zaman tüneli
poine
ben bile özür diledim. gebertirim bak sizi.
bu gacıya, kimse bulaşmayacdfsafd
götü yiyenin, hayatını karartırım. alt yazısındaki 'fuck' çevirisi olurum.fdgdfgdf
bu gacıya, kimse bulaşmayacdfsafd
götü yiyenin, hayatını karartırım. alt yazısındaki 'fuck' çevirisi olurum.fdgdfgdf
devamını gör...
ekonovich'in sözlük içi kavgalarında duyarsız kalması
bence eko sonunda buradan bir hatun düşürdü. şu an whatsap'ta, telegram'da, dm'lerde yeni manitasıyla aşk nameleri terennüm ediyor. ben kendimden biliyorum, 6 senede bir ilişki yapınca, insan öyle sanat, felsefe gibi ulvi konularla ilgilenmiyor. hariçteki kavgalara da müdahil olmuyor. yoksa benim bildiğim eko, gelen hıyara tuz gölü ile koşardı. hasılı kelam, eko'yu kaybettik arkadaşlar.
devamını gör...
kendime notlar
versiyon 2.
kombinin hafif uğultusu kesildi az önce.
bir sessizlik oldu evin içinde.
öyle büyük bir sessizlik değil.
ama hemen fark ettim.
son zamanlarda gereksiz şeyleri bile fark etmeye başladım.
eskiden fark etmediğim şeyleri.
çok uzaklarda havlayan köpeği,
karşı binadaki adamın her akşam aynı saatte perdeyi kapatmasını,
sokağın köşesindeki lambanın yağmur başlayınca titremesini,
yağmurdan kaçan insanların şemsiyelerinin renklerini,
kendi nefesimi bile...
insan ne zaman böyle biri oluyor?
balkona çıkıyorum.
gökyüzü bütün sularını boşaltmak için bu geceyi seçmiş sanki.
yağmur, karşı apartmanın camlarında ince çizgiler bırakıyor.
bazı pencerelerde ışık var.
o ışıklara bakıyorum uzun uzun.
insanların içeride bir hayatı var.
bunu düşünmek hep hoşuma gitmiştir önceleri.
ama bu gece canımı sıkıyor.
çünkü eskiden benim de bir hayatım vardı.
yok, vardı demek yanlış.
hâlâ var.
sadece içinde ben ne kadar varım, bilmiyorum.
gece otobüslerin camlarına yaslanan yorgun başlar geçiyor aşağıdan.
bir an, herhangi bir otobüse binip son durağa kadar gitmek geliyor içimden.
nereye gittiğimin önemi yok.
sonra düşünüyorum:
son durağa gelince ne yapacağım?
huzursuzlanıyorum.
insan bazen gitmek istemiyor aslında.
sadece bulunduğu yerde kalmak istemiyor.
benimki de biraz böyle.
ben unuttum.
hayır.
unutmadın.
ama özlemiyorum.
insanın kendi kendine yalan söylemesi ne kadar kolay.
kimseye yakalanmıyor çünkü.
telefonu elime alıyorum.
ekranı açıyorum.
bir isim arıyorum.
sonra hiçbir şey yazmadan kapatıyorum.
ne diyeceğim?
ne söylesem aslında söylemek istediğim şeyin yanında çok küçük kalacak.
telefonu masaya bırakıyorum.
açık kalan pencereden serin bir rüzgâr giriyor.
masanın üzerindeki kâğıtları havalandırıp yere çarpıyor.
yerimden kalkıyorum ama toplamıyorum.
bırakıyorum öylece.
belki sabah toplarım.
belki hiç toplamam.
bazı şeyleri yerde bırakmak daha kolay geliyor bana.
çünkü kaldırdığım zaman
nereye koyacağımı bilmediğim çok şey var.
karşı apartmanda bir ışık daha söndü.
ben hâlâ buradayım.
bunu bazen seviyorum.
kimsenin benden bir şey beklememesini,
kimseye açıklama yapmak zorunda olmamayı,
istediğim saatte uyuyup istediğim saatte uyanmayı...
sonra korkuyorum bundan.
çünkü insanın hayatında kimse bir şey beklemiyorsa
insan kendisinden ne bekleyeceğini de unutuyor.
belki gitmeliyim.
nereye?
belki bir sabah uyanıp başka bir şehirde yaşamalıyım.
denize yakın.
daha küçük bir ev.
daha az eşya.
daha az geçmiş.
sonra düşünüyorum,
geçmişi bir valize koyup götürebilir miyim başka bir şehre?
pek tabi götürebilirim bence.
ben nereye gidersem gideyim
aynı adam da benimle gelecek o zaman?
bunu bilmek kötü.
bir yandan da rahatlatıyor.
demek mesele şehir değil.
demek mesele ev değil.
demek mesele...
cümleyi tamamlamıyorum.
çünkü bazı cümleler tamamlandığında
insan artık onlardan kaçamıyor.
yağmur biraz hafifliyor.
kombinin sesi yeniden geliyor.
ev yine sesine kavuşuyor.
içeri girsem iyi olacak.
üşüdüm sanki.
hani sen hiç üşümezdin, caka satardın ya insanlara hep, diye kızıyorum kendime.
tamam tamam kızma hemen, girmiyorum.
ben biraz daha oturacağım, sen git istersen.
belki bir şey değişir diye değil.
hiçbir şeyin değişmeyeceğini bildiğim hâlde
burada oturmayı seçtiğim için.
kombinin hafif uğultusu kesildi az önce.
bir sessizlik oldu evin içinde.
öyle büyük bir sessizlik değil.
ama hemen fark ettim.
son zamanlarda gereksiz şeyleri bile fark etmeye başladım.
eskiden fark etmediğim şeyleri.
çok uzaklarda havlayan köpeği,
karşı binadaki adamın her akşam aynı saatte perdeyi kapatmasını,
sokağın köşesindeki lambanın yağmur başlayınca titremesini,
yağmurdan kaçan insanların şemsiyelerinin renklerini,
kendi nefesimi bile...
insan ne zaman böyle biri oluyor?
balkona çıkıyorum.
gökyüzü bütün sularını boşaltmak için bu geceyi seçmiş sanki.
yağmur, karşı apartmanın camlarında ince çizgiler bırakıyor.
bazı pencerelerde ışık var.
o ışıklara bakıyorum uzun uzun.
insanların içeride bir hayatı var.
bunu düşünmek hep hoşuma gitmiştir önceleri.
ama bu gece canımı sıkıyor.
çünkü eskiden benim de bir hayatım vardı.
yok, vardı demek yanlış.
hâlâ var.
sadece içinde ben ne kadar varım, bilmiyorum.
gece otobüslerin camlarına yaslanan yorgun başlar geçiyor aşağıdan.
bir an, herhangi bir otobüse binip son durağa kadar gitmek geliyor içimden.
nereye gittiğimin önemi yok.
sonra düşünüyorum:
son durağa gelince ne yapacağım?
huzursuzlanıyorum.
insan bazen gitmek istemiyor aslında.
sadece bulunduğu yerde kalmak istemiyor.
benimki de biraz böyle.
ben unuttum.
hayır.
unutmadın.
ama özlemiyorum.
insanın kendi kendine yalan söylemesi ne kadar kolay.
kimseye yakalanmıyor çünkü.
telefonu elime alıyorum.
ekranı açıyorum.
bir isim arıyorum.
sonra hiçbir şey yazmadan kapatıyorum.
ne diyeceğim?
ne söylesem aslında söylemek istediğim şeyin yanında çok küçük kalacak.
telefonu masaya bırakıyorum.
açık kalan pencereden serin bir rüzgâr giriyor.
masanın üzerindeki kâğıtları havalandırıp yere çarpıyor.
yerimden kalkıyorum ama toplamıyorum.
bırakıyorum öylece.
belki sabah toplarım.
belki hiç toplamam.
bazı şeyleri yerde bırakmak daha kolay geliyor bana.
çünkü kaldırdığım zaman
nereye koyacağımı bilmediğim çok şey var.
karşı apartmanda bir ışık daha söndü.
ben hâlâ buradayım.
bunu bazen seviyorum.
kimsenin benden bir şey beklememesini,
kimseye açıklama yapmak zorunda olmamayı,
istediğim saatte uyuyup istediğim saatte uyanmayı...
sonra korkuyorum bundan.
çünkü insanın hayatında kimse bir şey beklemiyorsa
insan kendisinden ne bekleyeceğini de unutuyor.
belki gitmeliyim.
nereye?
belki bir sabah uyanıp başka bir şehirde yaşamalıyım.
denize yakın.
daha küçük bir ev.
daha az eşya.
daha az geçmiş.
sonra düşünüyorum,
geçmişi bir valize koyup götürebilir miyim başka bir şehre?
pek tabi götürebilirim bence.
ben nereye gidersem gideyim
aynı adam da benimle gelecek o zaman?
bunu bilmek kötü.
bir yandan da rahatlatıyor.
demek mesele şehir değil.
demek mesele ev değil.
demek mesele...
cümleyi tamamlamıyorum.
çünkü bazı cümleler tamamlandığında
insan artık onlardan kaçamıyor.
yağmur biraz hafifliyor.
kombinin sesi yeniden geliyor.
ev yine sesine kavuşuyor.
içeri girsem iyi olacak.
üşüdüm sanki.
hani sen hiç üşümezdin, caka satardın ya insanlara hep, diye kızıyorum kendime.
tamam tamam kızma hemen, girmiyorum.
ben biraz daha oturacağım, sen git istersen.
belki bir şey değişir diye değil.
hiçbir şeyin değişmeyeceğini bildiğim hâlde
burada oturmayı seçtiğim için.
devamını gör...
şup şup engellemeden sözlükte takılma rehberi
#4073199 ulan dünya kupasından tırt bir biçimde elenen milli takıma bile villa prim verdiniz, bize iki kelamı mı çok gördünüz? dısısısı.
devamını gör...
tuvalet fırçası tasarlamak
evet yeni hedefim. devrim yaratacağım.
nasıl ki diş fırçası tasarımıyla devrim yaarattılar. ben de tuvalet fırçasıyla devrim yaratacağım.
66 milyar türk lirası kazanacağım.
fona yatırıp bir gecede 166 milyar türk lirası yapacağım.
üretime katkıda bulunduğum için enflasyonu düşüreceğim.
fondaki paramı çekerek küçük yatırımcı gariban halkı da tokatlayarak üretime iteceğim.
öyle büyük hedeflerim var benim.
ayrıca
pazartesi düğünüm var.
ne zaman?
cuma
ne zaman? cuma mı? pazartesi mi?
cuma.
siktir git.
nasıl ki diş fırçası tasarımıyla devrim yaarattılar. ben de tuvalet fırçasıyla devrim yaratacağım.
66 milyar türk lirası kazanacağım.
fona yatırıp bir gecede 166 milyar türk lirası yapacağım.
üretime katkıda bulunduğum için enflasyonu düşüreceğim.
fondaki paramı çekerek küçük yatırımcı gariban halkı da tokatlayarak üretime iteceğim.
öyle büyük hedeflerim var benim.
ayrıca
pazartesi düğünüm var.
ne zaman?
cuma
ne zaman? cuma mı? pazartesi mi?
cuma.
siktir git.
devamını gör...
şup şup engellemeden sözlükte takılma rehberi
la hadi git. aptal aptal haller hareketler. sudoku bile pişman olmuştur seni tanımaktan fdsfsdf
devamını gör...
mirenox (yazar)
kızdır umarım. yeni kan aranıyor, aynen.
devamını gör...
ekonovich'in sözlük içi kavgalarında duyarsız kalması
anca midi bilmem ne başlıklarında kan pompalaması yaşasın. hücrelerine kan gitsin. sısııss
seni kulağı kesik.. mendebur senii..
burada kan gövdeyi götürsün.. adamda tık yok yaa.
rahatlığa gel. sısısıs
seni kulağı kesik.. mendebur senii..
burada kan gövdeyi götürsün.. adamda tık yok yaa.
rahatlığa gel. sısısıs
devamını gör...
mirenox (yazar)
hoş gelmiş yazar adayı. inşallah kızdır
devamını gör...
tuvalet fırçası
tuvaletin kendisinden sonra gelen en önemli icat.
devamını gör...
sup şup'un rota yeniden oluşturuldu bildirimi
herkes niye şup şupa saldırıyor la? bebeyi yalnız mı buldunuz, topluca üstüne çullanmışsınız. sen rahat ol şup şup, arkanda 3. dan muay thai ve kickboks erbabı var.
devamını gör...
şup şup engellemeden sözlükte takılma rehberi
şarap’tayım. gerizekalılar, hepinizden tissssskiniyorum, evet.
devamını gör...
lucifer (yazar)
s. git len sende. buse ne işportacı gibi fdsfsd
düşük zekalı fake yazar sevmiyorum ben.
düşük zekalı fake yazar sevmiyorum ben.
devamını gör...
sup şup'un rota yeniden oluşturuldu bildirimi
#4073188 herkesi kendisi gibi bir şey ispatlamaya çalışıyor sanıyor garibim. kimseye bir şey sormama gerek yok. zaten ona buna sor diyerek, bu ispat çabanla nasıl bir pick me girl olduğunu da ortaya koyuyorsun. tamam. en haklı sensin, herkes seni seçsin.
devamını gör...
kedi bokunun çok overrrated bir hadise olması
#4073193
zorunda kalınca öyle bir yapıyorsun ki hocam...
zorunda kalınca öyle bir yapıyorsun ki hocam...
devamını gör...
hasan mezarcı'nın 3 adet burcu lanetli ilan etmesi
*
devamını gör...
sup şup'un rota yeniden oluşturuldu bildirimi
üç vakte kadar bana da saracak new age hatunlardan öyle bir bilgi aldım. direkt kozmostan geliyormuş bilmiyorum. ben allah'çıyım kardeşim başkasını bilmem favori ilahim o. öyle büyüdük zaten.
sudoku bacı gibi neys' diyorum. umarım neyse anlamına geliyordur, umarım alamanca da bir küfür ya da başka bir galakside savaş başlatacak bir kelime değildir.
umursamam ben. sallar geçer. polemiği sürdürerek istediğini veremem.
dostum günün kötü geçiyorsa sözlüğe kusma, insanları sinir etme amacı gütme. hoş değil.
ha bir zahmet sözlük kızlarını üzerime doğru ürküt. korkarlarsa sarılırlar bana <333
sudoku bacı gibi neys' diyorum. umarım neyse anlamına geliyordur, umarım alamanca da bir küfür ya da başka bir galakside savaş başlatacak bir kelime değildir.
umursamam ben. sallar geçer. polemiği sürdürerek istediğini veremem.
dostum günün kötü geçiyorsa sözlüğe kusma, insanları sinir etme amacı gütme. hoş değil.
ha bir zahmet sözlük kızlarını üzerime doğru ürküt. korkarlarsa sarılırlar bana <333
devamını gör...
kedi bokunun çok overrrated bir hadise olması
insan sevdiğinin bokunu küremez mi.. sorarım.. safdfsfdsf
devamını gör...
