zaman tüneli
koi balığı
teknik olarak sazandır, ama sazan gibi atlayan sazanlardan değildir.
öyle akvaryumda iki tur atıp yem bekleyen, hafızası üç saniyelik gerizekalı japon balığına benzemez.
hikaye antik çin’de başlıyor. çinliler bunlara bakıp diyor ki: "bu balıkta bir b*k var." çin mitolojisinde sarı nehir adında deli dumrul akan bir nehir var. o kadar önemli ki bu nehir, bütün çin milletinin bu nehirden çıkıp çoğaldığı söyleniyor. ama şimdi onu boşverin. bu koi balıkları, o nehrin akıntısına karşı yüzüp ejderha kapısı denilen devasa şelaleye kadar tırmanmaya çalışırlarmış. milyonlarca balık dener, hepsi akıntıya yenilip pes edermiş. ama aralarından bir tanesi tırnaklarıyla kazıya kazıya (ya da yüzgeciyle mi neyle kazıyorsa) o şelaleyi tırmanırmış. şelalenin tepesine çıktığı an ne oluyor biliyor musun? tanrılar bu azme uyanıyor, balığı alıp bildiğin alev saçan bir ejderhaya dönüştürüyor. bu anlatının temelinde azmin ve mücadelenin kutsanması yatıyor işte. dalgalar insanın hayatındaki zorlukları simgeliyor. akıntı bizi aşağı çeken kaybedişlerimiz oluyor. lakin ejderha olmak istiyorsak o tepeye çıkmak zorundayız.
bu, milyonlarca dizinin ve filmin, sosyal medyanın ve toplumun ısrarla beynimize soktuğu "mükemmellik" anlatısına ters düşüyor. oysa kusursuzluk, ancak denememekle mümkündür. deneyen ve zorlayan insanlar zaman zaman acı çekerler ve yükseliş bu acının doğasıdır. halbuki hollywood bize ne diyordu ? yakışıklı zengin havalı alfa herifin teki olacaksın, mükemmel bir hayatın olacak falan filan. yok ulan öyle bir şey. bu hayatta güçlenmek istiyorsan arada bir hayatın kayacak. arada bir rezil olacaksın. işin raconu bu.
öyle akvaryumda iki tur atıp yem bekleyen, hafızası üç saniyelik gerizekalı japon balığına benzemez.
hikaye antik çin’de başlıyor. çinliler bunlara bakıp diyor ki: "bu balıkta bir b*k var." çin mitolojisinde sarı nehir adında deli dumrul akan bir nehir var. o kadar önemli ki bu nehir, bütün çin milletinin bu nehirden çıkıp çoğaldığı söyleniyor. ama şimdi onu boşverin. bu koi balıkları, o nehrin akıntısına karşı yüzüp ejderha kapısı denilen devasa şelaleye kadar tırmanmaya çalışırlarmış. milyonlarca balık dener, hepsi akıntıya yenilip pes edermiş. ama aralarından bir tanesi tırnaklarıyla kazıya kazıya (ya da yüzgeciyle mi neyle kazıyorsa) o şelaleyi tırmanırmış. şelalenin tepesine çıktığı an ne oluyor biliyor musun? tanrılar bu azme uyanıyor, balığı alıp bildiğin alev saçan bir ejderhaya dönüştürüyor. bu anlatının temelinde azmin ve mücadelenin kutsanması yatıyor işte. dalgalar insanın hayatındaki zorlukları simgeliyor. akıntı bizi aşağı çeken kaybedişlerimiz oluyor. lakin ejderha olmak istiyorsak o tepeye çıkmak zorundayız.
bu, milyonlarca dizinin ve filmin, sosyal medyanın ve toplumun ısrarla beynimize soktuğu "mükemmellik" anlatısına ters düşüyor. oysa kusursuzluk, ancak denememekle mümkündür. deneyen ve zorlayan insanlar zaman zaman acı çekerler ve yükseliş bu acının doğasıdır. halbuki hollywood bize ne diyordu ? yakışıklı zengin havalı alfa herifin teki olacaksın, mükemmel bir hayatın olacak falan filan. yok ulan öyle bir şey. bu hayatta güçlenmek istiyorsan arada bir hayatın kayacak. arada bir rezil olacaksın. işin raconu bu.
devamını gör...
sözlük radyosu kaçak yayınları
#4066409 dünyayı ele geçirecek denen şeyin sözlükte kafa ütülemesi dflkvndk
devamını gör...
sözlük radyosu kaçak yayınları
yaşar dinleyenden de dinletenden de korkarım ben.
devamını gör...
sen koca kafalı yaşar'a kurban ol
intikam 2 sene sonra yenen bir yemektir!
devamını gör...
sen koca kafalı yaşar'a kurban ol
kadife sesli şarkıcıdan ne istiyorsunuz anlamıyorum. kadife kaşıntı yapıyor olabilir.
devamını gör...
sen koca kafalı yaşar'a kurban ol
ahahahhahaha bana zorla yaşar dinlettirdiler.
devamını gör...
sözlük radyosu kaçak yayınları
destek yazısı
çalma. çalıyorsan dinleme.
çalma. çalıyorsan dinleme.
devamını gör...
sen koca kafalı yaşar'a kurban ol
işte böyle çaldırırlar yaşar'ı, hep bu günleri bekledim ben, yürü be yaşar!
naraaaaaaa!
naraaaaaaa!
devamını gör...
sözlük radyosu kaçak yayınları
nükleer bomba geliştirilirken de "bittik, kötü ellere geçecek, dünya patlayacak" deniyorken bir şey olmadı.
bu da homo sapiens'in alacağı önlemlerle "soysürdürme dürtüsünün devamı" şekline sokulup korunma sağlanacaktır. önlem üstüne önlem falan...
zaten agi (genel yapay zeka) düzeyine geçilince halka açık kullanımdan çıkılacağını değerlendiriyorum. o seviye üst devletlerin gereksindiği "toplum teklerini kontrol" seviyesi. bunu trump 'ın yönetenleri istiyor. sonra "zararlı" denilip halkın kullanımını sembolik düzeye indirip. gerisini kendileri için kullanacaklar diyorum.
bu da homo sapiens'in alacağı önlemlerle "soysürdürme dürtüsünün devamı" şekline sokulup korunma sağlanacaktır. önlem üstüne önlem falan...
zaten agi (genel yapay zeka) düzeyine geçilince halka açık kullanımdan çıkılacağını değerlendiriyorum. o seviye üst devletlerin gereksindiği "toplum teklerini kontrol" seviyesi. bunu trump 'ın yönetenleri istiyor. sonra "zararlı" denilip halkın kullanımını sembolik düzeye indirip. gerisini kendileri için kullanacaklar diyorum.
devamını gör...
ben bu yazıyı öylesine yazdım
az evvel mutfağa neden gittiğimi unutup elimde bi bardak suyla geri döndüm. su içmek gibi bir niyetim de yoktu. insan bazen yaptığı şeylere sonradan bir gerekçe uyduruyor sanırım. hayatın büyük kısmı da böyle geçiyor. önce bir şey yapıp sonra bunun nedenini kendimize anlatıyoruz.
bu sikimsonik yazının da belirli bir sebebi yok. söylemek istediğim mühim bir şey olmadığı gibi, söylememek için de geçerli bir sebebim yoktu. insanın her yaptığı şeyin bir yere varması gerektiğine dair tuhaf bir beklentimiz var. yola çıkınca bir yere gidilecek, kitap açılınca bitirilecek, yazı yazılınca da mutlaka bir şey anlatılacak.
halbuki ben bunu öylesine yazdım.
hatta buraya kadar okuduysan muhtemelen sen de öylesine okudun.
böylece ikimiz de birkaç dakikamızı hiçbir şeye çevirmiş olduk.
fena da olmadı.
bu sikimsonik yazının da belirli bir sebebi yok. söylemek istediğim mühim bir şey olmadığı gibi, söylememek için de geçerli bir sebebim yoktu. insanın her yaptığı şeyin bir yere varması gerektiğine dair tuhaf bir beklentimiz var. yola çıkınca bir yere gidilecek, kitap açılınca bitirilecek, yazı yazılınca da mutlaka bir şey anlatılacak.
halbuki ben bunu öylesine yazdım.
hatta buraya kadar okuduysan muhtemelen sen de öylesine okudun.
böylece ikimiz de birkaç dakikamızı hiçbir şeye çevirmiş olduk.
fena da olmadı.
devamını gör...
sözlük radyosu kaçak yayınları
devamını gör...
sözlük radyosu kaçak yayınları
destek yazısı.
yeme.
yeme.
devamını gör...
sözlük radyosu kaçak yayınları
devamını gör...
sözlük radyosu kaçak yayınları
önemli olanın "yapay zeka" olduğunu düşünüyorum.
devamını gör...
diş sızlaması
özellikle hastalık durumlarında dişlerimdeki hassasiyetin artmasıyla yaşadığım durum. dişlerime feci bir baskı uygulama ihtiyacı hissediyorum. değişik bir his.
devamını gör...
sözlük radyosu kaçak yayınları
gece geç saatte "gündoğarken"...teşekkürler şarkı için. yaşımız ortaya çıksın diye di me? oldu madem.
devamını gör...
sözlük radyosu kaçak yayınları
devamını gör...
sözlük yazarlarının söylemek istedikleri
mutlu olmak için aslında çok sebebim var\. ama ben, elimde olanların kıymetini görmek yerine sahip olamadıklarıma odaklanıp kendi kendimi mutsuz ediyorum.
devamını gör...



