zaman tüneli

1 ay sonra kavuşacağımız şehir. özlendi..
devamını gör...

daha saçma bir şey daha görmedim. kaldırın şunları şuradan abi. gerçek ve organik sözlük istiyoruz.
devamını gör...

erkeğine değer veren, erkeğinin gelişimini destekleyen, erkeğine emek veren kadındır. seviyordur. ve seviliyordur...

inşaallah bize de böyle bir hanım nasip olacak.

ben belli başlı sebepler yüzünden ya da bu sebepleri kafamda çok büyüttüğümden araba sürme hayali bile kurmadım. trafik stresine katlanamam sandığımdan herhalde.
araba sürmeyi bilmeyen kaba saba insanlar o kadar çok ki. heveslenemiyorsun.

işte böyle bir ortamda kimsenin sizin trafikteki acemiliklerinize anlayış da göstermeyeceğini düşünüyorsunuz. hata yapmaktan ölümüne korkarak kendinizi kasıyorsunuz. belki de kendinizi engelliyorsunuz.

biliyorum, bu ürkek ve kaygılı ruh halim ancak anlayışlı bir sevgilinin güven veren sıcaklığıyla iyileşebilir. üzerimdeki bu anlamsız gerginlik ve gözümü korkutan her şey belki de bir sıcak sarılma ve öpücükle kaybolacaktır.

belki de herkesten daha çok güvendiğim ve inandığım hanımım bana öğretir şoförlüğü ve hayatta var olabilmeyi.
devamını gör...

hadımköy gişesinden mahmutbey gişesine 8 dakikada geldim.
madalyamı isterim...
devamını gör...

yeni yazarları tebrik ederim. yeni akıntılarla denizi beslemek lazım ara ara.. kalemleri keskin olsun.
devamını gör...

afrodizyak.

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

minik dostumun yıllık sağlık kontrolleri kapsamında zorunlu olan kuduz ve karma aşılarını veteriner kliniğinde tamamlattık.
devamını gör...

beş buçuk bin, güzellik merkezine..
devamını gör...

biri istanbul diğeri küçük anadolu kasabası..
devamını gör...

sahici bağlar kurmak, küçük şeylerden mutlu olmak ve anı yakalamak...
devamını gör...

imkanım olsa ehliyetini iptal ederim. ben öğretseydim sanırım camdan dışarı atardım kafam attığında.
devamını gör...

trafikteki magandalar ve zorbalar tarafından zorbalığa ve şiddete uğrama korkusudur.

ehliyet alma hevesi bile bırakmaz insanın içinde. bu ülkede acemi olmaktan bile korkuyor insan.
devamını gör...

normalsozluk.com/entry/4102444

teşekkürler..
devamını gör...

atatürk’ün imzasıyla yolsuzluğu ihbar edene ödül…

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

1933 yılında izmir rıhtım şirketinde ortaya çıkan yolsuzluklar, genç cumhuriyetin kamu kaynaklarını koruma mücadelesinin dikkat çekici örneklerinden biri ve göz yaşartıcı…*

osmanlı döneminden kalma, yabancı sermayenin kontrolündeki şirketin gelirlerini gizlediği, muhasebe kayıtlarında usulsüzlükler yaptığı ve devlete karşı yükümlülüklerini yerine getirmediği iddiaları üzerine soruşturma başlatılıyor. yolsuzlukların ortaya çıkarılmasına katkı sağlayan beş kişiye ise devlet tarafından nakdi ödül verilmesi kararlaştırılıyor.

19 haziran 1933 tarihli bakanlar kurulu kararında, cumhurbaşkanı gazi mustafa kemal atatürk’ün, başbakan ismet inönü’nün ve dönemin bakanlarının imzaları bulunuyor. böylece yolsuzluğu haber veren kişilerin ödüllendirilmesi resmi karara bağlanıyor.

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

aynı yıl çıkarılan özel kanunla izmir rıhtım şirketinin işletme hakları ve tesisleri de devlet tarafından devralınıyor.

bugünden bakınca bu belgeyi yalnızca geçmişte verilmiş bir para ödülü olarak okumuyorum. kamu kaynaklarını korumanın, usulsüzlükleri ortaya çıkaran kişilerin katkısını tanımanın ve devlet yönetiminde hesap verebilirliğin cumhuriyetin ilk yıllarında da gündemde olduğunu gösteren önemli bir tarihsel örnek olarak görüyorum.

yolsuzluğu, 1933 tarihli bakanlar kurulu kararı ve dönemin basınında yer alan izmir rıhtım şirketi davası haberlerinden okuyabilirsiniz…
devamını gör...

ardına bakma diyorsun. arkamdan ağlama ne olur, dik durabilmeyi, sen öğrettin bana bu şehri sevmeyi.. evet bu şehri sevmeyi seninle öğrenmiştim, o dik yokuşlarını şehrin bir nefeste çıkmıştım seni görmek, seninle olmak için.. bir günlüğüne, bir kalbime, bir de karşıma çıkacak sahte okeylere yazdım sevdamı, kavgamı, tekrarı hiç olmayacak öpüşleri, uzun uzun bakarken gözlerimizi kaçırıp gülüşmeleri ve hiç doğmayacak maymunlarımızı.



unuttum, unutmak zorundayım o günlerimizi, yeni sayfalar açmak için uzandığım kaderim, çoktan yazılmış, çizilmiş, karalanmış, kimdir kaderimin faili, şikayet etsem kimi kime söyleyeceksin ki, cezasını bir dakika bile çekmez, bırak tutuklu kalmayı gözlerinin hapsinde..



utanma yok, bu isyanlar neye yarar, bu dil susar zaman zaman, çığlıklar bulutlara saplanmış ki bir damla bile ağlayıp üzülmemiş o bulutlar.. ateşten bir parça, hatıralarıma bulaşmış, yakmış yıkmış, kurtaramamış gönlümün fedaileri yangın içinde mazimdeki seni. niye?



boş, hayat, hayat bomboş, bir umut? belki..
devamını gör...

su
devamını gör...

sabah saatlerine doğru yatağında açık gözlerle uzanmak, insanı tuhaf bir yalnızlığa sürükler. gece boyunca uyku getirmeyen o saatler, dünya uykudayken kendini büsbütün uyanık bulmak, özel bir işkencedir. zihin bu saatlerde dalgalanır; durulmuş bir su gibi değil, çalkantılı bir ırmak gibi akar. sabaha yaklaşırken uyuyamayan biri, aslında kendisinin farkına varır.

günün ortasında koşuşturmaya alışkın beyni, karanlık ve sessizlik içinde çaresiz kalır. zihin, kafesinden çıkmış bir hayvan gibi etrafta dolaşmaya başlar. dün yapılan bir konuşmayı hatırlar, yarın çıkabilecek sorunlardan korkar, hiçbir yere varmayan düşünceler içinde kendini kaybeder. bu dağınık hâldeyken kimi insanlar sayı sayar, kimileri nefes egzersizi yapar. ama hiçbiri gerçekten işe yaramaz. çünkü sorun, uyku ilaçları ya da rahatlatma teknikleri değildir. sorun, karanlığın içinde yüzleşilmesi gereken bir şeydir.

belki de gece, insanı ikna etmek istediği şeylerle yüz yüze getiren bir zaman dilimidir. saatler ilerledikçe, sabah yaklaştıkça uykunun gelmeyeceği kesinleşir. beden yorgun düşer ama zihin büsbütün uyanık kalır. güneş doğarken yataktan kalkan biri, bir gece boyunca kaybettiği şeyin yalnızca uyku olmadığını hisseder. kaybolan, bir parça güvenliktir. sabaha karşı uyuyamamak, kişiye kendisiyle baş başa kalmaktan başka çare bırakmaz.
devamını gör...

suçluysa neden tahliye edildi. ayrıca tahliye edildikten sonra neden ev hapsi..? madem suçlu değil neden görevden alındı. artık görevine geri dönebilecek mi?
ülkede hukuk guguk olursa tüm kararlar böyle siyasi, tartışmalı hale gelir. geçmiş olsun diyorum kendisine..
devamını gör...

insan yoğunluğunun en fazla olduğu anlarda, tam da çevrenizde binlerce kişi varken, en derin yalnızlığı hissedebilirsiniz. bu çelişki, ilk kez yaşandığında şaşırtıcı gelir; fakat biraz düşününce hayatın en bilinen gerçeklerinden biri olduğu anlaşılır. kalabalık bir metroda acı çeken birine bakıyorsunuz ve o kişinin yüzünde bir mutluluk maskesi görmek istiyorsunuz, çünkü bu durumu kabullenilir kılmak gerekir.

etrafınızda telefonlarına bakan, kendi dünyalarına kapanmış, sizinle aynı havayı solumayan insanlar var. herkes bir yerlerde sıkılmış görünüyor ya da bu ortamdan kurtulmaya çalışıyor. böyle bir yerde birilerinin elinizi tutuyor olması, yalnızca fiziksel değil, duygusal anlamda da hiçbir şeyi değiştirmiyor. belki de asıl sorun yalnızlığın kendisi değil, kalabalığın yalnızlığımızı görememesidir.

sessiz kalmış acılar, gülümsemenin altına gizlenmiş üzüntüler vardır. herkes kendi derdiyle meşgul olduğu için çevresindekilerin dökülen içlerini fark etmez. oysa kalabalık olmadan, sessiz bir odada tek başına kalmak belki çok daha az acı verirdi. asıl acı, görülmemek ve işitilmemektir. kalabalıkta yalnız kalmak, insana kendini hem var hem yok hissettirir. bedeni kalabalığın arasında kaybolmuş, ruhu ise sonsuz bir boşlukta terk edilmiştir.
devamını gör...

gece yarısı balkonda durmak, sigara dumanının içinden şehri seyrederek vakit geçirmek tuhaf bir duygu uyandırır. belki de sessizlik uğruna yapılır bu, belki de sessizlik istenmeden bulunur orada. bilinmez. şehir, gündüzleri canlı bir organizmadır; akciğerleri trafik, sinir sistemi insanlar ve seslerdir. ama gece yarısından sonra şehir kendine çekilir, soluklanır. o saatlerde yarım saatlik, bir saatlik bir sessizlik doğar. sokaklar boşalır, camlar kapanır, yaşam ileriye doğru değil içe doğru akar.

işte bu an, bu sessizlik, balkonda ayakta duran insan için bir armağandır. sigara içmek yalnızca sigara içmek değildir o anda; adeta bir törendir. dumanı solumak, dışarı vermek, yeniden almak; bunu yaparken dünyaya uzaktan bakmak. şehrin ışıkları hâlâ parlaktır, ama ses neredeyse yok olmuştur. arada geçen bir otomobil, uzaktan gelen bir korna sesi yalnızca hayatın hâlâ sürdüğünü hatırlatır.

sessizlik insanı düşündürür. gündüzün koşturmacası, akşamın telaşı geçince o sessizlik insanı kendisine döndürür. neler yapıldığı, neler yapılmadığı, nelerin yanlış yapıldığı gelir aklına. sigara, belki de bu düşüncenin yanında oyalanmak için bir bahanedir. sabah olacak, sesler yeniden başlayacak, yaşam hızlanacaktır. ama şimdi, şu an, balkonda, sigara ucunda yanan kırmızı nokta kadar küçük ve sessiz bir dünya vardır. bu da yeterlidir.
devamını gör...
daha fazla yükle

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim