bahane üretmeyi seven bir toplum olmamız
başlık "sojourant" tarafından 26.08.2025 14:20 tarihinde açılmıştır.
1.
elbette ülkedeki herkesi kastetmediğim başlıktır. ama bahane üretmede de bence cidden anormal "ileri"yiz. kendimi de bundan soyutlamıyorum bu arada ve yazının ilerilerinde bunu göreceksiniz; ben mükemmelim ve toplumumuz çok sorunlu tandanslı bir tespit yapmıyorum yani.
aklıma ilk olarak yarışma programlarına katılan kişilerin "heyecandan" soruyu bilememesi bahanesi geldi. bunu sanırım binlerce kez gördüm. yani elbette televizyona çıkmak birçok kişiyi heyecanlandırır. stüdyodaki izleyiciler bile heyecanlanma sebebi olabilirken bir de tv'den sayısız insanın da sizi izliyor olması da eklenince gerçekten de evinizde olsanız rahat verebileceğiniz bir sorunun yanıtını yarışma esnasında bilemeyebilirsiniz. ama işte tablo bununla sınırlı değil... yani öncelikle sizin yarışmada heyecanlanmanız doğal bir şey. ama daha da önemlisi, bu tür söylemlerin yarısının falan ben "bahane" olduğunu düşünüyorum hakikaten. yani bir yalan bile sayılabilir. "abi o soruyu nasıl bilemezsin???" dercesine size yönelmiş gözlere bahaneniz hazırdır: heyecandan aklınıza gelmemesi. yani işte bu acayip genelgeçer bir bahane haline de geldi. ki bu belki de öğrenciliğimizde başlıyor. hoca sözlüye kaldırır ve aslında iyi çalışmamış öğrenci "heyecandan aklıma gelmiyor öğretmenim" der. ya da işte bir sunum yapar, hikaye anlatır öğrenci tahtaya çıkarak ve böyle teklerse falan bu hep "heyecandan" olur. böyle yetişen kişiler de bu bahanelerini hayat boyunca sürdürebilirler.
ben üniversite başlarından beri metal vokalistliği yaptım çeşitli gruplarda. ilk senelerimde bazı konserlerde süper şarkı söyleyebilirken, kimisinde ise sesim hiç de istediğim kadar iyi çıkmazdı ve benim de bu durumlarda hep bir bahanem olurdu. işin kötüsü, kendim de inanırdım bunlara. yani o gün baharatlı veya acı bir şey yemişimdir (ki cidden yemiştim), uykumu tam alamamışımdır (ki cidden alamamıştım)... yani bu gibi şeyler. ama sonra tekniğimi tam oturttuktan sonra en "ceset gibi" halimle bile iyi şarkı söyleyebildiğimi fark ettim (yani sesim kısılmazdı zaten hiç). hastaysam bile öyle çok ateşim falan yoksa kabul edilebilir bir performans gösterebiliyordum. geçmişteki iyi performans sunamadığım konserlerdeki "gerekçelerimin", kendim de inanarak ürettiğim bahaneler olduğunu idrak etmiş oldum işte sonrasında, nihayetinde.
hala bahane üretiyor muyumdur?.. bilmiyorum, dikkat etmedim. ama üretebiliyorsam bile bunlar çok azalmıştır. bazı insanlar ise hayatının tümünü kendileri de inandıkları bahanelerin ardına sığınarak geçirebiliyor.
aklıma ilk olarak yarışma programlarına katılan kişilerin "heyecandan" soruyu bilememesi bahanesi geldi. bunu sanırım binlerce kez gördüm. yani elbette televizyona çıkmak birçok kişiyi heyecanlandırır. stüdyodaki izleyiciler bile heyecanlanma sebebi olabilirken bir de tv'den sayısız insanın da sizi izliyor olması da eklenince gerçekten de evinizde olsanız rahat verebileceğiniz bir sorunun yanıtını yarışma esnasında bilemeyebilirsiniz. ama işte tablo bununla sınırlı değil... yani öncelikle sizin yarışmada heyecanlanmanız doğal bir şey. ama daha da önemlisi, bu tür söylemlerin yarısının falan ben "bahane" olduğunu düşünüyorum hakikaten. yani bir yalan bile sayılabilir. "abi o soruyu nasıl bilemezsin???" dercesine size yönelmiş gözlere bahaneniz hazırdır: heyecandan aklınıza gelmemesi. yani işte bu acayip genelgeçer bir bahane haline de geldi. ki bu belki de öğrenciliğimizde başlıyor. hoca sözlüye kaldırır ve aslında iyi çalışmamış öğrenci "heyecandan aklıma gelmiyor öğretmenim" der. ya da işte bir sunum yapar, hikaye anlatır öğrenci tahtaya çıkarak ve böyle teklerse falan bu hep "heyecandan" olur. böyle yetişen kişiler de bu bahanelerini hayat boyunca sürdürebilirler.
ben üniversite başlarından beri metal vokalistliği yaptım çeşitli gruplarda. ilk senelerimde bazı konserlerde süper şarkı söyleyebilirken, kimisinde ise sesim hiç de istediğim kadar iyi çıkmazdı ve benim de bu durumlarda hep bir bahanem olurdu. işin kötüsü, kendim de inanırdım bunlara. yani o gün baharatlı veya acı bir şey yemişimdir (ki cidden yemiştim), uykumu tam alamamışımdır (ki cidden alamamıştım)... yani bu gibi şeyler. ama sonra tekniğimi tam oturttuktan sonra en "ceset gibi" halimle bile iyi şarkı söyleyebildiğimi fark ettim (yani sesim kısılmazdı zaten hiç). hastaysam bile öyle çok ateşim falan yoksa kabul edilebilir bir performans gösterebiliyordum. geçmişteki iyi performans sunamadığım konserlerdeki "gerekçelerimin", kendim de inanarak ürettiğim bahaneler olduğunu idrak etmiş oldum işte sonrasında, nihayetinde.
hala bahane üretiyor muyumdur?.. bilmiyorum, dikkat etmedim. ama üretebiliyorsam bile bunlar çok azalmıştır. bazı insanlar ise hayatının tümünü kendileri de inandıkları bahanelerin ardına sığınarak geçirebiliyor.
devamını gör...
2.
sorumluluktan kaçmak için en basit yol çünkü.
hep bir bahanemiz ve suçlayacak bir unsurumuz var onun yüzünden bunun sayesinde bla bla bla.
halbuki şikayet ettiğimiz herşeyin aslında esas kaynağı bizim bu kolaycılık anlayışımızdan başka bir şey değil. sütte leke var biz de yok o derece yani, kötü bir şey olduysa da kesinlikle bizim suçumuz değil karşı taraf suçlu.
aracıyla ters yönden gelen bile niye yol vermiyorsunuz diye ağlıyor karşıdakileri suçluyor. bilmem anlatabildim mi.
hep bir bahanemiz ve suçlayacak bir unsurumuz var onun yüzünden bunun sayesinde bla bla bla.
halbuki şikayet ettiğimiz herşeyin aslında esas kaynağı bizim bu kolaycılık anlayışımızdan başka bir şey değil. sütte leke var biz de yok o derece yani, kötü bir şey olduysa da kesinlikle bizim suçumuz değil karşı taraf suçlu.
aracıyla ters yönden gelen bile niye yol vermiyorsunuz diye ağlıyor karşıdakileri suçluyor. bilmem anlatabildim mi.
devamını gör...
3.
bahane üret ki kendini değiştirmek zorunda kalmayasın.
devamını gör...