şarkıya da konu olan bir deyim. açmak gerekirse ‘sadece japonya’da büyüksün, onun haricinde pek bir şey değilsin’ şeklinde de ifade edilebilir deyim.

bu deyimin hikayesine değindikten sonra sendrom da açıklık kazanacaktır. söylenene göre, 2.dünya savaşı’nda büyük zarar görmüş japonya, 1970’lere gelindiğinde kendini toparlamış ve batı müziğine kucak açmıştı. misal one way ticket şarkısı dünyada pek popüler olmamışken, japonya’da çok tutulmuştu. bunu fırsat kapısı olarak gören birçok sanatçı japonya müzik piyasasına girmiş, konserler vermiş ve ciddi paralar kazanmışlardı. söylenene göre bu durum ingiltere’de alay konusu olmuş ve big in japan deyimi ortaya çıkmış. yani dünyada hiçbir şeysin ama japonya’da büyüksün. bunu aşağılama ve küçük görme durumunda kullanmaya başlamışlar.

gelelim sendromuna. pek sendromluk da bir durum yok aslında. kişi hedeflerini küçük tutması şeklinde ifade edilebilir. misal, sülalede en sevilen olmayabilirim ama ailemde en sevilen olmalıyım. büyük bir şirkette müdür olmasam da olur, 3 kişilik bir şirkette müdür olsam da aynı şey benim için; gibi ifade edilebilir. biraz karışık oldu ama umarım doğru ifade edebilmişimdir.
devamını gör...
(bkz: kendini dev aynasında görmek)
devamını gör...
orijinal adı big in japan'dır. big in japan zaten sendromun adıdır. bu yüzden michael jackson şarkıcısı demiş gibi olabiliriz, dikkat etmek gerekir.

bazı durumlarda kalıplardan sıyrılmak isteyen benim için özgün bir tanım olarak; bireyin kendine belirlediği habitatında, belirli bir sürede oluşturduğu konfor alanında kalarak sürekli belirli sınırlar çerçevesinde kendini geliştirip yükselmesi, yükseldikten sonra başka sulara açılmak yerine bulunduğu konumda mücadele etmeye, kendini övgülere mazhar kılmaya, sürekli büyüyen olumlu görüşlerle beraber "küçük dağları ben yarattım" alt metinine sahip bir hayata sahip olmasına denilebilir. birey deme sebebim bu sendromun, müzik grupları çıkışlı olması ama gayet tabii bireylerde de kullanılma durumuna atıfta bulunmaktır.


kısaca yazdıktan sonra örneğe gelirsek; bunun açık ara en büyük örneği kenan sofuoğlu'dur. hayatı boyunca nefis bir yarışmacı kimliği kazanan ancak bir adım öteye yani başka bir denize ilerleme fırsatı varken bu fırsatı kullanmayan sofuoğlu, benim için big in japan'in bireysel sıralamasında ilk 3 sırasında rahatlıkla yer işgal edebilir.

bilmeyenler için ayrıca; üst klasman moto gp seviyesine çıkabilecekken, kaldığı klasmanda devam eden ve başarı üstüne başarı kazanan sofuoğlu, bu konuda kendisine yöneltilen soruya gayet politik, güzel bir cevap vermiştir. "motogp'deki muhtemel rakiplerini zaten daha önce yendim. kendimi kanıtlama ihtiyacım yok" demiştir ama işin gerçeğini hem onu sevenler hem de sporseverler gayet tabii bilmektedirler.

kaynak
devamını gör...

bu başlığa tanım girmek için olabilirsiniz.

zaten üye iseniz giriş yapabilirsiniz.

"big in japan sendromu" ile benzer başlıklar

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim