1.
26 mart ölmeme günü türk edebiyatında can yücel, edip cansever, cemal süreya, turgut uyar, tomris uyar gibi önemli isimlerin başlattığı, şiirsel bir gelenektir.
masadakilerden isa çelik’in anlattığına göre bir 26 mart günü sanatçılar rakı sofrasında sohbet ederken ismet adında dostları gelir.canı oldukça sıkkın olan ismet’e ne olduğunu sorarlar ama bir türlü anlatmaz.
tomris uyar da masaya bir büyük rakı ister. rakıyı bir kağıda sarar ve tüm masadakilere imzalatır. “ismet önümüzdeki yıl bugüne kadar bu rakıyı sakla ve önümüzdeki yıl bu rakıyı burada açıp içeceğiz”der. sonraki yıllarda her 26 mart günü eski rumelihisarı avcılar lokantası’nda toplanarak ölmeme gününü kutlarlar. gecenin sonunda imzalanan şişe en umutsuz olana emanet edilir, ta ki tekrar bir araya gelene kadar...
bu gelenek 1985’te turgut uyar’ın vefatına kadar devam eder ve sonrasında bir daha kutlanmaz.
masadakilerden isa çelik’in anlattığına göre bir 26 mart günü sanatçılar rakı sofrasında sohbet ederken ismet adında dostları gelir.canı oldukça sıkkın olan ismet’e ne olduğunu sorarlar ama bir türlü anlatmaz.
tomris uyar da masaya bir büyük rakı ister. rakıyı bir kağıda sarar ve tüm masadakilere imzalatır. “ismet önümüzdeki yıl bugüne kadar bu rakıyı sakla ve önümüzdeki yıl bu rakıyı burada açıp içeceğiz”der. sonraki yıllarda her 26 mart günü eski rumelihisarı avcılar lokantası’nda toplanarak ölmeme gününü kutlarlar. gecenin sonunda imzalanan şişe en umutsuz olana emanet edilir, ta ki tekrar bir araya gelene kadar...
bu gelenek 1985’te turgut uyar’ın vefatına kadar devam eder ve sonrasında bir daha kutlanmaz.
devamını gör...
2.
o zaman hala yaşayabilen tüm herkesin dünya ölmeme günü kutlu olsun. bugün yaşamın hatrına bir duble rakı içmeyi de unutmayın madem.
turgut uyar'ın ölümünden sonra kutlanmamış olması ayrı bir hüzün yaratır bende. ve cemal süreya'nın 'turgut uyar' şiirinden şu dizeler akla gelir;
'bir elinde kadeh
öbürünü yarasına bastırır
...
öldüğü gün
hepimizi işten attılar.'
turgut uyar'ın ölümünden sonra kutlanmamış olması ayrı bir hüzün yaratır bende. ve cemal süreya'nın 'turgut uyar' şiirinden şu dizeler akla gelir;
'bir elinde kadeh
öbürünü yarasına bastırır
...
öldüğü gün
hepimizi işten attılar.'
devamını gör...
3.
turgut uyar'ın ölümüne kadar devam etmiş kutlamalardır.
ölmeme günü olarak kutluyor ama o masaya oturmanın tek bir anlamı var. o insan ölecek, son kez bir arada olalım düşüncesi.
tezatlıktır...
ölmeme günü olarak kutluyor ama o masaya oturmanın tek bir anlamı var. o insan ölecek, son kez bir arada olalım düşüncesi.
tezatlıktır...
devamını gör...
4.
bir mart akşamı düşünün.. planlar yapılmış.. istanbul'un herhangi bir yerinde herhangi bir meyhanede buluşmak için karar kılınmış..
26 mart gecesi..
ikinci yeniler olarak bildiğimiz edebiyatımızın güçlü kalemleri ve sevdikleri bir masada..

can yücel, yaşar kemal, edip cansever, tomris uyar, melih cevdet, fazıl hüsnü, turgut uyar, cemal süreya, ferhan şensoy ve rıfat ılgaz
hikaye şöyle gerçekleşiyor ve "ölmeme günü" hayata yaşanarak iz bırakıyor..
bir masa kurulmuş.. rakı henüz gelmiş, muhabbet başlamış..
sohbet akıyor.
şiirden hayata, hayattan memlekete..
derken kapıdan masadaki herkesin tanıdığı tombalacı ismet içeri giriyor..
‘ismet bir ölük halin var; iyi misin?’ dedim.
‘ölük’ de benim uydurmam bir laf. hani umutsuzdan, mutsuzdan farklı…
tomris cevval zekâ! başını kaldırıyor..
garsona dönüyor:
“büyük rakı getir.”
sesinde ne telaş var ne tereddüt..
sanki bir ritüel başlatıyor gibi..
şişe geliyor..
masaya konuyor..
ve konuşmaya başlıyor..
‘ismet önümüzdeki yıl bugüne kadar bu rakıyı muhafaza edeceksin ve gelecek yıl açıp içeceğiz..’ aldım rakıyı, kâğıt kapladım getirdim. o rakıyı öyle verirsek, biliyorum, alçak ismet gidecek içecek sonra alacak başka rakıyı getirecek.. dedim ki ‘herkes imzalasın, bu rakıyı bu kâğıda sarıyoruz, bantlıyoruz’… sonra imzaladık, ismet’e verdik.. rakı ve özgürlük lafı dünya ölmeme günü oldu.. tomris’in lafıdır o… onu kâğıda sarma, imzalatma fikri benimdir. kayıtçılığımdan işte…”
bu, dike gelmeyen bir anlaşma..
bir yıl sonra,
aynı gün,
aynı masa..
herkes burada olacak..
ölmek yok..

bu şekilde gelenekselleşen, tesadüf eseri baharın da en güzel günlerine gelen “ölmeme günü”, seksenlerin başında başlayıp 1985′e kadar her yıl yaşatılır..
ta ki turgut uyar 22 ağustos 1985′te “ölüp”, 26 mart 1986 “ölmeme günü” şişesinin boynunu bükük bırakana kadar.. son ‘ölmeme günü’, 26 mart 1985 yılında yapılmıştır..
“ertesi gün için bir şey diyemem ama rakı içtiğin gün ölmezsin.''
cemal süreya'nın bu dizeleri de o gecenin mirasıdır..
26 mart gecesi..
ikinci yeniler olarak bildiğimiz edebiyatımızın güçlü kalemleri ve sevdikleri bir masada..

can yücel, yaşar kemal, edip cansever, tomris uyar, melih cevdet, fazıl hüsnü, turgut uyar, cemal süreya, ferhan şensoy ve rıfat ılgaz
hikaye şöyle gerçekleşiyor ve "ölmeme günü" hayata yaşanarak iz bırakıyor..
bir masa kurulmuş.. rakı henüz gelmiş, muhabbet başlamış..
sohbet akıyor.
şiirden hayata, hayattan memlekete..
derken kapıdan masadaki herkesin tanıdığı tombalacı ismet içeri giriyor..
‘ismet bir ölük halin var; iyi misin?’ dedim.
‘ölük’ de benim uydurmam bir laf. hani umutsuzdan, mutsuzdan farklı…
tomris cevval zekâ! başını kaldırıyor..
garsona dönüyor:
“büyük rakı getir.”
sesinde ne telaş var ne tereddüt..
sanki bir ritüel başlatıyor gibi..
şişe geliyor..
masaya konuyor..
ve konuşmaya başlıyor..
‘ismet önümüzdeki yıl bugüne kadar bu rakıyı muhafaza edeceksin ve gelecek yıl açıp içeceğiz..’ aldım rakıyı, kâğıt kapladım getirdim. o rakıyı öyle verirsek, biliyorum, alçak ismet gidecek içecek sonra alacak başka rakıyı getirecek.. dedim ki ‘herkes imzalasın, bu rakıyı bu kâğıda sarıyoruz, bantlıyoruz’… sonra imzaladık, ismet’e verdik.. rakı ve özgürlük lafı dünya ölmeme günü oldu.. tomris’in lafıdır o… onu kâğıda sarma, imzalatma fikri benimdir. kayıtçılığımdan işte…”
bu, dike gelmeyen bir anlaşma..
bir yıl sonra,
aynı gün,
aynı masa..
herkes burada olacak..
ölmek yok..

bu şekilde gelenekselleşen, tesadüf eseri baharın da en güzel günlerine gelen “ölmeme günü”, seksenlerin başında başlayıp 1985′e kadar her yıl yaşatılır..
ta ki turgut uyar 22 ağustos 1985′te “ölüp”, 26 mart 1986 “ölmeme günü” şişesinin boynunu bükük bırakana kadar.. son ‘ölmeme günü’, 26 mart 1985 yılında yapılmıştır..
“ertesi gün için bir şey diyemem ama rakı içtiğin gün ölmezsin.''
cemal süreya'nın bu dizeleri de o gecenin mirasıdır..
devamını gör...