zaman tüneli
geceye bir kezban sözü bırak
ben trip atmıyorum, değerimi hatırlatıyorum.
devamını gör...
bir şehri tanımanın en iyi yolu
o şehirde öğrenci olmak. en aylak gezginler onlar olacaktır.
devamını gör...
çıtır kızların sözlüğe vedası
çıtır kızlar grubunun şarkısını hatırlattı
"iyi kızlar cennete
kötü kızlar her yere
çıtır kızlar nereye
nereye de giderler"
"iyi kızlar cennete
kötü kızlar her yere
çıtır kızlar nereye
nereye de giderler"
devamını gör...
normal sözlük yazarlarının bugünkü kombinleri
hafta sonu klasiği; pijama, terlik, televizyon.. tuvalet giyecek ruh iklimim yok. dokunan olmazsa iki gün ev halindeyim.
devamını gör...
çocuk olmak vs yetişkin olmak
bazı insanlar hep çocuk.. yetişkin olabilmek, yetişebilmek için pişmek gerekir. bazen kendi aklının olgunlaşmasıyla, bazense yaşadıklarının tecrübesiyle ya da maruz kalınan çilelerle... hayat herkese aynı imkanları sunmuyor maalesef. tüm eleklerden geçip hala ham kalan insanlar mevcut. diğer insanlar selameti için onlardan uzak durmalı.
devamını gör...
bir şehri tanımanın en iyi yolu
içinde biraz da olsa yaşamaktır. zaten her yerin enerjisi bile farklıdır.
devamını gör...
siftah
hocam rakım 1200 ...köy burası, birazda deneme amaçlı.
devamını gör...
günün ayeti
nahl suresi 90: şüphesiz allah adaleti, iyilik yapmayı, yakınlara yardım etmeyi emreder; hayasızlığı, fenalığı ve azgınlığı yasaklar. o, düşünüp tutasınız diye size öğüt verir.
devamını gör...
yaşlandıkça zamanın daha hızlı geçiyor gibi gelmesi
ben hayatımın artık demli vakitlerindeyim. aceleyle içilip geçilecek değil, ağır ağır yudumlanacak zamanlar… fermente olmuş düşüncelerim, yıllanmış gülüşlerim, tortusu kalmış sevinçlerim ve artık neyin kıymetli olduğunu daha iyi bilen bir kalbim var. umuyorum yolun bundan sonrası çok daha keyifli, hayat daha lezzetli olacak.
devamını gör...
yaşlandıkça zamanın daha hızlı geçiyor gibi gelmesi
sürekli bir şeylere yetişmekten bıkmadınız mı?
-gerçi bıkmak dedim, sık da kullanırım lütfen bunu da üzerinize alınmayın-*
sakin sakin yaşamak çok keyifli.
özellikle 35 gibi gelen "lan sanırım olgunlaşıyorum" hissiyle birlikte daha akıllı kararlar almanın tadını çıkartın.
ne yaparsanız yapın ama sonuçta 3 aşağı 5 yukarı hayatınız aynı seyrinde ilerleyecek.
sürekli yetişmeye çalışırsanız ömrünüzden yersiniz.
muhtemelen yine 3+1 ev alacaksınız ama koşturarak 20m² daha büyüğünü alacaksınız.
2 milyonluk değil de 3 milyonluk arabaya bineceksiniz.
yani öyle atla deve farklar olmayacak.
ne yaparsanız yapın, bodrum'da denize sıfır villanız olmayacak.
salın biraz.
hayattan tat alın.
zamana dokunma şansınız yok.
biraz durun.
keyfini çıkartın.
-gerçi bıkmak dedim, sık da kullanırım lütfen bunu da üzerinize alınmayın-*
sakin sakin yaşamak çok keyifli.
özellikle 35 gibi gelen "lan sanırım olgunlaşıyorum" hissiyle birlikte daha akıllı kararlar almanın tadını çıkartın.
ne yaparsanız yapın ama sonuçta 3 aşağı 5 yukarı hayatınız aynı seyrinde ilerleyecek.
sürekli yetişmeye çalışırsanız ömrünüzden yersiniz.
muhtemelen yine 3+1 ev alacaksınız ama koşturarak 20m² daha büyüğünü alacaksınız.
2 milyonluk değil de 3 milyonluk arabaya bineceksiniz.
yani öyle atla deve farklar olmayacak.
ne yaparsanız yapın, bodrum'da denize sıfır villanız olmayacak.
salın biraz.
hayattan tat alın.
zamana dokunma şansınız yok.
biraz durun.
keyfini çıkartın.
devamını gör...
çıtır kızların sözlüğe vedası
devamını gör...
siftah
erken hocam soba için erken değil mi?
devamını gör...
günaydın sözlük
günaydın sözlük..
bu sabah evin içini ziyadesiyle boş ve hüzünlü hissediyorum. kızımsız kahvaltılara alışmam gerekecek galiba… ama daha çok taze. onu üniversiteye bırakıp eve döndüğümden beri, sanki ev aynı ev değil de bir yerlerde onun eksikliği dolaşıyor.
masada boş sandalyeye bakıp dalıyorum. sezen’in o “kendini kimsesiz ve erken unutulmuş hissediyorsan” dediği atmosferdeyim biraz. çocuğumun büyüyüp kendi yoluna gitmesini hem gururla hem de böyle tuhaf bir boşlukla karşılayacakmışım demek ki.
tarçın da yeni yeni alışıyor duruma. ilk günlerde odasına gidip kahvaltı için onu uyandırmaya çalışıyordu, kapısında miyavlayıp duruyordu. şimdi telefonla konuşurken sesini duyunca miyavlıyor. sanki o da sesinden tanıyor.
ben de hazır olduğumu sanıyordum aslında. meğer değilmişim. artık büyüdü, kendi hayatına başlayacak, ne güzel diye kendimi hazırlıyordum ama o kapıdan çıkıp gidince hazırlığın hiçbir işe yaramadığı anlaşılıyor.
bir yandan kızımın bensiz eğlenmesine, arkadaşlarıyla gezmesine, kendi hayatını kurmaya başlamasına içten içe buruk bir sevinç duyuyorum. kendi kendini idare edebildiğini gördükçe göğsüm kabarıyor. onun kendi ayakları üzerinde durduğunu görmek tarifsiz bir gurur.
ama işte… bu hafta sonları şimdilik dumanı üstünde ekmek gibi özlem kokuyor. daha alışmadım. belki zamanla o boş sandalye de sadece boş bir sandalye olur. neyse ki oğluş var.. yoksa sabah kahvaltısı hazırlamak büsbütün lüzumsuz gelecekti bana.
bugün biraz hüzünlü bir günaydın benden.
günaydın…
bu sabah evin içini ziyadesiyle boş ve hüzünlü hissediyorum. kızımsız kahvaltılara alışmam gerekecek galiba… ama daha çok taze. onu üniversiteye bırakıp eve döndüğümden beri, sanki ev aynı ev değil de bir yerlerde onun eksikliği dolaşıyor.
masada boş sandalyeye bakıp dalıyorum. sezen’in o “kendini kimsesiz ve erken unutulmuş hissediyorsan” dediği atmosferdeyim biraz. çocuğumun büyüyüp kendi yoluna gitmesini hem gururla hem de böyle tuhaf bir boşlukla karşılayacakmışım demek ki.
tarçın da yeni yeni alışıyor duruma. ilk günlerde odasına gidip kahvaltı için onu uyandırmaya çalışıyordu, kapısında miyavlayıp duruyordu. şimdi telefonla konuşurken sesini duyunca miyavlıyor. sanki o da sesinden tanıyor.
ben de hazır olduğumu sanıyordum aslında. meğer değilmişim. artık büyüdü, kendi hayatına başlayacak, ne güzel diye kendimi hazırlıyordum ama o kapıdan çıkıp gidince hazırlığın hiçbir işe yaramadığı anlaşılıyor.
bir yandan kızımın bensiz eğlenmesine, arkadaşlarıyla gezmesine, kendi hayatını kurmaya başlamasına içten içe buruk bir sevinç duyuyorum. kendi kendini idare edebildiğini gördükçe göğsüm kabarıyor. onun kendi ayakları üzerinde durduğunu görmek tarifsiz bir gurur.
ama işte… bu hafta sonları şimdilik dumanı üstünde ekmek gibi özlem kokuyor. daha alışmadım. belki zamanla o boş sandalye de sadece boş bir sandalye olur. neyse ki oğluş var.. yoksa sabah kahvaltısı hazırlamak büsbütün lüzumsuz gelecekti bana.
bugün biraz hüzünlü bir günaydın benden.
günaydın…
devamını gör...
günaydın sözlük
günaydın.
devamını gör...
yaşlandıkça zamanın daha hızlı geçiyor gibi gelmesi
yunanca bir söz vardır siga siga
yavaş yavaş, adım adım, acele etmeden demek...
acele etme. herşey kendi vaktine esirdir.
meyve bile dalında olgunlaşmak için güneşi acele ettirmez. bırak, zaman kendi ritminde aksın.
hayat yavaşladığında güzelleşir..
yavaş yavaş, adım adım, acele etmeden demek...
acele etme. herşey kendi vaktine esirdir.
meyve bile dalında olgunlaşmak için güneşi acele ettirmez. bırak, zaman kendi ritminde aksın.
hayat yavaşladığında güzelleşir..
devamını gör...
çıtır kızların sözlüğe vedası
lan bir akşam keyifle yedik içtik vs sözlüğe bakmadık, ne yaşadınız yine?*
pembiş kulaklıklı ekom niye gitti?
bir yandan başka başlıkta darbe marbe.
neler oldu ne bitti kim ne yaptı vs omzu güzel bir arkadaş dmde durumu özetlerse sevinirim.
ben de hala kombin falan atıyorum, canım kendim ya.
pembiş kulaklıklı ekom niye gitti?
bir yandan başka başlıkta darbe marbe.
neler oldu ne bitti kim ne yaptı vs omzu güzel bir arkadaş dmde durumu özetlerse sevinirim.
ben de hala kombin falan atıyorum, canım kendim ya.
devamını gör...
cözülemeyen sudoku (yazar)
benim dün gece yazdığım tanımdaki kelimeleri “” içine koyup yazarsan sabah üstüme alınmam doğal. hiç polemiğe girmeyelim. neys’ ne lazımsa onu yaz. açılmaz, merak etme.
devamını gör...
normal sözlük yazarlarının bugünkü kombinleri

kemeraltı kombinim nasıl qıslar? xd
**
-
#4079088
gün içi bir tekne işi var da, orada da kaymaz taban şart olduğu için mecbur bunu giydim.
evet çok çirkin bir sandalet, ona katılıyorum fakat güzelini üretmiyorlar*
devamını gör...
vay vay vay vay vay dominosum hoooş geldin
pizza sevmem ben pek zaten ayrıca bu adamların pizzaları da berbat
devamını gör...
