zaman tüneli
normal sözlük'e bir daha gelinse alınacak nickler
devamını gör...
kahve falı bakmaktan zevk alan yazarlar
tırnakları barbekü sosla mı boyadın bu renk ne abla ?
devamını gör...
instagramda yapay zekayla fotoğraf oluşturma akımı
instagram kadınların şirazesini kaydırdı gerçekten. hepsi hayal dünyasında yaşıyor.
devamını gör...
instagramda yapay zekayla fotoğraf oluşturma akımı
80'ler bitti şimdi de siyah beyaz fotoğraf oluşturma akımı başladı. hayır araba yıkamak için bir ton su harcayıp her fotoğrafta yarım litre su edebiyatı parçalayanlardan değilim.
da yeter artık aq.
da yeter artık aq.
devamını gör...
gününüz nasıl geçti sorusu
çok yoğun ve bunaltıcı bir iş günüydü. aynı zamanda da oldukça saçma şeylerin yaşandığı bir gündü. bir amcanın ağzında diş yokken sırf eylemek için mum ısırtıp yolladım, başka bir amcayı da ölçü maddesiyle boğmak istedim ama merak etmeyin yapmadım tabii ki. teyzeler usluydu bugün, sağ olsunlar.
ayrıca her gün iş arkadaşım abi tarafından yalan söylemeye alışmam gerektiği* nasihatlerini dinliyorum. kendisinin benim üzerimden söylediği bazı yalanları şöyle sıralayayım,
"sizin için hususi getirttik kızımızı, ok meydanından geldi, istanbuldan"
"8 dil biliyor afrikada bile çalıştı burda olduğuna bakmayın"
"yüksek lisansını hollanda'da yaptı sor bak kızımıza avrupa ülkelerinden diploması var hepsini okudu"
"geçen gün bir teyze geldi kızımıza kıymalı börek yapmış çok sever böreği sen yapar mısın börek?"
"bidaha gelirken dondurma getir kızımıza çok sever var ya dondurma için mekkeye bile yürüdü"
"30 kişilik bir elemeden geçti bu kız her şeyi biliyor 20 yıldır emekliyim bana bile ders verir"
hayır, abartmıyorum. über bir insan eyleme uzmanı kendisi. o kadar seri ve kılçıksız uyduruyor ki bunları, insanlar inanıyor. ben de bazen lan acaba mı demiyor değilim.
asla böyle olamam, benim insanlara tahammülüm ekside.
şimdi de bimden yeni aldığım 5'li tığ setini deniyorum, tutuşu güzel. 2 sene önce yarım bıraktığım battaniyeyi örmeye döneceğim.
yarın bir yardım kuruluşu için stand açılacakmış. annem hanımın talimatı ile ona götürmek üzere kurabiye yapmam gerekiyor, akşama doğru da onu hallederim diyorum.
kardeşim de okuldan gelince soğuk kahve içmeyi planlıyorum.
bugünü de sorunsuz atlattım mı tamamdır, gün bitti.
ayrıca her gün iş arkadaşım abi tarafından yalan söylemeye alışmam gerektiği* nasihatlerini dinliyorum. kendisinin benim üzerimden söylediği bazı yalanları şöyle sıralayayım,
"sizin için hususi getirttik kızımızı, ok meydanından geldi, istanbuldan"
"8 dil biliyor afrikada bile çalıştı burda olduğuna bakmayın"
"yüksek lisansını hollanda'da yaptı sor bak kızımıza avrupa ülkelerinden diploması var hepsini okudu"
"geçen gün bir teyze geldi kızımıza kıymalı börek yapmış çok sever böreği sen yapar mısın börek?"
"bidaha gelirken dondurma getir kızımıza çok sever var ya dondurma için mekkeye bile yürüdü"
"30 kişilik bir elemeden geçti bu kız her şeyi biliyor 20 yıldır emekliyim bana bile ders verir"
hayır, abartmıyorum. über bir insan eyleme uzmanı kendisi. o kadar seri ve kılçıksız uyduruyor ki bunları, insanlar inanıyor. ben de bazen lan acaba mı demiyor değilim.
asla böyle olamam, benim insanlara tahammülüm ekside.
şimdi de bimden yeni aldığım 5'li tığ setini deniyorum, tutuşu güzel. 2 sene önce yarım bıraktığım battaniyeyi örmeye döneceğim.
yarın bir yardım kuruluşu için stand açılacakmış. annem hanımın talimatı ile ona götürmek üzere kurabiye yapmam gerekiyor, akşama doğru da onu hallederim diyorum.
kardeşim de okuldan gelince soğuk kahve içmeyi planlıyorum.
bugünü de sorunsuz atlattım mı tamamdır, gün bitti.
devamını gör...
kahve falı bakmaktan zevk alan yazarlar

şu fotoğrafta açık ve net cebeli tarık boğazı var, bacım boğazlarına dikkat et havalar soğuk.

joy division'ın unknown pleasures albüm kapağı... iki şey var, birincisi asla salı gününe geçmeyecek bi pazartesi depresyonun var senin, ikincisi de son zamanlarda aklı başında olan birileriyle muhatap olma kısmın yok gibi.

dikkatli bakarsan boynuzlarıyla baphometi göreceksin. bacım, baphomet'i görünce hemen kötücül şeyler gelmesin aklına... halbuki kendisi sembolizm, ezoterizm, zıtlıkların birliği falan derken gayet komplike bir mevzu, sen de yanlış anlaşılmışsın muhtemelen, ne yazık ki uzunca bi süre bu yanlış anlaşılma devam edecek.
devamını gör...
sözelci olarak yaşamak
tıpçı gibi yaşamaktır, tıpçılar bir nevi sözelcidir aslında.
devamını gör...
kahve falı bakmaktan zevk alan yazarlar
tecavüz kaçınılmazsa zevk alacaksın diyorsun yani, eheh..
devamını gör...
sözelci olarak yaşamak
para üstü alıp verebilecek kadar dört işlem bilgisi varsa gerisi mühim değil. sayısalcıların ne yaptığını da görüyoruz.
devamını gör...
sözelci olarak yaşamak
fena değil ya, hesap makinesi yaygın artık. önemli olan okuduğunu anlamak
devamını gör...
blavatsky okuyup apartmanın ruhani enerjisini bozmak
necronomicon okuyup bütün semtin üstüne leş gibi enerji çöktürsen daha iyi aslında.
devamını gör...
blavatsky okuyup apartmanın ruhani enerjisini bozmak
yıllardır bu apartmandayım. apartman o kadar sakin, o kadar sessiz bi yer ki gelen arkadaşlarım da şaşırıyordu buna...
dün gece biraz zaman ayırıp gizli öğretiye başldım. kitabın daha ilk sayfalarında evrenin kozmik prensipleri, astral planlar, insanlığın kadim bilgeliği falan derken kendimi farklı bir enerjiye bürünmüş olarak okuren buldum... yarın okurum diyerek uyudum, uyumaz olaydım.
sabahın dokuzunda ''senin allah belanı versin...'' diye bi ses duyarak uyandım. başlarda son zamanlarda radiohead dinlediğim için birileri beni aşağılıyor sandım ama hayır, alt katımda oturan tatlı çiftin kavgasın resmen yatağımın ucundan duyuldu ya... yetti mi? hayır. üst komşu halı silkeledi ama öyle böyle bi silkelemek değil, hani halıyı dört beş kişi dövüyo gibi ses çıktı... pat, küt... vallahi birini dövüyorlar sandım...
tekrar uyumayı denerken bu kez ''hayatım şeker de alayım mı?'' diye tok bi adam sesi geldi... sanıyorum ki eşine/sevgilisiyle ciğerleri yırtılırcasına iletişim kuruyorlar bunlar... ''senin hayatına...'' diye içimden geçirmek üzereyken apartmanın başka bir yerinde benim gibi uyumaya çalışan bi abinin ''susun şekerinize...'' diyerek bir şeyler söylediğini duydum... ortalık buz kesti, elimi direkt ağzıma götürerek şaşırdım, öyle bi şaşırış...
bitti mi? nöüüüğ.
apartman wp grubunda aidat tartışması yaşanırken olay başka bi boyuta ilerledi, zemin katın merdiven boşluğuna bisiklet konulmayacak kavgası bayağı çıkışta bekliyorum liseli kavgasına evrildi...
daha da üzücü olan ne biliyo musunuz_ apartmanın bahçesinden sabahtan beri minik bi kedi miyavlaması geliyo... hani böyle o miyavlıyo ben ağlıyorum... öyle içten miyavlıyo ki... sabahtan beri 3 kere indim bakındım yok, ben eve çıkıp camın önüne gelince yine bağırıyo yavrum... bi bulsam onu kaçırıcam organ mafyası gibi... mesela tam bunu yazarken üst katta birisi pata küte şaaak diye bir şey düşürdü yere... hani öyle bi ses oldu ki bir insan, hayvan ya da eşya olamaz bu...
dün gece biraz zaman ayırıp gizli öğretiye başldım. kitabın daha ilk sayfalarında evrenin kozmik prensipleri, astral planlar, insanlığın kadim bilgeliği falan derken kendimi farklı bir enerjiye bürünmüş olarak okuren buldum... yarın okurum diyerek uyudum, uyumaz olaydım.
sabahın dokuzunda ''senin allah belanı versin...'' diye bi ses duyarak uyandım. başlarda son zamanlarda radiohead dinlediğim için birileri beni aşağılıyor sandım ama hayır, alt katımda oturan tatlı çiftin kavgasın resmen yatağımın ucundan duyuldu ya... yetti mi? hayır. üst komşu halı silkeledi ama öyle böyle bi silkelemek değil, hani halıyı dört beş kişi dövüyo gibi ses çıktı... pat, küt... vallahi birini dövüyorlar sandım...
tekrar uyumayı denerken bu kez ''hayatım şeker de alayım mı?'' diye tok bi adam sesi geldi... sanıyorum ki eşine/sevgilisiyle ciğerleri yırtılırcasına iletişim kuruyorlar bunlar... ''senin hayatına...'' diye içimden geçirmek üzereyken apartmanın başka bir yerinde benim gibi uyumaya çalışan bi abinin ''susun şekerinize...'' diyerek bir şeyler söylediğini duydum... ortalık buz kesti, elimi direkt ağzıma götürerek şaşırdım, öyle bi şaşırış...
bitti mi? nöüüüğ.
apartman wp grubunda aidat tartışması yaşanırken olay başka bi boyuta ilerledi, zemin katın merdiven boşluğuna bisiklet konulmayacak kavgası bayağı çıkışta bekliyorum liseli kavgasına evrildi...
daha da üzücü olan ne biliyo musunuz_ apartmanın bahçesinden sabahtan beri minik bi kedi miyavlaması geliyo... hani böyle o miyavlıyo ben ağlıyorum... öyle içten miyavlıyo ki... sabahtan beri 3 kere indim bakındım yok, ben eve çıkıp camın önüne gelince yine bağırıyo yavrum... bi bulsam onu kaçırıcam organ mafyası gibi... mesela tam bunu yazarken üst katta birisi pata küte şaaak diye bir şey düşürdü yere... hani öyle bi ses oldu ki bir insan, hayvan ya da eşya olamaz bu...
devamını gör...
sözelci olarak yaşamak
devamını gör...
sözelci olarak yaşamak
dört işlem harici işlemler oluyor ya! hani kök mök içinde x mix oluyor, onları kesirle bölüp bi de üslü sayısı filan oluyor, orada sanki latin alfabesiyle yazılmamış hiç bilmediğim bir dildeki bir metine bakarmış gibi hissediyorum ben! çok üzülüyorum kendime!
devamını gör...
sivri zeka
türklerin yapay ve süper zeka'ya karşı geliştirdiği, içeriğinin kimsenin bilmediği ve anlayamadığı bilişim teknolojisi.
devamını gör...
uzun yaşamın sırrı
sağlıklı ye.
iç (az)
gez (hareket et)
eğlen
kafana takma
bu kadar.
çok basit aslında.
basitliğe ulaşmak zor geliyor insanlara.
iç (az)
gez (hareket et)
eğlen
kafana takma
bu kadar.
çok basit aslında.
basitliğe ulaşmak zor geliyor insanlara.
devamını gör...
hallowed be thy name
hiç kimse bahsetmemiş ben bahsedeyim. bu şarkının cradle of filth, machine head ve iced earth coverlarıbulunmaktadır. en azından benim bildiklerim bunlar. üçü de birbirinden güzel coverlar.
cradle of filth
machine head
iced earth
cradle of filth
machine head
iced earth
devamını gör...
normal sözlük'e bir daha gelinse alınacak nickler
krallık geçici bir görev değil bildiğim kadarıyla*
zaten arthur'umdan kopamam.
yine aynısını rica ederdim yoldaş'tan.
zaten arthur'umdan kopamam.
yine aynısını rica ederdim yoldaş'tan.
devamını gör...



