e flat majesty yazar profili

e flat majesty kapak fotoğrafı
e flat majesty profil fotoğrafı
rozet
karma: 351 tanım: 23 başlık: 0 takipçi: 12

son tanımları


sözlük yazarlarının söylemek istedikleri

dünyanın benim etrafımda dönmediğini ne zaman gerçekten kabullenebileceğim merak ediyorum. deneyimlerim ve mantıklı düşünme düzleminde baktığımda hiçbir şeyin benimle bir alakası yok ama ben yine de aksini düşünmekte ısrar ediyorum. sürekli kendime bunu hatırlatmak çok yorucu. acaba ne zaman düşünmem gereken bir şey olmaktan çıkıp refleks haline gelecek?
devamını gör...

geceye bir şarkı bırak

devamını gör...

bilimsel açıklama neye yarar sorunsalı

bilimsel açıklama neye yarar sorusunun esas cevabını yazmaya bile gerek duymuyorum ama madem felsefi açıdan ilerliyoruz, şunu söyleyeyim;
bilimsel açıklama sana bildiklerini gösterir ama açıklamalar arttıkça, yani bildiklerin arttıkça, bilmediklerinin ne kadar fazla olduğunu da görmeye başlarsın. hatta daha önemlisi, bilmediğin şeylerin nerede başladığını görmeye başlarsın. bu da soru sorma alanını daraltmaz, genişletir. ki sadece bu yönüyle bile felsefeye büyük bir hizmette bulunmuş olur bilim.
felsefe dediğimiz şey birkaç sorunun etrafında sürekli dolanmak değil ki. bilgi arttıkça, sınırlar netleştikçe yeni sorular ortaya çıkar. bugün sorabildiğimiz birçok soruyu, sahip olduğumuz bilgiler olmadan zaten soramazdık. felsefe dediğin şey cevap bulmaktan ziyade, bulduğun cevapla yeni sorular sorabilmektir. zaten bu yüzden felsefe pek çok disiplinin temelinde yatar.
bir de bilginin artmasını idrakimiz azaldı şeklinde yorumlamak nedendir anlamadım. bir şeyin karmaşıklığının arttığını görmek, sandığımız kadar basit olmadığını fark etmek de bir idrak değil midir? bana kalırsa gayet güçlü bir idrak hatta. dün basit sandığın bir şeyin bugün ne kadar katmanlı olduğunu görebiliyorsan, burada azalan değil artan bir kavrayış vardır.
bilim sana hakikat dediğin şeyi vermiyor olabilir ama ona giden yolda ışık tuttuğunu da inkar etmek mümkün değil bence. zaten bilim dediğin şeyin anlam üretmek gibi bir iddiası da yoktur. neyi bildiğimizi, neyi bilmediğimizi ve bildiğimiz şeyin sınırlarını gösterir. ki felsefe bundan daha fazla ne isteyebilir ki?
bilgi dediğimiz şeyi felsefeyle karşı karşıya getirmek de bu yüzden tuhaf geliyor bana. bilgi ve anlam arayışı birbirini besleyen şeylerdir. soru sormanın kökeninde bilmek ve daha fazlasını bilmek isteği yatıyorken, bunları birbirinden bu kadar ayrıştırmak epey garip.
bilim hakikatin tamamı değil elbette ama hakikatin tamamı olmaması, hakikate giden yolda hiçbir şey söylemediği anlamına da gelmiyor.
devamını gör...

hayata dair gülümseten detaylar

bugün 19 yaşında bi kız yanıma geldi; bildiğin marketten evine dönüyordu, beni görünce yanıma geldi ve benimle birlikte geldiği yönden yürümeye başladı. sanırım beni yaşıtı falan sandı, arkadaş olmak istedi gibi hissettim. hatta yaşımı duyunca yüzüme bi bakışı vardı, görmeniz lazım. baya güldüm içimden. neyse, vedalaşırken sonra seni bulurum falan diyor bir de. minnoş ya. tatlı bi andı.
devamını gör...

güne bir şiir bırak

the tree that moves some to tears of joy
ıs in the eyes of others only a green thing that stands in the way.
...
but to the eyes of the man of imagination,
nature is imagination itself.
as a man is, so he sees.
as the eye is formed, such are its powers.

william blake

direkt şiir değil ama şiirimsi?
devamını gör...

enstrümantal bir müzik bırak

devamını gör...

müslüm gürses

normalde arabesk müzik hiç sevmem ama adamın sesinden mi yoksa yarattığı atmosferden mi bilmiyorum, baya baya sevdim şarkılarını.

devamını gör...

güne bir şarkı bırak

devamını gör...

üzüm peynir

tek kelimeyle; ba yı lı rım.
devamını gör...

ekmek parasını çıkarmak için escortluk yapmak

hep söylerim; vücudunu satmakla zamanını satmak arasında hiçbir fark göremiyorum. ahlaki açıdan aralarında böylesine büyük bir uçurum olması bana hep inanılmaz gelmiştir.
devamını gör...

björk'ün dinlenmek için fazla björk olması

bazı insanlar müzik zevki olmadığı halde björk dinlemeyi sevebilir. mesela ben.
devamını gör...

bazı insanların emeksiz sahip olduğu şeylere çabalamak

bir ara bu durum canımı çok sıkıyordu ne yalan söyleyeyim. sonra bir gün teoride kafamda dönen şeylerin gerçek hayata uyarlanmış halini gördüm ve hayal kırıklığına uğradım.
burada şöyle bir şey söylemeyeceğim; ortaya çıkan insan hiç hoşuma gitmedi ve ben öyle bir insan olmadığım için mutluyum. hayır, gerçekçi olalım. ben o şeylere emeksiz sahip olsaydım muhtemelen yine hayalimdeki gibi olacaktı her şey ama bir şeyi fark ettim.
ben bu benliği hiçbir şeye değiştirmem.
o kadar varlığın içinde bu benliğin yokluğu her şeyi çöp haline getirmişti. anlamsızdı yani. bu kadar büyük bir şeyin yanında küçücük kalmıştı diğer her şey.
o yüzden üzülmek de saçma gelmeye başladı.
bu ego falan değil bu arada. insanın kendi benliğinden daha değerli ne olabilir ki?
devamını gör...

çocukken yapılan salaklıklar

evin duvarlarına resim çizmek ama şöyle bir şey var; kendimi o kadar zeki sanıyorum ki, nispeten gözükmeyen yerlere çiziyorum ve kimse görmeyecek falan diye düşünüyorum. annem böyle şeyleri umursayan biri olmadığı için uzun bir süre de böyle sandım. komik.
devamını gör...

livyatan

(bkz: leviathan)
gözümde canlanır koskoca mazi. ah be, duygulandım.
devamını gör...

geceye bir şarkı bırak

devamını gör...

sözlük yazarlarının söylemek istedikleri

yaaa bu çocuklar neden böyle tatlı? yiyeceğim hepsini.
yine klasik yürüyüşümü yapıyorum falan. 10-12 yaşlarında 5 çocuk etrafımı sardı. böyle tatlı tatlı bir şeyler sordular, sonra 'abla biz de seninle yürüyebilir miyiz?' falan dediler. şu soru bile o kadar tatlı ki..
neyse, yürümeye başladık. bunlar sanki yıllardır bu anı bekliyormuş gibi bana sorular sormaya başladılar. hatta onları gören diğer arkadaşları da bisikletleriyle yanımıza geldiler, onlar da sorular sordular. yani kulaklığımı çıkardığımı gören herkes sanki bu anı bekliyormuş gibi sürekli benimle etkileşime girdi. akşam ezanına kadar çocuklarla birkaç tur yürüdük. hepsi bıcır bıcır. ne tatlılar ya. bir de 'yarın yine yürürüz değil mi abla?' falan diyorlar. insanın ömrü uzar bu tatlılıkla yemin ediyorum.
neyse, daha sonra tesadüf müydü yoksa benim otistik bir moron olmadığımı kulaklığı çıkarınca idrak eden bir çift miydi bilmiyorum ama beni sürekli gördüklerini söyleyen bir çiftle de ayaküstü sohbet ettik. işte yürüyüşün, sporun faydaları üzerine falan. hatta adam da kışın spor salonuna gittiğini, bu sayede benim gibi eskisi kadar hasta olmadığını ya da hasta olsa bile ayakta atlattığını anlattı.
bu konuşmadan sonra şöyle düşündüm; ben spor, beslenme düzeni ve bunları geliştirmek gibi konular hakkında konuşmaktan baya baya zevk alıyorum. e bir miktar bilgim de var bu konularda. bunu neden bir sosyal etkileşime dönüştürmeyeyim ki?
normalde her konu gibi buna da bireysel yaklaşan biriydim ama şu an bunu ciddi ciddi insanlarla etkileşime girmek için bir fırsat olarak görmeye başladım. çünkü düşünsel sohbetlere girebileceğim birini bulmak zor -kitaplar hakkında konuşmaktan bahsetmiyorum- ve ben de henüz bunu bireysellikten çıkarabilecek bir konumda değilim. o halde boş boş konuşacaksam - tekrar tekrar aynı şeyleri konuşmak yani- bari spor, beslenme falan konuşayım. madem bundan keyif alıyorum, neden spor salonuna yazılmayayım ki diye düşündüm. spor salonu insan ilişkilerimi geliştirmek için ne muhteşem bir yer yahu. hatta kafam biraz daha rahatlayınca okçuluk yahut basketbol kursuna da yazılmayı düşünüyorum. muhtemelen okçuluk.
size basit görünebilir ama benim gibi asosyal biri için bunlar büyük düşünceler. hıh.
devamını gör...

sözlükten ilgi dilenmek

herkes ilgi ister. istemiyorum diyen ya kendini kandırıyordur ya da neyi kastettiğini yanlış ifade ediyordur.
önce şu konuda anlaşalım; kimisi yazıyla, kimisi fotoğrafla, kimisi mizahla, kimisi de bilgi paylaşarak ilgi çekmeye çalışır. bu gayet insani bir durum.
asıl fark bence şurada başlıyor; kimin ilgisini çekmek istiyorsun? geniş kitlelere hitap etmek isteyenler genelde fotoğraf yahut provokatif paylaşımlarla öne çıkmaya çalışır. bazıları daha niş bir kitleye seslenir. bazılarıysa belki de sadece tek bir insanın dikkatini çekmek ister.
ama neticede sonuç değişmiyor. herkes elindeki malzemeyle, hitap etmek istediği kişi ya da kişilerin ilgisini çekmeye çalışıyor. o yüzden birinin ilgi istemesinin garip karşılanması bana tuhaf geliyor. bence tartışılması gereken şey ilgi istemesi değil, bunu hangi yöntemle yaptığıdır. ha bu da tartışmaya değer bir konu mu hiç bilmiyorum ya. bana ne yani.
devamını gör...

normal sözlük yazarlarının karalama defteri

fikir değiştirince eski düşüncemi sanki hiçbir zaman bana gerçek gelmemiş gibi reddetmem neden bekleniyor anlamıyorum.
fikrimin değişmesi benimle ilgili bir olgu ama bu değişim önceki fikrimi neden hükümsüz kılsın ki? bugün başka türlü düşünüyor olmam dün başka türlü düşünmediğim anlamına gelmiyor.
üstelik son vardığım noktanın mutlak gerçeklik olduğunu nereden bilebilirim? geçmişte de ulaştığım her düşünce bana en az bugünkü kadar gerçek görünüyordu. her düşünce kendi içinde bir dünya kuruyor. o dünyanın dili, mantığı, öncelikleri ve gerçekliği var. birinden çıkıp diğerine geçmiş olmam ilk dünyanın hiç var olmadığı anlamına gelmiyor. son vardığım yeri neden tek gerçek sayayım ki?
devamını gör...

katsuşika hokusai

yine geldi aklıma gönlümün efendisi. eserleri o kadar saçma bir huzur veriyor ki bana anlatamam.

(bkz: kanagawa oki nami ura)
(bkz: ukiyo-e)
devamını gör...

kaligrafi

bu aralar çince şiirleri ve metinleri kaligrafiyle yazma isteği sardı. ortaokulda kaligrafide fena değildim ama üzerinden epey zaman geçti. bakalım elim hâlâ hatırlıyor mu, tekrar enerjimiz tutacak mı.
devamını gör...
devamı...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim