1.
devamını gör...
2.
elimizde bir sürü müsvedde kağıt var ne yapalım atalım mı diye sormuşlar akbulut durur mu yapıştırmış cevabı; ileride lazım olabilir, fotokopilerini çekip öyle atalım.
devamını gör...
3.
yıldırım aktuna’lı olanlardan biri yazsın sevabına.
devamını gör...
4.
gazinoya gitmiş. hangi şarkıyı çalalım sizin için demişler. sabile'yi çalın demiş.
sabile, sabile, sabile. kimse bilmiyor.
sonradan birinin jetonu düşmüş. "eller ayırsa bile, yollar ayırsa bile"
çalmışlar.
sabile, sabile, sabile. kimse bilmiyor.
sonradan birinin jetonu düşmüş. "eller ayırsa bile, yollar ayırsa bile"
çalmışlar.
devamını gör...
5.
bir dönem çok moda olan ve aralarından bazıları gerçekten komik olan fıkra grubu.
mustafa kamil zorti’nin ‘netekim’inin hemen ardından “akbulut fıkraları” kitapçıların çok satan raflarını süslüyor: ercan deva’nın ‘bir başbakan varmış bir başbakan yokmuş’ ve can ozan’ın ‘pirzola’sının yanında baskı üzerine baskı yapan hasan uysal’ın ‘böyle başa…’
kitaptan dolayı yargılanmış ama gözü kara bir şekilde yargılanma safhası üzerine yeni bir fıkra üretmiş: “başbakan akbulut, hakkındaki fıkraları toplayıp kitap yapan gazeteciyi dava etmiş. akbulut’un avukatları başbakana ‘saf’ dediğini, aşağılandığını ve ‘cahil’ olarak tanıttığını ileri sürerek cezalandırılmasını istemişler. mahkeme ilk celsede gazeteciyi ağır hapisle ve para cezasıyla cezalandırılmasına karar vermiş. mahkemenin ilk celsede böyle bir karar vermesi üzerine gazeteci itiraz etmiş: ‘başbakana ‘saf’ demek bu kadar ceza gerektirir mi? biraz insaf sayın yargıç.’ yargıç gözlüklerini burnunun üzerinden kaldırıp çıkışmış gazeteciye: sana verilen ceza hakaretten değil, devlet sırrını açıklamaktan verildi.”
şu linkten aldım
mustafa kamil zorti’nin ‘netekim’inin hemen ardından “akbulut fıkraları” kitapçıların çok satan raflarını süslüyor: ercan deva’nın ‘bir başbakan varmış bir başbakan yokmuş’ ve can ozan’ın ‘pirzola’sının yanında baskı üzerine baskı yapan hasan uysal’ın ‘böyle başa…’
kitaptan dolayı yargılanmış ama gözü kara bir şekilde yargılanma safhası üzerine yeni bir fıkra üretmiş: “başbakan akbulut, hakkındaki fıkraları toplayıp kitap yapan gazeteciyi dava etmiş. akbulut’un avukatları başbakana ‘saf’ dediğini, aşağılandığını ve ‘cahil’ olarak tanıttığını ileri sürerek cezalandırılmasını istemişler. mahkeme ilk celsede gazeteciyi ağır hapisle ve para cezasıyla cezalandırılmasına karar vermiş. mahkemenin ilk celsede böyle bir karar vermesi üzerine gazeteci itiraz etmiş: ‘başbakana ‘saf’ demek bu kadar ceza gerektirir mi? biraz insaf sayın yargıç.’ yargıç gözlüklerini burnunun üzerinden kaldırıp çıkışmış gazeteciye: sana verilen ceza hakaretten değil, devlet sırrını açıklamaktan verildi.”
şu linkten aldım
devamını gör...