21 nisan 2011 kahramanmaraş'ta 4 kardeşin toplu intiharı
başlık "archie bunker" tarafından 28.07.2025 17:09 tarihinde açılmıştır.
1.
eski ile yeni türkiye arasındaki zaman diliminde gerçekleşen, ailenin özgünlüğü ve sosyo kültürel durumlarıyla yaşadıkları yerin oluşturduğu tezattan ötürü kamuoyunda oldukça merak uyandıran, psikiyatristlerce de incelenmiş toplu bir kardeş intiharı vakasıdır.
özetle bir istanbul hanımefendisi ile k. maraşlı hali vakti yerinde bir avukat ikinci evliliklerini yapıyorlar ve bu evlilikten olay esnasında yaşları 31 ile 26 arasında dört kardeş dünyaya geliyor. raden, beraris, rulin ve sajen. aile gayrimüslim değil ve çocukların isimleri anne tarafından mitolojik ve öz türkçenin karşışımı olarak belli anlamları ihtiva edecek şekilde seçiliyor. aile oldukça varlıklı ve baba da çevresinde saygın birisi. zaten o dönemde mahkeme ve nüfus müdürlüğü engelini aşıp bu isimleri nüfus kağıdına yazdırabilmesi de babanın mesleki ve çevresel itibarını gösteriyor.
anneyle çocuklar arasında müthiş bir bağlılık adeta bağımlılık var. çocuklar çevreleriyle muhatap olmuyor, arkadaş edinmiyor, aile kimseyle görüşmüyor ve misafirliğe gitmiyorlar. çocukların babalarıyla ilişkileri mesafeli ve tüm huzuru aile evinde anneleriyle buluyorlar.
akabinde anne neyran sağocak astıma dayalı solunum yetmezliğinden istanbul'da hastaneye yatıyor ve durumu gitgide kötüleşiyor. çocuklar babalarına annemize bir şey olursa biz de ölürüz diyorlar. neticede hak vaki oluyor ve aile kahramanmaraş'a dönüyor. öncesinde kardeşlerin istanbul'da başarısız intihar girişimleri var. baba malum sondan endişe ettiği için çocukların biz annemizin hatıraları olan bu evde kalamayız oraya gidelim dedikleri bağ evindeki tüm tehlikeli cisimler ve ruhsatlı silahı ortadan kaldırıyor. ancak kaçınılmaz son gerçekleşiyor ve '' eğer intihar ederseniz anneniz işte o zaman ölür'' sözüne öfkelenen kardeşler belki öncesinde birbirlerine yardım ederek bağ evinin ayrı bölümlerinde kendilerini asıyorlar.
geriye bunun anneden kaynaklanan genetik bir zihinsel hastalık mı, yıllar süren ve annenin sistematik şekilde ördüğü koruma ağının mihenk taşı olan figürün kaybı ile duyulan dış dünyaya karşı savunmasızlık hissinden mi gerçekleştiği anlaşılamayan toplu intihar kalıyor. bir de anne neyran sağocak'ın o korkutucu siması.
www.biyografi.net/kisi-neyr...
olayı anlatan gazete haberlerinin linkleri
www.milliyet.com.tr/gundem/...
www.hurriyet.com.tr/gundem/...
www.cumhuriyet.com.tr/haber...
olayı konu alan youtube çalışması
özetle bir istanbul hanımefendisi ile k. maraşlı hali vakti yerinde bir avukat ikinci evliliklerini yapıyorlar ve bu evlilikten olay esnasında yaşları 31 ile 26 arasında dört kardeş dünyaya geliyor. raden, beraris, rulin ve sajen. aile gayrimüslim değil ve çocukların isimleri anne tarafından mitolojik ve öz türkçenin karşışımı olarak belli anlamları ihtiva edecek şekilde seçiliyor. aile oldukça varlıklı ve baba da çevresinde saygın birisi. zaten o dönemde mahkeme ve nüfus müdürlüğü engelini aşıp bu isimleri nüfus kağıdına yazdırabilmesi de babanın mesleki ve çevresel itibarını gösteriyor.
anneyle çocuklar arasında müthiş bir bağlılık adeta bağımlılık var. çocuklar çevreleriyle muhatap olmuyor, arkadaş edinmiyor, aile kimseyle görüşmüyor ve misafirliğe gitmiyorlar. çocukların babalarıyla ilişkileri mesafeli ve tüm huzuru aile evinde anneleriyle buluyorlar.
akabinde anne neyran sağocak astıma dayalı solunum yetmezliğinden istanbul'da hastaneye yatıyor ve durumu gitgide kötüleşiyor. çocuklar babalarına annemize bir şey olursa biz de ölürüz diyorlar. neticede hak vaki oluyor ve aile kahramanmaraş'a dönüyor. öncesinde kardeşlerin istanbul'da başarısız intihar girişimleri var. baba malum sondan endişe ettiği için çocukların biz annemizin hatıraları olan bu evde kalamayız oraya gidelim dedikleri bağ evindeki tüm tehlikeli cisimler ve ruhsatlı silahı ortadan kaldırıyor. ancak kaçınılmaz son gerçekleşiyor ve '' eğer intihar ederseniz anneniz işte o zaman ölür'' sözüne öfkelenen kardeşler belki öncesinde birbirlerine yardım ederek bağ evinin ayrı bölümlerinde kendilerini asıyorlar.
geriye bunun anneden kaynaklanan genetik bir zihinsel hastalık mı, yıllar süren ve annenin sistematik şekilde ördüğü koruma ağının mihenk taşı olan figürün kaybı ile duyulan dış dünyaya karşı savunmasızlık hissinden mi gerçekleştiği anlaşılamayan toplu intihar kalıyor. bir de anne neyran sağocak'ın o korkutucu siması.
www.biyografi.net/kisi-neyr...
olayı anlatan gazete haberlerinin linkleri
www.milliyet.com.tr/gundem/...
www.hurriyet.com.tr/gundem/...
www.cumhuriyet.com.tr/haber...
olayı konu alan youtube çalışması
devamını gör...
2.
aradan 14 sene geçmiş olmasının dumura uğrattığı olay. sorsalar 3-5 sene önce oldu dersin, zaman çok çabuk geçiyor.
olaya gelince, bir hayli ilginç olmakla birlikte, mezkur sonucun kendilerine koyulan enteresan isimlerden de pay aldığı açıkça söylenebilir.
genelde ülkemizdeki gayrimüslim grupların çocuklarında "yabancı" isimler görülür. misalen, ülkemizde sıradan bir ailenin çocuğuna "albert" gibi bir isim koyması beklenmez.
farklı etnik ve dini gruplarda tırnak içinde yabancı yahut farklı isimler görülebilir. bu durum bu kişilerin kendi grupları arasında tanınır hale gelmesini sağlarken, bir yandan da diğer insanlarla aralarında bir duvar örüyor.
bizde ilkokulda bir tane gabriel vardı. süryani mi, ermeni mi artık her neyse, çocukla kimsenin arası kötü değildi ama kimsenin arası iyi de değildi. millet birbirinin evine gider gelirdi, birbiriyle kanka olurdu, bu çocuğun hiç yakın bir arkadaşı olmadı.
niyesi basit. çocuk evde anne babasına, bugün ahmetle top oynadık dese hmm diyip geçecekken, gabrielle top oynadık dese kim dedin? ermeni mi? diye kaşlarını kaldırarak bakacaklar.
iyidir kötüdür başka konu, somut gerçek bu şekilde. gayrimüslim türkler çok daha iyi anlar bu dediklerimi.
gabriel değil de fonetiği yakın, anlamı eşdeğer cebrail olsa ismi, belki hiç bu durumlar yaşanmayacak
ama bu çocuğun bir avantajı var, bu çocuk gayrimüslim ve bir komünitenin üyesi. bizlere karşı yalnız kalsa da, kendi içlerinde de bir sosyal dünya mevcut.
peki bu 4 kardeş?
isimler fazlasıyla aykırı, ama gayrimüslim bir aile değil.
bu çocukların tüm eğitim öğretim hayatında sosyal çevresiyle arasında ince de olsa bir duvar örülü olacağı, bu duvarın dışında ayrı bir komünitenin üyesi de olamayacakları, bu nedenle her daim içbükey bir hayat yaşayacakları kılavuz istemez.
böyle aykırı isimleri o tarihlerde kullanan bir kimsenin de muhtemelen bir kontrol manyağı olduğu, yine kuvvetle muhtemel istişareye ve dış dünyaya kapalı olduğu ve çocukları bağımlı yetiştirdiği yüksek ihtimal.
4 çocuğun senkronize intiharından ziyade, bu çocukların o noktaya nasıl gelebildiğini düşünmek daha büyük bir üzüntü doğuruyor.
öyle bir şey ki, baba senkronize intihar girişiminden kurtarmak için evden intihara yarar eşyaları yok etmeye çalışıyor.
çocuk yetiştirmeye dair ibret alınacak bir olaydır bu.
insan çocuğuna her an kendisi göçecek gibi, kendi ayakları üstünde durmayı öğretmeli. simbiyotik ilişkiyi dozunda ayarlamalı. azıcık da içinde bulunduğu toplum normlarına uygun davranmalı, zira sen çıkmasan da çocuklar o normların orta yerine düşüyor.
olaya gelince, bir hayli ilginç olmakla birlikte, mezkur sonucun kendilerine koyulan enteresan isimlerden de pay aldığı açıkça söylenebilir.
genelde ülkemizdeki gayrimüslim grupların çocuklarında "yabancı" isimler görülür. misalen, ülkemizde sıradan bir ailenin çocuğuna "albert" gibi bir isim koyması beklenmez.
farklı etnik ve dini gruplarda tırnak içinde yabancı yahut farklı isimler görülebilir. bu durum bu kişilerin kendi grupları arasında tanınır hale gelmesini sağlarken, bir yandan da diğer insanlarla aralarında bir duvar örüyor.
bizde ilkokulda bir tane gabriel vardı. süryani mi, ermeni mi artık her neyse, çocukla kimsenin arası kötü değildi ama kimsenin arası iyi de değildi. millet birbirinin evine gider gelirdi, birbiriyle kanka olurdu, bu çocuğun hiç yakın bir arkadaşı olmadı.
niyesi basit. çocuk evde anne babasına, bugün ahmetle top oynadık dese hmm diyip geçecekken, gabrielle top oynadık dese kim dedin? ermeni mi? diye kaşlarını kaldırarak bakacaklar.
iyidir kötüdür başka konu, somut gerçek bu şekilde. gayrimüslim türkler çok daha iyi anlar bu dediklerimi.
gabriel değil de fonetiği yakın, anlamı eşdeğer cebrail olsa ismi, belki hiç bu durumlar yaşanmayacak
ama bu çocuğun bir avantajı var, bu çocuk gayrimüslim ve bir komünitenin üyesi. bizlere karşı yalnız kalsa da, kendi içlerinde de bir sosyal dünya mevcut.
peki bu 4 kardeş?
isimler fazlasıyla aykırı, ama gayrimüslim bir aile değil.
bu çocukların tüm eğitim öğretim hayatında sosyal çevresiyle arasında ince de olsa bir duvar örülü olacağı, bu duvarın dışında ayrı bir komünitenin üyesi de olamayacakları, bu nedenle her daim içbükey bir hayat yaşayacakları kılavuz istemez.
böyle aykırı isimleri o tarihlerde kullanan bir kimsenin de muhtemelen bir kontrol manyağı olduğu, yine kuvvetle muhtemel istişareye ve dış dünyaya kapalı olduğu ve çocukları bağımlı yetiştirdiği yüksek ihtimal.
4 çocuğun senkronize intiharından ziyade, bu çocukların o noktaya nasıl gelebildiğini düşünmek daha büyük bir üzüntü doğuruyor.
öyle bir şey ki, baba senkronize intihar girişiminden kurtarmak için evden intihara yarar eşyaları yok etmeye çalışıyor.
çocuk yetiştirmeye dair ibret alınacak bir olaydır bu.
insan çocuğuna her an kendisi göçecek gibi, kendi ayakları üstünde durmayı öğretmeli. simbiyotik ilişkiyi dozunda ayarlamalı. azıcık da içinde bulunduğu toplum normlarına uygun davranmalı, zira sen çıkmasan da çocuklar o normların orta yerine düşüyor.
devamını gör...
3.
pisikoloji çözülemeyen bir olay .
öyle hapla mediitasyonla da düzeltilmesi mümkün değil gibime geliyor .
öyle hapla mediitasyonla da düzeltilmesi mümkün değil gibime geliyor .
devamını gör...