1.
aynaya yapışıp kayan örümcek adam, piknik,su tabancası,torpil,boncuklu tabanca.
devamını gör...
2.
3.
düdüklü şeker (tercihen limonlu)
bu kadar. çocukken pek abur cubur yemezdim, hâlâ yemiyorum.
bu kadar. çocukken pek abur cubur yemezdim, hâlâ yemiyorum.
devamını gör...
4.
leblebi tozu , şıpsevdi sakız, üçgen kolonya.
devamını gör...
5.
kara gazoz, sarı gazoz.
isimlerini bilmiyordum.
isimlerini bilmiyordum.
devamını gör...
6.
sözlük yazarlarının yaş ortalaması hakkında fikir veren başlık.
o değil de kelenderis ağabey o maltepe sigaraya yetişip içebilseydim keşke. *
o değil de kelenderis ağabey o maltepe sigaraya yetişip içebilseydim keşke. *
devamını gör...
7.
ananaslı capri sun vardi onu alıyordum. artık sade ananasli satılmıyor.
devamını gör...
8.
yav ben abue cubur namına o kadar saçma sapan şeyler alırdım ki . iyi ki bu yaşa gelmişiz.
(neredeyse çoğu şeye hassasiyetimin olduğunu bilmenize gerek yok)
(neredeyse çoğu şeye hassasiyetimin olduğunu bilmenize gerek yok)
devamını gör...
9.
yarısı siyah yarısı beyaz lolipop artık yok ühü
devamını gör...
10.
tabanca mantarı, çatapat, kızkaçıran, roket, maytap, torpil. antep'te bakkallar gazyağı satardı, gazyağı. anarşik olacağım ta o günden belliymiş.
devamını gör...
11.
çekirdek alırdık. bakkalcı çay bardağı ile ölçüp kağıt külahlara koyardı. en başta on kuruş gibi bir fiyatı vardı. sonra on beş falan oldu. bu benim için ciddi bir enflasyondu.
devamını gör...
12.
cino marka çikolata vardı. bayılırdım onu yemeye. portakallı mıydı kayısılı mıydı öyle bir şeydi. bir de plastik topa çok para verirdik. vay be, ne günlerdi.
devamını gör...
13.
kuşlokumu, yumiyum, kitkattat ve anneanneme filtresiz birinci sigarası.
devamını gör...
14.
leblebi tozu,
kutu kola,
panda stix,
max,
çay bardağı ile konulan çekirdek
kutu kola,
panda stix,
max,
çay bardağı ile konulan çekirdek
devamını gör...
15.
cino.
devamını gör...
16.
ampuldür.
dayağını yediğim için artık rahat rahat anlatabilirim bu anımı. çocukken, benden üç yaş küçük kardeşimi kaleci yapıp top niyetine kullanabileceğim her şeyle şut atardım kendisine.
tuhaf bir evimiz vardı. bütün odaların salona açıldığı bir evdi bu ev. salon da kocamandı. ve salonda sadece iki nesne vardı. bir tane merdaneli çamaşır makinesi, ki kendisi kale direklerinden biri olurdu, bir de amaçsız bir karyola. neden orda durduğunu kendisinin bile bilmediği bir karyola idi bu. sanırım tek görevi o dönemler ziyadesiyle tırsak olduğum için röveşata atarken götümü sağlama almamı sağlamaktı.
biz salonda bu muhteşem maçları çıkarırken kardeşim banyo ve ben de oturma odası kapısını kullanıyordum. bir anlamda soyunma odası koridorundan çıkmak gibi bir ritüel. gerçi ben bazen televizyona dalıp maça çıkmayı unutuyordum ve ben aşırı zeki kardeşim ben hatırlayıp çıkana da düz koşu yapıyordu salonda.
neyse maç başladığı zaman uslu uslu şutlar atarken birden tuhaf vuruşlar yapmaya, kendimi tanju çolak sanmaya başlıyordum. ve on on beş dakika sonra çektiğim bir şut ampule çarpıyor, ampul tavana vuruyor ve paramparça oluyordu.
dolayısıyla önce etrafı güzelce süpürüp, duyun içinde kalan ampul parçalarını alıp sonra da koşa koşa bakkala gidip ampul alıyordum. ve tabii ki yerine takmak da büyük bir macera oluyordu.
annem ve babam eve gelmeden önce evi içinde hiç futbol oynanmamış hale getirmeyi başarıyorduk ama bu durum uzun sürmedi.
bir ay süren maçlar sonunda yaklaşık kırk tane ampul alıp yukarıda bahsettiğim her şeyi defalarca yeniledik. kimse anlamadı sandık ama ampulleri veresiye defterine yazdırmak gibi stratejik bir hatta yapmıştık.
babam veresiye borcunu ödemek için murat amcanın bakkalına gidip kırk ampul parasını görünce devlet memurluğu yapan bir hulk'a dönüştü. beni loki'yi yerden yere vuran hulk gibi bir futbol mabedi olan salonumuzda duvardan duvara vurdu. sıska bir futbol tanrısı idim artık.
velhasılı bakkaldan en çok ampul aldım ve bedelini ödedim.
dayağını yediğim için artık rahat rahat anlatabilirim bu anımı. çocukken, benden üç yaş küçük kardeşimi kaleci yapıp top niyetine kullanabileceğim her şeyle şut atardım kendisine.
tuhaf bir evimiz vardı. bütün odaların salona açıldığı bir evdi bu ev. salon da kocamandı. ve salonda sadece iki nesne vardı. bir tane merdaneli çamaşır makinesi, ki kendisi kale direklerinden biri olurdu, bir de amaçsız bir karyola. neden orda durduğunu kendisinin bile bilmediği bir karyola idi bu. sanırım tek görevi o dönemler ziyadesiyle tırsak olduğum için röveşata atarken götümü sağlama almamı sağlamaktı.
biz salonda bu muhteşem maçları çıkarırken kardeşim banyo ve ben de oturma odası kapısını kullanıyordum. bir anlamda soyunma odası koridorundan çıkmak gibi bir ritüel. gerçi ben bazen televizyona dalıp maça çıkmayı unutuyordum ve ben aşırı zeki kardeşim ben hatırlayıp çıkana da düz koşu yapıyordu salonda.
neyse maç başladığı zaman uslu uslu şutlar atarken birden tuhaf vuruşlar yapmaya, kendimi tanju çolak sanmaya başlıyordum. ve on on beş dakika sonra çektiğim bir şut ampule çarpıyor, ampul tavana vuruyor ve paramparça oluyordu.
dolayısıyla önce etrafı güzelce süpürüp, duyun içinde kalan ampul parçalarını alıp sonra da koşa koşa bakkala gidip ampul alıyordum. ve tabii ki yerine takmak da büyük bir macera oluyordu.
annem ve babam eve gelmeden önce evi içinde hiç futbol oynanmamış hale getirmeyi başarıyorduk ama bu durum uzun sürmedi.
bir ay süren maçlar sonunda yaklaşık kırk tane ampul alıp yukarıda bahsettiğim her şeyi defalarca yeniledik. kimse anlamadı sandık ama ampulleri veresiye defterine yazdırmak gibi stratejik bir hatta yapmıştık.
babam veresiye borcunu ödemek için murat amcanın bakkalına gidip kırk ampul parasını görünce devlet memurluğu yapan bir hulk'a dönüştü. beni loki'yi yerden yere vuran hulk gibi bir futbol mabedi olan salonumuzda duvardan duvara vurdu. sıska bir futbol tanrısı idim artık.
velhasılı bakkaldan en çok ampul aldım ve bedelini ödedim.
devamını gör...
17.
yumiyum
devamını gör...
18.
19.
sanırım en çok taso için cips alıyordum...
bi de panda stix.
bi de panda stix.
devamını gör...
20.
çocukluğunu 2000'lerin başı ve ortalarında geçiren biri olarak 90'lar esintilerini hissettiğim ve çocukluğunu bizzat yaşadığım bir zaman dilimi oldu.leblebi tozu, futbolcu kartı vs. şeyler bizim zamanımızda da vardı ben de bizzat almışımdır.
diğerlerine gelecek olursam;
-coco star/albeni: benim çocukluğumdaki favori iki çikolatamdı,ikisi de çocukluğum deyince akla gelen ilk olgulardandır defalarca bahsetmişimdir.
-toto sürpriz çikolata/toybox oyuncaklı sakız: her zaman olmasa da yine aldığım ürünlerdendi.
-şıpsevdi/turbo sakız: içinden çıkan resimli zımbırtısına bayılıyordum.
-tofita/missbon: yine o dönem kaliteli olan ürünlerdendi.
-eti cin/puf
-pop tip
-10 kuruşa satılan halley dediğimiz şey (ülker'in olan halley değil)
-yumiyum/mino sakız
-25 kuruşa satılan içinden basit oyuncak çıkan mısır cipsi
-meybuz: bardakta, çubukta, plastik ambalajlı her türlü varyasyonunu almışımdır. * çocuk aklımızla kaptırıyordum kendimi işte.
-depozitolu coca cola: şişesini geri götürünce 25 kuruş geri alırdık.
-dondurma olarak;
*ilk zamanlar algida sonra panda,ben şahsen pandacıydım bunun versusunun olduğu bir başlıkta tanımım vardır #3498273
*algida'dan minimilk * , buz parmak , gökkuşağı , max * frigola , bazen calippo ve nogger. *
*algida'yı bıraktıktan sonra panda'dan stix * ve sen&ben.daha sonra algida işine gelmediği için onu yedi ya neyse, aynı cola turka olayındaki gibi.
genel olarak bu minvaldeydi işte başka türlü olarak oyuncu kartı, plastik kames top * ,leblebi tozu , çatapat/kızkaçıran aldığımız da çok olmuştur.
ayrıca çocukluğumdan yine iyi hatırladığım eve aldığım cam şişede olan günlük süt.
yukarıda yazılanların hepsi abur cubur tarzı olabilir ama bunları her allahın günü almıyorduk, alsak bile evden de çok ekmek arası, meyve vs. o tarz şeyler de tükettiğimiz oluyordu ve ayrıca bazıları o dönem için biraz lükse kaçan ürünlerdi.genellikle bakkaldan kalan para üstü bozuk paralarla alışveriş yapardık ve bozuk paraların o zamanlar değeri vardı, hepsini sürekli alamıyorduk günlük hep aldığımız şeyler de oluyordu.
diğerlerine gelecek olursam;
-coco star/albeni: benim çocukluğumdaki favori iki çikolatamdı,ikisi de çocukluğum deyince akla gelen ilk olgulardandır defalarca bahsetmişimdir.
-toto sürpriz çikolata/toybox oyuncaklı sakız: her zaman olmasa da yine aldığım ürünlerdendi.
-şıpsevdi/turbo sakız: içinden çıkan resimli zımbırtısına bayılıyordum.
-tofita/missbon: yine o dönem kaliteli olan ürünlerdendi.
-eti cin/puf
-pop tip
-10 kuruşa satılan halley dediğimiz şey (ülker'in olan halley değil)
-yumiyum/mino sakız
-25 kuruşa satılan içinden basit oyuncak çıkan mısır cipsi
-meybuz: bardakta, çubukta, plastik ambalajlı her türlü varyasyonunu almışımdır. * çocuk aklımızla kaptırıyordum kendimi işte.
-depozitolu coca cola: şişesini geri götürünce 25 kuruş geri alırdık.
-dondurma olarak;
*ilk zamanlar algida sonra panda,ben şahsen pandacıydım bunun versusunun olduğu bir başlıkta tanımım vardır #3498273
*algida'dan minimilk * , buz parmak , gökkuşağı , max * frigola , bazen calippo ve nogger. *
*algida'yı bıraktıktan sonra panda'dan stix * ve sen&ben.daha sonra algida işine gelmediği için onu yedi ya neyse, aynı cola turka olayındaki gibi.
genel olarak bu minvaldeydi işte başka türlü olarak oyuncu kartı, plastik kames top * ,leblebi tozu , çatapat/kızkaçıran aldığımız da çok olmuştur.
ayrıca çocukluğumdan yine iyi hatırladığım eve aldığım cam şişede olan günlük süt.
yukarıda yazılanların hepsi abur cubur tarzı olabilir ama bunları her allahın günü almıyorduk, alsak bile evden de çok ekmek arası, meyve vs. o tarz şeyler de tükettiğimiz oluyordu ve ayrıca bazıları o dönem için biraz lükse kaçan ürünlerdi.genellikle bakkaldan kalan para üstü bozuk paralarla alışveriş yapardık ve bozuk paraların o zamanlar değeri vardı, hepsini sürekli alamıyorduk günlük hep aldığımız şeyler de oluyordu.
devamını gör...
