öncelikle bu kitabı bana önermekle kalmayıp bir de üstüne hediye etmiş canım dostum
@jinju hanıma çok teşekkür etmek istiyorum.
aslında iki kitap hediye etmişti jinju, diğeri de yine ayn rand'dan ego idi. o kitabı da beğenmiştim fakat iki kitabın da temelini oluşturan ayn rand'ın kendi oluşturduğu filozofik ve sosyal sistem olan objektivizm benim içimde pek yer etmeyen bir şey olmuştu. temel nedeni tabii ki kapitalizmi destekleyen bir yapıda oluşu.
hayatın kaynağı'nı okumaya başladığımda yazar ve dünya görüşü hakkındaki bilgilerim bununla sınırlıydı. hayatın kaynağı, objektivizmle ilgili damağımda kalan o kötü tadı çoğunlukla silip attı açıkçası. hele howard'ın en sonda yaptığı savunma tam bir chef's kiss. tamamen diyemiyorum çünkü hala kolektivizmin de değeri olduğunu düşünüyorum.
kitap başlangıçta bir mimar adayı, ilerleyen zamanlarda da mimar olmuş howard roark'u anlatıyor. 4 bölümden oluşuyor, her bölüm başka bir karakteri merkeze alıyor ama değişmez odak howard. bence howard otizmli bir birey. sosyal ilişki sıfır, insanları anlayamıyor ve sevdiği şeylere takıntılı. temsil ettiği ise sapına kadar rand'ın objektivizmi.
kitapta en sevdiğim şeylerden biri de iyi karakter olmayışı. zaten tek boyutlu karakter okumayı kim sever? yine de savunduğumuz ve savunmadığımız her fikrin, her sistemin, her bireyin hem iyi hem kötü olduğunu çok güzel anlattığını düşünüyorum.
kitap boyunca anlatılan felsefi yapıyı ifade edebilecek kadar kendimi yetkin görmediğim için o topa girmek istemiyorum pek aslında ama çok basit şekilde anlatmam gerekirse bir insan birey olmadan, tüm kolektif amaçlardan sıyrılmadan yaratıcı olamaz diyor. şu anki toplumda bencillik dediğimiz kendi yararına yapılan şeyler esasında başkalarına gösteriş, başkalarından takdir amacıyla yapıldığı için gerçek bencillik algısının bozulduğunu, gerçek bencilliğin tamamen kendi içimizde olana sadık kalmaktan geldiğini söylüyor (ve bu düşünce sistem içerisinde çok iyi bir şey olduğu savunuluyor.). (sanıyorum ki) cicero'ya atfedilen "ne kadar insan varsa, o kadar tanrı vardır" sözü de kitapta anlatılan düşünceye dahildir.
kitaba edebi açıdan bakacak olursak zaman zaman yazılmış uzun monologlar haricinde çok kolay okunan bir kitaptı. sayfa sayısı korkutmuştu ne yalan söyleyeyim ama çok akıcı olduğu için kolayca ilerliyor. bir de olaylar hızlı ilerliyor, merak duygusunu besliyor. iki bölüm arasında bir anda 1,5 - 2 sene geçmiş olabiliyor. benim sevdiğim bir şey oldu bu.
her karakterin temsil ettiği bir şey de var bence ama bunlar kitabın sonuna doğru netleşiyor. başta biraz havada kalan noktalar bile sonda mutlaka birleşiyor.
puanım 10. uzun zamandır bu kadar besleyici bir kitap okumamıştım. tavsiye edilir.
devamını gör...