1.
battaniyeden başka çok az nesnenin sunabileceği bir şefkat türüdür.
battaniye ile ona sahip olan kişi arasında çok derin bir bağ vardır. üzerinize çektiğiniz anda battaniyenin verdiği huzuru ve yalnız olmadığınız yanılsamasını hemen hissedersiniz. başka örtülere benzemez battaniye; kendine has bir dokunuşu, kendine has bir sıcaklığı, kendine has bir şefkati vardır.
yorgan ya da pike aynı duyguları yaratma konusunda başarılı olamazlar. onlar da kullanım şekli itibari ile aynı olsalar da battaniyenin gücü karşısında acze düşerler.
yorgan tek bir amaç uğruna kullanılır: soğuktan korumak. fazlasıyla müdahaleci, ısrarcı ve hatta -neden dürüst olmayalım ki- fazlasıyla kibirlidir. kendisiyle ilişki kurmanıza izin vermez. kış ayları bittiği anda yaz uykusuna yatar ve bir dahaki kışa kadar da ortalıkta görünmez. mesafeli olması da cabasıdır yani. elinizi kolunuzu bağlar çoğu zaman. üzerinize bir heyula gibi çöker, birçok karabasanın da müsebbibidir yorgan. yeri yurdu bellidir. yatakta bekler sizi ve siz ona gidersiniz, o asla size gelmez. kaprisli bir sevgili gibidir.
pike ise çok zavallıdır. herhangi bir anda üzerinize alabilir ve üzerinizde örtülü olduğunu anında unutabilirsiniz. ne sıcak tutmaya yarar ne de size aradığınız şefkati sunar. o sadece bir örtüdür. varlığı yokluğu birdir. zaten uzun süre zaman geçirmek de istemezsiniz onunla. işiniz biter ve bir köşeye atarsınız.
battaniye ise bambaşkadır. omzunuzun üzerinde sarkıtıp onunla tüm evi dolaşabilirsiniz. asla “gelmem” demez size. sabahları serinliği kesmek için ona sarılıp kahvaltı bile yapabilirsiniz. çok kalenderdir. gece güzel bir film izlemek istediğinizde ya da izlemekte olduğunuz dizinin yeni bölümü başlayıp da sanırım her dizide aynı adamın söylediği “ previously on…” sözünü duyunca şöyle yakanıza doğru çekiştirip battaniyeye sarılabilirsiniz. sabah kalkmanız gereken zamandan erken kalkıp televizyon karşısında biraz daha kestirmek istediğinizde yorgan sizinle gelmez ama battaniye sizi bekliyor olur. ve sabah sabah saçmasapan haberlere bakarken battaniyenin koruması altında olduğunuzu bilirsiniz. artık sizin için yıkılan binalar, şarampole uçan servis araçları, krize neden olan füze anlaşmaları ve doların yükselişi alelade haberler olarak akıp gider ekrandan.
depresyon anlarında ise yorgana sığınmak çok zor bir o kadar da mantıksızdır. çünkü bu ölümcül bir depresyona dönüşebilir. yorgan sizi dış dünyadan tamamen soyutlayıp depresyonunuzu şiddetlendirebilir ama battaniyeye sarılıp depresyonla savaşırsanız her an depresyondan çıkacakmış hissine kapılırsınız, tıpkı battaniyeyi üzerinizden sıyırıp atar gibi.
linus battaniyesini hiç bırakmaz mesela. durmadan elindedir. linus’ın battaniyesini tartışacak değilim ama benim sorum şu: linus yorganla bunu yapabilir miydi? yalnızlık hissini yorganla giderebilir miydi? ya da evsizleri düşünün. her amerikan filminde gördüğümüz evsizlerin en değerli eşyası her zaman bir battaniye olur. çünkü battaniye şefkat açığını kapatabilecek nadir eşyalardan biridir.
çocukluk hatıralarımızın da baş köşesinde battaniye şefkati vardır. bir ucundan annenizin bir ucundan babanızın tutup sizi içinde salladığı battaniyeyi hatırlamıyor olabilirsiniz ama o sersemletici sallantı ve battaniyenin kokusu ara ara yokluyordur mutlaka sizi.
battaniye şefkati zahmetsizce elde edip kolay kolay vazgeçemeyeceğimiz bir şefkattir. siz siz olun battaniyenize gözünüz gibi bakın, ayağınızı da dilediğiniz gibi uzatın, battaniye bunu dert etmez.
battaniye ile ona sahip olan kişi arasında çok derin bir bağ vardır. üzerinize çektiğiniz anda battaniyenin verdiği huzuru ve yalnız olmadığınız yanılsamasını hemen hissedersiniz. başka örtülere benzemez battaniye; kendine has bir dokunuşu, kendine has bir sıcaklığı, kendine has bir şefkati vardır.
yorgan ya da pike aynı duyguları yaratma konusunda başarılı olamazlar. onlar da kullanım şekli itibari ile aynı olsalar da battaniyenin gücü karşısında acze düşerler.
yorgan tek bir amaç uğruna kullanılır: soğuktan korumak. fazlasıyla müdahaleci, ısrarcı ve hatta -neden dürüst olmayalım ki- fazlasıyla kibirlidir. kendisiyle ilişki kurmanıza izin vermez. kış ayları bittiği anda yaz uykusuna yatar ve bir dahaki kışa kadar da ortalıkta görünmez. mesafeli olması da cabasıdır yani. elinizi kolunuzu bağlar çoğu zaman. üzerinize bir heyula gibi çöker, birçok karabasanın da müsebbibidir yorgan. yeri yurdu bellidir. yatakta bekler sizi ve siz ona gidersiniz, o asla size gelmez. kaprisli bir sevgili gibidir.
pike ise çok zavallıdır. herhangi bir anda üzerinize alabilir ve üzerinizde örtülü olduğunu anında unutabilirsiniz. ne sıcak tutmaya yarar ne de size aradığınız şefkati sunar. o sadece bir örtüdür. varlığı yokluğu birdir. zaten uzun süre zaman geçirmek de istemezsiniz onunla. işiniz biter ve bir köşeye atarsınız.
battaniye ise bambaşkadır. omzunuzun üzerinde sarkıtıp onunla tüm evi dolaşabilirsiniz. asla “gelmem” demez size. sabahları serinliği kesmek için ona sarılıp kahvaltı bile yapabilirsiniz. çok kalenderdir. gece güzel bir film izlemek istediğinizde ya da izlemekte olduğunuz dizinin yeni bölümü başlayıp da sanırım her dizide aynı adamın söylediği “ previously on…” sözünü duyunca şöyle yakanıza doğru çekiştirip battaniyeye sarılabilirsiniz. sabah kalkmanız gereken zamandan erken kalkıp televizyon karşısında biraz daha kestirmek istediğinizde yorgan sizinle gelmez ama battaniye sizi bekliyor olur. ve sabah sabah saçmasapan haberlere bakarken battaniyenin koruması altında olduğunuzu bilirsiniz. artık sizin için yıkılan binalar, şarampole uçan servis araçları, krize neden olan füze anlaşmaları ve doların yükselişi alelade haberler olarak akıp gider ekrandan.
depresyon anlarında ise yorgana sığınmak çok zor bir o kadar da mantıksızdır. çünkü bu ölümcül bir depresyona dönüşebilir. yorgan sizi dış dünyadan tamamen soyutlayıp depresyonunuzu şiddetlendirebilir ama battaniyeye sarılıp depresyonla savaşırsanız her an depresyondan çıkacakmış hissine kapılırsınız, tıpkı battaniyeyi üzerinizden sıyırıp atar gibi.
linus battaniyesini hiç bırakmaz mesela. durmadan elindedir. linus’ın battaniyesini tartışacak değilim ama benim sorum şu: linus yorganla bunu yapabilir miydi? yalnızlık hissini yorganla giderebilir miydi? ya da evsizleri düşünün. her amerikan filminde gördüğümüz evsizlerin en değerli eşyası her zaman bir battaniye olur. çünkü battaniye şefkat açığını kapatabilecek nadir eşyalardan biridir.
çocukluk hatıralarımızın da baş köşesinde battaniye şefkati vardır. bir ucundan annenizin bir ucundan babanızın tutup sizi içinde salladığı battaniyeyi hatırlamıyor olabilirsiniz ama o sersemletici sallantı ve battaniyenin kokusu ara ara yokluyordur mutlaka sizi.
battaniye şefkati zahmetsizce elde edip kolay kolay vazgeçemeyeceğimiz bir şefkattir. siz siz olun battaniyenize gözünüz gibi bakın, ayağınızı da dilediğiniz gibi uzatın, battaniye bunu dert etmez.
devamını gör...
2.
hele bir battaniyem var , annem olsa bu kadar sever sarılırım. kıyamıyorum sarmalara.
devamını gör...
3.
zaman geçtikçe daha da çok bağlanıyorum battaniyme istersen al gez, tamamen sarıp sarmalar ayrıca geceleri gelecek olan kötü şeylerden korur. bu devirde kim kime bu kadar şefkat, sevgi ve güven verebilir ki?
devamını gör...
4.
offf tanrım, ne de çok dağılmış yüreğim. topla topla bitmez ki şimdi bu. ama benim gönlüme çekidüzen vermem lazım. bir yerden başlamam gerek. bir yerden. kolaydan zora doğru... ne de olsa başarının hazzı motivasyonu da getirir. hadi başla bakalım.
aaaa aaa sen burada mıydın? çok uzun zaman geçmiş. ne zamandır seni hiç elime almamışım oysaki çocukluğumda en çok sarındığım sendin. ne zaman yetişkinler etrafta kalabalık olsa hemen örtüverirdim üzerimi seninle. sonra gelsin maceralar. dünyayı dolaşırdık birlikte. gidemediğimiz bir ülke, tatmadığımız yiyecek ve oynamadığımız oyun kalmamıştı. üzerindeki tozlar ilmeklerine dek işlemiş. ne çok zaman ihmal etmişim seni. büyüdükçe imkanlarım arttıkça birazını gerçekleştirdim, biliyor musun düşlerin. ama işte yetişkinlik zor zanaat çoğunu unuttum ya da elimden gelmedi. güzelsin sen. seni yeniden temizleyip paklayıp tekrar alayım omzuma. hem bir hayalim olur belki. badem krakerli neşeli bir tane...
ımmm bu, bu ne peki. parça parça, ilmek ilmek ayrılmış olan. sen hangi duyguydun. tanıyamaz oldum seni. kolaydan zora... şimdi bir dur. sen biraz dur.
aaa aaa bir dakika bir dakika sen hemen omzuma mı geçiverdin. ama anlaşmıştık. hüzünlü bir hal, sürekli olunca iyi gelmiyordu bana. canım hüzün battaniyem gel seni güzelce katlayalım ve şuraya kaldıralım. birazcık zamana ihtiyacım var. biliyorsun zor günler önümde. çok iç içe olucaz.
ve işte şefkat battaniyesi sana artık veda zamanı. çok zaman kaldın omzumda. öyle çok sarındım ki sana tenim oldun zamanla. bu yüzden artık bir kenara bırakmam lazım seni. seni ve hayıflanma battaniyesini. bir adım ötesi biraz bencillik. çok uzun bir zamanı önce o, bu, şu diyerek geçirmiş bir insan olarak biraz zor. ama başarabalirim. birazcık inanç sonra hepsi gelir. *
aaaa aaa sen burada mıydın? çok uzun zaman geçmiş. ne zamandır seni hiç elime almamışım oysaki çocukluğumda en çok sarındığım sendin. ne zaman yetişkinler etrafta kalabalık olsa hemen örtüverirdim üzerimi seninle. sonra gelsin maceralar. dünyayı dolaşırdık birlikte. gidemediğimiz bir ülke, tatmadığımız yiyecek ve oynamadığımız oyun kalmamıştı. üzerindeki tozlar ilmeklerine dek işlemiş. ne çok zaman ihmal etmişim seni. büyüdükçe imkanlarım arttıkça birazını gerçekleştirdim, biliyor musun düşlerin. ama işte yetişkinlik zor zanaat çoğunu unuttum ya da elimden gelmedi. güzelsin sen. seni yeniden temizleyip paklayıp tekrar alayım omzuma. hem bir hayalim olur belki. badem krakerli neşeli bir tane...
ımmm bu, bu ne peki. parça parça, ilmek ilmek ayrılmış olan. sen hangi duyguydun. tanıyamaz oldum seni. kolaydan zora... şimdi bir dur. sen biraz dur.
aaa aaa bir dakika bir dakika sen hemen omzuma mı geçiverdin. ama anlaşmıştık. hüzünlü bir hal, sürekli olunca iyi gelmiyordu bana. canım hüzün battaniyem gel seni güzelce katlayalım ve şuraya kaldıralım. birazcık zamana ihtiyacım var. biliyorsun zor günler önümde. çok iç içe olucaz.
ve işte şefkat battaniyesi sana artık veda zamanı. çok zaman kaldın omzumda. öyle çok sarındım ki sana tenim oldun zamanla. bu yüzden artık bir kenara bırakmam lazım seni. seni ve hayıflanma battaniyesini. bir adım ötesi biraz bencillik. çok uzun bir zamanı önce o, bu, şu diyerek geçirmiş bir insan olarak biraz zor. ama başarabalirim. birazcık inanç sonra hepsi gelir. *
devamını gör...
5.
olabilir. mümkündür.
devamını gör...
6.
son zamanların popüler olan aşko kuşko kızların sevgilisine ördüğü o pofuduk yumuş yumuş battaniyem olsa o şefkati göreceğimi düşünüyorum.
devamını gör...
7.
üstü geyikli olanlar favorim
devamını gör...
"battaniye şefkati" ile benzer başlıklar
battaniye
10