orijinal adı: 蟹工船 [kani kōsen]
yazar: kobayaşi takici
yayım yılı: 1929
japonya'daki bir yengeç konserveleme gemisinde ağır şartlar altında çalışan işçilerin kapitalist düzene ve patronlara baş kaldırmasını anlatan eser.
yazar: kobayaşi takici
yayım yılı: 1929
japonya'daki bir yengeç konserveleme gemisinde ağır şartlar altında çalışan işçilerin kapitalist düzene ve patronlara baş kaldırmasını anlatan eser.
öne çıkanlar | diğer yorumlar
başlık "jinju" tarafından 04.01.2026 18:37 tarihinde açılmıştır.
1.
kobayaşi takici'nin fabrikaya çevrilmiş bir gemide çalışan işçilerin uğradığı zulmü ve ayaklanma çabalarını anlattığı kısa romanı.
kitabı konu itibariyle çok beğendim, dünyanın her yerinde, tüm işçi sınıfı aynı zulme maruz kalmış ve kalıyor ve çözüm hepimiz için aynı: birlik olmak. edebiyat da bizi birlik edecek en güzel şeylerden biri.
fakat kitabı okumakta zorlandım çünkü çevirisinin edebi bir bakış açısından ziyade akademik bir bakış açısı ile yapıldığını düşünüyorum. hiçbir duyguyu hissedememekle birlikte dipnotlardaki bence fazla ayrıntılı tutulmuş açıklamalarla da sürekli bölündüm.
önsöz de aynı şekilde akademik bir makale olarak yazılmış sanki. metnin tüm analizini metni okumadan önce görmek hoşuma giden bir şey değil. keşke daha sonra okusaydım. bir de burada şundan bahsetmeden geçemeyeceğim. önsözde kitabın "tuhaf bir feminizmi" olduğunu söylüyor çevirmen, sonra kitaba başlıyoruz ve daha baştan çörek satıcı kadın tacize uğruyor üstelik de bu taciz "masum erkeklerin başka eğlencesi, yapacak bir şeyi yok, kadınsız kalacaklar, yazık" der gibi anlatılıyor ya da bana öyle geçti bu durum (zira dediğim gibi çeviriden hiçbir duygu alamadım.). yani önsözde biraz zorlama, metni ve japon kültürünü sırf övmek için yazılmış kısımlar olduğunu da düşünüyorum. çünkü bu metin feminist de olmayıversin yani, tüm iyi şeyler birlikte olamaz. :)
yazarın yaşamını, çok genç yaşta aramızdan ayrılmış olduğunu öğrenince üzüldüm çünkü belli ki japon edebiyatında çok fazla duymadığımız toplumcu edebiyatı icra eden iyi yazarlardan biriydi ve olacaktı.
kitabı konu itibariyle çok beğendim, dünyanın her yerinde, tüm işçi sınıfı aynı zulme maruz kalmış ve kalıyor ve çözüm hepimiz için aynı: birlik olmak. edebiyat da bizi birlik edecek en güzel şeylerden biri.
fakat kitabı okumakta zorlandım çünkü çevirisinin edebi bir bakış açısından ziyade akademik bir bakış açısı ile yapıldığını düşünüyorum. hiçbir duyguyu hissedememekle birlikte dipnotlardaki bence fazla ayrıntılı tutulmuş açıklamalarla da sürekli bölündüm.
önsöz de aynı şekilde akademik bir makale olarak yazılmış sanki. metnin tüm analizini metni okumadan önce görmek hoşuma giden bir şey değil. keşke daha sonra okusaydım. bir de burada şundan bahsetmeden geçemeyeceğim. önsözde kitabın "tuhaf bir feminizmi" olduğunu söylüyor çevirmen, sonra kitaba başlıyoruz ve daha baştan çörek satıcı kadın tacize uğruyor üstelik de bu taciz "masum erkeklerin başka eğlencesi, yapacak bir şeyi yok, kadınsız kalacaklar, yazık" der gibi anlatılıyor ya da bana öyle geçti bu durum (zira dediğim gibi çeviriden hiçbir duygu alamadım.). yani önsözde biraz zorlama, metni ve japon kültürünü sırf övmek için yazılmış kısımlar olduğunu da düşünüyorum. çünkü bu metin feminist de olmayıversin yani, tüm iyi şeyler birlikte olamaz. :)
yazarın yaşamını, çok genç yaşta aramızdan ayrılmış olduğunu öğrenince üzüldüm çünkü belli ki japon edebiyatında çok fazla duymadığımız toplumcu edebiyatı icra eden iyi yazarlardan biriydi ve olacaktı.
devamını gör...
