#televizyon dizileri
darkly dreaming dexter adlı romandan uyarlanmıştır. 8 sezon 96 bölüm sürmüştür, 9. sezonu ile yakın zamanda ekranlara dönmüştür. miami polis departmanında çalışan seri katil dexter morgan'ın hayatını ve cinayetlerini anlatmaktadır.
altın küre-bir televizyon dizisinde en iyi erkek oyuncu ödülü drama kategorisi
2010 · michael c. salonu
screen actors guild ödülü-bir drama dizisinde erkek oyuncu tarafından üstün performans ödülü
2010 · michael c. salonu
bir dizi, mini dizi veya televizyon için yapılmış sinema filminde en iyi yardımcı erkek oyuncu altın küre ödülü
2010 · john lithgow
drama dizisinde en iyi konuk oyuncu dalında primetime yaratıcı sanatlar emmy ödülü
2010 · john lithgow
drama dizilerinde en iyi yönetmenlik dalında primetime emmy ödülü
2010 · steve shill
üstün ana başlık tasarımı için primetime yaratıcı sanatlar emmy ödülü
2007 · colin davis, lindsay daniels, josh bodnar, ...
dramada bireysel başarı tca ödülü
2007 · michael c. salonu
drama dizisi dalında üstün tek kameralı resim kurgusu dalında primetime creative arts emmy ödülü
2007 · elena maganini
alma en sevilen kadın oyuncu ödülü - drama
2009 lauren velez
2010 · michael c. salonu
screen actors guild ödülü-bir drama dizisinde erkek oyuncu tarafından üstün performans ödülü
2010 · michael c. salonu
bir dizi, mini dizi veya televizyon için yapılmış sinema filminde en iyi yardımcı erkek oyuncu altın küre ödülü
2010 · john lithgow
drama dizisinde en iyi konuk oyuncu dalında primetime yaratıcı sanatlar emmy ödülü
2010 · john lithgow
drama dizilerinde en iyi yönetmenlik dalında primetime emmy ödülü
2010 · steve shill
üstün ana başlık tasarımı için primetime yaratıcı sanatlar emmy ödülü
2007 · colin davis, lindsay daniels, josh bodnar, ...
dramada bireysel başarı tca ödülü
2007 · michael c. salonu
drama dizisi dalında üstün tek kameralı resim kurgusu dalında primetime creative arts emmy ödülü
2007 · elena maganini
alma en sevilen kadın oyuncu ödülü - drama
2009 lauren velez
öne çıkanlar | diğer yorumlar
başlık "rock tribe" tarafından 17.11.2020 02:29 tarihinde açılmıştır.
21.
ben onu önceleri biraz raskolnikova benzetirdim ama düşününce hayır, bariz farklılıkları var.
bir defa dexter ile raskolnikov arasında ilk bakışta ikisi de katil gibi bir bağ kurulabilir ama ilginç olan neden öldürdüklerinden ziyade kendilerini buna nasıl ikna ettikleridir.
raskolnikov, suç ve ceza’da kendini olağanüstü insan teorisiyle kandırır. ona göre bazı insanlar, daha büyük bir iyilik uğruna ahlaki sınırları aşma hakkına sahiptir. yani suç işler ama bunu bir çeşit felsefi gerekçeyle meşrulaştırır. ne var ki cinayetten sonra zihni bu teoriyi taşıyamaz ve suç, onun içinde çürüyen bir şeye dönüşür. vicdanı, teorisini sistematik biçimde sabote eder.
dexter ise aynı yere bambaşka bir yoldan gelir. onun teorisi kitaplardan değil, travmadan ve yetiştirilme biçiminden doğar. dexter morgan, içindeki öldürme dürtüsünü bastıramayacağını kabul eder ama onu bir koda bağlar, yani sadece suçluları öldürmek. bu, raskolnikov’un aksine sonradan kurduğu bir felsefe değil, baştan beri tutunduğu bir denge mekanizmasıdır. yani biri suçtan sonra teori kurar, diğeri teoriyi baştan kurup suçu onun içine yerleştirir.
en kritik fark ise bence, raskolnikov’un hikayesinin bir çözülme, dexter’ınkinin ise sürdürülebilirlik olması. raskolnikov parçalanır çünkü insan kalır. dexter ise hayatta kalır çünkü kendini insanlıktan kısmen muaf tutmayı başarır. ama bu muafiyet de tam değildir-zaman zaman onun da hissetmeye başladığı anlar, zorlandığı zamanlar olur.
ikisi de aslında aynı sorunun etrafında dolanır, bir insan, kendine çizdiği ahlaki sınırların dışında yaşayabilir mi..? raskolnikov hayır diye cevap verir, çökerek... dexter ise belki der, ama bu belki her zaman diken üstündedir. biri vicdanın ağırlığı altında ezilen bir zihin, diğeri vicdanı eğip bükerek onunla birlikte yaşamaya çalışan bir sistemdir. biri suçtan kaçamaz, diğeri suçla düzen kurar.
bir defa dexter ile raskolnikov arasında ilk bakışta ikisi de katil gibi bir bağ kurulabilir ama ilginç olan neden öldürdüklerinden ziyade kendilerini buna nasıl ikna ettikleridir.
raskolnikov, suç ve ceza’da kendini olağanüstü insan teorisiyle kandırır. ona göre bazı insanlar, daha büyük bir iyilik uğruna ahlaki sınırları aşma hakkına sahiptir. yani suç işler ama bunu bir çeşit felsefi gerekçeyle meşrulaştırır. ne var ki cinayetten sonra zihni bu teoriyi taşıyamaz ve suç, onun içinde çürüyen bir şeye dönüşür. vicdanı, teorisini sistematik biçimde sabote eder.
dexter ise aynı yere bambaşka bir yoldan gelir. onun teorisi kitaplardan değil, travmadan ve yetiştirilme biçiminden doğar. dexter morgan, içindeki öldürme dürtüsünü bastıramayacağını kabul eder ama onu bir koda bağlar, yani sadece suçluları öldürmek. bu, raskolnikov’un aksine sonradan kurduğu bir felsefe değil, baştan beri tutunduğu bir denge mekanizmasıdır. yani biri suçtan sonra teori kurar, diğeri teoriyi baştan kurup suçu onun içine yerleştirir.
en kritik fark ise bence, raskolnikov’un hikayesinin bir çözülme, dexter’ınkinin ise sürdürülebilirlik olması. raskolnikov parçalanır çünkü insan kalır. dexter ise hayatta kalır çünkü kendini insanlıktan kısmen muaf tutmayı başarır. ama bu muafiyet de tam değildir-zaman zaman onun da hissetmeye başladığı anlar, zorlandığı zamanlar olur.
ikisi de aslında aynı sorunun etrafında dolanır, bir insan, kendine çizdiği ahlaki sınırların dışında yaşayabilir mi..? raskolnikov hayır diye cevap verir, çökerek... dexter ise belki der, ama bu belki her zaman diken üstündedir. biri vicdanın ağırlığı altında ezilen bir zihin, diğeri vicdanı eğip bükerek onunla birlikte yaşamaya çalışan bir sistemdir. biri suçtan kaçamaz, diğeri suçla düzen kurar.
devamını gör...
