zaman tüneli
pişman olmak isteyenlere tavsiyeler
burada yazılanları dinleyin.
gönül ilişkilerinde gurur olmaz. en fazla mantık olur. gurur yapıp küçük oyunlar oynayın ve sevdiğiniz insanı nasıl kaybettiğinizi görün*
gönül ilişkilerinde gurur olmaz. en fazla mantık olur. gurur yapıp küçük oyunlar oynayın ve sevdiğiniz insanı nasıl kaybettiğinizi görün*
devamını gör...
kellerin bile özgüveni olması
kızıl saçlı biri olarak şaşırdığım durumdur. evet.
devamını gör...
fakirleri ilgilendiren kavramlar
vatan, millet, din, adalet üzerinden fakir ve zengin ayrımı yapamazsınız.
dünyanın her yerinde ve her zaman bu böyleydi.
mesela ben sigortasız çalışıyorum. kağıt üstünde işsiz gözüküyorum. allah korusun türkiye savaşa girse ve seferberlik başlasa orduya alınacak ilk paydada ben ve benim gibiler var.
savaş sadece bir süreçtir. sonrası da var ya neticede ? sonrasında ülkeyi ayağa kaldıracak olan doktor, mühendis, sermaye sahibi askere alınır mı? hayır. olması gereken de budur.
işte bu kavramlar benim gibiler tarafından oldukça umrumuzda. neden ? çünkü ülkemin boş yere savaşa girip insanımızın en başta da kendimin sakatlanmasini ya da ölmesini istemiyorum.
girdik diyelim. gelecek nesillerin daha iyi şartlarda yaşaması için bir jenerasyonun fedakarlık yapması gerektiğini de biliyorum.
her ülkede belli bir piramit var. en yukarıda sermayedarlar ve yonetici sınıf yer alır. ister monarşi ister demokrasi olsun güç erki olan kişi mutlak güç sahibi değildir. bu gücü kullanabilmesi için çevresine de nemalandırması gerekiyor. akrabalarını zengin edebilir ya da sermayedarlara imtiyaz tanıyabilir.
kuzey kore'de kim'in yanındaki generaller sizce bu şekilde rahat yaşamıyor mudur? siz kim joung un'u mutlak güç sahibi mi sanıyorsunuz yoksa ? öyle olsa çoktan darbe yaparlardı merak etmeyin.
işte tam bu noktada adalet sistemi de tüm çağlarda olduğu gibi zengine fakire ayrı işliyor.
mesele güç sahibi olmakla alakalı olduğu için bu böyle.
solcular işe gerçeklikten kopup biraz romantik yaklaşır ama gerçek de böyle. üzücü, acı ama böyle.
daha iyi bir sistem bulup tek dünya devletine dönüşüp diğer gezegenleri kolonileştirecek seviyeye gelsek bile bu böyle olmaya devam edecek.
dünyanın her yerinde ve her zaman bu böyleydi.
mesela ben sigortasız çalışıyorum. kağıt üstünde işsiz gözüküyorum. allah korusun türkiye savaşa girse ve seferberlik başlasa orduya alınacak ilk paydada ben ve benim gibiler var.
savaş sadece bir süreçtir. sonrası da var ya neticede ? sonrasında ülkeyi ayağa kaldıracak olan doktor, mühendis, sermaye sahibi askere alınır mı? hayır. olması gereken de budur.
işte bu kavramlar benim gibiler tarafından oldukça umrumuzda. neden ? çünkü ülkemin boş yere savaşa girip insanımızın en başta da kendimin sakatlanmasini ya da ölmesini istemiyorum.
girdik diyelim. gelecek nesillerin daha iyi şartlarda yaşaması için bir jenerasyonun fedakarlık yapması gerektiğini de biliyorum.
her ülkede belli bir piramit var. en yukarıda sermayedarlar ve yonetici sınıf yer alır. ister monarşi ister demokrasi olsun güç erki olan kişi mutlak güç sahibi değildir. bu gücü kullanabilmesi için çevresine de nemalandırması gerekiyor. akrabalarını zengin edebilir ya da sermayedarlara imtiyaz tanıyabilir.
kuzey kore'de kim'in yanındaki generaller sizce bu şekilde rahat yaşamıyor mudur? siz kim joung un'u mutlak güç sahibi mi sanıyorsunuz yoksa ? öyle olsa çoktan darbe yaparlardı merak etmeyin.
işte tam bu noktada adalet sistemi de tüm çağlarda olduğu gibi zengine fakire ayrı işliyor.
mesele güç sahibi olmakla alakalı olduğu için bu böyle.
solcular işe gerçeklikten kopup biraz romantik yaklaşır ama gerçek de böyle. üzücü, acı ama böyle.
daha iyi bir sistem bulup tek dünya devletine dönüşüp diğer gezegenleri kolonileştirecek seviyeye gelsek bile bu böyle olmaya devam edecek.
devamını gör...
pişman olmak isteyenlere tavsiyeler
sadece birini çok sevdiğiniz için sınırlarınızdan taviz vererek esnetin.
devamını gör...
diana damrau
bir insanın sesine bu kadar hakim olması gerçekten hem çok etkileyici hem çok korkutucu. muazzam ya.
devamını gör...
kaşif kozinoğlu
heeeeeey kaşifoğlu!!
kusura bakmayın biraz alkollüyüm de..
kusura bakmayın biraz alkollüyüm de..
devamını gör...
mürekkep yalamış insanlar
benim yalamışlığım var. evet çocukken yaptığım bazı şeyleri sorgulamaya başladım.
devamını gör...
mürekkep yalamış insanlar
mürekkep yalanır mı olm, bazıları mesela mürekkep balığı yiyor, mürekkepli sos içiyor falan, ıykk, çok tuhaf ya..
devamını gör...
sözlük yazarlarının söylemek istedikleri
babamın olayı hariç her şeyden o kadar elimi ayağımı çektim, o kadar hissizleştim ki anlatamam. bir şey hissetmiyorum lan. gidiyorum birisinin kalbini yanlışlıkla kırıyorum, bir şey olmamış gibi devam edebiliyorum. ya da birisi bana bir kazık atıyor, normal bir şekilde devam ediyorum. bazen bu olay insanlara lütuf gibi gelebilir ama bir süre sonra robotlaştırıyor insanı. duygularımın olup olmadığını anlayamıyorum.
devamını gör...
1 ekim'de benzine 12.48 tl zam gelecek olması
#4073834 ben de hep 50 liralık alıyorum kingo. lpg hala 35 lira.
1.4k ya fulluyorum 500km gidiyorum.
aq arabayı değiştirmeyi egea almayı falan düşünüyordum hiç gerek yokmuş. iktidar değişip ekonomi rayına girene kadar isterse aylık 100k kazanayım minik corsam'ı satmam.
seni satan namusunu satar be...
1.4k ya fulluyorum 500km gidiyorum.
aq arabayı değiştirmeyi egea almayı falan düşünüyordum hiç gerek yokmuş. iktidar değişip ekonomi rayına girene kadar isterse aylık 100k kazanayım minik corsam'ı satmam.
seni satan namusunu satar be...
devamını gör...
sözlük yazarlarının söylemek istedikleri
artık 50 liralık mazot alamıyorum sözlük, vermiyorlar.
devamını gör...
sözlüğün karanlık tarafımı uyandırması
telefonundan sonra bilgisayarda harcadığın zamanı da minimuma indirme vaktin gelmiş.*
devamını gör...
sözlüğün karanlık tarafımı uyandırması
telefonum günlerdir rahatsız etmeyin modunda... sözlükteki kaos dışında hiçbir şeye odaklanamıyorum... ekran süremin günde 14-15 saate çıktığını görünce şaşırdım geçen gün...
bütün gün o mavi ışığa bakıp başkalarının kavgalarını izlemek, başlık altlarında dönen kaoslardan beslenmek beni mükemmel eğlendirmiş... insanın ne kadar hastalıklı bir karanlık tarafı var aslında... başkasının dramını, kavgasını, çöküşünü izlemek o an kendi leş hayatını unutturuyo çünkü... buraya girip millete sarmak, kaosa çekilmek, komik şeyler yazmak bana sığınak gibi geliyo bi süredir...
ama sanırım mesele artık sadece başkalarının kaosunu izlemek değil... içimde uyuyan o karanlık taraf yavaş yavaş gözlerini aralaması ve doğrudan kaosun kendisini arzulamaya başlaması... evet, kaosun kendisini arzuluyorum artık... hani tanrıça eris o altın elmayı masanın ortasına fırlatıp en güzel olana deyip kenara çekildi ya... keşke öyle bir elmam olsa da buraları darmadağın edebilsem diyorum bazen... ama biliyorum ki ben henüz o kadar büyük bir hamle yapacak güçte değilim, hatta beni kendim bile ciddiye almıyorum... zaten bir şeyi sıfırdan başlatmaktan çok, birinin yaktığı o kıvılcımı görüp arkada sinsi sinsi kenardan izlemek, o yangının büyümesini beklemek çok daha lezzetli geliyo... içimdeki o zehir henüz tam uyanmadı belki ama uykusunda hafifçe kıpırdanması bile buraları izlerken yüzüme garip bir tebessüm oturtmaya yetiyo...
içimdeki eris henüz tanrıça seviyesine ulaşmadı, daha çok ''anneee, bişiler olcakk galiba'' deyip apartman girişinde bekleyen minik midi klavye seviyesinde. ama olsun.. gelişiyo...
ben de sözlüğe her girdiğimde onun biraz daha büyüdüğünü hissediyorum... ama işin acıklı tarafı ne biliyo musunuz? hiçbir amacım yok... ne istiyorum bilmiyorum. bir şey kazanmak, birilerini alt etmek, birilerini göndermek, sözlükte imparatorluk kurmak falan değil derdim. joker'e sorulduğu gibi ''planın ne?'' diye sorulsa verecek cevabım yok. sadece ortalık karışınca nedense keyfim yerine geliyo...
içimdeki motivasyonun ismi bile var artık... tanıştırayım sizinle, ismi bakalım ne olacak.
bir şeyin sonunu görmek istemiyorum, sadece daha ne kadar saçmalaşabileceğini merak ediyorum. biri ilk kıvılcımı çaksın, ben de kenarda oturup olayların kontrolden çıkmasını izleyeyim istiyorum.
bütün gün o mavi ışığa bakıp başkalarının kavgalarını izlemek, başlık altlarında dönen kaoslardan beslenmek beni mükemmel eğlendirmiş... insanın ne kadar hastalıklı bir karanlık tarafı var aslında... başkasının dramını, kavgasını, çöküşünü izlemek o an kendi leş hayatını unutturuyo çünkü... buraya girip millete sarmak, kaosa çekilmek, komik şeyler yazmak bana sığınak gibi geliyo bi süredir...
ama sanırım mesele artık sadece başkalarının kaosunu izlemek değil... içimde uyuyan o karanlık taraf yavaş yavaş gözlerini aralaması ve doğrudan kaosun kendisini arzulamaya başlaması... evet, kaosun kendisini arzuluyorum artık... hani tanrıça eris o altın elmayı masanın ortasına fırlatıp en güzel olana deyip kenara çekildi ya... keşke öyle bir elmam olsa da buraları darmadağın edebilsem diyorum bazen... ama biliyorum ki ben henüz o kadar büyük bir hamle yapacak güçte değilim, hatta beni kendim bile ciddiye almıyorum... zaten bir şeyi sıfırdan başlatmaktan çok, birinin yaktığı o kıvılcımı görüp arkada sinsi sinsi kenardan izlemek, o yangının büyümesini beklemek çok daha lezzetli geliyo... içimdeki o zehir henüz tam uyanmadı belki ama uykusunda hafifçe kıpırdanması bile buraları izlerken yüzüme garip bir tebessüm oturtmaya yetiyo...
içimdeki eris henüz tanrıça seviyesine ulaşmadı, daha çok ''anneee, bişiler olcakk galiba'' deyip apartman girişinde bekleyen minik midi klavye seviyesinde. ama olsun.. gelişiyo...
ben de sözlüğe her girdiğimde onun biraz daha büyüdüğünü hissediyorum... ama işin acıklı tarafı ne biliyo musunuz? hiçbir amacım yok... ne istiyorum bilmiyorum. bir şey kazanmak, birilerini alt etmek, birilerini göndermek, sözlükte imparatorluk kurmak falan değil derdim. joker'e sorulduğu gibi ''planın ne?'' diye sorulsa verecek cevabım yok. sadece ortalık karışınca nedense keyfim yerine geliyo...
içimdeki motivasyonun ismi bile var artık... tanıştırayım sizinle, ismi bakalım ne olacak.
bir şeyin sonunu görmek istemiyorum, sadece daha ne kadar saçmalaşabileceğini merak ediyorum. biri ilk kıvılcımı çaksın, ben de kenarda oturup olayların kontrolden çıkmasını izleyeyim istiyorum.
devamını gör...
sözlük yazarlarının söylemek istedikleri
şu son zamanlarda belirsizliğe karşı tahammülümün ne kadar düşük olduğunu fark ettim. bazı şeyleri gözümde ne büyütmüşüm ya. neyse, kafam tekrardan rahatladı. bu da bana ders olsun. öhöm. bunun şerefine rusça kursuna başlayacağım. kendi kendine nereye kadar sonuçta. bıdı bıdı, bıdı bıdı. üşendim yazmaya.
devamını gör...
fatma betül sayan kaya
ne yaptıysa cumhurbaşkanlığı kararnamesiyle yapmıştır.
devamını gör...
anın fotoğrafı
#4073951
kediniz çok çirkin, ben olsam onu boyardım..
kediniz çok çirkin, ben olsam onu boyardım..
devamını gör...
miyav diyemeyen kedi
kedi zaten miyav miyav diye miyavlıyorsa o kedi muhtemelen gerizekalı falandır, miyavı biz diyoruz kedi demiyor zaten. eed.
devamını gör...
bahar feyzan
aşkfeys diye tabir edilen hanımlardan.
devamını gör...
susamcık
bu şaka 20 yıl önce yapıldı, biraz geç kalmış bir tanım..
devamını gör...
