zaman tüneli
hava atma aracı olarak söylenen şeyler
cemiyet hayatından bir sürü şeyi size sayabilirim.
1.mesela bindiğiniz arabanın bir şekilde konuşma esnasında adının geçirilmesi. bu kasıtlı bir yaklaşımdır ama yanlışlıkla ya da doğal bir şekilde çıkmış gibi izlenim verilir.
misal: geçen gün arabam bozuldu. teknik servisi dünyanın en kötü çalışan servisi olabilir. hesapta porsche biniyorum diyorsun!
( hop arkadaşımızın porsche'u olduğunu öğrendik. aslında baya baya tasarlayarak, bu arabaya bindiğini söylemek istediği için bu cümleleri kuruyor ama konuşma anında öyle bir konsept yaratıyor ki herhangi bir haklı sebepten yakınırken öğrenilmiş gibi duruyor. ek olarak, karşısındaki kişinin merakını cezbedecek bir ortam yaratıyor. istemsizce arabanın markası nedir? diye sorabiliyorsunuz. böylelikle ilk versiyonundan hızlı şekilde arabasını göze sokmak için ortam oluşuyor. )
2. okuduğunuz okulun adının sıkca kullanılması. avrupa için böyle değil ama amerika'da okuyan biriyle karşılaşırsanız, sık sık okulunun adını telaffuz ettiğini duyarsınız. ingilizce biçimde kısaltmasını telaffuz ettiği içinde, ortamda ciddi bir hiyerarşi oluşur. genellikle okulun bulunduğu ülke- okulun bulunduğu eyaleti zikretmezler. amerika'da üniversiteler prestij meselesi olduğu için, sadece kendi isimleriyle anılırlar. bu yüzden bu tarz insanlar sık sık üniversite isimlerini kullanırlar. bu otomatikman içinde bulundukları sınıfı lanse eder ve standart insanları ortamdan koparır.
misaller:
ya biz berkeley'de böyle bir sisteme sahip değildik. sınavlar bile çok rahat olurdu. ( arkadaşın california'da yaşadığını ve okuduğunu öğrendik)
dostum burası ne ya?! columbia'yı özlüyorum. ( arkadaşın new york'ta okuduğunu ve yaşadığını öğrendik)
ya bizim ucla'da ortamımız çok farklı dönerdi. ( arkadaşın california'da yaşadığını ve okuduğunu öğrendik.)
3. semt meselesi. bence türkiye'de dönen en büyük görgüsüz muhabbetlerden biridir.
misaller:
ya dostum bebekte park yeri yok. kendi evimin önüne park edemiyorum.
nişo ( yeni ergenlerin nişantaşına hitap biçimi bu) gereksiz kalabalık ama ne yapalım bizimkiler seviyor işte!
bizim ev kalamış marinaya 2 dakika. ben her gün yürüyerek iniyorum.
4. kıyafet markaları ve alışveriş yapılan mağazalar.
misal: dostum şu an beymendeyim. 10 dakikaya yanınıza gelmiş olurum.
şunu gidip vakko'dan alalım.
chanel'den ayırttığım çantaya bakacağım.
bunları yaz- çiz bitmez...
1.mesela bindiğiniz arabanın bir şekilde konuşma esnasında adının geçirilmesi. bu kasıtlı bir yaklaşımdır ama yanlışlıkla ya da doğal bir şekilde çıkmış gibi izlenim verilir.
misal: geçen gün arabam bozuldu. teknik servisi dünyanın en kötü çalışan servisi olabilir. hesapta porsche biniyorum diyorsun!
( hop arkadaşımızın porsche'u olduğunu öğrendik. aslında baya baya tasarlayarak, bu arabaya bindiğini söylemek istediği için bu cümleleri kuruyor ama konuşma anında öyle bir konsept yaratıyor ki herhangi bir haklı sebepten yakınırken öğrenilmiş gibi duruyor. ek olarak, karşısındaki kişinin merakını cezbedecek bir ortam yaratıyor. istemsizce arabanın markası nedir? diye sorabiliyorsunuz. böylelikle ilk versiyonundan hızlı şekilde arabasını göze sokmak için ortam oluşuyor. )
2. okuduğunuz okulun adının sıkca kullanılması. avrupa için böyle değil ama amerika'da okuyan biriyle karşılaşırsanız, sık sık okulunun adını telaffuz ettiğini duyarsınız. ingilizce biçimde kısaltmasını telaffuz ettiği içinde, ortamda ciddi bir hiyerarşi oluşur. genellikle okulun bulunduğu ülke- okulun bulunduğu eyaleti zikretmezler. amerika'da üniversiteler prestij meselesi olduğu için, sadece kendi isimleriyle anılırlar. bu yüzden bu tarz insanlar sık sık üniversite isimlerini kullanırlar. bu otomatikman içinde bulundukları sınıfı lanse eder ve standart insanları ortamdan koparır.
misaller:
ya biz berkeley'de böyle bir sisteme sahip değildik. sınavlar bile çok rahat olurdu. ( arkadaşın california'da yaşadığını ve okuduğunu öğrendik)
dostum burası ne ya?! columbia'yı özlüyorum. ( arkadaşın new york'ta okuduğunu ve yaşadığını öğrendik)
ya bizim ucla'da ortamımız çok farklı dönerdi. ( arkadaşın california'da yaşadığını ve okuduğunu öğrendik.)
3. semt meselesi. bence türkiye'de dönen en büyük görgüsüz muhabbetlerden biridir.
misaller:
ya dostum bebekte park yeri yok. kendi evimin önüne park edemiyorum.
nişo ( yeni ergenlerin nişantaşına hitap biçimi bu) gereksiz kalabalık ama ne yapalım bizimkiler seviyor işte!
bizim ev kalamış marinaya 2 dakika. ben her gün yürüyerek iniyorum.
4. kıyafet markaları ve alışveriş yapılan mağazalar.
misal: dostum şu an beymendeyim. 10 dakikaya yanınıza gelmiş olurum.
şunu gidip vakko'dan alalım.
chanel'den ayırttığım çantaya bakacağım.
bunları yaz- çiz bitmez...
devamını gör...
ilham aliyev
nietzsche'nin dediği gibi " önce olaylar yaşanır sonra sebepler uydurulur". bu maalesef her türlü zulmün meşrulaştırılmasının da önünü açan bir bahanedir. aliyev de uyguladığı mikroskobik faşizme çok iyi kılıf bulan bir adam. uyguladığı çok pis ve sinsi faşizm neticesinde, gerçekler bir gün kafasına çok sert bir şekilde inecektir.
devamını gör...
fon sikandalinin özeti
püffff. ortada skandal falan yok. devlet zamanında piyasaya sürdüğü para fazlalığından kurtulmaya çalışıyor. bu kadar basit. tabii birkaç günah keçisi de lazım. organize işler bunlar. yeni değil elbette, jet fadıl, etibank, tosuncuk, şimdi de foncuk işte.
normalde dünyanın hiçbir yerinde bu şekilde bir skandal olmaz. eğer ki kitleleri panik halinde nakte dönmeye teşvik etmeselerdi, bu fon patlamazdı böyle. yavaş yavaş sönerdi. dünyanın her yerinde bu hadiseler böyle hallediliyor.
amerikan devleti gibi coinler'den bir karadelik yaratmayı icat edemediler. hepsi bu. orada da elon mesela az çarpılmasına destek atmadı milletin ama kimse de yaygara koparmadı. serbest piyasa dediler geçtiler. tanrılar kurban istiyor oynamadılar. değil mi? biraz medeniyet yahu.
bu topraklardaki son gerçek dolandırıcı sülün osman'dı. ondan sonrası hep traş.
normalde dünyanın hiçbir yerinde bu şekilde bir skandal olmaz. eğer ki kitleleri panik halinde nakte dönmeye teşvik etmeselerdi, bu fon patlamazdı böyle. yavaş yavaş sönerdi. dünyanın her yerinde bu hadiseler böyle hallediliyor.
amerikan devleti gibi coinler'den bir karadelik yaratmayı icat edemediler. hepsi bu. orada da elon mesela az çarpılmasına destek atmadı milletin ama kimse de yaygara koparmadı. serbest piyasa dediler geçtiler. tanrılar kurban istiyor oynamadılar. değil mi? biraz medeniyet yahu.
bu topraklardaki son gerçek dolandırıcı sülün osman'dı. ondan sonrası hep traş.
devamını gör...
ajitatör
çamaşır makinesinde yer alan karıştırma ve çalkalama işlemi yapan komponent.
devamını gör...
üniversiteleri fuhuş evine benzeten öğretim üyesi
(bkz: ajitatör)
devamını gör...
kıroluk belirtileri nelerdir
her konuyu döndürüp dolaştırıp memleketine getirmek
devamını gör...
gitti fon fon şarkısı
devamını gör...
kimi alsam yanıma sonunda benziyor bana fon fon fon
devamını gör...
öz güveni artıran şeyler
öz'üne dönmektir. arzu nesnelerinin, tutkuların, hırsın, öfkenin, nefretin esiri olmuş adamda öz güven asla peydah olmaz. içi boş öz güvenle avunur anca. zaten çoğunun öz güven zannettiği şey iki üç kişisel gelişim kitabı okuyup ve ya youtube videosu izleyip kendini balon gibi şişirmekten ibaret bir takım üfürükçülükler.
devamını gör...
kendisine küfür edilmesinden hoşlanan insanlar
lafla peynir gemisi yürütenlerin memleketinde anormal karşılanan tip. ama lafla peynir gemisi yürütenler normal. sabahtan akşama dötüme sövülse, giren çıkan bir şey var mı? yok. zaten memleket ağız ishali olmuş, oraya koyan, buraya sokan tipten geçilmiyor. öyle lafla olsa hepimiz çoktan akraba olmuş olurduk.
ayrıca çükünü bir silah gibi tehdit aracı olarak gören erkek fenomeni de var. çok kirletici çüklere sahip beyler. o kadar pis bir şeyi karısına, sevgilisine niye sokuyor, meçhul. anasına sokmasından dolayı babasına neden düşman değil, o da meçhul.
bir kirlenme aracı olarak cinsellik. hep küçükken küçük emrah izlemekten oldu bunlar. anasının namusunu temizleyeceğim diye çamaşır sularına maruz kalmaktan beyni eridi garibimin. bir namus şarkısı tutturmuş gidiyorlar. bilmem nereye. tımarhane olsa bari.
ayrıca çükünü bir silah gibi tehdit aracı olarak gören erkek fenomeni de var. çok kirletici çüklere sahip beyler. o kadar pis bir şeyi karısına, sevgilisine niye sokuyor, meçhul. anasına sokmasından dolayı babasına neden düşman değil, o da meçhul.
bir kirlenme aracı olarak cinsellik. hep küçükken küçük emrah izlemekten oldu bunlar. anasının namusunu temizleyeceğim diye çamaşır sularına maruz kalmaktan beyni eridi garibimin. bir namus şarkısı tutturmuş gidiyorlar. bilmem nereye. tımarhane olsa bari.
devamını gör...
fon sikandalinin özeti
devamını gör...
kendisine küfür edilmesinden hoşlanan insanlar
var var, hiç demezsin ki bu küfür istiyo...
devamını gör...
ilham aliyev
türktür.
devamını gör...
kendisine küfür edilmesinden hoşlanan insanlar
hoşuma gitmek değil de birisinin bana küfretmesi çok komik geliyor. hiçbir manası veya tesiri yok çünkü.
devamını gör...
üniversiteleri fuhuş evine benzeten öğretim üyesi
2 üniversite okumuş birisi olarak doğru bir benzetmedir. namusuyla okuyan yok mu? var tabi ki. ama o üniversitelerin gece kütüphanelerinde, tuvaletlerinde neler oluyor neler...
devamını gör...
öz güveni artıran şeyler
(bkz: kilo vermek)
devamını gör...
üniversiteleri fuhuş evine benzeten öğretim üyesi
üniversiteler ne evine benzer pek de önemli değil lakin yüksek tahsil istatistiği 50 binde 10 dur her zaman. yani 50 bin kişide 10 tanesinin memlekete , millete, ilime ,bilime, insanlığa ve entelijansiyaya üst düzey katkısı ve faydası olur. gerisi alkol, uyuşturucu, seks, hap, papic, iddaa, kumar, zina , dolandırıcılık , hırsızlık, sıradanlık, düz adamlık gibi şeylerden en az birinin müptelası olur ve mevcut potansiyeli varsa bile toplum içinde eriyip murdar olur.
devamını gör...
avm'deyken gelen ulan burada benim işim ne hissi
kozyatağı'nda otururken başıma geliyordu. oturduğumuz ev ile kozyatağı carrefour arasında sadece bir üst geçit vardı resmen. evde canım sıkılınca oraya giderdim, salak salak gezerdim bir şey de almazdım. artık belli bir yaşa gelince "ben ne yapıyorum lan burada?" diye sormaya başladım. ondan sonra başka bir avm buldum kendime, oraya gitmeye başladım...
devamını gör...
kendisine küfür edilmesinden hoşlanan insanlar
normal sözlük bünyesinde çokça olduğu gibi, normal hayatımızda da gereğinden fazla bulunan tiplerdir. örnek vermek gerekirse;
1- pazar günü tadilat yapanlar.
2- ağzını şapırdatarak yemek yiyenler.
3- toplu taşımada bağırarak telefonla konuşanlar.
4- abartı egzoz ile gezinip son ses müzik dinleyenler.
...
1- pazar günü tadilat yapanlar.
2- ağzını şapırdatarak yemek yiyenler.
3- toplu taşımada bağırarak telefonla konuşanlar.
4- abartı egzoz ile gezinip son ses müzik dinleyenler.
...
devamını gör...
