#ödüllü filmler
orijinal adı: fa yeung nin wah
2000 yılı hong kong yapımı film. ikisi de evli olan chau ile li-chun aynı apartmanda yaşamaktadırlar. yavaş yavaş aralarında bir yakınlaşma olmaya başlar. ama kendilerini bir sürpriz beklemektedir; eşlerinin de birbirleriyle ilişkisi vardır.
imdb: 8.1
2000 yılı hong kong yapımı film. ikisi de evli olan chau ile li-chun aynı apartmanda yaşamaktadırlar. yavaş yavaş aralarında bir yakınlaşma olmaya başlar. ama kendilerini bir sürpriz beklemektedir; eşlerinin de birbirleriyle ilişkisi vardır.
imdb: 8.1
yönetmen:
wong kar-wai
oyuncular:
tony leung chiu wai
maggie cheung
ping lam siu
rebecca pan
kelly lai chen
wong kar-wai
oyuncular:
tony leung chiu wai
maggie cheung
ping lam siu
rebecca pan
kelly lai chen
*cannes film festivali (2000)- en iyi erkek oyuncu [tony leung chiu wai]
*hong kong film ödülleri (2001) - en iyi kurgu
*britanya bağımsız film ödülleri (2001) - en iyi yabancı bağımsız film.
*avrupa film ödülleri (2000)- en iyi avrupa dışı film.
*alman film ödülleri (2001)- en iyi yabancı film.
film toplam 44 ödüle sahiptir.
*hong kong film ödülleri (2001) - en iyi kurgu
*britanya bağımsız film ödülleri (2001) - en iyi yabancı bağımsız film.
*avrupa film ödülleri (2000)- en iyi avrupa dışı film.
*alman film ödülleri (2001)- en iyi yabancı film.
film toplam 44 ödüle sahiptir.
öne çıkanlar | diğer yorumlar
başlık "san marinolu" tarafından 19.03.2021 15:17 tarihinde açılmıştır.
1.
20. yılına özel 4k kalitesinde restore edilen film.
mubi'de yayınlıyorlar. ben birkaç sene önce kafam dağınıkken bir şekilde izlemiştim. filmden geriye hoş müziği ve atmosferi kaldı. yine de tavsiye ederim. sırf müziği içi dahi izlemeye değer bir film.
mubi'de yayınlıyorlar. ben birkaç sene önce kafam dağınıkken bir şekilde izlemiştim. filmden geriye hoş müziği ve atmosferi kaldı. yine de tavsiye ederim. sırf müziği içi dahi izlemeye değer bir film.
devamını gör...
2.
bazen susarsın ve söyleyeceklerin öylece kalır. o sırada renkler senin yerine konuşurlar. bazen de o renklerden geriye buruk kalpler kalır.
bu işte öyle bir filmdir.
2000 yılı, hong kong yapımı film, kırık bir aşk hikayesini anlatır. bir filmin müziği ancak bu kadar iyi olabilirdi.
dinlemek isteyenler için buraya adını bırakıyorum.
yumeji's theme - shigeru umebayashi.
filmin şahane görselleriyle birlikte akarken oluşan hisler tarif edilmez.
klasik bir aşk hikayesinden çok farklıdır film.
aldatma hikayelerine karşı yazılmış bir manifestodur.
yönetmeni wong kar-wai.
bu işte öyle bir filmdir.
2000 yılı, hong kong yapımı film, kırık bir aşk hikayesini anlatır. bir filmin müziği ancak bu kadar iyi olabilirdi.
dinlemek isteyenler için buraya adını bırakıyorum.
yumeji's theme - shigeru umebayashi.
filmin şahane görselleriyle birlikte akarken oluşan hisler tarif edilmez.
klasik bir aşk hikayesinden çok farklıdır film.
aldatma hikayelerine karşı yazılmış bir manifestodur.
yönetmeni wong kar-wai.
devamını gör...
3.
öncelikle bir youtube kanalında müziğine denk geldim. sonra bir resimle bir hikaye attım. resimdeki kadın iplerle bir direğe bağlanmış, altında yanan koca bir ateş ve alevler. kadınsa eğilmiş sigarasını yakıyor alevlerde. sonra benzer müzikler ararken bu filmde kullanıldığına rastladım. sonra koyduğum resmin filmle bu kadar bağdaşmasına şaşırdım. kalbim; izlemeden, bilmeden, hissetmeyi seviyor.
şiir gibi bir aşk filmi. provalarla dolu. etkileyici bir sanat filmi. müzikler ve renkler o kadar ahenk içinde ki sahneler sanki sadece eşlik ediyor. kısa ve anlamlı.
resimdeki ipler; ana karakterleri bağlayan normlar ve değerleri. biz onlar gibi olmayacağız duruşları.
peki ne oldu ? hiç dinmeyecek bir yangında bağlı kaldılar. bir geçmişte, belirsiz ve sanrı olan.
son sahne vurucuydu. sanırım herkesin bir sırrı var.
kıyafetler, müzikler, detaylar, merdiven ve yağmur sahneleri sanattan çok uzak olanlar için bile etkileyici olabilir. benim gibi uzun uzadıya film izlemeyi sevmeyenler bir solukta izleyebilir. eski bir başyapıt.
şiir gibi bir aşk filmi. provalarla dolu. etkileyici bir sanat filmi. müzikler ve renkler o kadar ahenk içinde ki sahneler sanki sadece eşlik ediyor. kısa ve anlamlı.
resimdeki ipler; ana karakterleri bağlayan normlar ve değerleri. biz onlar gibi olmayacağız duruşları.
peki ne oldu ? hiç dinmeyecek bir yangında bağlı kaldılar. bir geçmişte, belirsiz ve sanrı olan.
son sahne vurucuydu. sanırım herkesin bir sırrı var.
kıyafetler, müzikler, detaylar, merdiven ve yağmur sahneleri sanattan çok uzak olanlar için bile etkileyici olabilir. benim gibi uzun uzadıya film izlemeyi sevmeyenler bir solukta izleyebilir. eski bir başyapıt.
devamını gör...
4.
kar-wai wong'un türkçeye aşk zamanı ismi ile çevrilen 2000 yapımı editiyle olsun , kurgusuyla olsun , senaryosu ile olsun, ambiyansı ile olsun aklıllara kazınan harika ötesi filmi. hüzünün içersiydeken bile güldürebilen aşkı bu kadar güzel anlatabilen yönetmenlik tekniklerini ustaca kullandığı şaheserdir efendim. sadece birbirlerine ellerini dokunup birlikte olduklarının gösterildiği sahneler ise insanın boğazına yumru gibi oturur .
devamını gör...
5.
bir arkadaşımın önerisiyle izleyip müziklerine ayrı, ortama ve o döneme ayrı, başroldeki hanımefendiye apayrı tutulduğum o güzel filmdir. böyle sahici sahici çok gerçekçi her insanın değil de bazı özel insanların yaşar kemal’in deyişiyle ince bir yerlerin filmi.çokça sevdim çokça anladım bu filmi ben. yumeji’s theme de dinlendirir tekrar tekrar dinlettirir
devamını gör...
6.
yönetmen wong kar-wai'nin 2000 yapımlı filmidir.
gösterime girdiği yıl bile gelmiş geçmiş en iyi aşk filmlerinden biri olarak kendi türündeki kült filmler arasında yerini almıştır.
yönetmenin bazı durumlarda diyaloğu yarım bırakıp görüntüyle tamamlaması, kamera açıları, renk uyumları ve ses kullanımı gibi birden çok dehasını konuşturduğu bir işçilik içerir.
gerçek anlamda filmin doğasına girebilirseniz nasıl bittiğini bile anlamazsınız. öbür türlü sizin için biraz ağır ilerliyor olabilir.
filmde her iki karakter özelinde de aşkın bireysel derinliklerini ve etkilerini gözlemleyebiliyorsunuz. iniş çıkışlar, kıskançlık, heyecan, umut ve umutsuzluk. duygu geçişlerinin bu denli hızlıca ve ters yönlü olabilmesi, filmin doğallığına doğallık katıyor.
öte yandan 60'larda geçen bir dönem filmi olması, bunca teknolojik zamazingoların hayatımıza girmediği, salt fiili insan ilişkileri üzerinden ilerleyen gerçek bir hikayeyi de gözler önüne seriyor. başlarda birbirini tanımayan iki insan sesleriyle, kokularıyla, yaşamın içindeki en gündelik en doğal görüntüleriyle birbirlerinin zihninde yer bulmaya başlıyorlar. üstelik bu sürecin belli bir olgunluğa erişmesine dahi gerek kalmadan toplumsal bir denetim ve gözlemin de etkisindeki kahramanlarımız, psikolojik olarak ciddi bir varoluş mücadelesinin de içindeler.
filmdeki harika müziklerin kullanımıysa kamera objektifinin odaklandığı karakteri, diğer karanterin gözünden de görebilme imkanı veriyor izleyiciye.
abartının, gürültü patırtının olmadığı, baştan sona zarafet dolu bir film.
gösterime girdiği yıl bile gelmiş geçmiş en iyi aşk filmlerinden biri olarak kendi türündeki kült filmler arasında yerini almıştır.
yönetmenin bazı durumlarda diyaloğu yarım bırakıp görüntüyle tamamlaması, kamera açıları, renk uyumları ve ses kullanımı gibi birden çok dehasını konuşturduğu bir işçilik içerir.
gerçek anlamda filmin doğasına girebilirseniz nasıl bittiğini bile anlamazsınız. öbür türlü sizin için biraz ağır ilerliyor olabilir.
filmde her iki karakter özelinde de aşkın bireysel derinliklerini ve etkilerini gözlemleyebiliyorsunuz. iniş çıkışlar, kıskançlık, heyecan, umut ve umutsuzluk. duygu geçişlerinin bu denli hızlıca ve ters yönlü olabilmesi, filmin doğallığına doğallık katıyor.
öte yandan 60'larda geçen bir dönem filmi olması, bunca teknolojik zamazingoların hayatımıza girmediği, salt fiili insan ilişkileri üzerinden ilerleyen gerçek bir hikayeyi de gözler önüne seriyor. başlarda birbirini tanımayan iki insan sesleriyle, kokularıyla, yaşamın içindeki en gündelik en doğal görüntüleriyle birbirlerinin zihninde yer bulmaya başlıyorlar. üstelik bu sürecin belli bir olgunluğa erişmesine dahi gerek kalmadan toplumsal bir denetim ve gözlemin de etkisindeki kahramanlarımız, psikolojik olarak ciddi bir varoluş mücadelesinin de içindeler.
filmdeki harika müziklerin kullanımıysa kamera objektifinin odaklandığı karakteri, diğer karanterin gözünden de görebilme imkanı veriyor izleyiciye.
abartının, gürültü patırtının olmadığı, baştan sona zarafet dolu bir film.
devamını gör...
7.
wong kar-wai'ın yönetmen koltuğunda oturduğu, 2000 yılında vizyona girmiş bu filmi hakkında bir iki kelam edip gideceğim.
konusundan başlayalım. bayan chan ve bay crow kapı komşusu olmuş iki insan... ikisi de eşlerine deliler gibi aşık ve sadıklar... lakin birbirlerini de merak etmiyor değiller, sabahları günaydınlaşıyor, akşamları iyi geceler diyorlar. gayet düzenli ve mesafeli bir arkadaşlıkları var...
bir gün hiç olmaması gereken bir şey oluyor ve birbirlerinin giydikleri şeylerin aslında eşlerine aldıkları hediyeler olduklarını fark ediyorlar, bir sorgulama başlıyor, acaba eşleri onları aldatıyor olabilir mi?
filmin konusu bu, iki insanın birbiriyle olan ilişkisi ve eşlerinin onlara yaptıklarını hazmedememeleri aslında... lakin bu süreçte onlar da yakınlaşıp birbirlerine karşı bir şeyler hissetmeye başlıyorlar.
filmin konusu çok güzel, işleyiş de güzel ama nedense izlediğim diğer filmleri kadar etkilemedi beni, sanırım bana çok konusu geçmedi diyebilirim. görüntüler de fevkalade lakin slow shutter pek yok. o kendine has tarzı ışıklandırmaları da göremedim, filmin müzikleri çok etkiledi beni, oyunculuklar da öyle...
insanın içerisinde buruk kalmış bir hikayeyi anlatarak bizi de buruk bırakıyor... en ufak bir aşırılığa ya da klişeye kaçmıyor. bu konuda senaryosunu inanılmaz derecede beğendim diyebilirim, tekrar izler miyim? kesinlikle izlerim, güzeldi...
konusundan başlayalım. bayan chan ve bay crow kapı komşusu olmuş iki insan... ikisi de eşlerine deliler gibi aşık ve sadıklar... lakin birbirlerini de merak etmiyor değiller, sabahları günaydınlaşıyor, akşamları iyi geceler diyorlar. gayet düzenli ve mesafeli bir arkadaşlıkları var...
bir gün hiç olmaması gereken bir şey oluyor ve birbirlerinin giydikleri şeylerin aslında eşlerine aldıkları hediyeler olduklarını fark ediyorlar, bir sorgulama başlıyor, acaba eşleri onları aldatıyor olabilir mi?
filmin konusu bu, iki insanın birbiriyle olan ilişkisi ve eşlerinin onlara yaptıklarını hazmedememeleri aslında... lakin bu süreçte onlar da yakınlaşıp birbirlerine karşı bir şeyler hissetmeye başlıyorlar.
filmin konusu çok güzel, işleyiş de güzel ama nedense izlediğim diğer filmleri kadar etkilemedi beni, sanırım bana çok konusu geçmedi diyebilirim. görüntüler de fevkalade lakin slow shutter pek yok. o kendine has tarzı ışıklandırmaları da göremedim, filmin müzikleri çok etkiledi beni, oyunculuklar da öyle...
insanın içerisinde buruk kalmış bir hikayeyi anlatarak bizi de buruk bırakıyor... en ufak bir aşırılığa ya da klişeye kaçmıyor. bu konuda senaryosunu inanılmaz derecede beğendim diyebilirim, tekrar izler miyim? kesinlikle izlerim, güzeldi...
devamını gör...
8.
yönetmenliğini ve seneryosunu wong kor-wai ait romantik bir dram filmidir.
filmimizin başlangıcı baş karakterlerimiz olan su ve chow'un kiralık ev arayışları ve kapı komşuları oluşları ile başlıyor. aynı gün taşınırlar ve bu sayede tanışırlar. tabii her ikisi de evlidir. komşuluk, arkadaşlık çerçevesinde bir ilişki var aralarında. her ikisinin eşleri sürekli seyahat etmeleri ve aynı yere gitmeleri şüphe uyandırır. sonrasında su ve chow eşlerinin kendilerini aldattığını öğrenirler. burada da filmin kırılma anını görürüz. bir oyun oynarlar ve sürekli beraber vakit geçirirler. zamanla aralarındaki bu bağ aşka dönüşür. ama her ikisi de bu durumdan kaçınır. çünkü biz onlar gibi olmayacağız lafı bu duyguları içine atmalarına sebep olur. sonrasında chow'un kitap çıkarmak gibi bir isteği var. su'nun yardımıyla, desteğiyle ve de ilgisiyle kitap çıkar. daha rahat çalışmak için oda bile kiralanır. oda numarası da 2046'dır. yönetmenin bu isimle bir filmi var. her ikisinin bir bağlantısı da mevcut. filme dönersek kitap sayesinde buluşmalar artar. oyun da devam eder. bu buluşmalar kısa sürer ama. çünkü her dönemde, her yerde gördüğümüz evli bir insanın sürekli dışarı çıkması, başına buyruk hareket edilmesi doğru karşılanmaz. sonrasında duygular birbirine itiraf edilir. daha çok chow eder. sonuç olarak her ikisi de yüzleşme kararı alırlar. chow karısından boşanır ama su boşanmayı geçin gider üstüne çocuk yapar. tercihleri nedeniyle birbirlerinden vazgeçerler. sonrasında yıllar geçer. su oğluyla eski odalarını ziyaret eder. diğer odaya gözü dalar ve sorar. aynı yerde bulunmadığını görünce duygulanır. aynı şekilde chow da yalnız başına ziyaret edip, aynı duygular içerisine girer.
son sahneye gelirsek chow'u kamboçya da görürüz. filmde bahsettiği şeyi yapar. içinde biriken aşkı, sevgiyi, sırrı bir duvarı oyarak fısıldar. sonra usulca üstünü çamurla kapatır. söyleyemediği duygular orada kalır, tüm duygularının üstünü örter. geriye de dile gelmemiş bir hikaye ve kavuşamayan iki kişinin burukluğu kalır..
filmde sık sık yeşil ve kırmızı rengini görüyoruz. her sahnede bir tane renk bulunur mutlaka. kırmızı bildiğimiz aşkı ve tutkuyu temsil ediyor. yeşil ise güvenin, sabrın, huzurun temsilidir. o dinginliği bol bol görüyoruz sahnelerde. akıllara şu soru geliyor, aşk bu ikilinin kombinasyonuyla dengeyi bulmaz mı zaten?
çok zarifti. görseller olsun, konuşmalar olsun, kıyafetler olsun her şeyiyle çok inceydi bence. severek izlediğim, zamanıma değen bir filmdi. böyle konuları seviyorsanız da izleyin derimm.
filmimizin başlangıcı baş karakterlerimiz olan su ve chow'un kiralık ev arayışları ve kapı komşuları oluşları ile başlıyor. aynı gün taşınırlar ve bu sayede tanışırlar. tabii her ikisi de evlidir. komşuluk, arkadaşlık çerçevesinde bir ilişki var aralarında. her ikisinin eşleri sürekli seyahat etmeleri ve aynı yere gitmeleri şüphe uyandırır. sonrasında su ve chow eşlerinin kendilerini aldattığını öğrenirler. burada da filmin kırılma anını görürüz. bir oyun oynarlar ve sürekli beraber vakit geçirirler. zamanla aralarındaki bu bağ aşka dönüşür. ama her ikisi de bu durumdan kaçınır. çünkü biz onlar gibi olmayacağız lafı bu duyguları içine atmalarına sebep olur. sonrasında chow'un kitap çıkarmak gibi bir isteği var. su'nun yardımıyla, desteğiyle ve de ilgisiyle kitap çıkar. daha rahat çalışmak için oda bile kiralanır. oda numarası da 2046'dır. yönetmenin bu isimle bir filmi var. her ikisinin bir bağlantısı da mevcut. filme dönersek kitap sayesinde buluşmalar artar. oyun da devam eder. bu buluşmalar kısa sürer ama. çünkü her dönemde, her yerde gördüğümüz evli bir insanın sürekli dışarı çıkması, başına buyruk hareket edilmesi doğru karşılanmaz. sonrasında duygular birbirine itiraf edilir. daha çok chow eder. sonuç olarak her ikisi de yüzleşme kararı alırlar. chow karısından boşanır ama su boşanmayı geçin gider üstüne çocuk yapar. tercihleri nedeniyle birbirlerinden vazgeçerler. sonrasında yıllar geçer. su oğluyla eski odalarını ziyaret eder. diğer odaya gözü dalar ve sorar. aynı yerde bulunmadığını görünce duygulanır. aynı şekilde chow da yalnız başına ziyaret edip, aynı duygular içerisine girer.
son sahneye gelirsek chow'u kamboçya da görürüz. filmde bahsettiği şeyi yapar. içinde biriken aşkı, sevgiyi, sırrı bir duvarı oyarak fısıldar. sonra usulca üstünü çamurla kapatır. söyleyemediği duygular orada kalır, tüm duygularının üstünü örter. geriye de dile gelmemiş bir hikaye ve kavuşamayan iki kişinin burukluğu kalır..
filmde sık sık yeşil ve kırmızı rengini görüyoruz. her sahnede bir tane renk bulunur mutlaka. kırmızı bildiğimiz aşkı ve tutkuyu temsil ediyor. yeşil ise güvenin, sabrın, huzurun temsilidir. o dinginliği bol bol görüyoruz sahnelerde. akıllara şu soru geliyor, aşk bu ikilinin kombinasyonuyla dengeyi bulmaz mı zaten?
çok zarifti. görseller olsun, konuşmalar olsun, kıyafetler olsun her şeyiyle çok inceydi bence. severek izlediğim, zamanıma değen bir filmdi. böyle konuları seviyorsanız da izleyin derimm.
devamını gör...
