onun derin kahverengi gözlerine baktım. insani bir duygudan eser yoktu. böylesi bir teklifi sunarken bile o kadar donuk bakıyordu ki onun duyması gereken ürpertiyi ben duydum. derhal dışarı çıkıp birkaç temiz soluk almak istedim. çıkar çıkmaz midemden yükselen iç bulantısını kusuverdim. zihnimin bana göstermediği fakat derinlerde beni kusturan o görüntüleri az çok tahmin edebilmiştim. o ise hiç istifini bozmadan oturmuş ananas dilimlerini yiyordu. kafa karıştırıcı birisi olduğunu itiraf etmeliyim. aslında onu çoğu zaman güvenilmez buldum. fakat nedir bu yolda ilerlememi sağlayan giz, hala keşfedebilmiş değilim. belki de beni bu ilişkide hapseden tek şey bu merak duygusudur. kendim hakkında o kadar çok düşünüyorum ki buna neden olan bu kadını düşünmeye fırsat bulamıyorum… zaman zaman bazı gerçeklere rastlasam da düşüncelerimde silikleşiyorlar. bu kadın tekinsiz bir hayalet adeta… yalnızca korkularımda görünen, geri kalan zamanda varlığıyla yokluğundaki farkı göremediğim tuhaf bir yaratık. ona neden güvendiğimi bugün bile anlamış değilim. başıma çok büyük belalar açacağı kesin fakat niçin kendimi engelleyemiyorum? güçlü iradem onun karşısında çelimsiz bir çocuk sanki. en büyük zayıflığım bu kadın. yalnızca kadınlığından ileri gelen bir zafiyet değil bu. bilmiyorum, anlamıyorum, çözemiyorum… beni belirsizlik mahvediyor… o ise en büyük kozunu böyle oynuyor işte! ne kadar zayıflık gösterirsem göstereyim hala en büyük silahıma sahibim! ondan daha akıllıyım! evet, onu aklımla alt edeceğim! duyguların çarpıştığı arenada ben çoktan öldürüldüm! akıl arenasında ise beni mağlup edebilecek kadınla karşılaşmadım! hem de ben çıplak elle dövüşeceğim!
devamını gör...