doğu medeniyeti ve batı medeniyeti
başlık "sonsuzluk yolcusu" tarafından 23.01.2022 23:26 tarihinde açılmıştır.
1.
karşılaştırmalı bir yorumu gerekli kılan ifâde şeklidir. medeniyet, insanlığa faydası olan ürünler, hizmetler ve fikirlerin tümüdür. doğu medeniyeti, müslümanların hep geçmişe takılarak ''medeniyet bizim malımızdı!'' tesellisiyle oyalanmaktan bıkmadığı ve beşeriyet adına yararlı işler yapmak için kılını kıpırdatmadığı, ideolojik ve mezhepsel cedelleşmelerle fakirlik bataklığında çırpınan halkların coğrafyasında bir zamanlar parlamış, şimdi ise esâmisi okunmayan tatlı bir hâtıradır. batı medeniyeti ise, aklın, ilmin, tecrübî bilginin rehberliğinde, islâmî ilkelerin dinamik toplum hayatına aktarıldığı, iş ahlâkı ve dürüstlüğüyle çalışan, sorgulayıp denetleyebilen insanların eseridir.
devamını gör...
2.
devamını gör...
3.
medeniyet tektir, o da bir takım ulusları fezaya yollayan yunan medeniyeti üstüne inşa edilmiş batıdır.
devamını gör...
4.
doğu medeniyetinde pusu vardır batı medeniyetinde düello.
devamını gör...
5.
tek bir medeniyet vardır. o medeniyet dairesinin ya içindesindir ya da dışında. bunun doğusu batısı yoktur, tektir evrenseldir. bilim ve sanat yapmayan hiçbir toplum da medeni değildir.
devamını gör...
6.
doğu medeniyeti, doğu toplumunun ihtiyaçlarına hakim değildir. toplumunun ruhunu okuyamaz. bu okuyamama durumu yüzünden; toplumu oluşturan dinamikler birbiriyle her daim kavgalıdır.
batı medeniyeti ise; toplumu ile kavga etmiş, savaşmış ve barışmıştır. bugün batı medeniyetine imrenen toplum, medeniyetin sağladığı huzur, imkan ve sükunet ortamına imrenmektedir. ancak medeniyetin sancılı sürecinde verdiği kavgayı kriminalize edememektedir. sağlıklı bir şekilde batı medeniyetinin analizi yapılır ise; batı medeniyetinin; batı toplumunun isteklerini, ihtiyaçlarını iyi analiz ettiği görülür.
batı medeniyeti bulunduğu konumuna gelmeden önce; tanrı ile savaştı. ve tanrıyı yendi! bu tanrı; katolik kilisesinin, yönetici kadroların ve sermayenin tanrısı idi. fakirden alıp zengine veren, ruhban sınıfını dokunulmaz kılan, sermayedarların hakkını savunan bu tanrı, 2-3 asır süren bir savaşın ardından sonunda halk(?) tarafından yok edildi.
"medeniyet dediğin tek dişi kalmış canavar!" * üstad böyle yorumluyordu batı medeniyetini. ki haklıydı!
katolik kilisesinin yerini; protest dindarlar, kralların yerini; demokrat monologlar, asil feodallerin yerini ise; aslı astarı bilinmeyen burjuvaziler aldı. sistem kendi içinde değişti ancak, avrupa' yı sömüren zihniyet değişmedi. sadece sömüreceği topraklar değişti. sömürgeciler gözünü afrika, hint kıtası, ortadoğu ve güney amerika ya dikti. kendi halkını sömüren zihniyet, bu defa afrika kıtası, amerika kıtası, hint ve ortadoğu yu sömürmeye başladı. bu sömürü düzeni hala devam ediyor.
doğu toplumu ise; batı medeniyetinin refah seviyesini gıpta ile takip etti. batı medeniyetini üstün kılan şeyin, devrim olduğu düşüncesine kapıldı. aslında batı medeniyetine gıpta ile bakacağı yerde, devrim dinamikleri üzerinde yoğunlaşmış olsa idi; doğu devriminin, batı devriminden asırlar önce gerçekleşmiş olacağını görecekti.
doğu toplumu için tek bir şey lazım idi;
öze dönüş!
bu öze dönüş ; emevilerin dine musallat olmadan önceki zamandır. sırtını ukkaşe ye kırbaçlatmayı kabul eden peygamber'den (saa), evinde yiyecek ekmeği yok iken, ekmeğini yetim, miskin ve mazlum ile paylaşıp insan suresinin ilk ondört ayetinin muhatabı olan hz. ali ve ailesinden geçer.
batı medeniyetini, doğu toplumuna uyarlamaya çalışmak; sağlıklı bir sonuç vermeyecektir. çünkü batı toplumu için gerekli olan ihtiyaçlar, doğu toplumu için gerekli olmayabilir. doğu toplumu gerçek manada öze dönüş gerçekleştirebilir ise; batı medeniyetinin aç gözlülüğünden ve saldırganlığından kurtulur.
eğer öze dönüş gerçekleştiremez ise; batılı güçlerin dayattığı tek dişi kalmış medeniyet anlayışına mahkum kalacaktır.
batı medeniyeti ise; toplumu ile kavga etmiş, savaşmış ve barışmıştır. bugün batı medeniyetine imrenen toplum, medeniyetin sağladığı huzur, imkan ve sükunet ortamına imrenmektedir. ancak medeniyetin sancılı sürecinde verdiği kavgayı kriminalize edememektedir. sağlıklı bir şekilde batı medeniyetinin analizi yapılır ise; batı medeniyetinin; batı toplumunun isteklerini, ihtiyaçlarını iyi analiz ettiği görülür.
batı medeniyeti bulunduğu konumuna gelmeden önce; tanrı ile savaştı. ve tanrıyı yendi! bu tanrı; katolik kilisesinin, yönetici kadroların ve sermayenin tanrısı idi. fakirden alıp zengine veren, ruhban sınıfını dokunulmaz kılan, sermayedarların hakkını savunan bu tanrı, 2-3 asır süren bir savaşın ardından sonunda halk(?) tarafından yok edildi.
"medeniyet dediğin tek dişi kalmış canavar!" * üstad böyle yorumluyordu batı medeniyetini. ki haklıydı!
katolik kilisesinin yerini; protest dindarlar, kralların yerini; demokrat monologlar, asil feodallerin yerini ise; aslı astarı bilinmeyen burjuvaziler aldı. sistem kendi içinde değişti ancak, avrupa' yı sömüren zihniyet değişmedi. sadece sömüreceği topraklar değişti. sömürgeciler gözünü afrika, hint kıtası, ortadoğu ve güney amerika ya dikti. kendi halkını sömüren zihniyet, bu defa afrika kıtası, amerika kıtası, hint ve ortadoğu yu sömürmeye başladı. bu sömürü düzeni hala devam ediyor.
doğu toplumu ise; batı medeniyetinin refah seviyesini gıpta ile takip etti. batı medeniyetini üstün kılan şeyin, devrim olduğu düşüncesine kapıldı. aslında batı medeniyetine gıpta ile bakacağı yerde, devrim dinamikleri üzerinde yoğunlaşmış olsa idi; doğu devriminin, batı devriminden asırlar önce gerçekleşmiş olacağını görecekti.
doğu toplumu için tek bir şey lazım idi;
öze dönüş!
bu öze dönüş ; emevilerin dine musallat olmadan önceki zamandır. sırtını ukkaşe ye kırbaçlatmayı kabul eden peygamber'den (saa), evinde yiyecek ekmeği yok iken, ekmeğini yetim, miskin ve mazlum ile paylaşıp insan suresinin ilk ondört ayetinin muhatabı olan hz. ali ve ailesinden geçer.
batı medeniyetini, doğu toplumuna uyarlamaya çalışmak; sağlıklı bir sonuç vermeyecektir. çünkü batı toplumu için gerekli olan ihtiyaçlar, doğu toplumu için gerekli olmayabilir. doğu toplumu gerçek manada öze dönüş gerçekleştirebilir ise; batı medeniyetinin aç gözlülüğünden ve saldırganlığından kurtulur.
eğer öze dönüş gerçekleştiremez ise; batılı güçlerin dayattığı tek dişi kalmış medeniyet anlayışına mahkum kalacaktır.
devamını gör...
7.
şöyle anlatayım;
hayat doğuda sessizlik, "suskunluk" anlamında, batıda ise değerli bir taş sanki...
susmak doğuda erdem, "meziyet" anlamında, batıda ise değersiz bir hak gibi...
gülmek doğuda utanç, "kibir" anlamında, batıda ise doğal bir istek sanki...
bilgi doğuda saygınlık, "itibar" anlamında, batıda ise paraya endeksli.
(bkz: boğaziçi)*
hayat doğuda sessizlik, "suskunluk" anlamında, batıda ise değerli bir taş sanki...
susmak doğuda erdem, "meziyet" anlamında, batıda ise değersiz bir hak gibi...
gülmek doğuda utanç, "kibir" anlamında, batıda ise doğal bir istek sanki...
bilgi doğuda saygınlık, "itibar" anlamında, batıda ise paraya endeksli.
(bkz: boğaziçi)*
devamını gör...
8.
doğu medeniyeti vs bati medeniyeti dersek bnce durum asagidaki gibi;
-batı daha rasyonel,dogu daha mistik/tinsel
-batı daha resmi/kurumsal,doğu daha sıradan ve amatör
-batı daha mesafeli,doğu nispeten daha içten
-batıda bir olay karşısında verilen tepkiler daha doğal,doğuda ise aynı olaya verilen tepkiler daha vakur ya da olgun görünmeyi gerektirdiğinden midir bilinmez , daha bir sakin ve kontrollü
-batıda daha moneter/para odaklı,doğu ise eşya ve madde/trampa temelli gibi görünüyor
vb... ama gene de elbette yazdiklarimin istisnaları da bolca mevcut...
-batı daha rasyonel,dogu daha mistik/tinsel
-batı daha resmi/kurumsal,doğu daha sıradan ve amatör
-batı daha mesafeli,doğu nispeten daha içten
-batıda bir olay karşısında verilen tepkiler daha doğal,doğuda ise aynı olaya verilen tepkiler daha vakur ya da olgun görünmeyi gerektirdiğinden midir bilinmez , daha bir sakin ve kontrollü
-batıda daha moneter/para odaklı,doğu ise eşya ve madde/trampa temelli gibi görünüyor
vb... ama gene de elbette yazdiklarimin istisnaları da bolca mevcut...
devamını gör...
9.
kuşku iyi bir şeydir ve aslında batı uygarlığının ana kaynaklarından biridir. öteki uygarlıklarda ve bizim uygarlığımızın ilk evrelerinde düşünceyi zincire vuran, hoşgörüyü zayıflatan ya da ortadan kaldıran ve demokrasi dediğimiz karşıtların işbirliğini önleyen kesinlikleri sarsar. insanları sorular sormaya ve böylece buluşlara, yeni başarılara ve başka uygarlıklarınkiler de dahil olmak üzere yeni bilgilere yöneltir. modern anlamıyla suçluluk -hukuki bir karar değil, zihinsel bir durum olarak- aşındırıcı ve yıkıcıdır; aynı zamanda bizim batı uygarlığının en derin ve en karakteristik kusuru olan kendi kendimize büyük bir kibirle müsamaha göstermemizin aşın bir biçimidir. dünyanın bütün kötülüklerinden sorumlu olduğunu öne sürmek, "beyaz adamın yükü"nün yeni versiyonudur; aynı kendini beğenmişlik ve saçma bir yaklaşımla bütün iyiliklerin kaynağı olduğunu öne süren emperyal seleflerimizin tutumu kadar kendi gururumuzu okşar ve başkalarına karşı da sözde bir alçakgönüllülük gösterisinde bulunur.
şimdilerde çokça duyduğumuz bir sözcük, eğitim ve kültürümüzün özellikle avrupa merkezli karakteri olarak tanımlanan yönünün sona ermesi ve yerini birçok kültüre dayanan bir anlayışa bırakması gerektiği düşüncesini ifade eden "çokkültürlülük" kavramıdır. çokkültürlülük düşüncesi kendi başına mükemmeldir ve avrupa ile batının büyük geleneğine birçok bakımdan uymaktadır. merak, ilgi ve saygı dolu bir yaklaşımla yabancı kültürleri incelemeye ilk kez yönelen ve uzun yıllar bu tutumu tek başına sürdüren, ayrıca tarihe gömülü uygarlıkları açığa çıkararak ve unutulmuş metinleri çözerek yabancı kültürlerin tanınmasına ve kendilerini anlamasına büyük bir katkıda bulunan, herşeye rağmen, batı dünyasıydı.
*** ***
bütün kültürlerin kendi kazanımları, kendi sanat ve müzikleri, felsefe ve bilimleri, edebiyat ve yaşam tarzları, insanlığın ilerlemesine başka katkıları vardır; bunların bilinmesinin bize yarar sağlayacağına ve yaşamımızı zenginleştireceğine kuşku yoktur. bu sonsuz insan çeşitliliğini, onu inceleme ve ondan öğrenme gereğini fark etmek belki de batının en yaratıcı yeniliklerinden biridir. çünkü başka kültürlere yönelik merak duygusunu besleyen, onların dillerini öğrenme, adetlerini araştırma, kazanımlarına değer biçme ve saygı gösterme isteğini taşıyan yalnızca batıdır. tarihin bilinen öteki büyük uygarlıklarının hepsi istisnasız olarak kendilerini tek başına yeterli görmüş, kendileri dışında kalanları ve hatta kendi içlerindeki altkültürleri ve düşük statülü kesimleri aşağılayıcı bir tavırla barbar, bizden olmayan, dokunulmaz, kafir, yabancı şeytan saymış ve hakarete dönük daha teklifsiz, daha kaba terimlerle anmışlardır. başka uygarlıkların dillerini öğrenme çabasını ancak fetih ve tahakkümün getirdiği baskı altında göstermiş ve dünyanın o zamanki egemenlerinin fikir ve adetlerini kendini savunma amacıyla anlamaya çalışmışlardır. bir başka deyişle, efendileri olarak tanımak zorunda kaldıkları kişilerden bir şeyler öğrenmeleri, onları ancak yönetici ve/veya öğretmen olarak gördüklerinde söz konusu olabilirdi. "öteki"ne yönelik kendiliğinden gelişen merakın ve onun "öteki"liğine zorlama olmayan saygının kendine özgü bileşimi, batılı ve batılılaşmış kültürlerin ayırt edici bir özelliği olmaya devam etmekte ve bunu ne paylaşan ne de anlayabilen çevrelerce hala şaşkınlık ve kızgınlıkla karşılanmaktadır.
*** ***
emperyalizm, cinsel ayrımcılık ve ırkçılık batıda ortaya çıkmış sözcüklerdir; bunun nedeni -ne yazık ki evrensel nitelikte olan- bu kötülükleri
batının türetmiş olması değil, batının birer kötülük olduklarını fark etmesi, onları böyle adlandırıp mahkum etmesi ve -bütünüyle boşa gitme
yen bir çabayla- etkilerini zayıflatmak ve mağdurlarına yardımcı olmak üzere güçlü bir mücadele vermesidir. bir deyişi kullanarak belirtmek gerekirse, batı kültürü gerçekten "yok olup gidecek"se, emperyalizm, cinsel ayrımcılık ve ırkçılık da onunla birlikte yok olup gitmeyecektir. bu işin kurbanlarının, bunları suçlama özgürlüğü ve sona erdirme çabası olması çok daha muhtemeldir.
batı kültürü günün birinde gerçekten yok olup gidebilir: onun savunucusu, olması gerekenlerden birçoğunun inanç eksikliği ve onu suçlayanların ateşli keskinliği pekala batı kültürünün yıkımına katılabilir. ama eğer batı kültürü yok olup giderse, bütün kıtalardaki erkekler ve kadınlar bunun sonucunda güçsüz düşecek ve tehlikeye girecektir.
çatışan kültürler: keşifler çağında hristiyanlar, müslümanlar, yahudiler - bernard lewis
devamını gör...