1.
zıt, rakip çalışan demektir.
ekstansör ve fleksör kaslar, insülin ve glukagon gibi bazı hormonlar bu şekilde çalışılır.
(bkz: antagonistik etki)
ekstansör ve fleksör kaslar, insülin ve glukagon gibi bazı hormonlar bu şekilde çalışılır.
(bkz: antagonistik etki)
devamını gör...
2.
vücutta bir reseptöre bağlanarak o reseptörü doğal olarak uyaran bileşiğin yerine geçerek o reseptör uyarıldığında doğal olarak ortaya çıkan sonucu engelleyen bileşiklerdir.
devamını gör...
3.
(bkz: protoganist)in zıddıdır.
devamını gör...
4.
kurgudaki ana/asıl karakterin (protagonist) zıttı olan karakter manasına gelen ve kelime anlamı rakip olan sözcüktür.
devamını gör...
5.
tiyatro, sinema, roman, hikâye, anime, manga gibi yazılı ve görsel eserlerde genelde kötü tarafı temsil eden, ana kahramana (protagonist’e) fikir ve tavırlarıyla karşı olan karakter ya da karakterlerdir. ana kahramanın derdini daha iyi anlayabilmemiz için bu karakterlere de özel olarak büyük bir derinlik kazandırılır.
devamını gör...
6.
muhteşem bir soen parçası, son albüm imperial'den.
interlude'daki solo kulaklarımıza bayram.
with the rejects and lonely, ı blend
with the beggars and junkies ı welcome the pain
of a life as a target of blame
for the outcast who wouldn't align
with the ruthless unfairness that rules on our time
for the wolves, driven out by the lambs
you're mistaking the crook for the honest
while you're building your homes far away from us
raising walls to keep us on the outside
of your meaningless life
fire up your guns
to honor the ones
who walk on the edge of the light to follow their cause
fire up your guns
defying the kings
for the word that they preach is the wound
that is making us bleed
ı break my bread with the thieves
ı share my wine with the villain you fear
to be cursed by the ones you revere
the weak and the bullied we are
the tyrant is feeding us crumbs from his hand
celebrate a disheartening life
dishonesty cracks in the light
necessity forces the proud to be humble
failure in life purifies
dependency dampens the wild
ınequity weighs down the motion of progress
life isn't just to survive
fire up the guns
light up the flame and they will hear
let anger be the voice that speaks
born as a shade in the dark
like a stain of shame on the flag of our cultural pride
are we all
unaware of our loss?
for a part of our kin we refuse
to relieve and condemn to exile
fire up your guns
to honor the ones
who walk on the edge of the light to follow their cause
fire up your guns
defying the kings
for the word that they preach is the wound
that is making us bleed
fire up your guns
interlude'daki solo kulaklarımıza bayram.
with the rejects and lonely, ı blend
with the beggars and junkies ı welcome the pain
of a life as a target of blame
for the outcast who wouldn't align
with the ruthless unfairness that rules on our time
for the wolves, driven out by the lambs
you're mistaking the crook for the honest
while you're building your homes far away from us
raising walls to keep us on the outside
of your meaningless life
fire up your guns
to honor the ones
who walk on the edge of the light to follow their cause
fire up your guns
defying the kings
for the word that they preach is the wound
that is making us bleed
ı break my bread with the thieves
ı share my wine with the villain you fear
to be cursed by the ones you revere
the weak and the bullied we are
the tyrant is feeding us crumbs from his hand
celebrate a disheartening life
dishonesty cracks in the light
necessity forces the proud to be humble
failure in life purifies
dependency dampens the wild
ınequity weighs down the motion of progress
life isn't just to survive
fire up the guns
light up the flame and they will hear
let anger be the voice that speaks
born as a shade in the dark
like a stain of shame on the flag of our cultural pride
are we all
unaware of our loss?
for a part of our kin we refuse
to relieve and condemn to exile
fire up your guns
to honor the ones
who walk on the edge of the light to follow their cause
fire up your guns
defying the kings
for the word that they preach is the wound
that is making us bleed
fire up your guns
devamını gör...
7.
kendimi asmadan edemiyorum. asıp asıp öldürüyorum kendimi. böylece, tekrar ortadan siliniyor. çeliştik mi? ''çünkü bu böyle'' çıkmazına varmaksızın, uzlaşıma ulaşacak bir neden yok. o olsa olsa hiçliğin süslü adıdır. tearuzluğun biriciği doğada yok oldu.) artık insan zıtlıklardan kaçınarak kendini öldürmenin uyanışına belki ermiştir. öyleyse, kimse antagonist olamaz bu devirde. dekadans 'ın itici gücü bunu destekliyor. kokuşmuşluğu ön-planda tutarak; itişmeleriyle ve en nihayetinde, -bokumsu bedeninle ödeşerek, (çelişmeden kaçınarak yaşamayı) bunu öngörerek metot haline bürüyüp, gerisingeriye mekanik tenkitçi yaklaşımı sürdürüyor. son 200 yıllık evrede bu gezegen panoptikonvari bir hücreyi andırmaktan geri kalır yanı yoktur. o zaman o meşum tutumla hiddetle sakınılan kötücül'müş gibi yapılan, çatışkı-çelişme meşrudur! nedensellik yansıması: evrenin tabiata bahşettiğinden, insansı olanın yüksünmesinin bir manası yoktur.
hiçbir şeyi terennüm ederek ve çelişerek kendini yok edenim. kendimle bir an olsun çatışkıya girmeden bir dünya zamanı bile geçirmedim!
'
'yüzeysellik, temel olarak, yaşam çelişkilerinden nefret eder.''
gómez dávila aforizmalar problems & solutions (sorunlar ve çözümler)
felsefi kötümserlik olarak değineceğim. nicolas gomez davila'ın aksiyoloji açımlamarı tümcelerinin yansıması: bön beyinli sözde bilimci aklın kobayı olmuşlar, tearuz eden her paradigmadan ölümün öcüsüne gark olmuş gibi kaçınır.
işte çarpık metastaz:
“bir köpeğin dört bacağı vardır. hiçbir köpeğin sekiz bacağı yoktur. sonuç: köpeğin çıkarılması bacak sayısını iki katına çıkarıyor. "
peter wessel zapffe - den logiske sandkasse (1966)
syllogism'in asılsız çemberin dış halinin uçuk kaçık kıyasını patafizik'de de görürüz; bu, 'patafiziğin en hoşnut olacağı yöntemler arasındadır... tekil ucube erki ve saçmalığı! sonuçsuz bir sonuç arasında konuşacak olursak: zenon gibi hayatı ve daha çok kelimeleri aşağı(layıp) mantık-dışı yörüngeden geçirecek olursak, syllogism'de yöntem karşıtı bir yöntemi ele alarak payına düşeni 'fenomenin' kopukluğuyla ortaya dökmeye çalışır.
herman tonnessen:
mutluluk domuzlar içindir , 1966, s. 189 ---
çubuklardan, taşlardan, yıldızlardan ve boşluktan oluşan absürt derecede kayıtsız bir dünyaya atıldık. bizim "durumumuz" empire state binası'ndan düşen bir adamın durumu. kısa, hızlanan düşüşümüzü, "durumumuzu" nefes kesen gerçekleştirmemiz ile amansız toplam yıkımımız arasındaki akıl almaz derecede kısa süreyi "haklı çıkarmaya" yönelik herhangi bir girişim, eşit derecede gülünç olacaktır; yani: (a) "bu aslında sürdüğü sürece oldukça rahat, elimizden gelenin en iyisini yapalım" veya (b) "elimizden geldiğince en azından yararlı bir şey yapalım" demeyi seçelim ve binadaki pencereleri saymaya başladık. her halükarda, her iki tutum da kendimizi umutsuz "durumumuzu" gerçekleştirmekten, olduğu gibi soyuta çevirme yeteneğini varsayar.
mutluluk domuzlar içindir , 1966, s. 189 ---
birbiri yiyip tüketen organizmanın simüle edilen yanılgısının tuzağı par excellence'a kapılmış dünyada ölümsüzlüğün bulunmasına karşı çırpınışta: theory of tragedy lağvedildi!
''bir sistemin çelişkiye tahammülü yoktur.
işte benim tavrım bu; sonuçlarına da katlanıyorum. bunun için
parçalar yazıyorum; kendi söylediğimin aksini söyleyebilmek için. çelişki benim tabiatımın, aslında herkesin tabiatının bir parçası.''
emil cioran (ezeli mağlup)
antagonist vahşet tiyatrosunun da deruni dibe çöküşü, -organlarla alıp verilemeyen bir yansımasıdır. o, böylece kötümserliğinin gerçekliğini yadsımasına da girişmez. hiçbir noktaya ulaşmayacağını kanıksamıştır. kendi artık re'sen'den bile çıkmıştır.
hiç oluşmamış apatiye dahi ihtiyaç duymadan hiçliğini sürdürür. ta ki ölümün koynundaki yokluk olana kadar.
''bahnsen, "hedonist" karamsarlığı eleştiriyordu - dünyanın acılarının nicelik ve nitelik bakımından zevklerinden daha fazla olduğu pozisyonu. filozof, bireycilikle ilgili kanaatlerini bir kez daha ileri sürdü ve her bireyi farklı ölçeceği için böyle bir hesap yapmanın imkansız olduğunu iddia etti. dünya hakkında kötümser olmak için başka nedenler de var, diyordu: bütün ahlaki amaçların ve ideallerin boşuna olduğunu fark etmek, ancak yine de onları sürdürmek, çıkış ya da kurtuluş olmadığını tam olarak bilmek - bu gerçek kötümserliktir.'' (frederick, frederick. weltschmerz: pessimism in german philosophy, 1860-1900. oxford university press, 2016. pp. 281–285.)
ve antagonistik şuur sonsuza dağin terk edilmiştir. hayır diyen baş karakterimiz; protagonistçe bir ölüm reddiyesini çoktan salık vermişti... bu yanılsamaya vereceği cevap tıpkı julius bahnsen'in bedbince cevabını andırır: çünkü, şu görseldeki dark city yapımında göze çarpan simgesel-yanılsamayı belirtir. görsel uyurgezer olan bizlerin çelişmeksizin geçirdiği hiçbir gerçeklik yoktur.
--- edgar saltus , olumsuzluğun anatomisi (1886), s. 226 ---
bu manzarada perde çekilebilir. ne şair ne de görücü öteye bakamaz. ahlaksızlığıyla bilinçsiz, güzelliğiyle büyüleyici, zalimliği ile vahşi, harikası emperyal ve sarsıntılarında dehşet verici olan doğa, sadece sağır değil, aynı zamanda dilsizdir. herhangi bir temyize cevap yok. yapabileceğimizin en iyisi, şimdiye kadar yapılmış en iyi şey, evreni yöneten yasaların amansızlığını kabul etmek ve geldiğimiz ve hepimizin kaybolacağımız hiçliği olabildiğince sakin bir şekilde düşünmektir. tuttuğumuz tek teselli, her ne kadar yanıltıcı da olsa, ölüm geldiğinde korku ve umudun sona erdiği inancından ibarettir. sonra merak durur; çözülmeyen artık şaşkın değil; alan kayboldu; sonsuz boşluktur; saçmalık bitti.
--- edgar saltus , olumsuzluğun anatomisi (1886), s. 226 ---
antagonizmin, kargışlanmayı dahi hak etmeyen; ya da çelişmenin tezahürü, ayrıksılığı, anomalisi, veya amorf halde kaçınılan belirginleşmiş yönü dahi yoktu.
niçin yanıtının cevapsızlığı gibi: ihtilaç halini almış bu dölüt öncesi, doğum-ölüm-ölümsüzlük de antagonizmik sayıklamaları tüketiyor. (antagonizma koca bir gömütü andırmakta olan bu nekropolis-gezegenin hiçidir.)
hiçbir şeyi terennüm ederek ve çelişerek kendini yok edenim. kendimle bir an olsun çatışkıya girmeden bir dünya zamanı bile geçirmedim!
'
'yüzeysellik, temel olarak, yaşam çelişkilerinden nefret eder.''
gómez dávila aforizmalar problems & solutions (sorunlar ve çözümler)
felsefi kötümserlik olarak değineceğim. nicolas gomez davila'ın aksiyoloji açımlamarı tümcelerinin yansıması: bön beyinli sözde bilimci aklın kobayı olmuşlar, tearuz eden her paradigmadan ölümün öcüsüne gark olmuş gibi kaçınır.
işte çarpık metastaz:
“bir köpeğin dört bacağı vardır. hiçbir köpeğin sekiz bacağı yoktur. sonuç: köpeğin çıkarılması bacak sayısını iki katına çıkarıyor. "
peter wessel zapffe - den logiske sandkasse (1966)
syllogism'in asılsız çemberin dış halinin uçuk kaçık kıyasını patafizik'de de görürüz; bu, 'patafiziğin en hoşnut olacağı yöntemler arasındadır... tekil ucube erki ve saçmalığı! sonuçsuz bir sonuç arasında konuşacak olursak: zenon gibi hayatı ve daha çok kelimeleri aşağı(layıp) mantık-dışı yörüngeden geçirecek olursak, syllogism'de yöntem karşıtı bir yöntemi ele alarak payına düşeni 'fenomenin' kopukluğuyla ortaya dökmeye çalışır.
herman tonnessen:
mutluluk domuzlar içindir , 1966, s. 189 ---
çubuklardan, taşlardan, yıldızlardan ve boşluktan oluşan absürt derecede kayıtsız bir dünyaya atıldık. bizim "durumumuz" empire state binası'ndan düşen bir adamın durumu. kısa, hızlanan düşüşümüzü, "durumumuzu" nefes kesen gerçekleştirmemiz ile amansız toplam yıkımımız arasındaki akıl almaz derecede kısa süreyi "haklı çıkarmaya" yönelik herhangi bir girişim, eşit derecede gülünç olacaktır; yani: (a) "bu aslında sürdüğü sürece oldukça rahat, elimizden gelenin en iyisini yapalım" veya (b) "elimizden geldiğince en azından yararlı bir şey yapalım" demeyi seçelim ve binadaki pencereleri saymaya başladık. her halükarda, her iki tutum da kendimizi umutsuz "durumumuzu" gerçekleştirmekten, olduğu gibi soyuta çevirme yeteneğini varsayar.
mutluluk domuzlar içindir , 1966, s. 189 ---
birbiri yiyip tüketen organizmanın simüle edilen yanılgısının tuzağı par excellence'a kapılmış dünyada ölümsüzlüğün bulunmasına karşı çırpınışta: theory of tragedy lağvedildi!
''bir sistemin çelişkiye tahammülü yoktur.
işte benim tavrım bu; sonuçlarına da katlanıyorum. bunun için
parçalar yazıyorum; kendi söylediğimin aksini söyleyebilmek için. çelişki benim tabiatımın, aslında herkesin tabiatının bir parçası.''
emil cioran (ezeli mağlup)
antagonist vahşet tiyatrosunun da deruni dibe çöküşü, -organlarla alıp verilemeyen bir yansımasıdır. o, böylece kötümserliğinin gerçekliğini yadsımasına da girişmez. hiçbir noktaya ulaşmayacağını kanıksamıştır. kendi artık re'sen'den bile çıkmıştır.
hiç oluşmamış apatiye dahi ihtiyaç duymadan hiçliğini sürdürür. ta ki ölümün koynundaki yokluk olana kadar.
''bahnsen, "hedonist" karamsarlığı eleştiriyordu - dünyanın acılarının nicelik ve nitelik bakımından zevklerinden daha fazla olduğu pozisyonu. filozof, bireycilikle ilgili kanaatlerini bir kez daha ileri sürdü ve her bireyi farklı ölçeceği için böyle bir hesap yapmanın imkansız olduğunu iddia etti. dünya hakkında kötümser olmak için başka nedenler de var, diyordu: bütün ahlaki amaçların ve ideallerin boşuna olduğunu fark etmek, ancak yine de onları sürdürmek, çıkış ya da kurtuluş olmadığını tam olarak bilmek - bu gerçek kötümserliktir.'' (frederick, frederick. weltschmerz: pessimism in german philosophy, 1860-1900. oxford university press, 2016. pp. 281–285.)
ve antagonistik şuur sonsuza dağin terk edilmiştir. hayır diyen baş karakterimiz; protagonistçe bir ölüm reddiyesini çoktan salık vermişti... bu yanılsamaya vereceği cevap tıpkı julius bahnsen'in bedbince cevabını andırır: çünkü, şu görseldeki dark city yapımında göze çarpan simgesel-yanılsamayı belirtir. görsel uyurgezer olan bizlerin çelişmeksizin geçirdiği hiçbir gerçeklik yoktur.
--- edgar saltus , olumsuzluğun anatomisi (1886), s. 226 ---
bu manzarada perde çekilebilir. ne şair ne de görücü öteye bakamaz. ahlaksızlığıyla bilinçsiz, güzelliğiyle büyüleyici, zalimliği ile vahşi, harikası emperyal ve sarsıntılarında dehşet verici olan doğa, sadece sağır değil, aynı zamanda dilsizdir. herhangi bir temyize cevap yok. yapabileceğimizin en iyisi, şimdiye kadar yapılmış en iyi şey, evreni yöneten yasaların amansızlığını kabul etmek ve geldiğimiz ve hepimizin kaybolacağımız hiçliği olabildiğince sakin bir şekilde düşünmektir. tuttuğumuz tek teselli, her ne kadar yanıltıcı da olsa, ölüm geldiğinde korku ve umudun sona erdiği inancından ibarettir. sonra merak durur; çözülmeyen artık şaşkın değil; alan kayboldu; sonsuz boşluktur; saçmalık bitti.
--- edgar saltus , olumsuzluğun anatomisi (1886), s. 226 ---
antagonizmin, kargışlanmayı dahi hak etmeyen; ya da çelişmenin tezahürü, ayrıksılığı, anomalisi, veya amorf halde kaçınılan belirginleşmiş yönü dahi yoktu.
niçin yanıtının cevapsızlığı gibi: ihtilaç halini almış bu dölüt öncesi, doğum-ölüm-ölümsüzlük de antagonizmik sayıklamaları tüketiyor. (antagonizma koca bir gömütü andırmakta olan bu nekropolis-gezegenin hiçidir.)
devamını gör...
8.
bir şeyin etkisini gideren karşıtı.
örnek verelim: sahte içkilerin içinde metil alkol vardır. metil alkol göz sinirlerine etki ederek körlüğe, alınan miktar çok fazlaysa ölüme neden olur. metil alkol alıp zehirlenme belirtileri gösteren kişilere sek rakı içirilir. sek rakı içindeki etil alkol vücudun metil alkolü işlemesine engel olarak zehirlenmeyi durdurur. işte etil alkol metil alkolün antagonistidir.
çok acı biber yediniz ya da polis üstünüze biber gazı sıktı. hemen süt ya da yoğurt yiyeceksiniz, sürüneceksiniz. süt içindeki laktoz biber acısının nedeni kapsainin antagonistidir. acıyı keser atar.
örnek verelim: sahte içkilerin içinde metil alkol vardır. metil alkol göz sinirlerine etki ederek körlüğe, alınan miktar çok fazlaysa ölüme neden olur. metil alkol alıp zehirlenme belirtileri gösteren kişilere sek rakı içirilir. sek rakı içindeki etil alkol vücudun metil alkolü işlemesine engel olarak zehirlenmeyi durdurur. işte etil alkol metil alkolün antagonistidir.
çok acı biber yediniz ya da polis üstünüze biber gazı sıktı. hemen süt ya da yoğurt yiyeceksiniz, sürüneceksiniz. süt içindeki laktoz biber acısının nedeni kapsainin antagonistidir. acıyı keser atar.
devamını gör...