1.
inanan insan davranışı.
en basitinden rızkına dahi kefil ise sana neden zarar versin? korkan insan kesin allahı tanımıyor, bilmiyordur.
en basitinden rızkına dahi kefil ise sana neden zarar versin? korkan insan kesin allahı tanımıyor, bilmiyordur.
devamını gör...
2.
her şey yapabilme potansiyeli taşıdığını belirten tanımlama.
devamını gör...
3.
korkanların halini görüyoruz.
devamını gör...
4.
kuldan utanmamak, sözünden önce söylenir genelde.
devamını gör...
5.
allah'tan niye korkim, allah kötü biri değil ki, kötü olan korksun. tanrı bizimle.
devamını gör...
6.
allahtan kork, denileni yap, araştırma, sorgulama anlamı çıkan değersiz cümle.
devamını gör...
7.
dillere pelesenk olup yüreklerden silinmiş haldedir.
devamını gör...
8.
akabinde kuldan utanmamayı da getirir.
devamını gör...
9.
insan her zaman bir şeylerden korkar, bu allah olur ya da ölüm vs. ama bence dinden korkmak en tehlikelisi, çünkü kullanılmaya çok müsait
devamını gör...
10.
allah'ın zatından korkulmaz, yaptıklarımızın yada yapmayı düşündüklerimizin onun adaletindeki karşılığından korkarız. hırsız hakimden değil alacağı cezadan korkar. normal hayatta şeker gibi, halim selim, karıncayı incitmeyen bir hakim idam cezası da verebilir gibi düşünün, burada korkunç olan hakim değil cezadır.
devamını gör...
11.
ben niye korkayım ki ya o bana bu hayatı yaşatırken korkmuş mu
devamını gör...
12.
(bkz: allahtan hızlı koşmak) gibi bir şey.
devamını gör...
13.
hep bir çıkar ilişkisi yavrum işte..
sen ondan korkmazsın o seni duymaz, sen ona dua edersin o yine duymaz. işin özü allah yok. aslında sen şizofrensin ellerini açıp görünmeyene kendini kurtarmak için yalvarıyorsun felan. kendi makatına güvenip çıkacaksın o delikten yoksa ölümüne dibe batacaksın.
neyse sözlük sen benim bu tanımımı yok say manik depresif özelliğim aktive edilmiş bu gece haberim yok.
sen ondan korkmazsın o seni duymaz, sen ona dua edersin o yine duymaz. işin özü allah yok. aslında sen şizofrensin ellerini açıp görünmeyene kendini kurtarmak için yalvarıyorsun felan. kendi makatına güvenip çıkacaksın o delikten yoksa ölümüne dibe batacaksın.
neyse sözlük sen benim bu tanımımı yok say manik depresif özelliğim aktive edilmiş bu gece haberim yok.
devamını gör...
14.
şöyle bir tanımlara göz gezdirdim, evet arkadaşlar korkmuyoruz ama meydan da okuyacak değiliz değil mi?
(bkz: hangi allah)
(bkz: hangi allah)
devamını gör...
15.
iyi birinin allah'tan korkmasına lüzum yok zaten. kötü bişey yaparken korkmak lazım. o kötü şeyi yapmamak lazım ama tabi birçok şeyi yapıyoruz yine de. zaten bundan dolayı başlıyor bir ölüm korkusu, bir allah korkusu.
devamını gör...
16.
çocukluğumuzdan beri allah korkusu ile yanlış bir şekilde yetiştirilmişiz. allahtan korkulmaz, sevilir!!
devamını gör...
17.
niye korkayım ki?
türk toplumunda klasik bir laf vardır "senin allah korkun yok mu hiç?" diye. ya ben allah'tan niye korkayım? allah bana ne yapabilir?
arada sırada çıkıyor böyle karşıma işte insanlar niye dine sıcak bakmıyor gençler niye uzaklaşıyor falan diye. sen birine bir şeyi öğretirken seni çarpar seni yakar seni şöyle böyle yapar diye öğretirsen o adam veya kadın senin dinine niye inansın?
güzellikle, efendilikle dinini anlatırsın örneklerle desteklersin gerisine o karar verir.
birde şu mesele var "allah sizin belanızı verecek çünkü inanmıyorsunuz ben ise inanıyorum cennete gideceğim" bunu diyen insandan uzaklaşın arkadaşlar. bunu diyen insan inandığı varlık olan allah'a bile menfaat gözüyle bakıyor demektir. ben allah'a inanıyorum o da beni cennetine alsın bana huri versin nuri versin ama onlar inanmıyor onları cennete almasın. bu ve bu tarz cümleleri kuran insanlar dinini tam bilmedikleri gibi inandıkları varlığa da şirk koşuyorlar kendi deyimleriyle. bunu diyen birine bakıp bir insan o dine niye inansın?
allah'tan niye korksun bu insan? sen inandığın varlığın önünde ne hadle karşındaki insana onun ağzından konuşuyorsun demezler mi adama? şimdi inanmayan adam mı günahkar yoksa inandığı varlığın adına konuşanlar mı daha günahkar?
oruç tutmayan insana hakaretler, dövmeler vs. ee hani islam hoşgörü diniydi? hani inandığın tanrı sana herkese karşı iyi olmayı öğretiyordu hani inandığın peygamberin bile yahudi cenazesi geçerken ayağa kalkıyordu?
siz ne ara bu kadar pisleştiniz? ne ara bu kadar insanların hayatına karışıp onları tehdit etmeye başladınız?
ben kendime inançlı bir insan diyemem yediğim onca halttan sonra bunu demek benim kişiliğime yakışmaz çünkü fakat diyorum eğer inanacaksanız sizi yaratan varlıktan, size hayat vermiş, sizi dünyaya getirmiş bir varlıktan korkmayın. bunu size yapmış bir varlık demek ki sizi önemsemiş ve buraya yollamış size bir görev, amaç vermiş. allah denen varlıktan korkmayın size bir şey yapmaz ama onun adına konuşan insan müsveddelerinden korkun onlar her şeyi yapar.
bunu anlamak için çok uzaklara gitmeye de gerek yok bu arada. türkiye'nin son 20 senesini şöyle üstünkörü bir düşünün, inceleyin her şey ortada zaten.
türk toplumunda klasik bir laf vardır "senin allah korkun yok mu hiç?" diye. ya ben allah'tan niye korkayım? allah bana ne yapabilir?
arada sırada çıkıyor böyle karşıma işte insanlar niye dine sıcak bakmıyor gençler niye uzaklaşıyor falan diye. sen birine bir şeyi öğretirken seni çarpar seni yakar seni şöyle böyle yapar diye öğretirsen o adam veya kadın senin dinine niye inansın?
güzellikle, efendilikle dinini anlatırsın örneklerle desteklersin gerisine o karar verir.
birde şu mesele var "allah sizin belanızı verecek çünkü inanmıyorsunuz ben ise inanıyorum cennete gideceğim" bunu diyen insandan uzaklaşın arkadaşlar. bunu diyen insan inandığı varlık olan allah'a bile menfaat gözüyle bakıyor demektir. ben allah'a inanıyorum o da beni cennetine alsın bana huri versin nuri versin ama onlar inanmıyor onları cennete almasın. bu ve bu tarz cümleleri kuran insanlar dinini tam bilmedikleri gibi inandıkları varlığa da şirk koşuyorlar kendi deyimleriyle. bunu diyen birine bakıp bir insan o dine niye inansın?
allah'tan niye korksun bu insan? sen inandığın varlığın önünde ne hadle karşındaki insana onun ağzından konuşuyorsun demezler mi adama? şimdi inanmayan adam mı günahkar yoksa inandığı varlığın adına konuşanlar mı daha günahkar?
oruç tutmayan insana hakaretler, dövmeler vs. ee hani islam hoşgörü diniydi? hani inandığın tanrı sana herkese karşı iyi olmayı öğretiyordu hani inandığın peygamberin bile yahudi cenazesi geçerken ayağa kalkıyordu?
siz ne ara bu kadar pisleştiniz? ne ara bu kadar insanların hayatına karışıp onları tehdit etmeye başladınız?
ben kendime inançlı bir insan diyemem yediğim onca halttan sonra bunu demek benim kişiliğime yakışmaz çünkü fakat diyorum eğer inanacaksanız sizi yaratan varlıktan, size hayat vermiş, sizi dünyaya getirmiş bir varlıktan korkmayın. bunu size yapmış bir varlık demek ki sizi önemsemiş ve buraya yollamış size bir görev, amaç vermiş. allah denen varlıktan korkmayın size bir şey yapmaz ama onun adına konuşan insan müsveddelerinden korkun onlar her şeyi yapar.
bunu anlamak için çok uzaklara gitmeye de gerek yok bu arada. türkiye'nin son 20 senesini şöyle üstünkörü bir düşünün, inceleyin her şey ortada zaten.
devamını gör...
18.
korktuğum kadar seviyorum. dengeyi bozmamak lazım
devamını gör...
19.
allahı sevmek ya da allaha inanmamak şeklinde açıklanabilecek durum. şahsen benimki allahı sevme durumudur ve tüm insanlık allahtan bir nüve taşırken ne onu sevmemem mümkündür ne de korkmam.
devamını gör...
20.
az önce pictorem yolladı bunu... pişti oldu...
ahlâk utanmayı bilmektir..
1970’li yıllar, avanos. yazın ilk günleri.
evin önünde bir kamyonet duruyor.
kayseri’den yüz çuval şeker gelmiş.
kitap okuduğum kovuğumdan çıkıp çuvalların taşınmasını seyrediyorum.
gazoz şişelerine, şeker çuvallarına, benim ders notlarına, fırından yeni çıkan bazlamaya, bahçeden kopardığı domatese bile dualar okuyan annem yine iş başında, dudakları sürekli kıpırdıyor.
“bu yaz çok gazoz satılacak inşallah.”
çuvallar taşındı, kamyonet gitti.
tüm aile içimiz rahatlamış halde sofraya oturduk.
philips radyoda ajans zamanı.
spikerin okuduğu haberlerin içinden bir ara “şekere zam” haberini duyduk.
büyük abim sevinçle “oh!” dedi., “tam zamanında almışız şekeri.”
ertesi gün, babam erkenden kalkmış, evin önündeki camekanda annemle konuşurken gördüm.
canının sıkıldığı zamanlarda yaptığı gibi mendilini sebepsizce katlayıp duruyordu. az sonra da kalktı gitti zaten.
annem camekândan salona geçerken kendi kendine mırıldanıyordu:
“deli bu herif anam, sabaha kadar uyumamış!”
bir saat sonra geldi babam. rahatlamış, yüzü gülüyor.
maliyeye gidip ihbar etmiş kendini.
“dün yüz çuval şeker aldım, aslında bugün alacaktım. zamlı almam lazımken ucuza aldım. farkını ödemek istiyorum.”
çocuk aklımla bile anlamıştım, babamın aslında maliyeden değil “utanmaktan” korktuğunu.
* * *
- yaptıklarından utanmıyor musun? dedi tanrı...
- çok utanıyorum, dedi adam...
tanrı: utanıyorsan sorun yok, çıkabilirsin...
adam şaşkınlıkla: cehennem dedikleri bu kadar mı?
tanrı: utanmayı biliyorsan, bu kadar...
* * *
utanmayı bilmek.. utanmaktan korkmak..
bunlar ne değerli meziyetlerdir...
dr. ercan kesal
ahlâk utanmayı bilmektir..
1970’li yıllar, avanos. yazın ilk günleri.
evin önünde bir kamyonet duruyor.
kayseri’den yüz çuval şeker gelmiş.
kitap okuduğum kovuğumdan çıkıp çuvalların taşınmasını seyrediyorum.
gazoz şişelerine, şeker çuvallarına, benim ders notlarına, fırından yeni çıkan bazlamaya, bahçeden kopardığı domatese bile dualar okuyan annem yine iş başında, dudakları sürekli kıpırdıyor.
“bu yaz çok gazoz satılacak inşallah.”
çuvallar taşındı, kamyonet gitti.
tüm aile içimiz rahatlamış halde sofraya oturduk.
philips radyoda ajans zamanı.
spikerin okuduğu haberlerin içinden bir ara “şekere zam” haberini duyduk.
büyük abim sevinçle “oh!” dedi., “tam zamanında almışız şekeri.”
ertesi gün, babam erkenden kalkmış, evin önündeki camekanda annemle konuşurken gördüm.
canının sıkıldığı zamanlarda yaptığı gibi mendilini sebepsizce katlayıp duruyordu. az sonra da kalktı gitti zaten.
annem camekândan salona geçerken kendi kendine mırıldanıyordu:
“deli bu herif anam, sabaha kadar uyumamış!”
bir saat sonra geldi babam. rahatlamış, yüzü gülüyor.
maliyeye gidip ihbar etmiş kendini.
“dün yüz çuval şeker aldım, aslında bugün alacaktım. zamlı almam lazımken ucuza aldım. farkını ödemek istiyorum.”
çocuk aklımla bile anlamıştım, babamın aslında maliyeden değil “utanmaktan” korktuğunu.
* * *
- yaptıklarından utanmıyor musun? dedi tanrı...
- çok utanıyorum, dedi adam...
tanrı: utanıyorsan sorun yok, çıkabilirsin...
adam şaşkınlıkla: cehennem dedikleri bu kadar mı?
tanrı: utanmayı biliyorsan, bu kadar...
* * *
utanmayı bilmek.. utanmaktan korkmak..
bunlar ne değerli meziyetlerdir...
dr. ercan kesal
devamını gör...