kendisi 68 kuşağı sonrasındaki en önemli gençlik önderlerindendir. ajitatör denilir. çünkü topluluk önünde konuşma becerisiyle ünlüdür.
bugün solcuların her eylemde alanın ortasına çıkıp bağırmalarına şahit olmuşsunuzdur. bu eskiden beri gelen bir gelenektir. bazıları sizi içinizden vurur, bazıları da hoşunuza gitmez. işte bu ajitasyon işinin pirlerinden biri bülent uluer'dir. bu yüzden ajitatör olarak anılır.
istanbul üniversite'si amfilerinde yaptığı saatler süren konuşmalarla bilinir. fakat benim için en özel olaylarından biri, 16 mart katliamı sonrasında yaptığı kısa konuşmasıdır. belki de kitleler önünde yaptığı en kısa konuşmadır...

16 mart 1978'te ülkücüler beyazıt meydanı'nda solcu öğrencileri bombalı ve silahlı bir saldırıyla öldürürler. 7 öğrenci ölür. 41 kişi yaralanır.
yaşanan bu katliamın günlerce öncesinde solculara birçok uyarı ve tehdit gelmektedir. bu sebeple solcular teyakkuzdadırlar. hatta istanbul üniversitesindeki ülkücü öğrencilerin arasında olan mit mensubu bir istihbaratçı, yaklaşık 8-10 gün içinde ülkücü öğrencilerin okul çıkışında öğrencilere dinamit atıp silahla tarayacaklarına dair istanbul emniyeti'ne rapor verir.

16 mart 1978 günü her zaman arka kapıdan çıkartılan öğrenciler ön kapıdan çıkartılırlar. çıkış sırasında birden "kahrolsun komünistler!" bağrışları duyulur ve saldırı gerçekleşir. olaya müdahale için gelen ve ateş edenlere karşı koşan polislere, beyazıt karakolu'nda görevli olan komiser, "bu sizin işiniz değil. karışmayın." der... bu kişi daha sonra hrant dink'in öldürülmesi olayında trabzon emniyet müdürü olarak karşımıza çıkar.
işte! günlerce yapılan tehditler ve sonrasında mit mensubu bir kişinin emniyete raporu olmasına rağmen göz göre göre saldırı gerçekleşir.
saldırı sonrasında yaşananlar da önemlidir. saldırının faili zülküf isot ölen öğrencilerin cenaze görüntülerinde görülür. bu kişi olayın faili olduğunu ablasına itiraf eder fakat bir süre sonra başka bir ülkücü olan latif aktı tarafından öldürülür. yine bir ülkücü itirafçı öğrencilerin üzerine atılan bombayı ülkü ocağı başkanı abdullah çatlı'nın temin ettiğini söyler...
emniyete yazılan ve katliamın olacağına dair bilgi veren rapor, soruşturmalar sürerken ortaya çıkmaz. katliama yönelik 20 sene kadar sonra 2. bir davada böyle bir notun olduğu öğrenilir.

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
beyazıt meydanı

bu katliam 1980 darbesine giden sürecin örüldüğü birkaç olaydan biridir. yine aynı yılda maraş katliamı, bir sene öncesinde de 1977 kanlı 1 mayıs'ı gerçekleşir. toplum iyice kutuplaştırılır. yeni bir dönem başlamaktadır...

katliam sonrası tüm basın anlık haberler yaymaya başlar. öğrencilerin de vermiş oldukları haberlerle birlikte o günün akşamına dek üniversite çevresine on bin kadar insan dolar. anne babalar da üniversite kapısına gelirler. evlatları için endişelidirler. hatta bülent uluer bir amfide konuşma yaparken arkasındaki tahtada "gülşen annen geldi! kapıda seni bekliyor!" yazmaktadır. bu uyarı kocaman amfilerde neler yapılacağına dair pür dikkat toplantı yapan öğrencilerin diğer bir yanlarını gösterir. geride bıraktıkları aileleri onlar için endişe duymaktadır. onlar ise ülkenin içinde bulunduğu hal için bir şeyler yapmak telaşındadırlar. aileleri meraklanan kişiler kapılarda aileleriyle görüşürler. ya eylemlere geri dönerler ya da ailelerine ikna olup alandan ayrılırlar. 16 mart katliamı sonrasında da böyle bir endişe ortamı söz konusudur. toplumsal kriz atmosferi yükselmiştir.

o gün öğrenciler arasında alınan kararda siyasi örgütlerle toplantı yapılması için gece saat 2'de toplantı yapılması kabul edilir. öğrenciler arasındaki görüşmeler sürerken bir haber gelir ve içişleri bakanı'nın geldiği öğrenilir. bakan bülent uluer'le görüşmek istemektedir. görüşme alanına gidildiğinde istanbul emniyet müdürü ve birçok subay da bakanın arkasında bekler vaziyettedir. bakan herkesin gariplikle karşıladığı bir konuşma yapar. öğrencilere yaramazlık yapmamaları gerektiğini, yaramazlık yapanların askere alınacağını, bu olayın dış düşmanlar tarafından gerçekleştirildiğini söyler. bülent uluer'e göre bu sözlere arkasındaki subaylar bile gülmek için kendilerini zor tutarlar.
bülent uluer ise bu katillerin kim olduğunun belli olduğunu, bunu bilenlerin bakanın arkasında durduğunu, bazılarının isimlerinin bilindiğini ve üniversite işgalinden vazgeçmeyeceklerini ileterek arkadaşlarının cenazelerini istediklerini bakana söyler. daha sonra oranın dağıtılacağı karşılığını alır ve uluer de buna karşılık olarak "bu sizin sorununuz!" der. bir süre sürtüşme olur fakat devamında devlet öğrencilerle anlaşır. geri çekilinir. çünkü binlerce öğrenci toplanılmıştır. yeni bir infiale girişilmesinden çekinilir. uluer'e göre içişleri bakanı hiçbir şeyin farkında değildir. büyük bir facia durumu söz konusudur. arkasındaki kurmayları her şeyin farkındayken yetkili kişi aymazlık içindedir.
gece vakti sol örgütler ve diğer öğrenci organizasyonlarının olduğu bir toplantı yapılır. toplantıda, sabahleyin cenazeler geldikten sonra anma toplantısı yapılacağı, beyazıt, çemberlitaş ve sirkeci yörüngesinde bir yürüyüş yapılacağı, sirkeci'de toplanıldığında hiçbir örgüt adına hiç kimsenin konuşma yapmayacağı (bülent uluer haricinde) kararlaştırılır. cenazeler, ölen öğrencilerin ailelerine haber verilmiş olmak üzere sirkeci'deki limandan anadolu ve trakya'ya dağılacaktır.
sabah olur. yürüyüş için çok büyük bir kalabalık toplanmıştır. yürüyen insanlar sirkeci'ye ulaştıkları sırada yürüyüşün bir ucu daha beyazıt'tan yeni çıkmaktadır. zamanın hırçınlığının aksine kitlede büyük bir sessizlik vardır. örgütler slogan atılmasın diye organize olmamışlarken kalabalıkta büyük bir sessizlik hakimdir. beyazıt'tan sirkeci'ye doğru tüm yollarda insanlar vardır fakat kimseden çıt çıkmaz. bülent uluer, gerçekleşen bu sessiz yürüyüş hakkında asıl korkutucu olanın bu olduğunu, daha önce kendiliğinden gerçekleşen böylesine bir yürüyüşün olmadığını söyler.

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
bülent uluer'in sirkeci'de konuşma yaptığı an.

sirkeci'de toplanma gerçekleşir. cenazeler ailelerine teslim edilir ve memleketlerine gönderilir. alanı görebilenler bir otobüsün üzerinde bülent uluer'i fark ederler. herkes ne olacağını bilmediği bir halde sessizce beklemektedir. bülent uluer sadece çok kısa bir konuşma yapar. fakat bu sözler yeni bir dönemin başladığını çok çarpıcı bir şekilde haykırmaktadır. günlerce süren tehditler, müdahalesizlikler neticesinde arkadaşları öldürülen insanlar tarihte ilk defa yaşanan türde sessiz bir yürüyüş gerçekleştirmişlerdir ve en son raddede söz bülent uluer'dedir. uluer sadece şunları söyler: "mesaj alınmıştır! bundan sonra, gereken gerektiği zaman, gerektiği yerde, gerektiği şekilde yapılacaktır. arkadaşlarımızı gönderiyoruz. cenaze bitmiştir."

bu sözlerden sonra o büyük kalabalık sadece 10 dakika içerisinde yine sepsessiz bir şekilde bir kısım karaköy'e doğru, bir kısım unkapanı köprüsüne doğru, bir kısım beyazıt'a doğru geri, bir kısım sahilden zeytinburnu'na doğru dağılır.
etraftaki polisler hayretler içinde kalırlar. hiçbiri hareket edemezler. alandan en son bülent ululer'le 7-8 kişi kadar kalan arkadaşları cağaloğlu'na doğru yürüyerek ayrılırlarken polislerin yanından geçerler. polisler şoke haldedirler. uluer'e göre katliama uğrayan da uğratanları koruyanlar da bir kriz içindedir ama anlaşılır ki bu türkiye'de yeni bir dönemdir. artık ne olacağı meçhuldür. ertesi gün gazete manşetleri bile büyük bir sessizlik içindedir. manşetlerde iki siyasal kutup da yazdıklarında oldukça tereddüt içine düşer.
1980 darbesine giden sürecin en ciddi olaylarından biri yaşanmıştır.
"mesaj alınmıştır! bundan sonra, gereken gerektiği zaman, gerektiği yerde, gerektiği şekilde yapılacaktır."
devamını gör...
bülent uluer, 192-2017 yılları arasında yaşamış çerkez asıllı türk bir devrimci olup dev-genç'in eski elemanlarındandır. bülent uluer, tıpkı yoldaşı ertuğrul kürkçü gibi kemalizm düşmanı sol liberal bir kürtçü'dür. bülent uluer, en sonunda geberdi gitti.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...
çerkes asıllı devrimcilerdendir. iyi bir ajitatif provokatör olduğu söylenirdi. pek çok çerkes asıllı türk gibi ailesi ordu mensubuydu. babası, gençlik zamanında kendisini uyarırken polisin giydiği postallardan dem vurarak, o girdi mi çıkar ancak ( kendi postalını işaret ederek) bu girerse çıkmaz demiş ve askeri bir darbede bulundukları halin dev aynasında kendisine bakan bir cücenin vaziyetine benzetmiştir.

olması gerektiği gibi kemalist değildir. zaten devrimci sol, 71 muhtırasından sonra kendisini kemalizmin prangalarından tamamen kurtarmıştır. perinçek gibi ajanlar kemalizme eklemlenirken, bir kısmı da sosyal demokrat olarak yoluna devam etmiştir. subjektif görüş olarak inancım şudur ki deniz, mahir gibi figürler yaşasalardı çoğu dem parti sıralarında yer alırdı.
devamını gör...

bu başlığa tanım girmek için olabilirsiniz.

zaten üye iseniz giriş yapabilirsiniz.

"bülent uluer" ile benzer başlıklar

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim