zaman tüneli
normal sözlük normal bir yer mi sorunsalı
travmalarımın depreştiği bir yer. şuraya geldiğimden beri kavga var. biri bitiyor biri başlıyor. lan kavga da akp gibi olmuş amk. tamam bu sefer bitti diyorsun, bi bakıyorsun yine sol frame'de.
devamını gör...
vich ekonovich
tamamıyla anlamsız bir başlık.
hangi ekonovich anlamına geliyor.
hangi ekonovich anlamına geliyor.
devamını gör...
ekonovich'in sözlük içi kavgalarında duyarsız kalması
ya ben sura üfler kenardan izlerim. zaten kadın ve gay kavgalarinda ne işim var. çoğunu okumuyorum bile.
zugra biraz sert, onun çakışlari hoşuma gitti
midi benim kardeşim bi kere .s
zugra biraz sert, onun çakışlari hoşuma gitti
midi benim kardeşim bi kere .s
devamını gör...
busemuse (yazar)
#4073214
ben sana bunlara uyma demedim mi minnoşum, pamuk kalplim.bunların gazına gelip de kendini yorma.
ben sana bunlara uyma demedim mi minnoşum, pamuk kalplim.bunların gazına gelip de kendini yorma.
devamını gör...
pick mi girl olmak için gerekli şeyler
poine isimli yazardan öğrenilmesi gereken meziyetler. ben bilmem.
devamını gör...
tuvalet fırçası tasarlamak
oto yıkamada dönen arabayı çizmeyen fircalardan taharet otomatı iyi satar.
devamını gör...
ekonovich'in sözlük içi kavgalarında duyarsız kalması
köpekk.. midi'ye rakı olmuş. çok net ki ben deli divane destekliyorum kendisini.
iyi adam. böyle bir şey lazımdı kendisine.
evlenirse, alnını öper çeyreğimi takarım fsdfsdf
iyi adam. böyle bir şey lazımdı kendisine.
evlenirse, alnını öper çeyreğimi takarım fsdfsdf
devamını gör...
pollyanna jager içince
akp'ye güzelleme yapıyor.
devamını gör...
milleti tokatlayarak üretime itip enflasyonu düşürmek
gel de bunu bu millete anlat.
devamını gör...
milleti tokatlayarak üretime itip enflasyonu düşürmek
bir akp projesi.
devamını gör...
poine
ben bile özür diledim. gebertirim bak sizi.
bu gacıya, kimse bulaşmayacdfsafd
götü yiyenin, hayatını karartırım. alt yazısındaki 'fuck' çevirisi olurum.fdgdfgdf
bu gacıya, kimse bulaşmayacdfsafd
götü yiyenin, hayatını karartırım. alt yazısındaki 'fuck' çevirisi olurum.fdgdfgdf
devamını gör...
ekonovich'in sözlük içi kavgalarında duyarsız kalması
bence eko sonunda buradan bir hatun düşürdü. şu an whatsap'ta, telegram'da, dm'lerde yeni manitasıyla aşk nameleri terennüm ediyor. ben kendimden biliyorum, 6 senede bir ilişki yapınca, insan öyle sanat, felsefe gibi ulvi konularla ilgilenmiyor. hariçteki kavgalara da müdahil olmuyor. yoksa benim bildiğim eko, gelen hıyara tuz gölü ile koşardı. hasılı kelam, eko'yu kaybettik arkadaşlar.
devamını gör...
kendime notlar
versiyon 2.
kombinin hafif uğultusu kesildi az önce.
bir sessizlik oldu evin içinde.
öyle büyük bir sessizlik değil.
ama hemen fark ettim.
son zamanlarda gereksiz şeyleri bile fark etmeye başladım.
eskiden fark etmediğim şeyleri.
çok uzaklarda havlayan köpeği,
karşı binadaki adamın her akşam aynı saatte perdeyi kapatmasını,
sokağın köşesindeki lambanın yağmur başlayınca titremesini,
yağmurdan kaçan insanların şemsiyelerinin renklerini,
kendi nefesimi bile...
insan ne zaman böyle biri oluyor?
balkona çıkıyorum.
gökyüzü bütün sularını boşaltmak için bu geceyi seçmiş sanki.
yağmur, karşı apartmanın camlarında ince çizgiler bırakıyor.
bazı pencerelerde ışık var.
o ışıklara bakıyorum uzun uzun.
insanların içeride bir hayatı var.
bunu düşünmek hep hoşuma gitmiştir önceleri.
ama bu gece canımı sıkıyor.
çünkü eskiden benim de bir hayatım vardı.
yok, vardı demek yanlış.
hâlâ var.
sadece içinde ben ne kadar varım, bilmiyorum.
gece otobüslerin camlarına yaslanan yorgun başlar geçiyor aşağıdan.
bir an, herhangi bir otobüse binip son durağa kadar gitmek geliyor içimden.
nereye gittiğimin önemi yok.
sonra düşünüyorum:
son durağa gelince ne yapacağım?
huzursuzlanıyorum.
insan bazen gitmek istemiyor aslında.
sadece bulunduğu yerde kalmak istemiyor.
benimki de biraz böyle.
ben unuttum.
hayır.
unutmadın.
ama özlemiyorum.
insanın kendi kendine yalan söylemesi ne kadar kolay.
kimseye yakalanmıyor çünkü.
telefonu elime alıyorum.
ekranı açıyorum.
bir isim arıyorum.
sonra hiçbir şey yazmadan kapatıyorum.
ne diyeceğim?
ne söylesem aslında söylemek istediğim şeyin yanında çok küçük kalacak.
telefonu masaya bırakıyorum.
açık kalan pencereden serin bir rüzgâr giriyor.
masanın üzerindeki kâğıtları havalandırıp yere çarpıyor.
yerimden kalkıyorum ama toplamıyorum.
bırakıyorum öylece.
belki sabah toplarım.
belki hiç toplamam.
bazı şeyleri yerde bırakmak daha kolay geliyor bana.
çünkü kaldırdığım zaman
nereye koyacağımı bilmediğim çok şey var.
karşı apartmanda bir ışık daha söndü.
ben hâlâ buradayım.
bunu bazen seviyorum.
kimsenin benden bir şey beklememesini,
kimseye açıklama yapmak zorunda olmamayı,
istediğim saatte uyuyup istediğim saatte uyanmayı...
sonra korkuyorum bundan.
çünkü insanın hayatında kimse bir şey beklemiyorsa
insan kendisinden ne bekleyeceğini de unutuyor.
belki gitmeliyim.
nereye?
belki bir sabah uyanıp başka bir şehirde yaşamalıyım.
denize yakın.
daha küçük bir ev.
daha az eşya.
daha az geçmiş.
sonra düşünüyorum,
geçmişi bir valize koyup götürebilir miyim başka bir şehre?
pek tabi götürebilirim bence.
ben nereye gidersem gideyim
aynı adam da benimle gelecek o zaman?
bunu bilmek kötü.
bir yandan da rahatlatıyor.
demek mesele şehir değil.
demek mesele ev değil.
demek mesele...
cümleyi tamamlamıyorum.
çünkü bazı cümleler tamamlandığında
insan artık onlardan kaçamıyor.
yağmur biraz hafifliyor.
kombinin sesi yeniden geliyor.
ev yine sesine kavuşuyor.
içeri girsem iyi olacak.
üşüdüm sanki.
hani sen hiç üşümezdin, caka satardın ya insanlara hep, diye kızıyorum kendime.
tamam tamam kızma hemen, girmiyorum.
ben biraz daha oturacağım, sen git istersen.
belki bir şey değişir diye değil.
hiçbir şeyin değişmeyeceğini bildiğim hâlde
burada oturmayı seçtiğim için.
kombinin hafif uğultusu kesildi az önce.
bir sessizlik oldu evin içinde.
öyle büyük bir sessizlik değil.
ama hemen fark ettim.
son zamanlarda gereksiz şeyleri bile fark etmeye başladım.
eskiden fark etmediğim şeyleri.
çok uzaklarda havlayan köpeği,
karşı binadaki adamın her akşam aynı saatte perdeyi kapatmasını,
sokağın köşesindeki lambanın yağmur başlayınca titremesini,
yağmurdan kaçan insanların şemsiyelerinin renklerini,
kendi nefesimi bile...
insan ne zaman böyle biri oluyor?
balkona çıkıyorum.
gökyüzü bütün sularını boşaltmak için bu geceyi seçmiş sanki.
yağmur, karşı apartmanın camlarında ince çizgiler bırakıyor.
bazı pencerelerde ışık var.
o ışıklara bakıyorum uzun uzun.
insanların içeride bir hayatı var.
bunu düşünmek hep hoşuma gitmiştir önceleri.
ama bu gece canımı sıkıyor.
çünkü eskiden benim de bir hayatım vardı.
yok, vardı demek yanlış.
hâlâ var.
sadece içinde ben ne kadar varım, bilmiyorum.
gece otobüslerin camlarına yaslanan yorgun başlar geçiyor aşağıdan.
bir an, herhangi bir otobüse binip son durağa kadar gitmek geliyor içimden.
nereye gittiğimin önemi yok.
sonra düşünüyorum:
son durağa gelince ne yapacağım?
huzursuzlanıyorum.
insan bazen gitmek istemiyor aslında.
sadece bulunduğu yerde kalmak istemiyor.
benimki de biraz böyle.
ben unuttum.
hayır.
unutmadın.
ama özlemiyorum.
insanın kendi kendine yalan söylemesi ne kadar kolay.
kimseye yakalanmıyor çünkü.
telefonu elime alıyorum.
ekranı açıyorum.
bir isim arıyorum.
sonra hiçbir şey yazmadan kapatıyorum.
ne diyeceğim?
ne söylesem aslında söylemek istediğim şeyin yanında çok küçük kalacak.
telefonu masaya bırakıyorum.
açık kalan pencereden serin bir rüzgâr giriyor.
masanın üzerindeki kâğıtları havalandırıp yere çarpıyor.
yerimden kalkıyorum ama toplamıyorum.
bırakıyorum öylece.
belki sabah toplarım.
belki hiç toplamam.
bazı şeyleri yerde bırakmak daha kolay geliyor bana.
çünkü kaldırdığım zaman
nereye koyacağımı bilmediğim çok şey var.
karşı apartmanda bir ışık daha söndü.
ben hâlâ buradayım.
bunu bazen seviyorum.
kimsenin benden bir şey beklememesini,
kimseye açıklama yapmak zorunda olmamayı,
istediğim saatte uyuyup istediğim saatte uyanmayı...
sonra korkuyorum bundan.
çünkü insanın hayatında kimse bir şey beklemiyorsa
insan kendisinden ne bekleyeceğini de unutuyor.
belki gitmeliyim.
nereye?
belki bir sabah uyanıp başka bir şehirde yaşamalıyım.
denize yakın.
daha küçük bir ev.
daha az eşya.
daha az geçmiş.
sonra düşünüyorum,
geçmişi bir valize koyup götürebilir miyim başka bir şehre?
pek tabi götürebilirim bence.
ben nereye gidersem gideyim
aynı adam da benimle gelecek o zaman?
bunu bilmek kötü.
bir yandan da rahatlatıyor.
demek mesele şehir değil.
demek mesele ev değil.
demek mesele...
cümleyi tamamlamıyorum.
çünkü bazı cümleler tamamlandığında
insan artık onlardan kaçamıyor.
yağmur biraz hafifliyor.
kombinin sesi yeniden geliyor.
ev yine sesine kavuşuyor.
içeri girsem iyi olacak.
üşüdüm sanki.
hani sen hiç üşümezdin, caka satardın ya insanlara hep, diye kızıyorum kendime.
tamam tamam kızma hemen, girmiyorum.
ben biraz daha oturacağım, sen git istersen.
belki bir şey değişir diye değil.
hiçbir şeyin değişmeyeceğini bildiğim hâlde
burada oturmayı seçtiğim için.
devamını gör...
şup şup engellemeden sözlükte takılma rehberi
#4073199 ulan dünya kupasından tırt bir biçimde elenen milli takıma bile villa prim verdiniz, bize iki kelamı mı çok gördünüz? dısısısı.
devamını gör...
tuvalet fırçası tasarlamak
evet yeni hedefim. devrim yaratacağım.
nasıl ki diş fırçası tasarımıyla devrim yaarattılar. ben de tuvalet fırçasıyla devrim yaratacağım.
66 milyar türk lirası kazanacağım.
fona yatırıp bir gecede 166 milyar türk lirası yapacağım.
üretime katkıda bulunduğum için enflasyonu düşüreceğim.
fondaki paramı çekerek küçük yatırımcı gariban halkı da tokatlayarak üretime iteceğim.
öyle büyük hedeflerim var benim.
ayrıca
pazartesi düğünüm var.
ne zaman?
cuma
ne zaman? cuma mı? pazartesi mi?
cuma.
siktir git.
nasıl ki diş fırçası tasarımıyla devrim yaarattılar. ben de tuvalet fırçasıyla devrim yaratacağım.
66 milyar türk lirası kazanacağım.
fona yatırıp bir gecede 166 milyar türk lirası yapacağım.
üretime katkıda bulunduğum için enflasyonu düşüreceğim.
fondaki paramı çekerek küçük yatırımcı gariban halkı da tokatlayarak üretime iteceğim.
öyle büyük hedeflerim var benim.
ayrıca
pazartesi düğünüm var.
ne zaman?
cuma
ne zaman? cuma mı? pazartesi mi?
cuma.
siktir git.
devamını gör...
şup şup engellemeden sözlükte takılma rehberi
la hadi git. aptal aptal haller hareketler. sudoku bile pişman olmuştur seni tanımaktan fdsfsdf
devamını gör...
poine
hem ben hem opelina kızdan özür diledik.
ortalığı yakıp durmayın artık.
ortalığı yakıp durmayın artık.
devamını gör...
mirenox (yazar)
kızdır umarım. yeni kan aranıyor, aynen.
devamını gör...
