1.
anne sevgisi
biraz içimi dökeceğim müsaadenizle.
ben kendimi bildim bileli annem mesafeli biridir. bizi öpmez, sarılmaz, sevgi sözcükleri söylemez. mizacı böyledir eskiden beri. küçükken çok isterdim beni sevmesini saçımı okşamasını ne bileyim sıcak olmasını falan. annem beni hep eleştirirdi. evde sorun çıkaran kişi ablam olurdu her zaman, öfke problemleri olan sinir bozucu bir şeydi. bense hep "ne kadar olgun her işini kendi hallediyor bize hic zorluk çıkarmadı" çocuğuydum. buna rağmen annem beni hep eleştirdi, durmadan.
çok sakarsın inci...
sakar insanlardan nefret ederim inci...
çok dağınıksın inci...
kafana bir şey girmiyor inci...
benim seni sevmediğimi düşünüyorsan bu senin problemin inci...
suratını asma inci, moralini bozma inci, biz senin bu suratını görmek zorunda değiliz inci, gece niye uyumuyorsun inci hadi uyumuyorsun gürültü yapma inci (bi kere de demedi 9 yaşında bir çocuğun gözüne neden uyku girmez), hep zamansız uyuyorsun inci, bıktım inci, yemek yapamıyorsun inci, bir şeyi de bana sormadan yap inci, inci, inci, inci...
ben asla ona yetemedim, ne yapsam eksiktim. kahvaltı hazırlardım peynirsiz kahvaltı mı olur inci derdi mesela, bir teşekkür ederim kızım demezdi. çocukken haftasonu erken kalkıp kahvaltı hazırlamıştım hiç unutmam, o kadar heyecanlıydım ki, annemi uyandırdım kahvaltıyı gördü bu saatte niye uyandın inci dedi. bir kere de notlar falan yazdım kötü hissettiği bir dönemde yanında olduğumu göstereceğim çocuk aklımla, saçma sapan şeyler uğraşma inci dedi.
böyle böyle ben de duygusuz birine dönüştüm. seneler geçti her gece ben anneme benzemicem dedim, her günüm onun gibi olmamaya çalışarak geçti.
bazen düşünüyorum da ben gerçekten sevilmeyecek bir çocuk muydum ne yapmıştım ona neydi bu nefretin sebebi, halbuki gerçekten herkesin övdüğü bir çocuktum. bir kere bile onlara öf demedim, üzülürdüm onlar üzülmesin diye belli etmezdim, o kadar iyi mutlu rolü yapıyordum ki 10 yaşında her gece intihar etmeye çalışıp cesaret edemediğimi bir kere bile anlamadı, başarılı da bir çocuktum fen lisesine yerleştiğimde bile neden bizim şehirdekine yerleşemediğim konuşulmuştu.
neyse işte seneler geçti öyle böyle bir şekilde büyüdüm. 22 yaşındayken bir gece aniden anladım, ona ne kadar da çok benzemiştim zaman içinde. sevgimi dile getiremez olmuştum, birini öpmek sarılmak işkence gibi geliyordu, konuşma tarzım bile ona benzemişti. senelerce gece gündüz onun gibi olmicam diye diye delirdiğim kadının kopyası olup çıkmıştım. senelerdir depresyondaydım ama bu durumu fark etmek beni daha da dibe sürükledi, çıkamadım. destek aldım, ilaçlar, haplar , terapiler... hâlâ annesi tarafından sevilmemiş o çocuktum. hiçbir şey değişmemişti, sadece ben kabullenmiştim. sonrasında kendimi keşfettim aslında hiç de sevgisini belli edemeyen biri olmadığımı fark ettim, biri beni öyle güzel sevdi ki ben pamuk gibi birine dönüştüm. beni kendimle barıştırdı, hep sevdiğim şeyleri yaptı, yanımda oldu, elimi tuttu. iyi ki var hayatımda. ama annem o zaman da susmadı, kedileri severim diye kedili bir şey alırdı hemen başlardı "seni etkilemek için yapıyor inci bu kadar saf olma". bitmiyordu hep ama hep eleştiriyordu; iki ayda nasıl sever seni inci saf olma, bir buçuk sene konuştuğun adamı bile tanıyamadın bunu nasıl tanıdın inci, seni sevmiyor etkilemeye çalışıyor inci, işler ilerleyince ilgisini yitirir inci...
sahi, ben sevilmeyecek biri miyim anne, kimse beni sevemez mi, sırf sevdiğinden iyi hissetmemi istediğinden yapıyor olamaz mı bunca şeyi? niye anne, neden beni sevmiyorsun anne? naptım ben sana anne, beni dünyaya sen getirdin neden beni korumuyorsun anne kendinden? neyse ki haksız çıktın anne. doğuranın bile sevmediği bu küçük kızı sevdi o çocuk anne, hiç sorumlusu olmadığı halde senin bile açtığın yaralara üfleyip sarıyor anne. beni seviyor, ben de sevilebilecek biriymişim gördün mü anne?
ama artık sana kızmıyorum biliyor musun? geçen gün mutfakta beraber yemek yaparken anladım; sen benden değil kendinden nefret ediyormuşsun, bütün o eleştiriler aslında kendineymiş. hayatımda ilk defa "seni kendime çok benzetiyorum" dedin. ben sana benziyorum anne, beni bu yüzden sevmiyorsun. anladım. anladım anlamasına ama bu benim çocukluğumu geri getirmiyor ki, içimdeki kız çocuğu ikna olamıyor artık sevildiğine anne. neden kızına bunu yaptın anne? ben seni nasıl affedicem anne?
ben kendimi bildim bileli annem mesafeli biridir. bizi öpmez, sarılmaz, sevgi sözcükleri söylemez. mizacı böyledir eskiden beri. küçükken çok isterdim beni sevmesini saçımı okşamasını ne bileyim sıcak olmasını falan. annem beni hep eleştirirdi. evde sorun çıkaran kişi ablam olurdu her zaman, öfke problemleri olan sinir bozucu bir şeydi. bense hep "ne kadar olgun her işini kendi hallediyor bize hic zorluk çıkarmadı" çocuğuydum. buna rağmen annem beni hep eleştirdi, durmadan.
çok sakarsın inci...
sakar insanlardan nefret ederim inci...
çok dağınıksın inci...
kafana bir şey girmiyor inci...
benim seni sevmediğimi düşünüyorsan bu senin problemin inci...
suratını asma inci, moralini bozma inci, biz senin bu suratını görmek zorunda değiliz inci, gece niye uyumuyorsun inci hadi uyumuyorsun gürültü yapma inci (bi kere de demedi 9 yaşında bir çocuğun gözüne neden uyku girmez), hep zamansız uyuyorsun inci, bıktım inci, yemek yapamıyorsun inci, bir şeyi de bana sormadan yap inci, inci, inci, inci...
ben asla ona yetemedim, ne yapsam eksiktim. kahvaltı hazırlardım peynirsiz kahvaltı mı olur inci derdi mesela, bir teşekkür ederim kızım demezdi. çocukken haftasonu erken kalkıp kahvaltı hazırlamıştım hiç unutmam, o kadar heyecanlıydım ki, annemi uyandırdım kahvaltıyı gördü bu saatte niye uyandın inci dedi. bir kere de notlar falan yazdım kötü hissettiği bir dönemde yanında olduğumu göstereceğim çocuk aklımla, saçma sapan şeyler uğraşma inci dedi.
böyle böyle ben de duygusuz birine dönüştüm. seneler geçti her gece ben anneme benzemicem dedim, her günüm onun gibi olmamaya çalışarak geçti.
bazen düşünüyorum da ben gerçekten sevilmeyecek bir çocuk muydum ne yapmıştım ona neydi bu nefretin sebebi, halbuki gerçekten herkesin övdüğü bir çocuktum. bir kere bile onlara öf demedim, üzülürdüm onlar üzülmesin diye belli etmezdim, o kadar iyi mutlu rolü yapıyordum ki 10 yaşında her gece intihar etmeye çalışıp cesaret edemediğimi bir kere bile anlamadı, başarılı da bir çocuktum fen lisesine yerleştiğimde bile neden bizim şehirdekine yerleşemediğim konuşulmuştu.
neyse işte seneler geçti öyle böyle bir şekilde büyüdüm. 22 yaşındayken bir gece aniden anladım, ona ne kadar da çok benzemiştim zaman içinde. sevgimi dile getiremez olmuştum, birini öpmek sarılmak işkence gibi geliyordu, konuşma tarzım bile ona benzemişti. senelerce gece gündüz onun gibi olmicam diye diye delirdiğim kadının kopyası olup çıkmıştım. senelerdir depresyondaydım ama bu durumu fark etmek beni daha da dibe sürükledi, çıkamadım. destek aldım, ilaçlar, haplar , terapiler... hâlâ annesi tarafından sevilmemiş o çocuktum. hiçbir şey değişmemişti, sadece ben kabullenmiştim. sonrasında kendimi keşfettim aslında hiç de sevgisini belli edemeyen biri olmadığımı fark ettim, biri beni öyle güzel sevdi ki ben pamuk gibi birine dönüştüm. beni kendimle barıştırdı, hep sevdiğim şeyleri yaptı, yanımda oldu, elimi tuttu. iyi ki var hayatımda. ama annem o zaman da susmadı, kedileri severim diye kedili bir şey alırdı hemen başlardı "seni etkilemek için yapıyor inci bu kadar saf olma". bitmiyordu hep ama hep eleştiriyordu; iki ayda nasıl sever seni inci saf olma, bir buçuk sene konuştuğun adamı bile tanıyamadın bunu nasıl tanıdın inci, seni sevmiyor etkilemeye çalışıyor inci, işler ilerleyince ilgisini yitirir inci...
sahi, ben sevilmeyecek biri miyim anne, kimse beni sevemez mi, sırf sevdiğinden iyi hissetmemi istediğinden yapıyor olamaz mı bunca şeyi? niye anne, neden beni sevmiyorsun anne? naptım ben sana anne, beni dünyaya sen getirdin neden beni korumuyorsun anne kendinden? neyse ki haksız çıktın anne. doğuranın bile sevmediği bu küçük kızı sevdi o çocuk anne, hiç sorumlusu olmadığı halde senin bile açtığın yaralara üfleyip sarıyor anne. beni seviyor, ben de sevilebilecek biriymişim gördün mü anne?
ama artık sana kızmıyorum biliyor musun? geçen gün mutfakta beraber yemek yaparken anladım; sen benden değil kendinden nefret ediyormuşsun, bütün o eleştiriler aslında kendineymiş. hayatımda ilk defa "seni kendime çok benzetiyorum" dedin. ben sana benziyorum anne, beni bu yüzden sevmiyorsun. anladım. anladım anlamasına ama bu benim çocukluğumu geri getirmiyor ki, içimdeki kız çocuğu ikna olamıyor artık sevildiğine anne. neden kızına bunu yaptın anne? ben seni nasıl affedicem anne?
devamını gör...
