yazar: attila ilhan
yayım yılı: 1977
attila ilhan'ın en çok akla kazınan şiirlerinden biri olan böyle bir sevmek şiirini de içeren aşk temalı eserlerinin bulunduğu kitap.
yayım yılı: 1977
attila ilhan'ın en çok akla kazınan şiirlerinden biri olan böyle bir sevmek şiirini de içeren aşk temalı eserlerinin bulunduğu kitap.
öne çıkanlar | diğer yorumlar
başlık "son singapur vapuru" tarafından 09.03.2026 21:00 tarihinde açılmıştır.
1.
* aynı isimde bir başlık daha olduğu için kitap olarak belirtilmiştir.
" insan insanı ölümünden tanır... "
1925/ 2005 yılları arasında yaşayan büyük şair ve yazar attila ilhan imzalı eser; şiir türünde yer alan eserin ilk olarak 1977 yılında yayınlandığı bilinmektedir.
attila ilhan okumayı hep çok sevdim, onun kadar iyi şiir yazabilen kişi sayısı azdır, onu okumak elektrik akımına kapılmış hissiyatı verir insana, en azından benim için her zaman öyle olmuştur, böyle bir sevmek görülmemiştir...
ekseriyetle aşk etrafında örülü şiirlerdi,
aşkın ne denli yüce ve keskin bir geçiş hâli olduğunu da hissettiriyor büyük şair, âşık olmanın bir kendinden geçme hâli olması üzerine de düşündürüyor insanı.
bazı şiirlerinde sevdiği kadınların adı değişiyor ama aşık olmanın yarattığı kırılma noktası sanki hiç değişmiyor.
aşkı olduğu kadar farklı duyguları da yansıtıyor, karşındaki insanı birden tanıyamamayı, aşk uğruna ölmeye hazır ve nâzır olmayı, ayrılıkta ya da acıda dünyaya yabancılaşmayı, yalnızlığın sonsuzluğunu da hissettiriyor.
şairin duygularını yansıtma biçimi her zamanki gibi eşsizdi, okurken seçtiğim bazı dizeleri bırakarak burada bir son veriyorum çünkü böyle bir sevmek görülmemiştir...

o sabah mı çıkmıştın bir gün önce mi
bir bıçağın ağzında yürür gibiydin.
demirlerin soğukluğu soluk dudaklarında gözlerinde karanlığı dar hücrelerin
seni görür görmez
özgürlüğümden utandım
söyle ne içersin çay mı kahve mi
çok değişmişsin, birden tanıyamadım...
sana ne yaptılar sana ne yaptılar
kirpiklerin ıslanıyor durup dururken.
hani bir gülümsemen vardır
sanki istanbul
gözlerin gözlerimi bulur bulmaz
içimde bütün şehir
atlıkarınca gibi döner ha döner
ışık renk ve pul.
meğerse vurulmuşum,
seni görünce anladım.
ölümün yaklaşması hayatı değiştiriyor
tuhaf şey, dünyaya nasıl yabancılaştım.
yoksulum
mutluluğum seninle yaşamaktı
karanlık bir tren sonra ansızın kalktı.
ne kadınlar sevdim zaten yoktular
yağmur giyerlerdi sonbaharla
bir azıcık okşasam sanki çocuktular bıraksam korkudan gözleri sislenir
ne kadınlar sevdim zaten yoktular
böyle bir sevmek görülmemiştir
hayır sanmayın ki beni unuttular
hâlâ ara sıra mektupları gelir
gerçek değildiler birer umuttular
eski bir şarkı belki bir şiir
ne kadınlar sevdim zaten yoktular
böyle bir sevmek görülmemiştir...
insan insanı ölümünden tanır.
yalnızlık bir samanyoludur
genişler düşüncede.
zamana dağılır etin
sağılır kanına uzay
karanlık gözünü alır
boşlukta kalır sesin
kıyamete varır say
bütün kulaklar sağır
nedir ölüm dediğin
tasa tutmuş kapıları
yaşadığını unutmuş
buza kesmiş yüreğin
hayatın kâr zararı
dağ ardında bir umutmuş..
hem artıyım hem eksiyim
ölmeye başlamış diriyim
yumak yumak çelişkiyim
içim kıvılcım pazarı...
" insan insanı ölümünden tanır... "
1925/ 2005 yılları arasında yaşayan büyük şair ve yazar attila ilhan imzalı eser; şiir türünde yer alan eserin ilk olarak 1977 yılında yayınlandığı bilinmektedir.
attila ilhan okumayı hep çok sevdim, onun kadar iyi şiir yazabilen kişi sayısı azdır, onu okumak elektrik akımına kapılmış hissiyatı verir insana, en azından benim için her zaman öyle olmuştur, böyle bir sevmek görülmemiştir...
ekseriyetle aşk etrafında örülü şiirlerdi,
aşkın ne denli yüce ve keskin bir geçiş hâli olduğunu da hissettiriyor büyük şair, âşık olmanın bir kendinden geçme hâli olması üzerine de düşündürüyor insanı.
bazı şiirlerinde sevdiği kadınların adı değişiyor ama aşık olmanın yarattığı kırılma noktası sanki hiç değişmiyor.
aşkı olduğu kadar farklı duyguları da yansıtıyor, karşındaki insanı birden tanıyamamayı, aşk uğruna ölmeye hazır ve nâzır olmayı, ayrılıkta ya da acıda dünyaya yabancılaşmayı, yalnızlığın sonsuzluğunu da hissettiriyor.
şairin duygularını yansıtma biçimi her zamanki gibi eşsizdi, okurken seçtiğim bazı dizeleri bırakarak burada bir son veriyorum çünkü böyle bir sevmek görülmemiştir...

o sabah mı çıkmıştın bir gün önce mi
bir bıçağın ağzında yürür gibiydin.
demirlerin soğukluğu soluk dudaklarında gözlerinde karanlığı dar hücrelerin
seni görür görmez
özgürlüğümden utandım
söyle ne içersin çay mı kahve mi
çok değişmişsin, birden tanıyamadım...
sana ne yaptılar sana ne yaptılar
kirpiklerin ıslanıyor durup dururken.
hani bir gülümsemen vardır
sanki istanbul
gözlerin gözlerimi bulur bulmaz
içimde bütün şehir
atlıkarınca gibi döner ha döner
ışık renk ve pul.
meğerse vurulmuşum,
seni görünce anladım.
ölümün yaklaşması hayatı değiştiriyor
tuhaf şey, dünyaya nasıl yabancılaştım.
yoksulum
mutluluğum seninle yaşamaktı
karanlık bir tren sonra ansızın kalktı.
ne kadınlar sevdim zaten yoktular
yağmur giyerlerdi sonbaharla
bir azıcık okşasam sanki çocuktular bıraksam korkudan gözleri sislenir
ne kadınlar sevdim zaten yoktular
böyle bir sevmek görülmemiştir
hayır sanmayın ki beni unuttular
hâlâ ara sıra mektupları gelir
gerçek değildiler birer umuttular
eski bir şarkı belki bir şiir
ne kadınlar sevdim zaten yoktular
böyle bir sevmek görülmemiştir...
insan insanı ölümünden tanır.
yalnızlık bir samanyoludur
genişler düşüncede.
zamana dağılır etin
sağılır kanına uzay
karanlık gözünü alır
boşlukta kalır sesin
kıyamete varır say
bütün kulaklar sağır
nedir ölüm dediğin
tasa tutmuş kapıları
yaşadığını unutmuş
buza kesmiş yüreğin
hayatın kâr zararı
dağ ardında bir umutmuş..
hem artıyım hem eksiyim
ölmeye başlamış diriyim
yumak yumak çelişkiyim
içim kıvılcım pazarı...
devamını gör...
