#ödüllü filmler
orijinal adı: ドライブ・マイ・カー / doraibu mai kā
2021 yılında vizyona giren ve sonrasında bol ödül alan filmin yönetmeni ryusuke hamaguchi'dir. konusunda; hem oyuncu hem de yönetmen yusuke'nin mutlu bir evliliği vardır ancak adam, karısını kaybeder. bu kaybının üzerinden 2 sene geçmesine rağmen kederini hala atlatamamış olan yusuke; uncle vanya isimli yapıtı yönetmesi için aldığı teklif üzerine hiroshima'ya gider. burada, yönetmenlik görevini üstlendiği tiyatro festivalinde ona tahsis edilen kadın şoför misaki, içe dönük bir kadındır fakat yönetmenle ikisi arasında, geçmişin sırlarının ortaya döküleceği ve kalpten gelen itirafların peşi sıra geleceği esrarengiz diyaloglar başlar.
2021 yılında vizyona giren ve sonrasında bol ödül alan filmin yönetmeni ryusuke hamaguchi'dir. konusunda; hem oyuncu hem de yönetmen yusuke'nin mutlu bir evliliği vardır ancak adam, karısını kaybeder. bu kaybının üzerinden 2 sene geçmesine rağmen kederini hala atlatamamış olan yusuke; uncle vanya isimli yapıtı yönetmesi için aldığı teklif üzerine hiroshima'ya gider. burada, yönetmenlik görevini üstlendiği tiyatro festivalinde ona tahsis edilen kadın şoför misaki, içe dönük bir kadındır fakat yönetmenle ikisi arasında, geçmişin sırlarının ortaya döküleceği ve kalpten gelen itirafların peşi sıra geleceği esrarengiz diyaloglar başlar.
*cannes film festivali (2021) - en iyi senaryo [ryusuke hamaguchi] [takamasa oe]
*gotham ödülleri (2021) - en iyi uluslararası film
*akademi ödülleri (2022) - en iyi uluslararası uzun metrajlı film
*altın küre ödülleri (2022) - en iyi film - ingilizce dışı dilde
*bafta film ödülleri (2022) - ingilizce olmayan en iyi film
film toplam 96 ödüle sahiptir.
*gotham ödülleri (2021) - en iyi uluslararası film
*akademi ödülleri (2022) - en iyi uluslararası uzun metrajlı film
*altın küre ödülleri (2022) - en iyi film - ingilizce dışı dilde
*bafta film ödülleri (2022) - ingilizce olmayan en iyi film
film toplam 96 ödüle sahiptir.
öne çıkanlar | diğer yorumlar
başlık "miko" tarafından 12.02.2022 21:13 tarihinde açılmıştır.
1.
ryusuke hamaguchi’nin yazıp yönettiği, türkiye’de bu hafta gösterime giren ve tam 3 saat olan harika japon drama filmi. öykü haruki murakami’ ye ait.
tiyatro yönetmeni olarak hiroşima’ya giden kafuku şöförlüğünü yapacak olan misaki ile ortak bir geçmişe sahip olduklarını anlarlar. ikisi de ölüm acısını çekmişlerdir.
çehov un vanya dayı adlı eserini okumadıysanız okumak isteyeceksiniz filmde o kadar çok geçiyor ki…
duygusal, durağan güzel bir film izledim ama partnerimin (kızımın, 15 yaşında) aynı keyfi aldığını sanmıyorum. *
tiyatro yönetmeni olarak hiroşima’ya giden kafuku şöförlüğünü yapacak olan misaki ile ortak bir geçmişe sahip olduklarını anlarlar. ikisi de ölüm acısını çekmişlerdir.
çehov un vanya dayı adlı eserini okumadıysanız okumak isteyeceksiniz filmde o kadar çok geçiyor ki…
duygusal, durağan güzel bir film izledim ama partnerimin (kızımın, 15 yaşında) aynı keyfi aldığını sanmıyorum. *
devamını gör...
2.
haruki murakami'ye ait kadınsız erkekler isimli bir kısa hikayeye dayanan senaryosu ile yönetmen ryûsuke hamaguchi'ye 2021 cannes'da en iyi senaryo ödülü ve bir o kadar önemli bir diğer ödül olan fipresci'yi kazandıran ayrıca ekümenik juri ödülünü de aldıran japon filmi. bafta ve oscar adayı aynı zamanda.
filmle ilgili söyleyeceğim çok şey var. umarım bunu spoiler vermeden yapmayı becerebilirim.
40 dakikalık bir giriş hatta prolog diyebileceğimiz bir anlatıdan sonra başlayan film bir oyuncu/yönetmen erkek ile daha önce oyunculuk yaptığını da öğrendiğimiz bir kadın senaristin ilişkisini merkeze alarak başlıyor. oldukça doyurucu diyaloglar yazılmış, ilişkinin detaylı bir çerçevesi çizilmiş. ilk 1 saatin sonunda ikilinin evliliklerinin de karakterlerinin de derinlikli bir analizini yapabilecek kadar fazlaca bilgiyi, boğmadan, yormadan izleyiciye aktarmayı başarmış yönetmen. filmin ikinci bölümü başladığındaysa işler birden değişiyor. ilk yarı ile ikinci yarıyı başka yönetmenler çekmiş deseler şaşırmayacağımız kadar keskin bir değişim var anlatım dilinde hatta. ilk yarıdaki alt metinli hikaye anlatımı yerini hızlı sekans değişimli ve neredeyse hiçbir şeyin anlatılmağı bir dile bırakıyor bir süreliğine. ilk yarıdaki çoğunlukla iç mekanda geçen, gerçekten sesli şekilde tepki verdirecek kadar iyi açılarla yaratılmış, karakterlerin ve ilişkinin dışardan normal görünen ama aslında son derece kasvetli olan yapısına uygun seçilmiş ışıklandırmayla süslenmiş sahneler, bol bol drone çekimine, yol ve şehir manzaralarına, fotoğraf karelik sahnelere evrilmiş. hal böyle olunca yönetmenin bu tercihini, yaşadığı büyük keder sonrası başrolün hayatının ve durumlara bakışının dönüşümüyle paralel bir görsellik yaratma kaygısına bağlıyorsunuz. her şeye, herkese ama en önemlisi kendisine yabancılaşan kafuku, duygusuzluğu, boşluğu, yası... amacı anlıyor, görüyor ve hissediyorum. ama zorlamaysa zorlama, yapacak bir şey yok. bunu sırıtmayan, rahatsız etmeyen bir şekilde gerçekleştirebilenlere ohaa diyoruz zaten. kimse de kusura bakmasın. o kadar çok ve o kadar gereksiz uzak plan var ki ben kendimi yer yer bu kadar yapıcı olmak zorunda değilsin, olmamış işte derken buldum.
gelelim senaryoya, film ikinci bölüme, vanya dayı'da uzun süre vanya olarak rol almış ve vanya ile takıntılı bir bağı olan bir oyuncunun aynı oyuna yönetmenlik yapma teklifini kabul etmesiyle başladığı için, filmin oyunun metniyle paralel devam eden bir hikayesi olacağını daha başından anlıyorsunuz. tüm duyularınızla hazırlıksızınız, arayıştanız. daha önce de pek çok örneğini gördüğümüz metinlerarası anlatım, bir bu film özelinde sürpriz değil az önce belirttiğim sebepten, iki çok da başarılı şekilde gerçekleştirilememiş. vanya ve sonya'nın diyalogu ile final arasındaki muazzam ahenk dışında ya çok havada ya da çok kör göze parmak sokulan geçişler var çehov ve film senaryosu arasında. evet kabul ediyorum ilk yarı ve filmin son 20 dakikası gerçekten kusursuz ama bütünüyle iyi bir senaryo filmi diyebilir miyim ben bu filme? hayır. 2021 yapımlar açısından bu kadar vasat bir sene olmasa bırak ödül almayı adaylık bile zor alırdı bu film.
6/10. izlerkenki yapıcılığımı bir kenara bırakıyorum müsaadenizle. sonuçta film 180 dakika. bitirmek için yapıcı olmak zorundaydım...
filmle ilgili söyleyeceğim çok şey var. umarım bunu spoiler vermeden yapmayı becerebilirim.
40 dakikalık bir giriş hatta prolog diyebileceğimiz bir anlatıdan sonra başlayan film bir oyuncu/yönetmen erkek ile daha önce oyunculuk yaptığını da öğrendiğimiz bir kadın senaristin ilişkisini merkeze alarak başlıyor. oldukça doyurucu diyaloglar yazılmış, ilişkinin detaylı bir çerçevesi çizilmiş. ilk 1 saatin sonunda ikilinin evliliklerinin de karakterlerinin de derinlikli bir analizini yapabilecek kadar fazlaca bilgiyi, boğmadan, yormadan izleyiciye aktarmayı başarmış yönetmen. filmin ikinci bölümü başladığındaysa işler birden değişiyor. ilk yarı ile ikinci yarıyı başka yönetmenler çekmiş deseler şaşırmayacağımız kadar keskin bir değişim var anlatım dilinde hatta. ilk yarıdaki alt metinli hikaye anlatımı yerini hızlı sekans değişimli ve neredeyse hiçbir şeyin anlatılmağı bir dile bırakıyor bir süreliğine. ilk yarıdaki çoğunlukla iç mekanda geçen, gerçekten sesli şekilde tepki verdirecek kadar iyi açılarla yaratılmış, karakterlerin ve ilişkinin dışardan normal görünen ama aslında son derece kasvetli olan yapısına uygun seçilmiş ışıklandırmayla süslenmiş sahneler, bol bol drone çekimine, yol ve şehir manzaralarına, fotoğraf karelik sahnelere evrilmiş. hal böyle olunca yönetmenin bu tercihini, yaşadığı büyük keder sonrası başrolün hayatının ve durumlara bakışının dönüşümüyle paralel bir görsellik yaratma kaygısına bağlıyorsunuz. her şeye, herkese ama en önemlisi kendisine yabancılaşan kafuku, duygusuzluğu, boşluğu, yası... amacı anlıyor, görüyor ve hissediyorum. ama zorlamaysa zorlama, yapacak bir şey yok. bunu sırıtmayan, rahatsız etmeyen bir şekilde gerçekleştirebilenlere ohaa diyoruz zaten. kimse de kusura bakmasın. o kadar çok ve o kadar gereksiz uzak plan var ki ben kendimi yer yer bu kadar yapıcı olmak zorunda değilsin, olmamış işte derken buldum.
gelelim senaryoya, film ikinci bölüme, vanya dayı'da uzun süre vanya olarak rol almış ve vanya ile takıntılı bir bağı olan bir oyuncunun aynı oyuna yönetmenlik yapma teklifini kabul etmesiyle başladığı için, filmin oyunun metniyle paralel devam eden bir hikayesi olacağını daha başından anlıyorsunuz. tüm duyularınızla hazırlıksızınız, arayıştanız. daha önce de pek çok örneğini gördüğümüz metinlerarası anlatım, bir bu film özelinde sürpriz değil az önce belirttiğim sebepten, iki çok da başarılı şekilde gerçekleştirilememiş. vanya ve sonya'nın diyalogu ile final arasındaki muazzam ahenk dışında ya çok havada ya da çok kör göze parmak sokulan geçişler var çehov ve film senaryosu arasında. evet kabul ediyorum ilk yarı ve filmin son 20 dakikası gerçekten kusursuz ama bütünüyle iyi bir senaryo filmi diyebilir miyim ben bu filme? hayır. 2021 yapımlar açısından bu kadar vasat bir sene olmasa bırak ödül almayı adaylık bile zor alırdı bu film.
6/10. izlerkenki yapıcılığımı bir kenara bırakıyorum müsaadenizle. sonuçta film 180 dakika. bitirmek için yapıcı olmak zorundaydım...
devamını gör...
3.

keyiften öldüğüm ve her saniyesini keyif alarak izlediğim filmdir. ciddi ciddi bazı sahnelerde ayağa kalkacaktım, öyle bir film drive my car.
filmi ryusuke hamaguchi yazıp yönetiyor. film hakkında herkes nasıl oscar alamadı yorumları yaptı, merak ettim gittim izledim ve çok beğendim. en iyi film ödülünü alamamışlar rakipleri olan coda daha derli toplu bir filmdi. coda iyidir doğru tercih diyorum drive my car filminin hakkını vermeye gidiyorum.
film 3 saatlik bir film ve ilk saniyesinden son saniyesine kadar kendini izlettiriyor. önce bir adamın hayatını ve yaşadıklarını izliyoruz 40 dakika sürüyor. sonra 40. dakikada film başlıyor. artık adamı ve geçmişini tanıyoruz. hayatına hakim olduğumuz adamımız, en iyi oyuncu ödülünü kazanacak kadar iyi performans gösteren kırmızı arabasıyla hiroşimaya gidiyor ve film tam anlamıyla başlıyor. *
başka şehire giden karakterimiz, kontrolü bir başkasına veriyor ve direksiyon koltuğuna başka bir şöför geçiyor. tatlı şöför kızımız ve adamımız birbirlerinin yaralarını sarıyorlar ve geçmişle yüzleşiyorlar.
sanırım buraya kadar spoiler vermeden anlatabildim.

film gerçekten herkese hitap etsin diye yapılmış. japon kültürü çok fazla yansıtılmaya çalışılmamış, evrensel bir dram evrensel bir film. oyuncu performansları son derece başarılıydı. yönetmen hem senaryosuyla hem kamerasıyla yoğun duygular anlatmayı başarmış. özellikle uzun diyalogların olduğu araba sahnesi nefisti. uzunca uğraşılan bir düğüm o sahnede çözülüyor. çok hoş sahneydi.
ben hemen hemen her sahneden büyük keyif aldım ama herkes aynı keyfi almayabilir. bu şüphelerimi bazı tiyatro sahneleri bana hissettiriyor. ben sevdim sevmeyenleri anlarım. film içinde geçen küçük detaylar hoşuma gitti. *
uzun lafın kısası çok beğendiğim bir film oldu drive my car. izleyin ve tavsiye edin.
devamını gör...
4.
haruki murakami'nin kadınsız erkekler kitabındaki ilk öykü olan drive my car'dan uyarlanan film. ödül almak için elinden gelen her şeyi yapmış, bir tek coda'ya ödül verilmesinde patlamış olan film. her piyasaya oynamış; 785 saat süren manzara çekimleri, vanya dayı ve godot'yu beklerken fetişizmi, uyarlanan eser zaten japonların amerikanı haruki murakami'nin öyküsü, müzik seçimleri, kafuku'nun fransızlara has gavatlığı vs.. benim için aşırı yapay, aşırı zorlamaydı. çekimlere bir şey diyemem. özellikle arabanın otobanda kalabalığa karıştığı bir sahne vardı, üç dört kez geri sarıp izledim. seviyorum.
sürekli, süpsürekli, sümsürekli olan bir bunaltıcılık. bunaltmayı bunaltarak anlatırsın tabii ki lakin her şeyin bir adabı var. 3 saat demek bu adabın dışına çıkmak demek benim nezdimde. torino atı'nı gözünü kırpmadan izlemiş biri olarak diyorum bunu..
affedersiniz, murakami'nin öyküsü y...k gibi zaten, sözlükte daha derin hikayeler var.. bu kadar çok kişinin beğenmesini anlamlandıramadım, normalde 1 sebep bulurdum ama bu kez bulamadım. vanda dayı'dan da soğuttu üstelik..
sürekli, süpsürekli, sümsürekli olan bir bunaltıcılık. bunaltmayı bunaltarak anlatırsın tabii ki lakin her şeyin bir adabı var. 3 saat demek bu adabın dışına çıkmak demek benim nezdimde. torino atı'nı gözünü kırpmadan izlemiş biri olarak diyorum bunu..
affedersiniz, murakami'nin öyküsü y...k gibi zaten, sözlükte daha derin hikayeler var.. bu kadar çok kişinin beğenmesini anlamlandıramadım, normalde 1 sebep bulurdum ama bu kez bulamadım. vanda dayı'dan da soğuttu üstelik..
devamını gör...
