yazar: kral abdullah
yayım yılı: 2006
osmanlı devleti dönemindeki arap isyanlarını araplar'ın nasıl gördüğünü, onlara göre nedenlerin ne olduğunu anlatan kitaptır.
yayım yılı: 2006
osmanlı devleti dönemindeki arap isyanlarını araplar'ın nasıl gördüğünü, onlara göre nedenlerin ne olduğunu anlatan kitaptır.
öne çıkanlar | diğer yorumlar
başlık "lakarpuzye" tarafından 27.04.2025 22:18 tarihinde açılmıştır.
1.
arapların osmanlı'ya ihanet etmediğini savunanlara karşı bizzat kral abdullahın yazdığı ve babası şerif hüseyinin ağzından sözleri de anlattığı kitaptır.
bu ihanetten dolayı şerif hüseyinin vicdan azabı çektiği iddiasını çürütmesi ve özellikle winston churchille övgüler düzmesi güzel bir tesadüften ötesi olsa gerek.
bazı alıntılar;
- arapların en büyük hastalığı, rahatına düşkünlükleri ve yöneticilerine itaatsizlik edip ayaklanmalarıdır. bunun en büyük göstergesi hz. osman dönemindeki isyandır. o günden sonra araplar içinde fitneler baş göstermiş ve gerilemenin yolları açılmıştır.
-arap demek müslüman demektir. eski şaşaalı günlerine kavuşmak, hakları olan hilafeti geri kazanmak onların boynuna borçtu. büyük kurtarıcının [şerif hüseyin], yanındaki ileri gelen hicazlılarla birlikte gerçekleştirdiği, âlimlerin desteklediği ve suriye ile ırak’ın da katıldığı son arap ayaklanması [1916], islâm’ı savunmak maksadıyla yapılmış haklı bir kıyamdı. arapların amacı, allah tarafından kendilerine verilen bir makamı geri almaktı. allah şöyle buyurmuyor mu: “sizler, insanlara iyiliği emredip kötülüğü yasaklamak için yaratılmış en hayırlı bir ümmetsiniz” [âl-i imran 3/110].
-namaz bizim namazımızdı, kitap bizim kitabımızdı. şahadet kelimesi dinimizin esası, zekât vergimiz, oruç perhizimizdi ve hac bizim memlekete yapılıyordu ama başımızdakiler daha okuduklarının anlamını bile bilmiyorlardı. bir arap âlim, doğru dürüst arapça bilmeyen, herhangi bir fıkıh kitabını okumamış kişinin arkasında saf tutmaya mecbur kalırdı. işte böyle varlık içinde yokluk, yokluk içinde varlık söz konusuydu. bizler üstün olduğumuz halde hakir görülürken, hakir görülmesi gerekenler tepemize çıkıyor ve “eğer biz onu, yabancı dilden bir kuran kılsaydık, diyeceklerdi ki: ayetleri tafsilatlı bir şekilde açıklanmalı değil miydi? arab’a yabancı dilden (kitap) olur mu?” [fussilet 41/44] diyorlardı.
işte hal-i pür melalimiz böyleydi.
bu ihanetten dolayı şerif hüseyinin vicdan azabı çektiği iddiasını çürütmesi ve özellikle winston churchille övgüler düzmesi güzel bir tesadüften ötesi olsa gerek.
bazı alıntılar;
- arapların en büyük hastalığı, rahatına düşkünlükleri ve yöneticilerine itaatsizlik edip ayaklanmalarıdır. bunun en büyük göstergesi hz. osman dönemindeki isyandır. o günden sonra araplar içinde fitneler baş göstermiş ve gerilemenin yolları açılmıştır.
-arap demek müslüman demektir. eski şaşaalı günlerine kavuşmak, hakları olan hilafeti geri kazanmak onların boynuna borçtu. büyük kurtarıcının [şerif hüseyin], yanındaki ileri gelen hicazlılarla birlikte gerçekleştirdiği, âlimlerin desteklediği ve suriye ile ırak’ın da katıldığı son arap ayaklanması [1916], islâm’ı savunmak maksadıyla yapılmış haklı bir kıyamdı. arapların amacı, allah tarafından kendilerine verilen bir makamı geri almaktı. allah şöyle buyurmuyor mu: “sizler, insanlara iyiliği emredip kötülüğü yasaklamak için yaratılmış en hayırlı bir ümmetsiniz” [âl-i imran 3/110].
-namaz bizim namazımızdı, kitap bizim kitabımızdı. şahadet kelimesi dinimizin esası, zekât vergimiz, oruç perhizimizdi ve hac bizim memlekete yapılıyordu ama başımızdakiler daha okuduklarının anlamını bile bilmiyorlardı. bir arap âlim, doğru dürüst arapça bilmeyen, herhangi bir fıkıh kitabını okumamış kişinin arkasında saf tutmaya mecbur kalırdı. işte böyle varlık içinde yokluk, yokluk içinde varlık söz konusuydu. bizler üstün olduğumuz halde hakir görülürken, hakir görülmesi gerekenler tepemize çıkıyor ve “eğer biz onu, yabancı dilden bir kuran kılsaydık, diyeceklerdi ki: ayetleri tafsilatlı bir şekilde açıklanmalı değil miydi? arab’a yabancı dilden (kitap) olur mu?” [fussilet 41/44] diyorlardı.
işte hal-i pür melalimiz böyleydi.
devamını gör...
2.
güdülecek bir koyun veya ezilecek bir tebaadan fazlası olduğunu düşünen insanların yaptığı eylemlerdir. lise tarih kitaplarında ( halkın tarihi değil,sarayın tarihi yazıldığı için yazmanlar saray gözünden yazmışlardır) dünyanın en kötü ve en anlamsız şeyi gibi aktarılsa da son raddeye gelmeden kimse isyan etmemiş, kitle oluşamamıştır.şuanda sosyal medya dahil birçok kitle iletişim aracı var, kaçımız saraya sesimizi duyurabiliyoruz ki o zamanlar atalarımız duyurabilsin?
devamını gör...
