1.
" bir kent orada sevdiğiniz biri varsa, bir evrendir. "
1942/ 2017 yılları arasında yaşayan türk yazar ve çevirmen ahmet cemal imzalı eser;
124 sayfadan oluşan kitabımız öykü türünde yer alıyor ve 1999 yılında yayınlanmıştır.
kitaptaki bazı öykülerin isimleri
•dosyası çabuk kapatılan bir ölüm olayı
•claudia
•dokunmak
•balkondaki defterler
öyküleri anlatmaya nereden başlayacağıma dair hiçbir fikrim yok, çünkü alışılmış öykü formunun biraz dışında bir öykü kitabı olduğunu düşünüyorum.
öykülerde çok fazla insan yok, sanki hepsi silik birer hatıra gibi, olay öyküsünden ziyâde sanki durum öyküsü tadında öyküler, öykülerde isimler var ama isimler de çok fazla yok.
ilk öykümüzde tanınmış bir tiyatrocu raif ergüç adında bir adamın intiharı, intihar mektubu, neden intihar ettiği değil de neden intihar etmediği ele alınıyor.
birbirinden kopuk ya da koparılmış insanların hayatlarının tezahür edildiği öykülerdi bana kalırsa.
bazı öykülerde ise ayrılık ya da ölüm gibi durumlar da karşımıza çıkıyor.
yazarın kendine has psikolojik çıkarımları da öykülere farklı bir boyut katmış.
en sevdiğim öyküler balkondaki defterler ve son öykü olan ve o kentlerin fotoğrafsız zamanları adlı öyküler oldu.
kitap boyu sanki mutluluğun yerine mutluluğun yitimi var gibiydi.
yazarın anlatımını iyi buldum, çok etkileyici öyküler değildi belki ama yine de ruhumuza bir yerden dokunma garantili öykülerdi.
en çok neden bahçedeki defterler öyküsünü sevdim, insanın yazmış olduğu defterleri atması ya da yakması, birine adadığı şeyden vazgeçmesi, vazgeçse ve defterler, her şey yok olsa bile o insanla aradaki bağ aslında hiçbir zaman ve hiçbir şekilde yok olmayacağı için.
yazarın o öyküde o duyguyu verebilme biçimi onu diğer öykülerden daha çok sevmemi sağlayan nedenler arasında.
yazarın diğer kitaplarını da okumaya karar verdim ve kitaptan birkaç söz ile burada bitiriyorum.

insan ne yaradır, ne değildir, bunu hemen ilk sıyrıklarla öğrenemiyor.
artık yaşamadığını söylemişlerdi.
onu bir daha hiç görmedim
oysa adak adayabilirdim bir kez daha görmek için.
bir daha bana dokunmayacaktı.
karşımda durmayacaktı.
yeryüzünde herhangi bir yoldan geçebilmek için benden yardım istemeyecekti.
belki bütün yaptığımız, boyutlarını çoktandır yitirdiğimiz bir mezarın içinde köşe kapmaca oynamak.
ölmezden birkaç saat önce yüzüme uzun uzun bakıp:
"biliyorum," demiştin, "biliyorum yaşadığın sürece kimseyi benim kadar sevmeyeceğini ve beni kendinde hep var etmek isteyeceğini.
zamandan nelerin silinemeyeceğini çok iyi anladım.
bir kent, orada sevdiğiniz biri varsa,
bir evrendir...
bütün yaşananlar, ancak fotoğrafsız zamanlarda kalır...
1942/ 2017 yılları arasında yaşayan türk yazar ve çevirmen ahmet cemal imzalı eser;
124 sayfadan oluşan kitabımız öykü türünde yer alıyor ve 1999 yılında yayınlanmıştır.
kitaptaki bazı öykülerin isimleri
•dosyası çabuk kapatılan bir ölüm olayı
•claudia
•dokunmak
•balkondaki defterler
öyküleri anlatmaya nereden başlayacağıma dair hiçbir fikrim yok, çünkü alışılmış öykü formunun biraz dışında bir öykü kitabı olduğunu düşünüyorum.
öykülerde çok fazla insan yok, sanki hepsi silik birer hatıra gibi, olay öyküsünden ziyâde sanki durum öyküsü tadında öyküler, öykülerde isimler var ama isimler de çok fazla yok.
ilk öykümüzde tanınmış bir tiyatrocu raif ergüç adında bir adamın intiharı, intihar mektubu, neden intihar ettiği değil de neden intihar etmediği ele alınıyor.
birbirinden kopuk ya da koparılmış insanların hayatlarının tezahür edildiği öykülerdi bana kalırsa.
bazı öykülerde ise ayrılık ya da ölüm gibi durumlar da karşımıza çıkıyor.
yazarın kendine has psikolojik çıkarımları da öykülere farklı bir boyut katmış.
en sevdiğim öyküler balkondaki defterler ve son öykü olan ve o kentlerin fotoğrafsız zamanları adlı öyküler oldu.
kitap boyu sanki mutluluğun yerine mutluluğun yitimi var gibiydi.
yazarın anlatımını iyi buldum, çok etkileyici öyküler değildi belki ama yine de ruhumuza bir yerden dokunma garantili öykülerdi.
en çok neden bahçedeki defterler öyküsünü sevdim, insanın yazmış olduğu defterleri atması ya da yakması, birine adadığı şeyden vazgeçmesi, vazgeçse ve defterler, her şey yok olsa bile o insanla aradaki bağ aslında hiçbir zaman ve hiçbir şekilde yok olmayacağı için.
yazarın o öyküde o duyguyu verebilme biçimi onu diğer öykülerden daha çok sevmemi sağlayan nedenler arasında.
yazarın diğer kitaplarını da okumaya karar verdim ve kitaptan birkaç söz ile burada bitiriyorum.

insan ne yaradır, ne değildir, bunu hemen ilk sıyrıklarla öğrenemiyor.
artık yaşamadığını söylemişlerdi.
onu bir daha hiç görmedim
oysa adak adayabilirdim bir kez daha görmek için.
bir daha bana dokunmayacaktı.
karşımda durmayacaktı.
yeryüzünde herhangi bir yoldan geçebilmek için benden yardım istemeyecekti.
belki bütün yaptığımız, boyutlarını çoktandır yitirdiğimiz bir mezarın içinde köşe kapmaca oynamak.
ölmezden birkaç saat önce yüzüme uzun uzun bakıp:
"biliyorum," demiştin, "biliyorum yaşadığın sürece kimseyi benim kadar sevmeyeceğini ve beni kendinde hep var etmek isteyeceğini.
zamandan nelerin silinemeyeceğini çok iyi anladım.
bir kent, orada sevdiğiniz biri varsa,
bir evrendir...
bütün yaşananlar, ancak fotoğrafsız zamanlarda kalır...
devamını gör...