1.
adı emile durkheim'dir. toplumbilimcidir yani sosyologtur.
devamını gör...
2.
sosyoloji adını taşıyan disiplini icat eden kişidir. eğitimini 2. öğretim öğrencisi olarak “15 temmuz şehitler kampüsü üniversitesi”nde tamamlamıştır. akit tv’de her pazar yayınlanan “büyük oyunu görmek” ve “soros destekli otpor” isimli programların sunucusudur aynı zamanda.
devamını gör...
3.
toplumsal hukuk, din sosyolojisi, ahlak, intihar gibi konularda çalışmaları olan ve sosyoloji biliminin kurucusu sayılan teorisyendir. ayrıca 20. yüzyıl başlarında emile durkheim, paris'te bulunan köklü tarihe sahip sorbonne üniversitenin eğitimbilimleri bölümünün baş profesörü ünvanına sahip olmuştur.
devamını gör...
4.
fransız sosyologtur. sosyolojinin kurucularından sayılır. sosyolojinin tanınması aşmasında katkıları çok büyüktür.
devamını gör...
5.
sosyal düzenin temellerini ve endüstrileşmenin geleneksel toplum ve ahlak düzeni üzerindeki etkilerini incelemiş ve sosyoloji'yi bir akademik disiplin haline getirmiştir. sosyoloji'nin bir bilim olarak incelenmesi için pozitivizm'i incelediği sosyolojik yönetim kuralları adlı kitabı bulunmaktadır.
devamını gör...
6.
sosyoloji'nin babalarından birisidir. harbi babadır ama.
diğer babalardan daha babadır. (weber ve marx.)
intihar, din gibi toplumun çekirdeğini en derinden ilgilendiren konularına da ilk değinen sosyologların da başında gelir.
intihar adlı kitabında bunlara daha detaylı değinen durkheim, intihar'ı 4 kısımda incelemiştir.
egoist (bencil) intihar:
bireyin toplumsal çevresi ile bütünleşememesi sonucu oluşan intihardır. bir anlamda bireyin toplumsal bağının zayıflaması ya da kopması, intihar eğilimini artırmaktadır. örneğin katolik kilisesi mensupları toplumla daha bütünleşmiş oldukları için, intihar eğilimlerinin de az olduğunu iddia eder. öte yandan bireyciliğin daha yüksek olduğu protestanlıkta, birey ile toplum arasındaki bağ daha zayıftır. dolayısıyla bu durum, protestanlar arasında egoist (bencil) intihar oranlarının artışına yola açmaktadır.
öte yandan yahudiler, tarih boyunca çok fazla dış baskıyla karşı karşıya kaldıkları için, diğer dini gruplara göre kendi aralarında daha çok bütünleşmişlerdir. bu durum, durkheim’a göre yahudiler arasında, intihar oranlarının düşmesine yol açmaktadır.
durkheim, aile bağlarının zayıflamasının, egoist intihar oranlarını artırdığını ileri sürmektedir. aile bağlarının güçlülüğü ölçüsünde, intihar eğilimi zayıflamaktadır. o’na göre, burada asıl belirleyici, aile üyelerinin kişilik özelikleri değil, aile bağlarının gücüdür. bu sebeple bekarların egoist intihar eğilimleri, evlilere göre daha yüksektir.
altruist (elcil) intihar:
bu intihar türü egoist intiharın zıddıdır. kişinin toplumla bağının çok güçlü olmasından kaynaklanır. burada birey, grup kuralları ve normları gereği intihar etmektedir. örneğin, hint kastlarında dul kalan kadının, kendisini cenaze ateşinde yakmasının beklenildiği ifade edilir.
durheim’a göre, sadakat kavramına büyük önem veren askerler arasında, intihar oranları, sivillere göre daha yüksektir. yine japon ailelerin aralarındaki bağlar son derece sıkıdır ve japonya’da intihar oranı, halâ diğer toplumlardan daha fazladır. durkheim, aşırı bireyciliğin de, aşırı toplumculuğun (ya da topluma bağlılığın) da intihar oranlarını artırdığını ileri sürmüştür. grup bireyden daha önemli hale gelince, bireyler, kendi hayatlarından çok daha kolay bir biçimde özveride bulunabilmektedirler. japonlar arasındaki hara kiri geleneği altruist intiharın bir başka örneğini oluşturmaktadır.
anomik (kuralsızlık) intiharı:
durkheim için anomik intihar, toplumdaki normların çözülmesinden kaynaklanan bir intihar türüdür. özellikle ekonomik kriz dönemlerinde, toplumu bir arada tutan kurallar (normlar) çözülür. insanların davranışlarında kullanabilecekleri ölçüt bulmaları güçleşir. nitekim kriz dönemlerinde intihar oranlarının ani yükselişine tanık olunur. bireyin yaşamındaki olumlu veya olumsuz bir kesinti, son derece streslidir. istikrarlı bir toplumda insanlar aşağı yukarı neler olabileceğini kestirir ve beklentilerini de ona göre ayarlar. ekonomik düzendeki olumlu veya olumsuz ani bir değişiklik sınırları ortadan kaldırır. iyi ve kötünün ne olduğu konusundaki standartlar muğlaklaşır ve geleneksel davranış kalıpları yol gösterici olmaktan çıkar. başarı ve başarısızlık arasındaki hat, bulanıklaşır. yine boşanmaların yüksek ya da kolay olduğu ülkelerde, anomik intihar oranının yüksek olduğu ifade edilmektedir.
fatalist (kaderci) intihar:
bu intihar türünü durkheim, net olarak ortaya koymamıştır. anomik intiharın zıddıdır; bireyin üzerinde baskı yapan kuralların katılığından kaynaklanır. durkheim buna köleleri örnek verir. ancak bu intihar türünü durkheim, sadece bir dipnot olarak açıklamıştır.
bir intihar olayı, birden fazla intihar türüyle benzeşebilir. örneğin, durkheim, insanlar boşandıklarında, egoizmin ve anominin birlikte yer aldığını ifade etmektedir. özetle ifade etmek gerekirse durkheim, üç ana intihar türünü belirmiş ve bunların temelindeki sosyolojik faktörleri ortaya koymaya çalışmıştır. birey ve toplum ilişkisinde toplumun belirleyiciliğini savunanlar açısından durkheim’ın bu çalışması son derece önemlidir.
öte yandan günümüzde konuya “birey mi toplumu, toplum mu bireyi belirliyor” gibi, dar bir deterministik ilişki içinde bakmak yerine, bunu karşılıklı etkileşim süreci olarak düşünmek daha doğrudur.
gerçekte sosyolojik araştırmaların büyük bir çoğunluğu, bireylerin gözlenmesini ve konuşulmasını kapsamaktadır. sosyolojik bakış, toplum ve birey arasında tek yönlü değil, çift yönlü düşünmektir. bireyler eylemleriyle toplumları yaratırlar, fakat açıkça bireyler de toplumlar tarafından yaratılırlar. yani birey kavramı toplumsal olarak inşa edilmiştir.
diğer babalardan daha babadır. (weber ve marx.)
intihar, din gibi toplumun çekirdeğini en derinden ilgilendiren konularına da ilk değinen sosyologların da başında gelir.
intihar adlı kitabında bunlara daha detaylı değinen durkheim, intihar'ı 4 kısımda incelemiştir.
egoist (bencil) intihar:
bireyin toplumsal çevresi ile bütünleşememesi sonucu oluşan intihardır. bir anlamda bireyin toplumsal bağının zayıflaması ya da kopması, intihar eğilimini artırmaktadır. örneğin katolik kilisesi mensupları toplumla daha bütünleşmiş oldukları için, intihar eğilimlerinin de az olduğunu iddia eder. öte yandan bireyciliğin daha yüksek olduğu protestanlıkta, birey ile toplum arasındaki bağ daha zayıftır. dolayısıyla bu durum, protestanlar arasında egoist (bencil) intihar oranlarının artışına yola açmaktadır.
öte yandan yahudiler, tarih boyunca çok fazla dış baskıyla karşı karşıya kaldıkları için, diğer dini gruplara göre kendi aralarında daha çok bütünleşmişlerdir. bu durum, durkheim’a göre yahudiler arasında, intihar oranlarının düşmesine yol açmaktadır.
durkheim, aile bağlarının zayıflamasının, egoist intihar oranlarını artırdığını ileri sürmektedir. aile bağlarının güçlülüğü ölçüsünde, intihar eğilimi zayıflamaktadır. o’na göre, burada asıl belirleyici, aile üyelerinin kişilik özelikleri değil, aile bağlarının gücüdür. bu sebeple bekarların egoist intihar eğilimleri, evlilere göre daha yüksektir.
altruist (elcil) intihar:
bu intihar türü egoist intiharın zıddıdır. kişinin toplumla bağının çok güçlü olmasından kaynaklanır. burada birey, grup kuralları ve normları gereği intihar etmektedir. örneğin, hint kastlarında dul kalan kadının, kendisini cenaze ateşinde yakmasının beklenildiği ifade edilir.
durheim’a göre, sadakat kavramına büyük önem veren askerler arasında, intihar oranları, sivillere göre daha yüksektir. yine japon ailelerin aralarındaki bağlar son derece sıkıdır ve japonya’da intihar oranı, halâ diğer toplumlardan daha fazladır. durkheim, aşırı bireyciliğin de, aşırı toplumculuğun (ya da topluma bağlılığın) da intihar oranlarını artırdığını ileri sürmüştür. grup bireyden daha önemli hale gelince, bireyler, kendi hayatlarından çok daha kolay bir biçimde özveride bulunabilmektedirler. japonlar arasındaki hara kiri geleneği altruist intiharın bir başka örneğini oluşturmaktadır.
anomik (kuralsızlık) intiharı:
durkheim için anomik intihar, toplumdaki normların çözülmesinden kaynaklanan bir intihar türüdür. özellikle ekonomik kriz dönemlerinde, toplumu bir arada tutan kurallar (normlar) çözülür. insanların davranışlarında kullanabilecekleri ölçüt bulmaları güçleşir. nitekim kriz dönemlerinde intihar oranlarının ani yükselişine tanık olunur. bireyin yaşamındaki olumlu veya olumsuz bir kesinti, son derece streslidir. istikrarlı bir toplumda insanlar aşağı yukarı neler olabileceğini kestirir ve beklentilerini de ona göre ayarlar. ekonomik düzendeki olumlu veya olumsuz ani bir değişiklik sınırları ortadan kaldırır. iyi ve kötünün ne olduğu konusundaki standartlar muğlaklaşır ve geleneksel davranış kalıpları yol gösterici olmaktan çıkar. başarı ve başarısızlık arasındaki hat, bulanıklaşır. yine boşanmaların yüksek ya da kolay olduğu ülkelerde, anomik intihar oranının yüksek olduğu ifade edilmektedir.
fatalist (kaderci) intihar:
bu intihar türünü durkheim, net olarak ortaya koymamıştır. anomik intiharın zıddıdır; bireyin üzerinde baskı yapan kuralların katılığından kaynaklanır. durkheim buna köleleri örnek verir. ancak bu intihar türünü durkheim, sadece bir dipnot olarak açıklamıştır.
bir intihar olayı, birden fazla intihar türüyle benzeşebilir. örneğin, durkheim, insanlar boşandıklarında, egoizmin ve anominin birlikte yer aldığını ifade etmektedir. özetle ifade etmek gerekirse durkheim, üç ana intihar türünü belirmiş ve bunların temelindeki sosyolojik faktörleri ortaya koymaya çalışmıştır. birey ve toplum ilişkisinde toplumun belirleyiciliğini savunanlar açısından durkheim’ın bu çalışması son derece önemlidir.
öte yandan günümüzde konuya “birey mi toplumu, toplum mu bireyi belirliyor” gibi, dar bir deterministik ilişki içinde bakmak yerine, bunu karşılıklı etkileşim süreci olarak düşünmek daha doğrudur.
gerçekte sosyolojik araştırmaların büyük bir çoğunluğu, bireylerin gözlenmesini ve konuşulmasını kapsamaktadır. sosyolojik bakış, toplum ve birey arasında tek yönlü değil, çift yönlü düşünmektir. bireyler eylemleriyle toplumları yaratırlar, fakat açıkça bireyler de toplumlar tarafından yaratılırlar. yani birey kavramı toplumsal olarak inşa edilmiştir.
devamını gör...
7.
iğrenç esprilere maruz kalmıştı ünivde hocam...
emil dur bir kayayım...offfffffff
emil dur bir kayayım...offfffffff
devamını gör...
8.
sosyolojinin kurucularından biri kabul edilen fransız yazar ve sosyolog olarak tanınır;
1858/ 1917 yılları arasında yaşayan yazarın en önemli eseri intihar (emile durkheim) adlı eserdir.

hüzün verme özelliği nesnelerin ve hâdiselerin içinde bulunmaz.
o bize ait düşüncelerin ürünüdür.
1858/ 1917 yılları arasında yaşayan yazarın en önemli eseri intihar (emile durkheim) adlı eserdir.

hüzün verme özelliği nesnelerin ve hâdiselerin içinde bulunmaz.
o bize ait düşüncelerin ürünüdür.
devamını gör...
9.
günümüz ve klasik sosyolojil bilimine damgasını vurmuş birkaç sosyologdan bir tanesidir.
émile durkheim, 15 nisan 1858 ila 15 kasım 1917 yılları arasında yaşamış olan ve ampirik araştırmayı sosyolojik teoriyle birleştiren güçlü bir sosyal bilim metodolojisi geliştiren fransız sosyal bilimci, sosyolog ve filozoftur.
emile durkheim, yahudi kökenli fransız’dır. durkheim modern sosyolojinin kurucularından birisi olarak kabul edilmektedir. ayrıca fransız sosyoloji okulunun da kurucusudur.
fransız sosyolog durkheim, 15 nisan 1858’de fransa’nın almanya sınırında bulunan lorraine bölgesinde, épinal şehrinde dünyaya gelmiştir. ailesinin uzun bir geçmişi olan hahamlar soyundan gelmesi ve babasının da bir haham olması sebebiyle erken yaşlarında aile geleneğini sürdürmek üzere haham olmak için ibranice öğrenmiş, eski ahit ve talmut üzerine çalışmalar yapmıştır. bu arada seküler bir eğitim de almıştır.
ergenlik çağında kısa bir süre katolik inancına ilgi duymuş; fakat çok geçmeden tüm dini bağları reddederek agnostik bir tutum sergilemiştir. agnostisizm, durkheim’ın ilerideki sosyolojik incelemelerine de yansıyacaktır.
bu bağlamda dinsel fenomenleri anlama çabasından dolayı durkheim, din sosyolojisine özel bir önem atfetmiş, bu alanda yazdığı birçok makalenin yanı sıra din sosyolojisinin kurucu metinleri arasında yer alan “dinsel yaşamın ilkel biçimleri” adlı eseri hazırlamıştır.
émile durkheim kişisel olarak sürdürdüğü dinsel eğitiminin yanı sıra épinal koleji’nin de başarılı bir öğrencisiydi. kolejdeki (ortaokul) başarısının neticesi olarak fransa’nın en iyi liselerinden biri olan paris’teki louis-le-grand lisesine kabul edildi. burada, fransa’nın entelektüel seçkinlerinin geleneksel eğitim kurumu olan son derece itibarlı école normale supérieure’ün giriş sınavlarına hazırlandı ve 1879’da başarılı bir sonuç aldı.
durkheim, birinci cumhuriyet (1792-1804) döneminde kurulan (1794) ve üçüncü cumhuriyetin (1870-1940) öncü entelektüel ve siyasi figürlerini yetiştiren école normale supérieure’de, filozof henri bergson, maurice blondel, sosyalist düşünür jean jaurès gibi dönemin önde gelen entelektüelleriyle aynı sıralarda eğitim gördü.
durkheım’ın sosyolojisi
émile durkheim’ın akademik anlamda ilk sosyolog olduğunu söylemek yanlış olmaz. bunun nedeni, diğer düşünürlerden farklı olarak durkheim’ın sosyolojinin üniversitede meşru ve bağımsız bir disiplin olarak kabul görmesi için mücadele vermiş olmasıdır. nitekim durkheim’ın çabaları, 1913’te sorbonne üniversitesinde müstakil bir sosyoloji kürsüsünün kurulmasıyla sonuçlanmıştır. böylece sosyoloji, üniversitede özerk bir disiplin olarak tanınmıştır.
émile durkheim
émile durkheim heykeli
durkheim toplumbilimi kendi olgularını kendi ön dayanaklarıyla işleyen bir bilim durumuna getirdi. auguste comte’un fiziği, herbert spencer’in biyolojiyi örnek alıp inceledikleri toplumsal olaylar ona göre yalnız kendi türünden olaylarla açıklanabilir, toplumsal olay bireye bağlı ve bireyle başlayıp biten bir süreç değildir.
toplumsal olay bireyi aşkındır, birey ona katılır. her birey için toplumsal olaya katılmak kaçınılmaz bir zorunluluktur. çünkü toplumsal olaylar; genel zorunlu bireyi ve bireyler arası ilişkileri belirleyen din, ekonomi, hukuk, ahlâk, siyaset, bilim ve sanat türünden olaylardır.
durkheim bireyi bireyselliği toplum içinde tümüyle eritmez. insanın kendine özgü bireyliğini ve topluma özgü toplumsallığını saptar. insan genel doğruları hazırca, tartışıp araştırmadan toplumdan alır. bu doğrular: bireyin, kendisi, başkaları, insanlar arası ilişkiler, doğa, evren olguları üzerine yargılarına temel dayanak olur.
toplum bir başka yanıyla da insana ilişkin her kurumun temeli olup doğal bir bileşimdir. kurumlar örneğin din ve tanrı anlayışı da topluma bağlıdır ve onunla birlikte gelişip evrimleşir.
durkheim bilgi anlayışında toplumun görüşünü örnek alır. bilgide en genel kavramlar tek tek şeylerin tümünden bağımsız olmayıp tersine onlara uygulanabilen, topluma ilişkin kavramlar olduklarından en geçerli kavramlardır. bunların mutlak, öncesiz sonrasızca doğru ve kesin kavramlar oldukları da söylenemez. bilginin temel taşları olan genel kavramlar toplumla birlikte zaman ve uzam bağlamında değişip gelişen kavramlardır.
din sosyolojisi ile ciddi olarak ilgilenen durkheim’in eserlerinin bir kısmı türkçeye çevrilmiştir.
durkheim, comte’un takipçisidir. toplumu, tanrı yerine koymuştur. burada kasıt inançlı bir kimse davranışlarda bulunurken tanrı’sını nasıl gözetirse birey’inde davranışlarda bulunurken toplumu aynı şekilde gözettiğidir.
émile durkheim, 15 nisan 1858 ila 15 kasım 1917 yılları arasında yaşamış olan ve ampirik araştırmayı sosyolojik teoriyle birleştiren güçlü bir sosyal bilim metodolojisi geliştiren fransız sosyal bilimci, sosyolog ve filozoftur.
emile durkheim, yahudi kökenli fransız’dır. durkheim modern sosyolojinin kurucularından birisi olarak kabul edilmektedir. ayrıca fransız sosyoloji okulunun da kurucusudur.
fransız sosyolog durkheim, 15 nisan 1858’de fransa’nın almanya sınırında bulunan lorraine bölgesinde, épinal şehrinde dünyaya gelmiştir. ailesinin uzun bir geçmişi olan hahamlar soyundan gelmesi ve babasının da bir haham olması sebebiyle erken yaşlarında aile geleneğini sürdürmek üzere haham olmak için ibranice öğrenmiş, eski ahit ve talmut üzerine çalışmalar yapmıştır. bu arada seküler bir eğitim de almıştır.
ergenlik çağında kısa bir süre katolik inancına ilgi duymuş; fakat çok geçmeden tüm dini bağları reddederek agnostik bir tutum sergilemiştir. agnostisizm, durkheim’ın ilerideki sosyolojik incelemelerine de yansıyacaktır.
bu bağlamda dinsel fenomenleri anlama çabasından dolayı durkheim, din sosyolojisine özel bir önem atfetmiş, bu alanda yazdığı birçok makalenin yanı sıra din sosyolojisinin kurucu metinleri arasında yer alan “dinsel yaşamın ilkel biçimleri” adlı eseri hazırlamıştır.
émile durkheim kişisel olarak sürdürdüğü dinsel eğitiminin yanı sıra épinal koleji’nin de başarılı bir öğrencisiydi. kolejdeki (ortaokul) başarısının neticesi olarak fransa’nın en iyi liselerinden biri olan paris’teki louis-le-grand lisesine kabul edildi. burada, fransa’nın entelektüel seçkinlerinin geleneksel eğitim kurumu olan son derece itibarlı école normale supérieure’ün giriş sınavlarına hazırlandı ve 1879’da başarılı bir sonuç aldı.
durkheim, birinci cumhuriyet (1792-1804) döneminde kurulan (1794) ve üçüncü cumhuriyetin (1870-1940) öncü entelektüel ve siyasi figürlerini yetiştiren école normale supérieure’de, filozof henri bergson, maurice blondel, sosyalist düşünür jean jaurès gibi dönemin önde gelen entelektüelleriyle aynı sıralarda eğitim gördü.
durkheım’ın sosyolojisi
émile durkheim’ın akademik anlamda ilk sosyolog olduğunu söylemek yanlış olmaz. bunun nedeni, diğer düşünürlerden farklı olarak durkheim’ın sosyolojinin üniversitede meşru ve bağımsız bir disiplin olarak kabul görmesi için mücadele vermiş olmasıdır. nitekim durkheim’ın çabaları, 1913’te sorbonne üniversitesinde müstakil bir sosyoloji kürsüsünün kurulmasıyla sonuçlanmıştır. böylece sosyoloji, üniversitede özerk bir disiplin olarak tanınmıştır.
émile durkheim
émile durkheim heykeli
durkheim toplumbilimi kendi olgularını kendi ön dayanaklarıyla işleyen bir bilim durumuna getirdi. auguste comte’un fiziği, herbert spencer’in biyolojiyi örnek alıp inceledikleri toplumsal olaylar ona göre yalnız kendi türünden olaylarla açıklanabilir, toplumsal olay bireye bağlı ve bireyle başlayıp biten bir süreç değildir.
toplumsal olay bireyi aşkındır, birey ona katılır. her birey için toplumsal olaya katılmak kaçınılmaz bir zorunluluktur. çünkü toplumsal olaylar; genel zorunlu bireyi ve bireyler arası ilişkileri belirleyen din, ekonomi, hukuk, ahlâk, siyaset, bilim ve sanat türünden olaylardır.
durkheim bireyi bireyselliği toplum içinde tümüyle eritmez. insanın kendine özgü bireyliğini ve topluma özgü toplumsallığını saptar. insan genel doğruları hazırca, tartışıp araştırmadan toplumdan alır. bu doğrular: bireyin, kendisi, başkaları, insanlar arası ilişkiler, doğa, evren olguları üzerine yargılarına temel dayanak olur.
toplum bir başka yanıyla da insana ilişkin her kurumun temeli olup doğal bir bileşimdir. kurumlar örneğin din ve tanrı anlayışı da topluma bağlıdır ve onunla birlikte gelişip evrimleşir.
durkheim bilgi anlayışında toplumun görüşünü örnek alır. bilgide en genel kavramlar tek tek şeylerin tümünden bağımsız olmayıp tersine onlara uygulanabilen, topluma ilişkin kavramlar olduklarından en geçerli kavramlardır. bunların mutlak, öncesiz sonrasızca doğru ve kesin kavramlar oldukları da söylenemez. bilginin temel taşları olan genel kavramlar toplumla birlikte zaman ve uzam bağlamında değişip gelişen kavramlardır.
din sosyolojisi ile ciddi olarak ilgilenen durkheim’in eserlerinin bir kısmı türkçeye çevrilmiştir.
durkheim, comte’un takipçisidir. toplumu, tanrı yerine koymuştur. burada kasıt inançlı bir kimse davranışlarda bulunurken tanrı’sını nasıl gözetirse birey’inde davranışlarda bulunurken toplumu aynı şekilde gözettiğidir.
devamını gör...