zaman tüneli

25 kasım kadına yönelik şiddetle mücadele günü için çıkacak, kesk dergisi için yazdığım yazı. yayınlanırsa altına not düşerim ponçiklerim

hayır daima hayırdır

kadın özelinde şiddet, bir kadının fiziksel, cinsel, politik ve psikolojik olarak zarar görmesine, baskı altına alınmasına, korkutulmasına yönelik her türlü eylem ve davranıştır.

kadınlar bazen yaşadıkları şiddetin şiddet olduğunun bile farkına varmayabiliyorlar.

tüm şiddet türleri arasında en sinsisi ve görülmezi psikolojik şiddettir. psikolojik şiddet, kontrol ve güç kullanarak kadının özgüvenini, benlik algısını ve ruh sağlığını zedeleyen her türlü manipülatif davranıştır. kişi bu manipülasyonlar sonucunda kendi gerçeklik algısından şüpheye düşüp manipüle eden kişinin istediği doğrultuda düşünmekte ve hareket etmektedir.
psikolojik şiddet cinsel şiddetle de bağlantılıdır.

duygusal ilişkide bu manipülasyonların en tehlikelilerinden biri rıza inşasıdır.
rıza inşası, bir kadının cinsel olarak istemediği ya da başlangıçta hayır dediği bir durumun, psikolojik yöntemler ve ikna süreçleri kullanılarak kadının özgür iradesini kullanmasının zorlaştırıldığı ve hayırının evete dönüştürülmeye çalışıldığı bir süreçtir. bu durumda manipüle edilen kadın, verdiği kararı kendi kararı sanabilmektedir. rıza inşasının en belirgin özelliği hayırın kabul edilmemesi, kişinin direncinin baskı, ısrar, korku, suçluluk duygusu ya da duygusal bağımlılıkla aşındırılmasıdır.

cinsel şiddetle mücadele derneğinin 29 mayıs 2016'da gerçekleştirdiği “cinsel şiddet kavram tartışmaları-2: arzu, rıza ve rıza inşası” başlıklı etkinlikte rıza kavramı, toplumsal boyutları ve kişisel ilişkilerdeki yeriyle ele alınmıştır. cinsel şiddet kavramı olarak rıza inşası kapsamında değerlendirilebilecek davranışlar şu şekilde sayılabilir:

ısrar (sürekli talep etme)
manipülasyon (rahatlatıcı yalan söyleme)
duygusal tehdit (rıza verilmezse başkasına gitme tehdidi)
ikna süreçleri (hediye, maddi destek, ikram)
duygusal baskı (kişiye kendini suçlu hissettirme)
kaygı azaltma (birlikte olmak için verilen vaatler) vb. olabilir.


mesela:
bir kadına rızasını zedeleyecek şekilde içki içirip birlikte olmak
zaten evlenmeyecek miyiz diye baskı kurmak
sen de istiyorsun diye ikna etmek
kadınlık görevi diye birlikte olmak
ahlakçılıkla suçlamak
seni terk ederim diye tehdit etmek vb. en bilinen örnekleridir.
bu davranışlara maruz bırakılan kadın, şiddeti çok sonra fark edebilir.

kadınlar ailede yetiştirilirken uysallıkları oranında övünç kaynağı haline getirilebiliyorlar. kadının uysal olmasının ve itaat etmesinin beklendiği bir aile yapısında kadınların en önemli sorunlarından biri de hayır diyememek olabiliyor.

belki de biz bir birliktelik yaşarken:

sınırlarımızın nerede başlayıp nerede bittiğini bilmek zorundayız.
cinsel ilişkiyi reddettiğimiz zaman istenmeyeceğimizi bilsek bile hayır diyebilmeliyiz.
ayrıca kendimize dair içgörümüzü berraklaştırmalıyız.
en önemlisi de kadın dostlarımızla iletişimimizi kuvvetlendirip kız kardeşliği yeşertmeliyiz. bunun için de deneyimlerimizi konuşabileceğimiz güvenli alanlar oluşturmamız önemli. kendimiz dayanışma ağları ile güçlenirken bize dayatılan rıza, aşk, fedakârlık gibi kavramları tartışmak ve bazen görünenin ardına bakmak ve zarar verici noktalarını ifşalamak bizim amaçlarımızdan birkaçı olmalı.

biz, bir kadın hayır dediyse aslında bu evet demektir diyen tüm eril anlatılara:

"hayır daima hayırdır"

diyerek karşılık veriyoruz.


not: ayrıca, mental klitoris podcastinin “onay inşası” başlıklı, 14 mayıs 2020 tarihli bölümü de konuyla ilgili dinlenebilir. bu bölümde cinsel şiddetle mücadele derneğinden nurgül öz ile onay inşası üzerine konuşulmaktadır.

dayanışmayla...
devamını gör...

şu 2 takımın oynadığı maç kadar başka şeyler dert edilseydi, şu an ülkecek çok farklı bir konumda olabilirdik. gerçekten insanı bıktırıyorlar.

başından beri bu 2 takımın karşılaşması hep bu ülkede hayat akışını durduruyor. tonlarca ciddi sorunumuz olmasına rağmen, her şey silinip atılıyor ve insanlar tüm odağını 20 tane adamın peşinde koştuğu ufacık bir topa kaydırıyor. bu nasıl bir kolektif işleyen manipülasyondur?

gerçekten derdimiz kimin, hangi kaleye daha fazla gol attığı mı?
devamını gör...

bir lucy caldwell kitabı. siren yayınları'ndan çıkmış bir öykü derlemesi. drakula'dan sonra ilaç gibi gelen çarpıcı bir kitap. yazar bu öykü kitabından önce üç roman yayınlamış. romanlarının da çevirisi var mı diye bakacağım.

kitapta 11 öykü var. kadınlar ve kadınlık halleri üzerine, çocukluktan yetişkinliğe doğru uzanan öyküler bunlar. benim en sevdiklerim dürtüsellik içerisinde intihara meyleden 13 yaşındaki bir çocuğun ölüm arzusunun ölüm korkusuna dönüşmesini anlatan öldürme vakti, bir oğlan çocuğunun biyolojik cinsiyeti ile çatışmasını konu alan dolabın içinden ve kitabın ismini de içerisindeki bir cümleden aldıkları kalabalıklar.

yazarın üslubu o kadar açık ve canlı ki her bir sahneyi gözlerimin önünde gördüm adeta. kısa fragmanlarla oluşturulmuş bir film izlemek gibiydi. halbuki kitap okuyordum :d.

gerçekten çok beğendim.
kafamda kira vermeden yaşayacak olan karakterlere yenileri eklendi.
devamını gör...

lazım olmaz.

insanın bu hayatta çizgileri olmalıdır.bazı prensiplerden ödün verilmez, bazı kurallar esnetilmez.

teyze teyzedir,
amcada amca.
devamını gör...

biraz daha uyumazsam, uyanmak zorunda olduğum saatte kalkmak zorunda kalacağım.
fakat
uyanmak zorunda olduğum saat yaklaştığı için stresten uyuyamıyorum. uyumayı bile becerememiş bir insanın şu hayatta hiçbir başarısından söz edilemez.
devamını gör...

benim çok tarzım değil. çocukluğumdan beri hep kendi alanıma dair özgürlüğüm korundu. ailemle beraber yaşasam da, ailem her zaman kişisel alanım olduğu fikrine saygı duydu ve kendi alanıma müdahale etmedi. dolayısıyla, kendi alanımda müdahalesiz büyümeye ve yaşamaya çok alışkınım. bunu bir saygı biçimi olarak tanımlıyorum.

bir kişiyle aynı evi paylaşmaya başladığınızda, "kişisel alan" mantığınız zedeleniyor ve kendinize ayıracak zaman bulamıyorsunuz. "me time" kaybetmeyi seçtiğim bir olgu değil. bu yüzden tercih etmiyorum. kendi alanımda iyiyim.
devamını gör...

rakibinin sayısız hocasını değiştirdi.

rakibinin sayısız başkanını değiştirdi.

rakibinin logosunun değiştirdi.

rakibininin kurumsal kimliğini inşa ettiği futbol yapılanmasını değiştirdi.

rakibinin taraftar profilini değiştirdi rakibinin taraftar sayısını azalttı.

şimdi yakında rakibinin stadyumunu değiştirecek.

ha bence fenerbahçe kadıköy’den çıkmamalı ama çoğunluğun zihninde burda olmuyor artık travmalar dolu psikolojisi dolaşıyor işte bunu galatasaray yaptı.
devamını gör...

parasını hak eden platform.

zaten dünyanın en iyi dizileri kütüphanesinde. üstüne harika bir türk sineması koleksiyonu var ve her hafta güncelleniyor.

yani türk sinemasına gireceksen burada gezeceksin maşallah.

çok memnunum kütüphanesini çok seviyorum. hbo dizilerinin hepsini sömürüp bitirmek lazım.
devamını gör...

galatasaray’ın rakibini aciz gösterdiği müsabaka.

galatasaray şampiyonlar ligi deplasmanından dönmeseydi ve laubali davranmasaydı sonuç çok başka olurdu. oyun olarak zaten sonuç çok başka oldu.

ha ismail kartal gitmesin fenerbahçe’nin başında kalsın diye vites düşürmüş olabilirler çünkü ismail kartal fenerbahçe’nin başına gelen en güzel şey.

bugün galatasaray lider girdiği haftayı dördüncü bitirebilirdi ama lider devam etmeye karar verdi, istedi ve oldu.

galatasaray tam kadro ve kafasını sahaya verdiği her lig maçında domine ederek kazanır.

tabii futbol öyle bir oyun değil inişler çıkışlar sakatlıklar cezalar var.
devamını gör...

önceden 1 kadini 4 farkli kadin ile es tutardim adetten 1 hafta once -> adet oldugu an -> 1 hafta sonrasi -> bosta kalan 1 hafta simdi gelmissin bana guncelleme yapiyon yakisti mi sana ohoook
devamını gör...

her kadının otomatikman anneliğe elverişli olduğuyla alakalı gelişmiş müthiş genel bir yanılsama var. annelik, her kadına doğuştan "kaçınılmaz" biçimde yüklenilen bir duygu gibi görülüyor ama maalesef ki öyle değil. kadınlar dahi hamileliğin ne anlama geldiğini tamamen bilmiyorlar. bu süreç en basit biçimiyle "9 ay boyunca bir çocuk taşımayı" kapsamıyor. var olan fiziksel, duygusal ve psikolojik değişkenleri de hesaba katmak ve hepsine bütünüyle hazır olmak gerekiyor.

kadınların genelde alt üst oldukları durumlar bir üst cümlede yer alan, muhteşem üçlemenin sonucudur. kadın hamile kaldığı andan itibaren, vücudu bebeği hayatta tutabilmek için efor harcar ve tüm hormon dengeleri değişir( bu değişiklik sadece bebek rahimde büyürken kendisini gösterir. bu sürece has bir durumdur. bu yüzden hamile kalmış annenin bedeni kendisine de yabancıdır. kadın her gün vücudunu yeniden öğrenir.)

bu süreçte anne adayı bedenini yeniden tanırken, duygusal ve psikolojik olarakta git gelleri başlar çünkü her kadının bedeni bebeği taşımaya da elverişli değildir. bazı kadınlar için tüm hamilelik süreci riskliyken, bazıları için düşük sadece ilk birkaç ay için olasılık dahilindedir. bazı kadınlar bebek büyüdükçe ( özellikle 6. aydan itibaren) ciddi ağrılar çekmeye başlayabilirler çünkü bebeğin ağırlığı kadının vücuduna özellikle bel ve sırt bölgesine ekstra yük bindirir. bu yüzden hamileliğinde sık sık bel- sırt- boyun ağrısı çeken kadınla karşılaşabilirsiniz. süreç bununla sınırlı sanmayın. bebek büyüdükçe, kadının vücut ödemleri artabilir ve vücudun belirli kısımlarında veya genel olarak inanılmaz şişkinler oluşabilir (bilhassa bacak ve ayak bölgesinde). bağırsakların çalışma biçimi hormonal sapmalardan ve rahimde büyüyen çocuktan ötürü değişebilir ve sık sık kabızlık yaşanabilir... bu konuda inanın daha sayısız söylenebilecek reaksiyonlar vardır. ayrıca belirtmeden geçmeyelim doğum aşaması da ayrı bir kaostur. her kadın, normal doğuma müsait değildir. vajinal yapısı doğumu gerçekleştirecek kadar esnemeyen kadın sezaryen doğuma alınır...

görüldüğü üzere, anne olma yolunda sayısız ön görülemeyen olasılıklar var. üstelik doğum sonrası da ayrı bir olasılıklar silsilesidir. vücut, bebeği rahimden çıkarttığında, işleyişini eski haline döndürmeyi hedefler. dolayısıyla, 9 ay boyunca öğrendiğiniz / deneyimlediğiniz bedeniniz yeniden bir kez daha değişir. doğum sonrası vücudun hormonal ve jinekolojik açıdan toparlanması( doğum sonrası yaralarının- dikişlerinin iyileşmesi) ciddi süre alır. bu yüzden doğum sonrası en korkulan şey "psikoz( doğum sonrası depresyonu'dur)." sadece bu nedene dayanarak dahi, doğum yapmış kadının yalnız bırakılmaması gerekir. psikolojisini yönetemeyen kadın, her türlü davranışı sergilemeye - maalesef- açıktır. günümüzde birçok kadın doğum sonrasında terapiye gitmektedir. psikoz her kadının girdiği bir süreçtir. sadece sorunu olan kadınları vuran bir olgu gibi görmeyin. bu her kadını etkiler ama seviyesi ve yoğunluğu değişkendir.

sonuç: hamilelik kolay değildir. her kadın için ponçik bir dönem hiç değildir. hamilelik ve doğum sonrası dönemde var olan davranış ve duygu değişimlerini kadınların kasıtlı yaptığı şımarıklıklar olarak görmeyin. hamilelik. sanıldığından daha hatta çok daha zor bir süreçtir. bana kalırsa, bir kadının kendisiyle en büyük sınavıdır.
devamını gör...

benim teyze dediklerim artik mezarda 1 2 tane fosil kalmistir onlarda lazim olmasin lutfen
devamını gör...

donsuz banyodan cikabildigim surece sikinti yok bana herturlu sexyim
devamını gör...

benim ihtiyacım olan şey bu da bulamıyorum.

ben sevgiliyle yasarken evimi pırıl pırıl yapıyorum.
her gun yemek pişiriyorum.
evde giydigim pijamalar bile guzellesiyor.
iki kişi olunca evde asillesiyorum.
devamını gör...

sozlukten gidicem filan demiş.
gitmemesini rica ediyorum.
guvendigim ve sevdigim ender kadınlardansın.
seni okumayı seviyorum.
devamını gör...

senelerdir severek dinledigim bi cover

devamını gör...


içimde kendisi için sevgi kırıntısı kalmayana dek dinliyim istiyor, günlerdir kafamın içini bir an olsun terk etmemesini başka bir şeye yoramadım. adam olan bu kadar sıkboğaz etmez.
devamını gör...

cem karaca'dan dinlenildikten sonra hayatınızın göbeğine oturan, halk edebiyatı ürünüdür. esasen bir şiirdir fakat daha sonradan beste halini almıştır. aşık veysel'den dinlemeyi kendi adıma çok sevmiyorum. her ne kadar yazarı kendisi olsa da, bir cem karaca gırtlağı ( kendi nezdimde) etmiyor.

toprakları bol olsun.
devamını gör...

benim aklim hala bunda


devamını gör...

nedense benim hep çok değişken.. pasiften- agresife, romantikten- öfkeliye hızlı geçişlerim var. şu an derseniz:

marilyn manson- god's gonna cut you down
devamını gör...
daha fazla yükle

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim