allah’ın varlığının delilleri
başlık "unbekannteperson" tarafından 27.02.2026 00:06 tarihinde açılmıştır.
1.
kimsenin insan yaratamaması,insanların
ölmesi,doğa olayları,sıkıntımızın allah’a yalvarınca geçmesi,çok katlı binadan düşen kişinin ölmemesi,kafadan vurulan canlıların ve insanların yaşaması,araç altında ya da enkaz altında kalan insanların yaşaması,gece ve gündüz hareketleri,zor sınav için allah’a dua edince kabul olması tabi ki son olarak olarak juventus galatasaray maçındaki korner direği
ölmesi,doğa olayları,sıkıntımızın allah’a yalvarınca geçmesi,çok katlı binadan düşen kişinin ölmemesi,kafadan vurulan canlıların ve insanların yaşaması,araç altında ya da enkaz altında kalan insanların yaşaması,gece ve gündüz hareketleri,zor sınav için allah’a dua edince kabul olması tabi ki son olarak olarak juventus galatasaray maçındaki korner direği
devamını gör...
2.
varlığını ispat için öne sürülen gerekçelerin her birinin yokluğunun ispatı olarakta öne sürülebiliyor olması. bu bile başlı başına yeterli bence.
yahudi hatunlar eklesin.
yahudi hatunlar eklesin.
devamını gör...
3.
inanç kanıt istemez. aslında tanrının varlığına bilimsel bir kanıt yoktur da.
devamını gör...
4.
ayetler var ayetler
(link: )
(link: )
devamını gör...
5.
(bkz: yoga yapan kadın)
devamını gör...
6.
(bkz: hasan cihat örter)
devamını gör...
7.
ibret olsun diye beni yaratmış olması
devamını gör...
8.
(bkz: lut kavminin ne hale gelmesi)
devamını gör...
9.
evren ve içindeki varlıklar.
devamını gör...
10.
tanrı'nın varlığına inanmak için dünya manipülasyonuna karşı tamamen uyanık olmak gerekiyor. dünyanın işleyişine odaklı olan ve anlamı dünyanın kendi "fiziksel açıdan var oluş şeklinde" arayan herkes, bu farkındalığa erişmekten muaftır.
bilim dediğiniz şeyi fazlasıyla küçümserim. bilim, somut dünyanın rakamsal açıdan hesaplanabilirliğini ve deney + gözlem ile elde edilen , daha çok laboratuvar bazlı bilgiyi sağlayan bir olgudur. bu yüzden kanıtlanmayan her şeyi, çabasız biçimde "geçersiz" sayar veyahut onları "olasılık-teori" gibi konumlandırarak, gri bir alana çeker. kısaca, kendi normlarına göre kanıtlayamadığı fikrin değerini düşürür, onu önemsizleştirir.
maneviyat ile bilim , din ve siyaset gibidir.
bir önceki cümlemde ifade ettiğim üzere, ben maneviyat ile bilimi, birbirinden alakasız, kesinlikle birbiri ile bağlantısı bulunmayan 2 ayrı sistem olarak konumlandırıyorum . maneviyat ruhani bir doluluğun, tanrı ile var olan bireysel bağın değerlerini korumaya çalışırken; bilim bunu masa üstünde, mikroskobik olarak incelemek ister. bu mümkün olmadığı için, manevi her olgu bilim tarafından "geçersiz- şüpheli" gibi tanımlanır.
bilim'e objektif açıdan bir değer illa ki veriyorum. keza, dünyanın ve galaksinin maddesel açıdan özelliklerini keşfetmekte baya bir işe yarıyor fakat asıl önemli olanı kaçırıyor. gerçeklik "doğada" değil, "doğaüstünde" kodlanmıştır ve bilimin çapı oraya yetmiyor.
çevrenize gerçekten objektif bir gözle baktığınızda bunu anlayacaksınız. bir çok şey hatta hayatın kendisi dahi mucizelerle yürüyor. istediğiniz şeylerin gerçek olması, kılpayı kurtulduğunuz kazalar, rüyalarınızda gördüğünüz şeylerin gerçek çıkması, anlık olarak gördüğünüz silüetler( 6. hissin açık olması) , içinize doğan şeylerin - ön görülerinizin tutması, rüya yoluyla insanların ölümlerini görmek, ansızın gelen iç sıkıntısı sonucunda olumsuz bir olay yaşamak.. bakın bunlar sadece manevi boyutu.. hiç mi deneyimlemediniz bunları?
havada asılı kalan toz taneciğinden, dünyanın içinde askıda durduğu galaksiye kadar... her şey tanrı'nın varlığıyla ilişkili. anlamamak için gerçekten kör olmak gerekli. bilimin her şeyi açıklayabildiğini varsaymak ciddi bir manipülasyon biçimidir. keza, gelişen teknolojiye rağmen, bilimin hala açıklayamadığı sayısız olay vardır.
her istisna, kaideyi bozar. bilim her şeyi açıklayamıyorsa, demek ki bir çok açıdan yetersiz demektir. bilimin yetersiz olduğu sistemde, ait olduğumuz asıl gerçekliği düşünün?
bilim , tanrı'nın izin verdiği kadarıyla var.
tanrı burada, tanrı bizimle.
bilim dediğiniz şeyi fazlasıyla küçümserim. bilim, somut dünyanın rakamsal açıdan hesaplanabilirliğini ve deney + gözlem ile elde edilen , daha çok laboratuvar bazlı bilgiyi sağlayan bir olgudur. bu yüzden kanıtlanmayan her şeyi, çabasız biçimde "geçersiz" sayar veyahut onları "olasılık-teori" gibi konumlandırarak, gri bir alana çeker. kısaca, kendi normlarına göre kanıtlayamadığı fikrin değerini düşürür, onu önemsizleştirir.
maneviyat ile bilim , din ve siyaset gibidir.
bir önceki cümlemde ifade ettiğim üzere, ben maneviyat ile bilimi, birbirinden alakasız, kesinlikle birbiri ile bağlantısı bulunmayan 2 ayrı sistem olarak konumlandırıyorum . maneviyat ruhani bir doluluğun, tanrı ile var olan bireysel bağın değerlerini korumaya çalışırken; bilim bunu masa üstünde, mikroskobik olarak incelemek ister. bu mümkün olmadığı için, manevi her olgu bilim tarafından "geçersiz- şüpheli" gibi tanımlanır.
bilim'e objektif açıdan bir değer illa ki veriyorum. keza, dünyanın ve galaksinin maddesel açıdan özelliklerini keşfetmekte baya bir işe yarıyor fakat asıl önemli olanı kaçırıyor. gerçeklik "doğada" değil, "doğaüstünde" kodlanmıştır ve bilimin çapı oraya yetmiyor.
çevrenize gerçekten objektif bir gözle baktığınızda bunu anlayacaksınız. bir çok şey hatta hayatın kendisi dahi mucizelerle yürüyor. istediğiniz şeylerin gerçek olması, kılpayı kurtulduğunuz kazalar, rüyalarınızda gördüğünüz şeylerin gerçek çıkması, anlık olarak gördüğünüz silüetler( 6. hissin açık olması) , içinize doğan şeylerin - ön görülerinizin tutması, rüya yoluyla insanların ölümlerini görmek, ansızın gelen iç sıkıntısı sonucunda olumsuz bir olay yaşamak.. bakın bunlar sadece manevi boyutu.. hiç mi deneyimlemediniz bunları?
havada asılı kalan toz taneciğinden, dünyanın içinde askıda durduğu galaksiye kadar... her şey tanrı'nın varlığıyla ilişkili. anlamamak için gerçekten kör olmak gerekli. bilimin her şeyi açıklayabildiğini varsaymak ciddi bir manipülasyon biçimidir. keza, gelişen teknolojiye rağmen, bilimin hala açıklayamadığı sayısız olay vardır.
her istisna, kaideyi bozar. bilim her şeyi açıklayamıyorsa, demek ki bir çok açıdan yetersiz demektir. bilimin yetersiz olduğu sistemde, ait olduğumuz asıl gerçekliği düşünün?
bilim , tanrı'nın izin verdiği kadarıyla var.
tanrı burada, tanrı bizimle.
devamını gör...
11.
delil olsa iman olmaz.
devamını gör...
12.
tanrı var mıymış ki kanıt arıyorsunuz ayol deli misiniz.
devamını gör...
13.
şu kaynaklarda anlatılan kanıtlardır:
www.canertaslaman.com/wp-co...
emre1974tr.blogspot.com/
www.mucizeler.com/
www.kurandakidin.com/
www.canertaslaman.com/wp-co...
emre1974tr.blogspot.com/
www.mucizeler.com/
www.kurandakidin.com/
devamını gör...
14.
evrenin kendisi.
devamını gör...
15.
parmak izi. hiçbir bilim dalı veya ilim adamı adına ne derseniz deyin bu farklılığı açıklayamaz. gözümüzün önünde duruyor hepimizin ama ısrarla görmek istemiyoruz, istemeyelim bakalım.
devamını gör...
16.
olmayan şeydir.
evrenin işleyişi hakkındaki her noktayı, okyanusu, bulutları ceylanı falan da bu deliller olarak gösterenler maldır.
ben de aynısını çok güçlü olan uçan spagetti canavarının yarattığını iddia edebilirim mesela.
evrenin işleyişi hakkındaki her noktayı, okyanusu, bulutları ceylanı falan da bu deliller olarak gösterenler maldır.
ben de aynısını çok güçlü olan uçan spagetti canavarının yarattığını iddia edebilirim mesela.
devamını gör...
17.
allah, mikroskoba koyup gösterilecek bir nesne değil zaten.
benim için delil;
evrenin var olması, hiçlik yerine bir şeylerin olması, o şeylerin matematikle işlemesi.
ayrıca kimse farkında değil sanırım ama her insan zaten bir şeye inanıyor.
ya bilinçsiz maddenin kendi kendine anlam ürettiğine ya da bu düzenin arkasında bir irade olduğuna.
ayrıca “uçan spagetti canavarı” gibi argümanlarla anaokulu seviyesi ironi yapmak da biraz fazla ucuz değil mi?
benim için delil;
evrenin var olması, hiçlik yerine bir şeylerin olması, o şeylerin matematikle işlemesi.
ayrıca kimse farkında değil sanırım ama her insan zaten bir şeye inanıyor.
ya bilinçsiz maddenin kendi kendine anlam ürettiğine ya da bu düzenin arkasında bir irade olduğuna.
ayrıca “uçan spagetti canavarı” gibi argümanlarla anaokulu seviyesi ironi yapmak da biraz fazla ucuz değil mi?
devamını gör...
18.
kuranda yazması.*




tanrının varlığı kanıtlansa, tanrının varlığına inanmazsın, tanrının varlığını bilirsin. aradaki farkı anlayamıyor olamazsınız. zaten ibrahimi dinlerin tanrısının varlığı kanıtlansa tanrı değil, tiran bir yönetici gibi bir şey olur. "bana tapınmazsanız sonsuza kadar yakarım. ama çok büyük affediciyim. şimdi secde et, yoksa silivri pardon cehennem seni bekliyor. taraf olmazsan bertaraf olursun."
inanan insanlar neye baksa kanıt olarak algılayabilirler zaten. "allah yoksa şu dağları kim yarattı. allah yoksa peygamberleri kim gönderdi. allah yoksa tayyipi kim başkan yaptı.". akp'nin kullandığı propagandayla benzer mantıkta yani, "ekonomik kriz varsa restoranlar niye dolu? ekonomik kriz varsa sokaklar niye arabayla dolu?" gibi. niyeti mantık çerçevesinde argüman sunmak olmayan, elle tutulur kanıtları yok sayıp dini inancına sarılan kişilerle aynı dili konuştuğunuzu sanmayın.

ayrıca parmak izi de herhangi bir yaratıcının varlığına kanıt değil. farklı parmak izlerine sahip olmamız ana rahmindeki rastgele hareketlerimiz, annenin beslenme şekli, kan tedariği, amniyotik sıvı miktarı, derinin herkeste farklı hızlarda gelişmesi gibi sebeplere bağlı. tanrının varlığını kanıtlayamazsınız, tıpkı inanmayanlar yokluğunu kanıtlayamayacağı gibi. varsa öyle mükemmel bir sistem yaratmış ki hiçbir şeyi varlığına delil olarak sunamazsınız. ama varsa kesinlikle müdahalede bulunmuyor. yada inanılan kadar güçlü değil, ve böyle mükemmel bir sistem yaratmış olamaz. bu paradoksu kesin duymuşsunuzdur.
duam kabul oluyor sanrılarınız da ayrı mesele. senin kıytırık duan tanrının gözünde israil'in tecavüz edip öldürdüğü kadınların, kaçırıp zenginlere tecavüz ettirip sonra da etini yediği çocukların dualarından daha mı değerli yani? ufacık ülke çin'den bile büyük bir deri bankasına sahip. nereden geliyor o deriler ve organlar? illa bir delil arıyorsanız bu tür vahşetlerin tarih boyunca devam etmiş olması bile tek başına tanrının yokluğuna delil diyebiliriz. yani pratikte varlığı yada yokluğu hiçbir şeyi değiştirmiyor bence. tanrı fikrinin, hatta ortadoğu geleneklerine dayalı tanrı fikrinin, hayatımızda en fazla felsefi konuşmalarda yeri olması lazım. tanrı yoksa, bilimsel açıdan yavaş yavaş merak edilenler açıklanabiliyor zaten. bilim, dinler gibi 3000 yıl öncesinde, 2000 yıl öncesinde yada 1400 yıl öncesinde sabit kalmıyor. tanrı adı altında hayatımızı etkileyen şey, onun adına her şeyi yapabilecek, cinayet bile işleyebilecek, kadar inanan kalabalıkların akılsızlığı bence.




tanrının varlığı kanıtlansa, tanrının varlığına inanmazsın, tanrının varlığını bilirsin. aradaki farkı anlayamıyor olamazsınız. zaten ibrahimi dinlerin tanrısının varlığı kanıtlansa tanrı değil, tiran bir yönetici gibi bir şey olur. "bana tapınmazsanız sonsuza kadar yakarım. ama çok büyük affediciyim. şimdi secde et, yoksa silivri pardon cehennem seni bekliyor. taraf olmazsan bertaraf olursun."
inanan insanlar neye baksa kanıt olarak algılayabilirler zaten. "allah yoksa şu dağları kim yarattı. allah yoksa peygamberleri kim gönderdi. allah yoksa tayyipi kim başkan yaptı.". akp'nin kullandığı propagandayla benzer mantıkta yani, "ekonomik kriz varsa restoranlar niye dolu? ekonomik kriz varsa sokaklar niye arabayla dolu?" gibi. niyeti mantık çerçevesinde argüman sunmak olmayan, elle tutulur kanıtları yok sayıp dini inancına sarılan kişilerle aynı dili konuştuğunuzu sanmayın.

ayrıca parmak izi de herhangi bir yaratıcının varlığına kanıt değil. farklı parmak izlerine sahip olmamız ana rahmindeki rastgele hareketlerimiz, annenin beslenme şekli, kan tedariği, amniyotik sıvı miktarı, derinin herkeste farklı hızlarda gelişmesi gibi sebeplere bağlı. tanrının varlığını kanıtlayamazsınız, tıpkı inanmayanlar yokluğunu kanıtlayamayacağı gibi. varsa öyle mükemmel bir sistem yaratmış ki hiçbir şeyi varlığına delil olarak sunamazsınız. ama varsa kesinlikle müdahalede bulunmuyor. yada inanılan kadar güçlü değil, ve böyle mükemmel bir sistem yaratmış olamaz. bu paradoksu kesin duymuşsunuzdur.
duam kabul oluyor sanrılarınız da ayrı mesele. senin kıytırık duan tanrının gözünde israil'in tecavüz edip öldürdüğü kadınların, kaçırıp zenginlere tecavüz ettirip sonra da etini yediği çocukların dualarından daha mı değerli yani? ufacık ülke çin'den bile büyük bir deri bankasına sahip. nereden geliyor o deriler ve organlar? illa bir delil arıyorsanız bu tür vahşetlerin tarih boyunca devam etmiş olması bile tek başına tanrının yokluğuna delil diyebiliriz. yani pratikte varlığı yada yokluğu hiçbir şeyi değiştirmiyor bence. tanrı fikrinin, hatta ortadoğu geleneklerine dayalı tanrı fikrinin, hayatımızda en fazla felsefi konuşmalarda yeri olması lazım. tanrı yoksa, bilimsel açıdan yavaş yavaş merak edilenler açıklanabiliyor zaten. bilim, dinler gibi 3000 yıl öncesinde, 2000 yıl öncesinde yada 1400 yıl öncesinde sabit kalmıyor. tanrı adı altında hayatımızı etkileyen şey, onun adına her şeyi yapabilecek, cinayet bile işleyebilecek, kadar inanan kalabalıkların akılsızlığı bence.
devamını gör...
19.
yakışıklı erkolar
devamını gör...
20.
yani şu delillere bakıp inançsız bir insana "hadi inansana" denmez. inançlı bir insana da "bu mu len?" diye sorulmaz. arkadaşlar, neden kafanıza takıyorsunuz insanın inanıp inanmama mevzusuna. hiçbir ateist delil eksikliğinden bu yolu seçmiyor ki zaten. bomboş işler müdürlüğüne bağlamışsınız gidiyor.
devamını gör...