymak zorunda olduğum için ağladım. hiç bir şey bizim elimize değil, istediğimiz hayatı yaşadığımızı zannediyoruz...
devamını gör...

futbol nedir? nasıl oynanır.....
devamını gör...

ığdır’ın geneli neden beşiktaşlı açıp bakın, van’da neden beşiktaşlı oranı diğer illere kıyasla yüksek açıp bakın.

çarşı grubunun yardım götürdüğü illerde çocuklar hep beşiktaşlı oluyordu; ığdır’a giden yardımlar, 2011 van depremi ve 6 şubat depremlerinde giden yardımlar vs.
devamını gör...

fb'li olarak ekrana ekmek banarak izliyorum. takımın başında hoca gibi hoca olunca boyle oluyor. bizde de ismail denen şahıs var işte
devamını gör...

bu güzel hanımefendi hollandalı bir şarkıcıdır. 2007'de rotterdam'da gerçekleşen talent night yarışmasını kazandıktan sonra iyice kendinden bahsetmeyi başarmıştır. 2015'te ise the voice of holland'a katılıp 4. olmuştur. benim kendisini tanıma hikayem de tam olarak burada başlıyor. yarışmaya katılma şarkısı michael jackson'dan who's loving you idi... buyursunlar.


burada elde ettiği başarı ve ün ile 2016 yılında postmodern jukebox ile anlaşma sağlamış ve kendileriyle bir kaç şarkı söylemiştir. en akıllarda kalanı ise ozzy osbourne'dan crazy train'dir. buyursunlar;


2017 ve 2018 yıllarında birer adet ep* çıkartmış olup 2018'in ortalarında resmen albüm çıkartmıştır.

ben genel olarak cover yaptığı parçaları daha çok seviyorum, nedendir bilinmez. bir tane daha fırlatayım şuraya;

etta james'ten ı'd rather go blind.
devamını gör...

idiotoloji.
devamını gör...

gece okuma zamanı bir de dinleme*
devamını gör...

bu işte*
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

tahminim köpek vaclav smil okumamamıştır.
devamını gör...

umarım yakın zamanda bir mod atarlar şuraya.
devamını gör...

bir gs li olarak bjk yi zevkle izliyorum valla, iyi form tutmuşlar, heryerde basıyorlar topu alıyor oynamak istiyorlar bravo. 3 - 1 öndeler 4 ü istiyorlar, bir teknik direktör bu kadar mı farkeder, bu maçı alırlar.

ligde 2.liğin en güçlü adayı bjk, febe bu sene 2.lik göremez.
devamını gör...

tanımsız başlıklara örnektir.

"buğu" konusu halledilemeden "özel cins üzüm" güzellemeleri yapılır olmuş.

niye? meğer şarkıda geçen bir metaformuş. pehh. hamsi buğulama da ben yapacam madem...hahaha
devamını gör...

muhteşem bir aşk hikayesidir.

-frau pass und herr aufenthaltstitel-

büyük bürokratik aşk

almanya'da sıradan bir salı günüydü.

gökyüzü griydi.

kahve çok pahalıydı.

ve vatandaşlık dairesindeki yazıcı çalışmıyordu.

yani: almanya'da tamamen sıradan bir salı günü.

bu şehirde frau pass adında bir kadın yaşıyordu.

o, çok özel bir kadındı.

çünkü milyonlarca insanın hayalini kurduğu bir şeye sahipti:

alman pasaportu.

frau pass bir odaya girdiğinde kapılar açılırdı.

bir havaalanına girdiğinde sınır görevlileri gülümserdi.

“ab” dediğinde birdenbire kendisine çok daha fazla saygı gösterilirdi.

bir gün bir adamla karşılaştı.

adamın adı başlangıçta sadece mehmet'ti.

ama bu yakında değişecekti.

mehmet, frau pass'ı gördü.

ve ilk görüşte âşık oldu.

en azından öyle iddia ediyordu.

yanına gitti ve şöyle dedi:

“hayatımda gördüğüm en güzel kadın sensin.”

frau pass gülümsedi.

“teşekkür ederim.”

mehmet gözlerinin içine derin derin baktı.

“gülüşün güneş gibi.”

frau pass utandı.

“ne kadar romantik.”

mehmet devam etti:

“ve pasaportun…”

durdu.

“…çok güzel.”

frau pass gözlerini kırpıştırdı.

“benim neyim?”

“hiç.”

“ne söyleyecektin?”

“yüzün.”

“pasaport dedin.”

“hayır.”

“evet, dedin.”

“ben… dil sürçmesi yaşadım.”

frau pass şüphelenmeye başladı.

ama mehmet çok çekiciydi.

ona çiçekler getiriyordu.

ona şiirler yazıyordu.

“seninle sonsuza kadar birlikte olmak istiyorum,” diyordu.

frau pass sordu:

“sonsuza kadar ne kadar?”

mehmet cevap verdi:

“en az beş yıl.”

“neden beş?”

“bilmem. romantik geliyor.”

üç ay sonra mehmet ona evlenme teklif etti.

dizinin üzerine çöktü.

elini tuttu.

“frau pass, benimle evlenir misin?”

frau pass'ın gözleri doldu.

“tanrım! tabii ki!”

“ne zaman evleneceğiz?”

“en kısa zamanda.”

“neden?”

mehmet birdenbire çok ciddi bir ifadeye büründü.

“çünkü aşkımızın sınırları yok.”

frau pass duygulanarak gülümsedi.

mehmet ekledi:

“ama oturumumun var.”

---

üç hafta sonra

düğün muhteşemdi.

çiçekler vardı.

müzik vardı.

pasta vardı.

ve bir fotoğrafçı vardı.

mehmet gelinini öptü.

“seni seviyorum,” dedi.

frau pass cevap verdi:

“ben de seni seviyorum.”

mehmet kulağına fısıldadı:

“ve şimdi sadece imzana ihtiyacım var.”

“ne için?”

“önemli bir şey değil.”

“neyi imzalayacağım?”

“sadece küçük bir form.”

“hangi form?”

mehmet bir dosya çıkardı.

belgeler – oturum

frau pass ona baktı.

“yanında neden dosya taşıyorsun?”

“ne olur ne olmaz.”

“kaç sayfa var?”

“sadece 47.”

“mehmet!”

“özür dilerim.”

---

ertesi sabah mehmet yabancılar dairesinin önündeydi.

bir sıra numarası aldı.

b 417.

ekranda:

b 102.

mehmet oturdu.

bekledi.

iki saat sonra:

b 103.

dört saat sonra:

b 104.

mehmet fısıldadı:

“ben almanya'dan asla çıkamayacağım.”

yanındaki kadın:

“zaten amaç da bu.”

yedi saat sonra:

b 417.

“bay mehmet?”

mehmet yerinden fırladı.

“evet!”

memur ona baktı.

“aile birleşimi?”

“evet.”

“alman vatandaşıyla evli misiniz?”

“evet.”

“pasaport?”

“buyurun.”

“evlilik belgesi?”

“buyurun.”

“ikamet belgesi?”

“buyurun.”

“sağlık sigortası?”

“buyurun.”

“dil sertifikası?”

“buyurun.”

“kira sözleşmesi?”

“buyurun.”

“biyometrik fotoğraflar?”

“buyurun.”

memur etkilenmişti.

“gerçekten her şeyi getirmişsiniz.”

mehmet gülümsedi.

“daha fazlası da var.”

dosyasını açtı.

memurun yüzü bembeyaz oldu.

“hayır.”

“evet.”

“lütfen yapmayın.”

“ikinci bir fotokopim var.”

“bay mehmet…”

“bir de onaylı fotokopisi var.”

“yeter.”

“bir de onaylı fotokopinin fotokopisi var.”

memur ayağa kalktı.

“meslektaşımı çağırıyorum.”

---

diğer memur geldi.

dosyaya baktı.

sonra mehmet'e.

sonra tekrar dosyaya.

“ne istiyorsunuz?”

mehmet cevap verdi:

“burada yaşamak istiyorum.”

“neden?”

mehmet düğün fotoğrafını gösterdi.

“eşim yüzünden.”

memur fotoğrafa baktı.

“eşinizin adı ne?”

“frau pass.”

“adı?”

mehmet sustu.

memur kaşını kaldırdı.

“eşinizin adını bilmiyor musunuz?”

“biliyorum.”

“peki nedir?”

mehmet ağzını açtı.

kapattı.

tekrar açtı.

“ben…”

memur bekledi.

mehmet:

“frau.”

sessizlik.

çok uzun bir sessizlik.

sonra memur sordu:

“peki eşinizde neyi seviyorsunuz?”

mehmet hiç düşünmeden cevap verdi:

“oturum hakkını.”

“ne?”

“yani… kişiliğini!”

“hangi kişiliğini?”

“alman olanını.”

memur gözlüğünü çıkardı.

mehmet'e baktı.

sonra:

“sanırım sizinle biraz konuşmamız gerekiyor.”

---

bir yıl sonra

mehmet sonunda oturum iznini aldı.

çok mutluydu.

frau pass'ı öptü.

“sevgilim! başardık!”

frau pass gülümsedi.

“biz mi?”

“evet.”

“yani ben demek istiyorsun.”

“hayır, hayır.”

“aylardır ‘aşkımızın sınırları yok’ diyordun.”

“tabii.”

“şimdi de oturum iznin var.”

mehmet oturum kartını dikkatlice cebinden çıkardı.

ona baktı.

onu okşadı.

neredeyse öpecekti.

frau pass dehşet içinde baktı.

“mehmet!”

mehmet irkildi.

“ne?”

“sen bu oturum iznini benden daha çok seviyorsun!”

mehmet karısına baktı.

sonra oturum iznine.

sonra tekrar karısına.

gözünden bir damla yaş süzüldü.

“bu doğru değil.”

“kanıtla.”

mehmet oturum kartını aldı.

yırttı.

frau pass çığlık attı:

“deli misin?!”

mehmet sırıttı.

“merak etme.”

cebinden ikinci bir tane çıkardı.

“fotokopisi var.”

frau pass ona boş boş baktı.

“sen insan değilsin.”

mehmet gülümsedi.

“hayır.”

oturum iznini gururla masanın üzerine koydu.

“artık ben herr aufenthaltstitel'im.”

ve böylece frau pass ile herr aufenthaltstitel, oturum izinlerinin sonuna kadar mutlu yaşadılar.

ya da almanların deyimiyle:

“yabancılar dairesi bizi ayırana dek.”
devamını gör...

お前の腹を切り裂いて、タバコの種をほじくり出してやる。

"mideni deşip içinde cigara tohumlarını ayıklarım."

demekmiş. u beybi.
devamını gör...

3.5 saattir ağlıyorum , gözümde yaş kalmadı. neye ağladığımı anlatamam.
devamını gör...
daha fazla yükle

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim