zaman tüneli
evli olduğu halde sözlükte takılan erkek
ne iştir anlam verilmeyendir. evli barklı adamsın kardeşim ne işin var senin sözlükle mözlükle. sen çoluğunun çocuğunun rızkı için adam gibi çalış çabala. böyle şer yuvalarından uzak dur. bana kalsa sözlükten atarım bunları.
devamını gör...
sözlük üyeliğinde medeni durum belgesi talep edilmesi
devamını gör...
chp'li teyzeler mi döver akp'li teyzeler mi
valla helal olsun. bence döven chp'li x.com/xrotanews/status/2103...
devamını gör...
sözlük üyeliğinde medeni durum belgesi talep edilmesi
cinsiyetini kız yapıp erkek çıkanlara bir yaptırım uygulanacak mı peki?
devamını gör...
seni ailemle tanıştırmak istiyorum diyen sözlükteki flört
karısı ve çocukları ile tanıştırdı, hepsi çok tatlı insanlar.
devamını gör...
sözlük üyeliğinde medeni durum belgesi talep edilmesi
medeni hâl: ölümcül dozda bekar.
devamını gör...
sözlük üyeliğinde medeni durum belgesi talep edilmesi
son olaylardan sonra gerekli olandır.
adli sicil belgesi de şart.
adli sicil belgesi de şart.
devamını gör...
arzu edilene ulaşıldığında anlamını yitirmesi
insanın çoğu zaman istediği şeyin kendisini değil, ona ulaşma ihtimalini sevmesi. çünkü arzu dediğin şey uzaktayken güzeldir. kafanda büyütürsün, anlam yüklersin, geceleri onu düşünürsün. "bir gün buna sahip olursam..." diye başlayan cümlelerle kendine küçük bir gelecek inşa edersin. sonra gün gelir, gerçekten sahip olursun. ve garip bir şekilde hiçbir şey olmaz. hatta bazen daha kötüsü olur: eskiden uğruna delirdiğin şey, eline geçtiği anda sıradanlaşır. çünkü artık hayal değildir. ulaşılabilir hale gelmiştir. gizemi bitmiş, ihtimaller tükenmiştir. belki de insanı mutlu eden şey sahip olmak değil, sahip olabileceğine inanmaktır. bu yüzden bazı insanlar istediği kadını/erkeği elde edince soğur, bazıları hayalini kurduğu şehre taşınınca oradan nefret etmeye başlar, bazıları yıllarca uğruna çalıştığı mevkiye geldiğinde "ee, şimdi ne olacak?" diye tavana bakar.
çünkü hedefe varınca yolun bahanesi de ortadan kalkar. en acısı da şu galiba: bazen bütün hayatımızı ulaşmak istediğimiz şeylere göre kuruyoruz, ama ulaştığımızda kendimize dönüp "ben aslında bunu mu istiyordum?" diye soruyoruz. belki de mesele arzu ettiğimiz şeye sahip olmak değil. ona sahip olabilecek biri olduğumuzu kendimize kanıtlamak. sonra kanıt bitiyor. geriye sadece boşluk kalıyor.
çünkü hedefe varınca yolun bahanesi de ortadan kalkar. en acısı da şu galiba: bazen bütün hayatımızı ulaşmak istediğimiz şeylere göre kuruyoruz, ama ulaştığımızda kendimize dönüp "ben aslında bunu mu istiyordum?" diye soruyoruz. belki de mesele arzu ettiğimiz şeye sahip olmak değil. ona sahip olabilecek biri olduğumuzu kendimize kanıtlamak. sonra kanıt bitiyor. geriye sadece boşluk kalıyor.
devamını gör...
evli olduğu halde sözlükte takılan erkek
arkadaşlar benim kocam da burada kayboldu, elden ele yayabilir miyiz herkes dm'lerini kontrol etsin. adı hikmet, kel.
devamını gör...
evli olduğu halde sözlükte takılan erkek
devamını gör...
normal sözlük yazarlarının karalama defteri
ayrı kalınca daha iyi anlıyor insan. bazı şehirler ve bazı insanlar birleştiğinde bir harita değil, bir hafıza oluşturuyor. aylar sonra yeniden aynı adımı aynı ritimle atmak, sadece bir insana değil, o insanın sende bıraktığı sokaklara da geri dönmekmiş meğer. istanbul hâlâ aynı yerinde duruyordu ama seninle yürümeyince hepsi biraz eksik, biraz dilsizdi.
istiklal’in o kendine has karmaşası kalabalığın uğultusu, tramvayın uzaktan gelen tanıdık sesi ve taş binaların arasından süzülen rüzgar...
her şey bıraktığımız gibi ama bir o kadar da yenilenmiş. o eski kara fırın simitçisi duruyor mu acaba? çıtır simidin ve taze çayın kokusuyla demlenen o sabah kahvaltısının tadı, sadece damağımızda değil, anılarımızda da kaldı.. masanın altına yanaşıp kendini sevdiren, o dünyadan bihaber tüy yumağı kediyi okşarken göz göze geldiğimiz an, zamanın aslında hiç akmadığını, sadece bizim için biraz beklediğini hissettim.
sokaklar uzadıkça hatıralar derinleşti; çakmakçılar yokuşu’nun o dik, yorucu ama bir o kadar da yaşanmışlık kokan adımlarında kaybolmuştuk. tahtakale’nin esnaf sesleriyle, baharat kokularıyla ve hiç bitmeyen hareketliliğiyle örülü dokusunda dolaşırken anladım ki,biz aslında ayrı kaldığımız zaman boyunca bu sokakların sessizliğinde birbirimizi beklemişiz.
istiklal’in o kendine has karmaşası kalabalığın uğultusu, tramvayın uzaktan gelen tanıdık sesi ve taş binaların arasından süzülen rüzgar...
her şey bıraktığımız gibi ama bir o kadar da yenilenmiş. o eski kara fırın simitçisi duruyor mu acaba? çıtır simidin ve taze çayın kokusuyla demlenen o sabah kahvaltısının tadı, sadece damağımızda değil, anılarımızda da kaldı.. masanın altına yanaşıp kendini sevdiren, o dünyadan bihaber tüy yumağı kediyi okşarken göz göze geldiğimiz an, zamanın aslında hiç akmadığını, sadece bizim için biraz beklediğini hissettim.
sokaklar uzadıkça hatıralar derinleşti; çakmakçılar yokuşu’nun o dik, yorucu ama bir o kadar da yaşanmışlık kokan adımlarında kaybolmuştuk. tahtakale’nin esnaf sesleriyle, baharat kokularıyla ve hiç bitmeyen hareketliliğiyle örülü dokusunda dolaşırken anladım ki,biz aslında ayrı kaldığımız zaman boyunca bu sokakların sessizliğinde birbirimizi beklemişiz.
devamını gör...
milli park
aşkın bitip alışmanın hakim olduğu ilişki türü.
devamını gör...
kurşunun değdiği yerde heves kalmıştır
devamını gör...
renault megane
bok gibi araba. 2026 modeliyle uzun yola çıkmak zorunda kaldım. sürüş keyfi rezil. yüksek hızlarda direksiyon titremesini hissediyorsun. tablet ve gösterge kısmı tamamen facia. araba yürüyen bir demir yığını sadece.
devamını gör...
her temas bir iz bırakır
şarkıdaki gibi kurşunun değdiği yerde heves kalmıştır. adli tıp açısından mesele iz bırakmamak değil izleri kirletmektir. sağlıklı sonuç yoksa şüpheli sonuçlar ortaya çıkar ve bizim ceza hukukumuzda şüphede sanık yararlanır. ceza davalarında kıyas yoktur. ya ispatlarsın ya da bırakırsın gider.
(bkz: eskidendi eskiden)*
(bkz: eskidendi eskiden)*
devamını gör...
evli olduğu halde sözlükte takılan erkek
devamını gör...





