düşündüren şiirler
başlık "sudeintheskywithdiamonds" tarafından 26.04.2021 01:57 tarihinde açılmıştır.
1.
kabul et süleyman dünya bir hayaldir.
soluduğun hava, bastığın toprak, içtiğin su, yandığın ateş hayaldir, daim sanma.
kabul et, her kim dalmışsa bu hayale elbet uyanacaktır bir gün, sultan olsan kar etmez.
hakikatin ırmağında herkes üryandır.
dünya bağında vefa kokusu olmadığı için, vücudunda yaraların yer yer açan gül olduğunu kabul et.
ey gönül, bu dünya evinin manzarasını gördüğünü kabul et.
tutalım, feridun olup dünyayı baştan başa gezdim,
rüstem olup alemde bu dünyanın pençesini vurduğunu kabul et.
bugün yücelik meydanında istediğin gibi ok'lar atıp,
devlet yayını çekmek için elinde kurduğunu kabul et.
dünya ülkesinde iskender ve hızır olup ömür sürdüğünü kabul et.
kendinin dünya tahtının süleyman'ı olduğunu kabul et.
ancak sonunda taht, taç ve saltanat yok olur.
bu mülkün sonu yaprak dökümüdür.
zira ecel vakti ulaşır.
kabul et süleyman dünya bir hayaldir.
soluduğun hava, bastığın toprak, içtiğin su, yandığın ateş hayaldir, daim sanma.
sultan kere sultan olsan kar etmez.
hakikatin ırmağında herkes üryandır.
soluduğun hava, bastığın toprak, içtiğin su, yandığın ateş hayaldir, daim sanma.
kabul et, her kim dalmışsa bu hayale elbet uyanacaktır bir gün, sultan olsan kar etmez.
hakikatin ırmağında herkes üryandır.
dünya bağında vefa kokusu olmadığı için, vücudunda yaraların yer yer açan gül olduğunu kabul et.
ey gönül, bu dünya evinin manzarasını gördüğünü kabul et.
tutalım, feridun olup dünyayı baştan başa gezdim,
rüstem olup alemde bu dünyanın pençesini vurduğunu kabul et.
bugün yücelik meydanında istediğin gibi ok'lar atıp,
devlet yayını çekmek için elinde kurduğunu kabul et.
dünya ülkesinde iskender ve hızır olup ömür sürdüğünü kabul et.
kendinin dünya tahtının süleyman'ı olduğunu kabul et.
ancak sonunda taht, taç ve saltanat yok olur.
bu mülkün sonu yaprak dökümüdür.
zira ecel vakti ulaşır.
kabul et süleyman dünya bir hayaldir.
soluduğun hava, bastığın toprak, içtiğin su, yandığın ateş hayaldir, daim sanma.
sultan kere sultan olsan kar etmez.
hakikatin ırmağında herkes üryandır.
devamını gör...
2.
kuyruğu etrafında dönen kedi hayrette;
âlim ki, hayreti yok, ne boş yere gayrette!
âlim ki, hayreti yok, ne boş yere gayrette!
devamını gör...
3.
aman, kendini asmış yüz kiloluk bir zenci,
üstelik gece inmiş, ses gelmiyor kümesten;
ben olsam utanırım, bu ne biçim öğrenci?
hem dersini bilmiyor, hem de şişman herkesten.
iyi nişan alırdı kendini asan zenci,
bira içmez ağlardı, babası değirmenci,
sizden iyi olmasın, boşanmada birinci...
çok canım sıkılıyor, kuş vuralım istersen.
üstelik gece inmiş, ses gelmiyor kümesten;
ben olsam utanırım, bu ne biçim öğrenci?
hem dersini bilmiyor, hem de şişman herkesten.
iyi nişan alırdı kendini asan zenci,
bira içmez ağlardı, babası değirmenci,
sizden iyi olmasın, boşanmada birinci...
çok canım sıkılıyor, kuş vuralım istersen.
devamını gör...
4.
ben seni severim sevmesine de toplum buna hazır değil
nükleer denemeler kyoto sözleşmesi küresel ısınma falan.
belki sen çok küçüksün belki benim ruhum ölü
biraz nietzsche biraz kant kafan karışmış belki
parlıamanet'i de bozdular tutunacak dalımız mı kaldı?
pavyonda tanıdığım bilge bir pezevenk vardı!
kötü kitaplar okumak kötü yaşamak gibidir derdi.
iyi kitaplar okudum bir boka yaramadı..ben seni severim aslında da düzenim bozulur diye korkuyorum
durduk yere başımıza saçma sapan bir aşk çıkar
sinemaya gitmeye ele ele tutuşmaya falan kalkarız
işin yoksa çiçek al,saç tara, parfüm sık.
küsmesi,barışması,ayılması,bayılması
hatta eninde sonunda kaçınılmaz ayrılması
meyhanede tanıdığım gerzek bir filozof vardı!
güzel kadınlar insanın ömrünü uzatır derdi.
bir sürü güzel kadın girdi hayatıma
hepsi ağzıma sıçtı..ben seni severim belki de rabbim buna hazır değil.
her şeyin güzelini sever o ideal birliktelikler ister
seninle benim yan yana oturacağımız çekyata
ne ilahi adalet sığar ne de diyalektik..
içime çöreklenmiş sığ bir sığır var benim.
ben seni severim sevmesine de
iş çıkarmasana şimdi ne gerek var güzelim..
ali lidar eğlenceli adam
nükleer denemeler kyoto sözleşmesi küresel ısınma falan.
belki sen çok küçüksün belki benim ruhum ölü
biraz nietzsche biraz kant kafan karışmış belki
parlıamanet'i de bozdular tutunacak dalımız mı kaldı?
pavyonda tanıdığım bilge bir pezevenk vardı!
kötü kitaplar okumak kötü yaşamak gibidir derdi.
iyi kitaplar okudum bir boka yaramadı..ben seni severim aslında da düzenim bozulur diye korkuyorum
durduk yere başımıza saçma sapan bir aşk çıkar
sinemaya gitmeye ele ele tutuşmaya falan kalkarız
işin yoksa çiçek al,saç tara, parfüm sık.
küsmesi,barışması,ayılması,bayılması
hatta eninde sonunda kaçınılmaz ayrılması
meyhanede tanıdığım gerzek bir filozof vardı!
güzel kadınlar insanın ömrünü uzatır derdi.
bir sürü güzel kadın girdi hayatıma
hepsi ağzıma sıçtı..ben seni severim belki de rabbim buna hazır değil.
her şeyin güzelini sever o ideal birliktelikler ister
seninle benim yan yana oturacağımız çekyata
ne ilahi adalet sığar ne de diyalektik..
içime çöreklenmiş sığ bir sığır var benim.
ben seni severim sevmesine de
iş çıkarmasana şimdi ne gerek var güzelim..
ali lidar eğlenceli adam
devamını gör...
5.
artık kalbim yok şiiridir.
devamını gör...
6.
kesinlikle ismet özel tarafından yazılmışlardır.
''dilce susup
bedence konuşulan bir çağda
biliyorum kolay anlaşılmayacak
kanatları kara fücur çiçekleri açmış olan dünyanın
yanık yağda boğulan yapıların arasında
delirmek hakkını elde bulundurmak
rahma çağdaş terimlerle yanaşmak için
bana deha değil
belgeler gerekli
kanıtlar, ifadeler, resmi mühür ve imza
gençken
peşpeşe kaç gece yıllarca
acıyan, yumuşak yerlerime yaslanıp uçardım
bilmezdim neden bazı saatler
alaturka vakitlere ayarlı
neden karpuz sergilerinde lüküs yanar
yazgı desem
kötü bir şey dokunmuş olurdu sanki dudaklarıma
tokat
aklıma bile gelmezdi
babam onbeşli olmasa''
''dilce susup
bedence konuşulan bir çağda
biliyorum kolay anlaşılmayacak
kanatları kara fücur çiçekleri açmış olan dünyanın
yanık yağda boğulan yapıların arasında
delirmek hakkını elde bulundurmak
rahma çağdaş terimlerle yanaşmak için
bana deha değil
belgeler gerekli
kanıtlar, ifadeler, resmi mühür ve imza
gençken
peşpeşe kaç gece yıllarca
acıyan, yumuşak yerlerime yaslanıp uçardım
bilmezdim neden bazı saatler
alaturka vakitlere ayarlı
neden karpuz sergilerinde lüküs yanar
yazgı desem
kötü bir şey dokunmuş olurdu sanki dudaklarıma
tokat
aklıma bile gelmezdi
babam onbeşli olmasa''
devamını gör...
7.
sayamadım kaç ah döküldü dallarımdan .
binlerce yeşil gözü olan bir zeytin ağacı gibi,
çok şey görmüşüm gibi ,
ve çok şey geçmiş gibi başımdan,
ah ...dedim sonra
ah!
(bkz: didem madak)
(bkz: ah'lar ağacı)
binlerce yeşil gözü olan bir zeytin ağacı gibi,
çok şey görmüşüm gibi ,
ve çok şey geçmiş gibi başımdan,
ah ...dedim sonra
ah!
(bkz: didem madak)
(bkz: ah'lar ağacı)
devamını gör...
8.
çok merak ediyorum kendimi
başıma bir şey mi geldi
öldüm mü kaldım mı
hiçbir haber yok kendimden
bu sabah kapımı çaldım
kapıyı açan kendim
bir süre kendime baktım
bu güleç yüz bendim
oh ne güzel bir sabah
bugün de yaşıyorum demek
benden başka yok kimsem
beni merak edecek
(bkz: aziz nesin)
başıma bir şey mi geldi
öldüm mü kaldım mı
hiçbir haber yok kendimden
bu sabah kapımı çaldım
kapıyı açan kendim
bir süre kendime baktım
bu güleç yüz bendim
oh ne güzel bir sabah
bugün de yaşıyorum demek
benden başka yok kimsem
beni merak edecek
(bkz: aziz nesin)
devamını gör...
9.
10.
bağlanmayacaksın bir şeye, öyle körü körüne.
"o olmazsa yaşayamam." demeyeceksin.
demeyeceksin işte.
yaşarsın çünkü.
öyle beylik laflar etmeye gerek yok ki.
çok sevmeyeceksin mesela. o daha az severse kırılırsın.
ve zaten genellikle o daha az sever seni,
senin onu sevdiğinden.
çok sevmezsen, çok acımazsın.
çok sahiplenmeyince, çok ait de olmazsın hem.
hatta elini ayağını bile çok sahiplenmeyeceksin.
senin değillermiş gibi davranacaksın.
hem hiçbir şeyin olmazsa, kaybetmekten de
korkmazsın.
onlarsız da yaşayabilirmişsin gibi davranacaksın.
çok eşyan olmayacak mesela evinde.
paldır küldür yürüyebileceksin.
ille de bir şeyleri sahipleneceksen,
çatıların gökyüzüyle birleştiği yerleri sahipleneceksin.
gökyüzünü sahipleneceksin,
güneşi, ayı, yıldızları...
mesela kuzey yıldızı, senin yıldızın olacak.
"o benim." diyeceksin.
mutlaka sana ait olmasın istiyorsan bir şeylerin...
mesela gökkuşağı senin olacak.
ille de bir şeye ait olacaksan, renklere ait
olacaksın.
mesela turuncuya, ya da pembeye.
ya da cennete ait olacaksın.
çok sahiplenmeden, çok ait olmadan yaşayacaksın.
hem her an avuçlarından kayıp gidecekmiş gibi,
hem de hep senin kalacakmış gibi hayat.
ilişik yaşayacaksın. ucundan tutarak...
(bkz: can yücel)
can yücel'in o güzel dizeleri bizi güzel bir düşündürüyor..
"o olmazsa yaşayamam." demeyeceksin.
demeyeceksin işte.
yaşarsın çünkü.
öyle beylik laflar etmeye gerek yok ki.
çok sevmeyeceksin mesela. o daha az severse kırılırsın.
ve zaten genellikle o daha az sever seni,
senin onu sevdiğinden.
çok sevmezsen, çok acımazsın.
çok sahiplenmeyince, çok ait de olmazsın hem.
hatta elini ayağını bile çok sahiplenmeyeceksin.
senin değillermiş gibi davranacaksın.
hem hiçbir şeyin olmazsa, kaybetmekten de
korkmazsın.
onlarsız da yaşayabilirmişsin gibi davranacaksın.
çok eşyan olmayacak mesela evinde.
paldır küldür yürüyebileceksin.
ille de bir şeyleri sahipleneceksen,
çatıların gökyüzüyle birleştiği yerleri sahipleneceksin.
gökyüzünü sahipleneceksin,
güneşi, ayı, yıldızları...
mesela kuzey yıldızı, senin yıldızın olacak.
"o benim." diyeceksin.
mutlaka sana ait olmasın istiyorsan bir şeylerin...
mesela gökkuşağı senin olacak.
ille de bir şeye ait olacaksan, renklere ait
olacaksın.
mesela turuncuya, ya da pembeye.
ya da cennete ait olacaksın.
çok sahiplenmeden, çok ait olmadan yaşayacaksın.
hem her an avuçlarından kayıp gidecekmiş gibi,
hem de hep senin kalacakmış gibi hayat.
ilişik yaşayacaksın. ucundan tutarak...
(bkz: can yücel)
can yücel'in o güzel dizeleri bizi güzel bir düşündürüyor..
devamını gör...
11.
#1178164
çok fazla olasılık var
hepsinde de birer boşluk.
tıpkı rüyadan uyanmak gibiydi gidişin
bir vardı, bir yok oluş.
quo fata ferunt
çok fazla olasılık var
hepsinde de birer boşluk.
tıpkı rüyadan uyanmak gibiydi gidişin
bir vardı, bir yok oluş.
quo fata ferunt
devamını gör...
12.
devamını gör...
13.
şimdi saat sensizin ertesi
yıldız dolmuş gökyüzü ayaydın
avutulmuş çocuklar çoktan sustu
bir ben kaldım bir ben kaldım
tenhasında gecenin avutulmamış ben
şimdi gözlerime ağlamayı öğrettin ki bu yaşlar
utangaç boynunun kolyesi olsun
buda benim sana buda benim sana ayrılırken hediyem olsun
soytarılık etmeden güldürebilmek seni
ekmek çalmadan
doyurabilmek ve haksızlık etmeden doğan güneşe bütün
aydınlıları içine süzebilmek gibi mülteci isteklerim oldu
arasıra biliyorsun
şimdi iyi niyetlerimi bir bir
yargılayıp asıyorum
bu son olsun bu son olsun
şimdi saat yokluğun belası
sensiz gelen sabaha günaydın
işi gücü olanlar çoktan gittiler
bir ben kaldım bir ben kaldım
voltasında gecenin hiç uyumamış ben
şimdi gözlerime ağlamayı öğrettin ki bu yaşlar
utangaç boynunun kolyesi olsun
buda benim sana buda benim sana ayrılırken hediyem olsun
kafamı duvara vurmadan tanıyabilmek seni
beyninin içindekileri anlayabilmek ve yitirmeden yüzündeki
anlık
tebessümü
bütün saatleri öylece dondurabilmek için
çıldırasıya parladım kendimi lanet olsun
artık sigarayı üç pakete çıkardım günde
olsun güzelim olsun ne olacaksa olsun
yusuf hayaloğlu
yıldız dolmuş gökyüzü ayaydın
avutulmuş çocuklar çoktan sustu
bir ben kaldım bir ben kaldım
tenhasında gecenin avutulmamış ben
şimdi gözlerime ağlamayı öğrettin ki bu yaşlar
utangaç boynunun kolyesi olsun
buda benim sana buda benim sana ayrılırken hediyem olsun
soytarılık etmeden güldürebilmek seni
ekmek çalmadan
doyurabilmek ve haksızlık etmeden doğan güneşe bütün
aydınlıları içine süzebilmek gibi mülteci isteklerim oldu
arasıra biliyorsun
şimdi iyi niyetlerimi bir bir
yargılayıp asıyorum
bu son olsun bu son olsun
şimdi saat yokluğun belası
sensiz gelen sabaha günaydın
işi gücü olanlar çoktan gittiler
bir ben kaldım bir ben kaldım
voltasında gecenin hiç uyumamış ben
şimdi gözlerime ağlamayı öğrettin ki bu yaşlar
utangaç boynunun kolyesi olsun
buda benim sana buda benim sana ayrılırken hediyem olsun
kafamı duvara vurmadan tanıyabilmek seni
beyninin içindekileri anlayabilmek ve yitirmeden yüzündeki
anlık
tebessümü
bütün saatleri öylece dondurabilmek için
çıldırasıya parladım kendimi lanet olsun
artık sigarayı üç pakete çıkardım günde
olsun güzelim olsun ne olacaksa olsun
yusuf hayaloğlu
devamını gör...
14.
ismet özel'in şiirleri.
devamını gör...
15.
sen bana bakma,
ben senin baktığın yerde olurum.
ben senin baktığın yerde olurum.
devamını gör...
16.
ne içindeyim zamanın ne de büsbütün dışında.
"ahmet hamdi tanpınar"
"ahmet hamdi tanpınar"
devamını gör...
17.
kahrettim her şeye o gün
babanın şarap çanağına
gogen'e
kadere
sana, bana
bir de gittiğin arabanın tekerine...
ihsan yüce/ ekmek şarap, sen ve ben/
babanın şarap çanağına
gogen'e
kadere
sana, bana
bir de gittiğin arabanın tekerine...
ihsan yüce/ ekmek şarap, sen ve ben/
devamını gör...
18.
ali lidar/ dağınık sicim.
eve dönen sigortasız bir travesti kadar yorgunum
beni al, yont yoğur, sar sarmala
alakası olmayan parçalara bölündüm
tamamla..
eve dönen sigortasız bir travesti kadar yorgunum
beni al, yont yoğur, sar sarmala
alakası olmayan parçalara bölündüm
tamamla..
devamını gör...
19.
ve başlar sıkıntısı kuralsız bir çelişkinin
bir sevişmenin sancısı doldurur boşlukları
ve tutku aç bir güve gibi kemirirken sevdayı
dölün pasıyla bulanırken sevginin beyazlığı
ah şimdi kim inandırabilir bu eski çocuğa
aşkın ve dostluğun varlığını
bir gün ansızın yiter dostlar ve sevgililer
etin ve kemiğin sıcaklığıyla solar sevdalar
işte o gün her şey ölür
bir sevişmenin sancısı doldurur boşlukları
ve tutku aç bir güve gibi kemirirken sevdayı
dölün pasıyla bulanırken sevginin beyazlığı
ah şimdi kim inandırabilir bu eski çocuğa
aşkın ve dostluğun varlığını
bir gün ansızın yiter dostlar ve sevgililer
etin ve kemiğin sıcaklığıyla solar sevdalar
işte o gün her şey ölür
devamını gör...
20.
bu dünyaya ait her yanlışa meraklı
yanılgılar üretiyor uzlaşmazlığından
kendini çok dağıtmış herkesten alacaklı
uykuları kilitli koyu baş ağrısından
atilla ilhan, soğuk bir intihar
beynime bir sarkaç gibi vuruyor sorular
neresinde yanıldık biz bu yaşamın?
hangi el bozdu büyüyü, hangi yazı
acılara hüküm verdi, soldan sağa taşarak?
kalbimde yıllardır kabuk bağladı yaralar
ödüm kopuyor, bir gün hepsi birden kanamaya başlayacak diye
yenilmeyeceğim, boyun eğmeyeceğim hiçbir şeye
hep direnen bir yanım kalacak
adımın soluk izi, acının seyir defterinde.
ahmet erhan gülşiir
bütün derinlikler sığ
sözcüklerin hepsi iğreti
değişen bir şey yok hiç
ölüm hariç.
aynı gökyüzü aynı keder.
behçet aysan, bir eflatun ölüm
efsanelerden kovulduk
kan ve demir kelimeleri söyleyince
elbiseler içindeyiz, şehrin içinde
önümüz iliklenmiş, ayakkaplarımız bağlı
kimsenin uykusunun fesleğen koktuğu yok
altıkırkbeşte vapur ve sancı geç saatlerde
eski savaşçılar vesair geçmiyor bulutlardan
çiçek alıp eve götürüyoruz
bunun bir delilik olduğunu bile bile
ismet özel, tahrik
yoruldum
değiştirmekten kanını yüreğimin
hergün yeniden başlayan
çığırtkan bir şarkıyı söylemekten
hergün
yeni bir şarkı bestelemekten
arkadaş zekai özger, sığıntı kuşu
hangi kavşakta dursam çatallı bir acıyım.
dağınık bir toy yeri, emanet bir elbise, bir ince kopuz sesi.
yok yerlere yön oldum; her hayrata okuttum bu şaşkın kitabeyi
ki çözülsün insanların insanlara dokunduğu sınırda neden ellerim çolak
ali ayçil, hem yaralı hem yakını bir yaralının
dilce susup
bedence konuşulan bir çağda
biliyorum kolay anlaşılmayacak
kanatları kara fücur çiçekleri açmış olan dünyanın
yanık yağda boğulan yapıların arasında
delirmek hakkını elde bulundurmak
ismet özel, amentu
hayatım bir mutsuzluk inşaatıydı pollyanna
çimento, demir, çamur…
duvarlarımı şiir ve türkü söyleyerek sıvardım.
en üst kattan düşerdim her gün
esmer bir işçi gibi dilini bilmediğim bir dünyaya
didem madak, polyannaya son mektup
ve daha yüzlercesi,, hemen her şiirin en az bir cümlesi insanın kabuk bağlamış bir yarasını sıyırır.
yanılgılar üretiyor uzlaşmazlığından
kendini çok dağıtmış herkesten alacaklı
uykuları kilitli koyu baş ağrısından
atilla ilhan, soğuk bir intihar
beynime bir sarkaç gibi vuruyor sorular
neresinde yanıldık biz bu yaşamın?
hangi el bozdu büyüyü, hangi yazı
acılara hüküm verdi, soldan sağa taşarak?
kalbimde yıllardır kabuk bağladı yaralar
ödüm kopuyor, bir gün hepsi birden kanamaya başlayacak diye
yenilmeyeceğim, boyun eğmeyeceğim hiçbir şeye
hep direnen bir yanım kalacak
adımın soluk izi, acının seyir defterinde.
ahmet erhan gülşiir
bütün derinlikler sığ
sözcüklerin hepsi iğreti
değişen bir şey yok hiç
ölüm hariç.
aynı gökyüzü aynı keder.
behçet aysan, bir eflatun ölüm
efsanelerden kovulduk
kan ve demir kelimeleri söyleyince
elbiseler içindeyiz, şehrin içinde
önümüz iliklenmiş, ayakkaplarımız bağlı
kimsenin uykusunun fesleğen koktuğu yok
altıkırkbeşte vapur ve sancı geç saatlerde
eski savaşçılar vesair geçmiyor bulutlardan
çiçek alıp eve götürüyoruz
bunun bir delilik olduğunu bile bile
ismet özel, tahrik
yoruldum
değiştirmekten kanını yüreğimin
hergün yeniden başlayan
çığırtkan bir şarkıyı söylemekten
hergün
yeni bir şarkı bestelemekten
arkadaş zekai özger, sığıntı kuşu
hangi kavşakta dursam çatallı bir acıyım.
dağınık bir toy yeri, emanet bir elbise, bir ince kopuz sesi.
yok yerlere yön oldum; her hayrata okuttum bu şaşkın kitabeyi
ki çözülsün insanların insanlara dokunduğu sınırda neden ellerim çolak
ali ayçil, hem yaralı hem yakını bir yaralının
dilce susup
bedence konuşulan bir çağda
biliyorum kolay anlaşılmayacak
kanatları kara fücur çiçekleri açmış olan dünyanın
yanık yağda boğulan yapıların arasında
delirmek hakkını elde bulundurmak
ismet özel, amentu
hayatım bir mutsuzluk inşaatıydı pollyanna
çimento, demir, çamur…
duvarlarımı şiir ve türkü söyleyerek sıvardım.
en üst kattan düşerdim her gün
esmer bir işçi gibi dilini bilmediğim bir dünyaya
didem madak, polyannaya son mektup
ve daha yüzlercesi,, hemen her şiirin en az bir cümlesi insanın kabuk bağlamış bir yarasını sıyırır.
devamını gör...
