orijinal adı: an american crime
2007 abd yapımı, gerçek bir suç olayına dayanan filmdir. gezici bir sirkte çalışan anne ve baba, 2 çocuklarını para karşılığı bakması için gertrude adlı bir kadına emanet ederler. aile bir süre sonra ödemeyi aksatınca gertrude iki kız çocuğuna işkence yapmaya başlar.
2007 abd yapımı, gerçek bir suç olayına dayanan filmdir. gezici bir sirkte çalışan anne ve baba, 2 çocuklarını para karşılığı bakması için gertrude adlı bir kadına emanet ederler. aile bir süre sonra ödemeyi aksatınca gertrude iki kız çocuğuna işkence yapmaya başlar.
yönetmen:
tommy o'haver
oyuncular:
ellen page
catherine keener
hayley mcfarland
ari graynor
james franco
tommy o'haver
oyuncular:
ellen page
catherine keener
hayley mcfarland
ari graynor
james franco
öne çıkanlar | diğer yorumlar
başlık "karanliktakimum" tarafından 28.11.2021 19:49 tarihinde açılmıştır.
1.
2007 abd yapımı, gerçek bir suç hikayesinden uyarlanan film. yönetmenliğini tommy o’haver yaparken, başrolleri elliot page,hayley mcfarland, catherine keener üstleniyor.
film, 1965’te öldürülen genç bir kadının cinayetini konu alır. sylvia likens, 1949 doğumlu gen ve güzel bir kızdı. anne babası, sirklerde, karnavallarda çalışan gezgin ebeveynlerdi. annesi ve babası o dönem ayrı yaşıyorlardı. 5 kardeşin 2’si anneyle diğer kardeşler de babalarıyla yaşıyordu. bir gün uzak bir karnavalda iş bulan anne babası sylvia ve kardeşi jenny’i , komşuları gertrude baniszewski'ye,3 aylığına haftalık 20 usd bakım ücretiyle anlaşarak emanet ettiler. gertrude baniszewski'nin kendiyle yaşıyan 7 çocuğu bulunmaktaydı. gertrude, psikolojik sorunları olan, şiddet eğilimli bir kadındı.
olayların başlangıcı ise , gertrude’ın kızı paula ve sylvia’nın yakınlaşmasıyla başlar. iyi arkadaş olmuşlardır. paula’nın o dönem evli bir erkek arkadaşı vardır ve ondan hamile kalmıştır. bu sırrı, sylvia’ya söyler. paula ve bradley, kavga ederken sylvia onlara denk gelir ve bradley’nin paula’nın canını yakması üzerine onun hamile olduğunu söyler. olaylar da işte bundan sonra felakete döner.
sylvia’nın ailesi 20 usd’lık ödemeyi geciktirince , gertrude bir iki defa sylvia ve kardeşine bodrum katında işkence uygulamıştı. sırrı açığa çıkan paula, annesine , sylvia’nın arkadaşlarının önünde kendine hakaret ettiğini ve hırsızlık yaptığını söyledi. annesiyle ona işkence yapmaya başladılar. gertrude bunu çocuklarının önünde yapmaktaydı ; bir nevi ‘yeni cani nasıl yetiştirilir’ in hayat bulmuş haliydi.
işkenceler devam ederken, paula’nın hamile olduğu dedikodusu yayılmıştı bile. zaten aklı gidik olan gertrude buna inanmak istemedi ve sylvia’yı suçladı; ona göre kızı asla hamile olamazdı; hamile olan olsa olsa sylvia olmalıydı. bu konuyu saplantı haline getiren gertrude, kıza psikolojil şiddet uygulamasının yanında , bir gazoz şişesini de cinsel organına sokmasını istedi. baskıya dayanamayan sylvia onun dediğini yaptı ama şiddet fitili ateşlenmişti bir kere; gertrude durmayacaktı. çocuklarından onu bodruma kapatmalarını söyledi.
gertrude bodruma kapatılan sylvia’ya işkencr yapmaları ve dövmeleri konusunda çocuklarını teşvik etmeye başladı. sistematik olarak işkenceye maruz kalmıştı. işin daha kötü ve ilginç tarafı, önce kendi oğullarıyla başlayan işkenceye mahalledeki diğer çocuklar da bodruma inip ona işkencr etmeye başladılar. demin başlığını gördüğüm kırık cam teorisi nin bir örneğini oluşturur bu durum.
tüm bu olaylar gerçekleştirilirkrn , sylvia’nın kardeşi jenny tüm bu olanlara şahitlik ediyordu. kimseye söylememesi konusunda tehdit edilen jenny, tüm ılanlara susmak zorunda kaldı. çevrede sylvia’yı soran ve merak eden olmuştu elbet. soranlara onun yatılı okulda olduğu söylenmişti. bu sırada, sylvia mahallenin oyuncağı haline gelmişti. her gün dövülüyor, üzerinde sigara söndürülüyor, cinsel organına şişe sokuluyordu.
bir gün , richard adlı sylvia’ya aşık olan kişi, tesadüfen eve geldi ve seslerin olduğu bodruma indi. gertrude’u elinde kızgın bir iğneyle sylvia’nın karnına bir şeyler yazarken gördü. normalde bu vahşeti durdurması beklenirdi, değil mi? maalesef öyle olmadı. gertrude , sylvia’nın sürtük olduğunu ve mahallede herkesle beraber olduğunu söyledi ve işkencesine ortak etti. bilinen şu ki sylvia’nın karnına kızgın iğneyle ‘ben bir kaltağım ve bundan gurur duyuyorum’ yazısını yazan richard’dı.
sylvia, bir kere kaçma teşebbüsünde bulundu ama hemen yakalandı. ceza olarak tekrar bodruma bağlandı ve az bir yemek ve su verildi. çocuklar da onu cezalandırmak için sopayla dövdüler. hem yetersiz beslenme hem de şiddetin boyutundan dolayı 26 ekim 1965’te , henüz 16 yaşındayken hayata gözlerini yumdu.
öldüğünü gören gertrude , richard’a (hobbs) polisi arattırdı ve eve gelen polisler jenny’yi buldu. jenny, tüm olanları polise anlattığında, tüm bu vahşet ortaya çıkmış oldu.
gertrude, ömür boyu hapis cezasına çarptırıldı ama 1985’te şartlı tahliye edildi. bu salıverilme tepki alsa da , karma cezasını verdi ve 5 yıl sonra kanserden geberdi. onunla beraber oğlu john da hüküm giydi ve suça iştirak edenler de çeşitli cezalar aldılar.
film, 1965’te öldürülen genç bir kadının cinayetini konu alır. sylvia likens, 1949 doğumlu gen ve güzel bir kızdı. anne babası, sirklerde, karnavallarda çalışan gezgin ebeveynlerdi. annesi ve babası o dönem ayrı yaşıyorlardı. 5 kardeşin 2’si anneyle diğer kardeşler de babalarıyla yaşıyordu. bir gün uzak bir karnavalda iş bulan anne babası sylvia ve kardeşi jenny’i , komşuları gertrude baniszewski'ye,3 aylığına haftalık 20 usd bakım ücretiyle anlaşarak emanet ettiler. gertrude baniszewski'nin kendiyle yaşıyan 7 çocuğu bulunmaktaydı. gertrude, psikolojik sorunları olan, şiddet eğilimli bir kadındı.
olayların başlangıcı ise , gertrude’ın kızı paula ve sylvia’nın yakınlaşmasıyla başlar. iyi arkadaş olmuşlardır. paula’nın o dönem evli bir erkek arkadaşı vardır ve ondan hamile kalmıştır. bu sırrı, sylvia’ya söyler. paula ve bradley, kavga ederken sylvia onlara denk gelir ve bradley’nin paula’nın canını yakması üzerine onun hamile olduğunu söyler. olaylar da işte bundan sonra felakete döner.
sylvia’nın ailesi 20 usd’lık ödemeyi geciktirince , gertrude bir iki defa sylvia ve kardeşine bodrum katında işkence uygulamıştı. sırrı açığa çıkan paula, annesine , sylvia’nın arkadaşlarının önünde kendine hakaret ettiğini ve hırsızlık yaptığını söyledi. annesiyle ona işkence yapmaya başladılar. gertrude bunu çocuklarının önünde yapmaktaydı ; bir nevi ‘yeni cani nasıl yetiştirilir’ in hayat bulmuş haliydi.
işkenceler devam ederken, paula’nın hamile olduğu dedikodusu yayılmıştı bile. zaten aklı gidik olan gertrude buna inanmak istemedi ve sylvia’yı suçladı; ona göre kızı asla hamile olamazdı; hamile olan olsa olsa sylvia olmalıydı. bu konuyu saplantı haline getiren gertrude, kıza psikolojil şiddet uygulamasının yanında , bir gazoz şişesini de cinsel organına sokmasını istedi. baskıya dayanamayan sylvia onun dediğini yaptı ama şiddet fitili ateşlenmişti bir kere; gertrude durmayacaktı. çocuklarından onu bodruma kapatmalarını söyledi.
gertrude bodruma kapatılan sylvia’ya işkencr yapmaları ve dövmeleri konusunda çocuklarını teşvik etmeye başladı. sistematik olarak işkenceye maruz kalmıştı. işin daha kötü ve ilginç tarafı, önce kendi oğullarıyla başlayan işkenceye mahalledeki diğer çocuklar da bodruma inip ona işkencr etmeye başladılar. demin başlığını gördüğüm kırık cam teorisi nin bir örneğini oluşturur bu durum.
tüm bu olaylar gerçekleştirilirkrn , sylvia’nın kardeşi jenny tüm bu olanlara şahitlik ediyordu. kimseye söylememesi konusunda tehdit edilen jenny, tüm ılanlara susmak zorunda kaldı. çevrede sylvia’yı soran ve merak eden olmuştu elbet. soranlara onun yatılı okulda olduğu söylenmişti. bu sırada, sylvia mahallenin oyuncağı haline gelmişti. her gün dövülüyor, üzerinde sigara söndürülüyor, cinsel organına şişe sokuluyordu.
bir gün , richard adlı sylvia’ya aşık olan kişi, tesadüfen eve geldi ve seslerin olduğu bodruma indi. gertrude’u elinde kızgın bir iğneyle sylvia’nın karnına bir şeyler yazarken gördü. normalde bu vahşeti durdurması beklenirdi, değil mi? maalesef öyle olmadı. gertrude , sylvia’nın sürtük olduğunu ve mahallede herkesle beraber olduğunu söyledi ve işkencesine ortak etti. bilinen şu ki sylvia’nın karnına kızgın iğneyle ‘ben bir kaltağım ve bundan gurur duyuyorum’ yazısını yazan richard’dı.
sylvia, bir kere kaçma teşebbüsünde bulundu ama hemen yakalandı. ceza olarak tekrar bodruma bağlandı ve az bir yemek ve su verildi. çocuklar da onu cezalandırmak için sopayla dövdüler. hem yetersiz beslenme hem de şiddetin boyutundan dolayı 26 ekim 1965’te , henüz 16 yaşındayken hayata gözlerini yumdu.
öldüğünü gören gertrude , richard’a (hobbs) polisi arattırdı ve eve gelen polisler jenny’yi buldu. jenny, tüm olanları polise anlattığında, tüm bu vahşet ortaya çıkmış oldu.
gertrude, ömür boyu hapis cezasına çarptırıldı ama 1985’te şartlı tahliye edildi. bu salıverilme tepki alsa da , karma cezasını verdi ve 5 yıl sonra kanserden geberdi. onunla beraber oğlu john da hüküm giydi ve suça iştirak edenler de çeşitli cezalar aldılar.
devamını gör...
