francoturc yazar profili

francoturc kapak fotoğrafı
francoturc profil fotoğrafı
rozet
karma: 357 tanım: 17 başlık: 0 takipçi: 9

son tanımları


geceye bir kedi bırak

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel


kendisiyle aramda şuan 350-400 km olan ve özlediğim çocuğum casper’ım.
devamını gör...

francoturc (yazar)

teşekkür ederim. çok güzel bir dünya işlemişsiniz burada emeklerinize sağlık.
devamını gör...

normal sözlük yazarlarının ruh halleri

halet-ı ruhiyemiz (ruh halimiz), elbette ayın 15’i gibi parlamamakta ancak demir ustası misali örs ve çekicimizle şekil vererek bir yola sokmaya çalışmaktayız.

özellikle hissedilen şey içinde var olunan zaman ve mekana ait olmama duygusu ise bu tamamen bir elem, dert ve gam yüküdür. çünkü iki kelime edecek ne bir dost bulabilirsiniz ne de vaktinizi geçirecek size uygun zamane gereçleri. uyumsuz olmak aslında uygunsuz olmaktan iyidir elbette. uyumsuz olmak bir yerde dert, elem ve gam yüklü olmak olsa da bir yerde de insana ilhamdır. acısız aşk şairi olunmaz, dertsiz bir şarkı yazarı veya mutsuz bir pop şarkı yazarı olunamayacağı gibi. uyumsuzlukta aslında insana iyi bir düşünsel öngörü ve yazınsal yetenek kazandırır.

bir yerlere ait olmayan bir zamana uyuşmayan bir beden içerisine hapsolmuş mahkum düşünün, düşünün ki nasıl bir mahkum zamanının gereçlerinden mahrum ise uyumsuz olan da bir mahkum ve mahrumdur.

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

ya kedilerimiz de içinde bulunduğu zamana uyumsuz bir bireyse ve bunu ifade edecek nöral bir yeteneği olmadığı için anlatamıyorsa ?

veya da kedi bedenine hapsolmuş bir insan ruhu ise ve vücudunu kullanmayı bilemediği için esrarengiz ses hileleri yaparak bilinçlerimizle irtibata geçmeye çalışıyor ve bizden yardım istiyorsa ?
devamını gör...

milano'yu sığınmacıların ve kaçakların sarması

evet güzelim italya l'asciatemi cantare diye başlıyoruz hatırlayınca italya'yı. ne acıdır değil mi o güzelim caddelere tükürülmesi çöpler atılması. tüm italyanlara ve italya severlere katılıyorum. peki sizler bana katılacak mısınız bakalım ?

fransada lisede okurken mamadumuz vardı bir adet siyahi arkadaşımız. aramızda şu muhabbet geçti:

+ hey françois siz barbarmışsınız türkler olarak
-evet insan etini yemeyi çok severiz. (gözleri siyah derisinin arasında fırlayacak gibi olmuştu.)
+ nasıl yani gerçekten yiyor musunuz
- bunu kim söyledi sana
+annem ve babam söyledi
-peki yarın şunu sor türkler hakkında size barbar diyenler türklere de bizim kazanda insan pişirip beyazları yediğimizi söylemişler
+gerçekten bizi de size böyle mi gösterdiler
-mamadu herkes herseye söyleyebilir ancak biz seninle arkadaşız hemde 3 yıldır aynı sınıftayız sence benim hakkımdakiler mantıklı mı
+ hayır
- o halde bende senin hakkındakilere inanmıyorum
+ iyi edersin aksi takdirde seni de kazanda pişirip yemek güzel olacaktır.

çıkarım: bugünü anlamak için italyanların dün nerelere ayak bastığına ve kimlere ne anlatarak ticaret, bilim, bilgi kanallarını kestiği için bugün bu bağları kesen, tabiri caizse makas ülke topraklarında bu kadar mültecinin toplandığını anlayabilirsiniz. bu görüntüleri görünce aklıma hep kanlı elmas filmi gelir. izleyin izletin. avrupa sonunu kendisi altın tepside sağ elinden sol eline doğru ikram edercesine sunmuştur. en başından bu güne bugünden başlayarak da yarınlara uzanacak ve keşke hiç böyle olmasaydı diyebileceğimiz bir serüven bu ve daha bitmedi. herşey yerinde ve kendisi olarak güzeldir.
devamını gör...

normal sözlük yazarlarının uzmanlık alanları

lisans: kimya mühendisliği bölümü

msc.: tıp fakültesi fizyoloji bölümü

doktora: eczacılık fakültesi farmakoloji (ilaç kimyası) bitiş: nisan, mayıs gibi olcak şuan için msc. chem. eng. diyebiliriz.

uzmanlık alanım: analitik kimya, organik kimya, elektro kimya, enstrümental analiz yöntemleri ve cihazları, inorganik kimya.
ilaç formülasyonları yazıyorum. bir süre isviçre'de çalıştım (fransa'ya 1951'de tıp alanında ihtisas yapmak üzere gitmiş bir adamın oğlunun torunuyum hala oradadır özlediğim çocukluğum, psikolojik ve bedensel olarak çift yaşamım mevcut. üzerine basılabilen her toprağa uyumsuz bir bitki çeşidiyim.) büyük bir ilaç firmasının r&d laboratuvarında ancak sonrasında radikal bir karar ile türkiye'ye dönüş yaptım. şuan kendi kurduğum ilaç firmasında ar-ge çalışmalarına devam ediyorum.

ilgi alanım: mikro yaşam, makro evren, yazılım ve insan simülasyonu, sosyoloji, toplum psikolojisi, plasebo etkilesinin ortadoğu ve asya halklarına etkisi.

arkadaşlarım can dostlarımın ilgi alanları: araç tamiri, yeraltı su sistemlerinin tadilatı. anlatmak istediğim ortadoğudaki gibi lisansın, yüksek lisansın, doktoranın sosyal hayatta insan omuzlarına apolet olmadığıdır. dünyanın özgür yaşanabilir ve kast sistemi dışında olması gerektiğini savunuyorum. bir beyin cerrahı prof. dedenin inşaat işçisi torunuyla gurur duyabildiği bir dünya hayal etmek istiyorum. ekualitenin insanlık, toplum bilinciyle gerçekleşeceği düşüncesindeyim. hatırlanmak olmasaydı uğraşır mıydı bunlarla insan ? ölmek ve unutulmanın her zaman varolduğu bu dünyada 10 ml mürekkep ve bir kuş tüyü hatırlatmıyor mu gelmiş geçmiş en güzel insanları bizlere ?
devamını gör...

uzak

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel



kalmışım bir başıma
bir başıma ve uzak
biliyor musun

binlerce yıl sağılmışım,
korkunç atlılarıyla parçalamışlar
nazlı, seher-sabah uykularımı
hükümdarlar, saldırganlar, haydutlar,
haraç salmışlar üstüme.
ne iskender takmışım,
ne şah ne sultan
göçüp gitmişler, gölgesiz!
selam etmişim dostuma
ve dayatmışım…
görüyor musun ?
nasıl severim bir bilsen.
köroğlu’yu,
karayılanı,
meçhul askeri…
sonra pir sultanı ve bedrettini.
sonra kalem yazmaz,
bir nice sevda…
bir bilsen,
onlar beni nasıl severdi.
bir bilsen, urfa’da kurşun atanı
minareden, barikattan,
selvi dalından,
ölüme nasıl gülerdi.
bilmeni mutlak isterim,
duyuyor musun ?
öyle yıkma kendini,
öyle mahzun, öyle garip…
nerede olursan ol,
içerde, dışarda, derste, sırada,
yürü üstüne üstüne,
tükür yüzüne celladın,
fırsatçının, fesatçının, hayının…
dayan kitap ile
dayan iş ile.
tırnak ile, diş ile,
umut ile, sevda ile, düş ile
dayan rüsva etme beni.
gör, nasıl yeniden yaratılırım,
namuslu, genç ellerinle.
kızlarım,
oğullarım var gelecekte,
herbiri vazgeçilmez cihan parçası.
kaç bin yıllık hasretimin koncası,
gözlerinden,
gözlerinden öperim,
bir umudum sende,
anlıyor musun ?
devamını gör...

öykü yazmak

alın size ufak bir karalama beğenecek misiniz bakalım. eğer beğenirseniz her hafta bir bölüm yazacağım.

yine yine yine paslı bir sabah güneş doğmak ve doğmamak arasında naz yapıyor. zahitin yuvarlak akrebi civciv, yelkovanı horozlu saatinin kulakları öyle bir vuruyor ki buna alarm demek imkansız ruh söküyor bedenden ki insanı yataktan nasıl sökmesin. binbir oflamayla uyanıyor zahit yaşlı anneciği sabah namazından beridir ayakta ve taptaze kokuttuğu yufka ekmeği, çaydanlıktan atlayıp kaçacak gibi kaynayan yumurtalarla bekliyor yavrusunu sofranın başında. baştan savma yıkadığı makine yağı dolmuş çatlak çatlak elleriyle, otuz sekiz yaşının artık karlar yağdırıp dünyadan gidiş yolculuğuna hazırladığı kırışmaya başlayan yüzüyle " günaydın anam" diyerek oturdu masasına. alel acele bir dilim ekmek biraz zeytin ve peynir atıştırdı. "ellerine sağlık güzel anam" dedi kalktı, annesi "yavrum daha yumurtanı yemedin nereye erkenden" dese de aldığı cevap tam doymamış yavrusunu da kendisini de tatmin etmedi. lacivert iş elbiseleri içerisinde zahit kapıdan çıkar çıkmaz sigaraya sarıldı. bir annesi ve birde sigarası vardı. ölen babası aklına geldi bir an duraksadı akciğer kanserinden ölen bir baba 12 yaşında ev geçindiren zahit ne evlenebilmiş ne de bir yuva sahibi olabilmişti. bu duygular içerisinde yürürken hüseyin birden koluna giriverdi zahitin elinde iki poğaça 10:30 molasında yenmek üzere hazır ve nazır semsert bir o tarafa bir bu tarafa sallanan poşetin içinde zahitin koluna çarpa çarpa yürüdüler işyeri servisinin durağına dek.

hüseyin: ah be oğlum neden içersin şu zıkkımı vallahi sana dokunasım gelmiyor leş gibi de kokuyor
zahit: bu koku beni babamdan ayırdı hüseyin yine de vazgeçmedim güzel kardeşim
hüseyin: sana birşey demeye de gelmiyor be oğlum
zahit: de hüseyinim de kardeşim yeter ki sen de

konuşup gülüşmeler eşliğinde bindiler iş yeri servisine. celladı en baş köşede oturmuştu zahit'in ömer tüm kabarmasıyla her sabahki gibi en önde kudretli bir komutan edasında geriliyordu. ustabaşıydı ömer zahitten 100 lira fazlası vardı maaşında, başkaca da bir farkları yok bu hayatta hatta eksikleri bile vardı da patronun ayaklarını diliyle cilalaması ustabaşı yapmıştı onu.
devamını gör...

sokrates'in savunması

+ şimdi ölecek mi sokrates ?
- evet ölecek.
+ peki bir daha onu hiç göremeyecek miyiz ?
- hayır
+ neden öldürüyorlar sokrates'i baba
- çünkü zihinleriniz aynı çocuğum senin kadar o da akıl sır erdiremiyor neden öldürüldüğüne
+ zihinlerimiz aynıysa ben sokrates olabilir miyim baba ?
- birazdan onun ruhu parçalar halinde, onun gibi düşünen herkesin bedenine birer parça geçecek yavrum.
devamını gör...

özel üniversite yurdunda eziyete uğrayan öğrenci

hiçbir canlıya yapılmayacak, yapılması akıldan dahi geçirilmemesi gereken bir şiddet örneği. bizler siyah isek beyazla güzeliz, beyaz isek siyah ile güzeliz ne güzel söylemiş veysel efendi. kıymayın canlara konuşun tartışın fikirler havada uçuşsun yumruklar tekmeler değil. ancak sonra çıkın oradan ve hepbirlikte güzel sofralar kurun, allah bile şeytanı açlıkta dindirmiştir sizler güzel sofralarda buluşun. bırakın bu parti, manga, takım taklavat işlerini.

ah benim güzel üniversite günlerim bir masada elli milletten insanla oturur yemek yer kalkardık. siyahisi beyazı avrupalısı asyalısı ortadoğulusu kuzeylisi ancak hepimiz bir aradaydık. çünkü derdimiz bilim, ilim, sanat yapmaktı.
devamını gör...

pırıl pırıl milyonlarca genç ateist oldu

her ne olursanız olmakta özgürsünüz elbette ancak olmak istediğiniz veya yolunda ilerlediğiniz şeyi olmak için büyük bir çaba sarfetmelisiniz, çok çalışmalı araştırmalısınız ki bir daha geri dönmemek şüphe duymamak adına bunu yapmalısınız. çünkü olmaya karar verdiğiniz her ne ise sizi diğerleri onun temsili olarak görecekler. olmayı seçtiğinizin gerektirdikleri neyse lütfen tam anlamıyla uygulayın aksi takdirde kandırıldık yanıldık demek için yolu çok fazla katetmiş olabilirsiniz.

bir dindar mı olmak istiyorsunuz lütfen gerektirileri neyse onu yerine getiriniz, bir ateist mi olmak istiyorsunuz lütfen gerektirdiği herseyi tastamam yerine getiriniz aksi takdirde hırsızlık yapan bir hacı emmi, din dersi verip ahkam kesmeye kalkışan birer ateist olabilirsiniz. ateist olmak inanmamak ama inana da saygıyı gerektiriyorsa lütfen bunu yapın. inanmak ise dinin gerektirileri olan doğruluk, sadelik, dürüstlük her ne gerektiriyorsa bu yolda ilerleyin.

ben allah'ı bulmakta çok zorlandım. çünkü ben allah'ı yalan söyleyen hacı'da, kumar oynayan hoca'da, faiz yiyen sakallı'da aramışım. yanlış yerlerde aramışım oysaki bakmam gereken yerlere hiç bakmamışım. ben buldum diyebilirim kendimce fakat kendimce diyebilirim. sizler nerede arıyorsunuz veya hiç aradınız mı ? arayıp bulamamak aramadan yönelmekten, aramadan itaat etmekten çok çok ayrıdır. lütfen arayın ya bulun ya da bulamayın ama arayın.
devamını gör...

yalnızlığını tanımlamak

evin herhangi bir odasında bir koltukta tek başına otururken diğer odadaki kalabalığın yanlarında olmamandan rahatsızlık duymamaları ve yanlarına davet edilmemesi, bu durumunda şahsı rahatsız etmemesi. işte derin bir yalnızlığın mahzun edici tarafı. genelde öğrenci evlerinde karşılaşılan bir durumdur. bir ev arkadaşı sınıftan kızlı erkekli gruplar halinde mutfak salon ve lavabo üçlüsünü işgal edip yemekler yenir çaylar içilir sohbetler edilir ve kahkahalar atılırken ağız kenarıyla bile davet edilmeyip onları da rahatsız etmemek için odanın ışığının kapatılıp uyuyor numarası yapılması.

bir dünya akıyor sel misali coşkun neşeli eğlenceli, evi yapan müteahhitten hatta ve hatta binanın sahibinden mağrur davet eden ev sahibi. bir dünya kapkaranlık içerisinde yatağında uzanmış uyumak için göz kapaklarıyla mücadele veriyor. acı acı acı …
devamını gör...

yaş ilerledikçe azalan şeyler

yaş ilerledikçe insan dünyanın maddi temelinden bir nebze kopuyor. kopuyor dememi açıklamam gerekirse kazanmak ve bunun için savaşmak hırsından, çabasından gayrı ihtiyari bir şekilde kendisini oyun dışında buluyor. bu genel anlamda 40-60 yaş aralığında 2 aşamalı süreç halinde gerçekleşiyor. mesela 40-50 arasında artık yaşlılığa hazırlanmaya ve bunu da boş verelim şunu da erteleyelim derken bir bakmışsınız daralma psikolojisi baş veriyor.

sonrasında üretkenlik tamamen sıfırlanmaya başlıyor. bedeni güç azaldıkça insan daha çok yorgunlaşmaya yoğunlaşmaya başlıyor. örneğin gençken takılıp kalmayacağı cümleler artık hayatına çelmeler takarak zihnin ve ufken yere seriyor ruh alemini. hal böyle olunca ufacık cümleler dağ olup karlar yağdırıyor zirvesinde düşünen ölüm öncesindeki insana.

kese artık dolum değil de yenilme evresinde olunca insan kendince bir kısıtlamalar çağı ve tasarruf dönemi başlatıyor haliyle. yahu bir japon emeklisi değil ki bu toprakların insanı boynunda fotoğraf makinesiyle dünyayı turlasın. en ucuz marketler indirimler kovalıyor kitapçıların rafları yerine.

nicedir eksik kalan uhreviyatını tamamlamak üzere bir gayret başlıyor yeryüzünden vazgeçen bu çınar (herkes için söylemek mantıksız çünkü çınar olabilecek birikimler tecrübeler bilgi ve insaniyet iledir) için. kimi keskinleşir kızgın bir bıçağın ısıtılıp soğutula terbiye edildikten sonra ustanın tezgahında sürtüle sürtüle jilet keskinliğini almış bir sürmene bıçağı misali. ancak bir o kadar da kestirip atmaz tavırları vardır. çünkü tecrübe ile sabit çınar ile bir fidan karşı karşıya gelince bilir ki üzerindeki daha toyluk kabuğudur dökülecektir. sadece susmayı yeğler.

ancak kimileri de kendisini son bir eser bırakmaya adar böyle zamanlarda düşünsel ögeler etrafında bir turlar iki turlar sonra içerisine dalıverir. yazar da yazar okur da okur. bir kuyudan su çekmek yerine su takviyesi yaptığını düşünün elbette taşacaktır. hayat kuyusuna ilim takviyesi bilim takviyesi illaki onu taşırıp etrafını pişirecektir.

şimdiye kadar çınar olabilenlerden söz ettik bir de o yaşlarına dek yaşayamamış (maddi imkansızlıklar, çevre baskısı, ruhsal hastalıklar sebebiyle olabilir) ve çınar zamanı geldiği vakitte değişik bir rub haline bürünenler var ancak onları anlatmayacağım. bunlar içerisinde bedeni yaşlandığı halde genç kızlara taze et gözüyle bakanlar mı dersiniz veya mahalle baskısıyla bir kılıfa bürünüp kendi iç lağım dünyasını açık edemeyenleri mi dersiniz atlıyorum onları. asıl bahsetmek istediklerim yemek içmek ve harici dışında nefes alanlardır.

nefes alıp vererek ömür tüketmiş yaş atlamış ve bir beden zayi etmiş olanlar vardır. bunlar edebiyattan, kültürden, sosyolojiden, felsefeden, bilimden (her türlü fen ve sosyal bilimler diyebiliriz kısaca) uzak yaşayan bir güruh mevcuttur. bu kişiler yaşamı maddeten 5 duyuyla yaşamış kişiler olup var olmak, hatırlanmak tabiri caiz ise bir dikili ağaç bırakmak gayesinde olmayan kısımdır. hayatlarının gençlik ve orta yaşlılık döneminde işten eve arşın dokumuş, bir ağacın neden ağaç olduğunu suyun neden su olduğunu düşünmemiş hatta düşünenler ile de alay etmiş kesimdir. bunların parası çok da olabilir zenginlik fakirlik ile alakalı değildir bu mevzu. tamamen kendini geliştirememişliktir, tamamen boşa bir et ve kemik yığınını bu dünyaya yük etmektir.

daha anlatacak çok durumlar var ancak maalesef saatler yetmiyor. uyku zihnimden kelimeleri alıp rüya denen görüntülerle saldırıyor vücuduma. kendinize iyi bakın. hatırlanmak, hatırlatılmak ve her daim hatırlatılacak eserler bırakabilmek ümidiyle. hoşçakalın.


brı (polıce natıonale en turquıe)
devamını gör...

evlenip çoluk çocuğa karışmak vs bekar kalıp bağımsız olmak

okuduğum tanımlar korkunç denecek derecede, evliliği ve yuva kurmayı yanlış kişilerden dinleyenler ve öğrenenlerin tanımlarıyla dolu. erkek ve kadın iki farklı varlık. evliliğin tanımı ve yapısı her iki cins için de farklıdır. biri yuva kurmak çocuk sahibi olmak ve bazı ihtiyaçları karşılamak olarak görürken diğer taraf ise tamamen her eylemi iki kişilik yapmak isteyen duygularıyla tamamen hayatına yön veren ki bu duygu erkek tarafından bir araca dönüştürülünce saçını süpürge etmek kavramını doğuran bir yaklaşımla cefakar bir hale bürünür. dolayısıyla tekilleşmiş yaşamın içerisindeki ihtiyaçların karşılanması ile hayatın tamamen çift kişiliğe dönüşmesi çiftler tarafından tam algılanamamakta. hal böyle olunca ne erkek kendisi için bir zaman ayrımına girişmekte özgür olmakta ne de kadın her aktiviteyi çift kişilik yapılması sonucu her iki tarafında mutlu olamayacağını anlayamamaktadır. tanımlar gayet ortada iken bunları yalanlar haricinde tutarak konuşmak ve konuşarak halletmek ise en önemlisidir. erkeğin kadına yalnız kalmak isteyebileceğini veya arkadaşlarıyla da vakit geçirmesi gerektiğini ki negatif enerjisini bu şekilde atabileceğini açık ve net konuşmaları gerekmektedir. bunlar konuşulduktan sonra ise geçim adlı ömürlük misafir evde sizlerle yaşamayı sürdürecektir. bu misafir akşam geç gelseniz dahi eşinizle oturup bir film izlemeniz gerektiğini hatırlatır, eşinize ise kendisinin ayın belirli günlerinde duygusal değişiklikler yaşadığı zamanlarda eşinin arkadaşlarıyla vakit geçirmesi için tolerans tanımasını sağlamaktadır. aksi takdirde misafir kovulunca tekrar geri gelmeyecektir. geçim adlı misafir yanında saygı, sevgi ve huzur adındaki üç çocuğu ile sadakat adındaki eşini de yanında alıp götürecek ve koskoca bir yıkım bırakacaktır.
devamını gör...

toplu taşıma araçlarında kitap okumak

toplu taşımada kitap okumayı severim ancak gittiğim yollar tanıdıksa veya hava güneşli, gündem durgun herşey durağan ve stabilse. stabil ve durağan olmayan bir hayat içerisinde insanları gözlemler ve bir kader örgüsü çizerim kafamdan yüz hatlarına bakarak. otobüs içerisinde birden fazla konuşabilen kitap yığınları vardır. birden fazla dünya, herbirini eşi, halası, kardeşi, babası ve annesi ve bu kişilerin içerisinde olduğu olayörgüsü etrafında şekillenen hayat isimli benzersiz bir tecrübe yığını, kimi bunu kaleme dökebilecek bir kapasiteye sahipken kimi sadece yaşamakla meşguldür ve sınırlı kapasitede bir bireydir. kimi sadece yemek yatmak ve çalışmaktan ibarettir. fakat kimseyi kendi bakışlarımla bana bakarken göremem. ben mi çok düşünürüm yoksa düşüncelerim mi artık zihnime sığmıyor. okumak yalnızken yapılır çünkü okunacak bir hayat ve yüz olmadığı takdirde bir yazı bütününe ihtiyaç duyulabilir.
devamını gör...

yazarların 2023 yılında okuduğu kitap sayısı

+kaç kitap okudun mikael bu yıl
-bilmiyorum pauline hatırlamıyorum ama yüzlerce
+kaç sayfa okudun mikael
-hatırlamıyorum diyorum ya pauline neden anlamak istemiyorsun ?
+bin kitap var mıdır ve bunlar da yüzbin sayfa eder mi mikael
- pauline sana bilmediğimi aptal suratına saymadığımı nasıl anlatabilirim bilmiyorum.
+ hepsini yakıp kış günü ısınsaydık keşke mikael
- neden salak kadın anlamıyor musun kitaplar faydalı şeyler ve senin kafan bunu anlamayacak kadar boş.
+ anlıyorum ve biliyorum da mikael ama bana olan bu aşksızlığının verdiği hırçınlık ve tahammülsüzlük için bir çözüm bu yıl okuduğun kitaplarda da yok sanırım o yüzden soruyorum ve irdeliyorum mikael.
+ sen kitaplarınlasın ve ben sadece sensizim mikael.
-saçmalama sevmesem neden seninle evleneyim pauline benim de kendime vakit ayırmam gerekli ve bu zamanı kitaplarla değerlendiriyorum.
-anlıyorum mikael ancak ben ve çocuklar 5 kişilik bu evde hepimiz ayrı ayrı yalnızız mikael biz sadece seni özlüyor bekliyor ve üzülüyoruz
devamını gör...

yazarların siyasi görüşleri

charles aznavour ermenidir ama çok güzel sözlerle ifade eder kendisini şarkılarında. tatyos efendi ha keza. bakma milletine milliyetine yazarın sanatçının. elbet duygudan ibarettir ruhları, çekecektir kanları. sen sana gerekeni al. hüzünlü müsün ? hüznünü katla şarkılarla ezgilerle. sevinçli misin ? sevincini katla güzel enstrümanlarla.
- öldü mü şimdi sahiden charles ?
+öldü ya gitti bu dünyadan.
-ermeni olarak mı öldü yolsa türk mü ?
+yok sadece öldü etten kemikten ruhu ayrıldı.
-ermeni mi öldü türk mü ?
+ölüm tektir ve hepsi aynı şekildir.
-ruhu parçalanarak mı çıkmış yoksa ayaklarından mı çekilmiş başına dek.
+bilmiyorum hiç ölmedim.
devamını gör...

kitap alışverişi yapma mutluluğu

çok az kişide kaldı artık bu his. artık insanların en büyük hazzı instagramdan aldığı like sayısı, yorumlar ve foto altı ateş emojileri. ne gariptir ki dünya artık yüzyılda değil her 10 yılda bir dönüşüp değişiyor. ne yazıktır ki elleri kalemden mürekkeplenen, zihni kelimelere muhtaç kuşaklar silinip gitti. artık özet bile okumayan bir nesil var. podcastlerden özet dinler olmuş herkes. ne yazık ki ruhum sıkışmış kalmış ölmeyi unutmuş iki yüzyıllık et parçası içerisinde gibi ne etrafıma benzemek isterim ne etrafımı kendime benzetmek. ait olmadığım yerde ve çağda rengarenk yiyecekler içerisinde tansiyonlar yükseltip ne okumak ne yatmak isteyen birileri arasında kalmışım. ahmed arif ölmüş, aşık veysel ölmüş. daha ne kıyameti kopacak ki hangi kıyameti bekliyorum.
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim