dostum, arkadaşım, kader yoldaşım, şanslı(!) çocuk. insanlar genelde onun hikâyesini pek bilmezler. bilmelerine de gerek yoktur. zira çocuk işçilerin ve emekçilerin hikayelerinin bilinmesi için ekstrem durumlar oluşması gerekir. yoksa o küçük bedenleriyle, vücutları yağ tulumu olmuş, vicdanları pas tutmuş para babalarının getirini götürünü yapmaları önemsenmez. hayatın olağan akışına uygundur tüm bunlar. öyle olması gerekir. zira sistem dediğiniz şey tam olarak böyle kurgulanmıştır. ideal olanı söyler ancak onun dışına çıkılan durumlarda üç maymunu oynar. kimi zaman muz kabuğuna basıp ayağı kaysa da durumu çabuk toparlar. çocuk hakları dediğiniz kavramda zaten egemenlerin cevaz verdiği noktaya kadardır. muz kabuğuna basıp, ayakları kaymadıkça durumu gayet güzel idare ederler. tıpkı insan hakları meselesinde olduğu gibi. modern köleliğin hukuki metinlerini kaleme almak sıçanı incelikle yemek gibi bir şey. insanoğlu artık res mancipi mal sayılmasa da ex persona domini * halen mevcut. sadece modern dünyada bunun için herhangi bir hukuki muameleye ihtiyaç yok. kapitalizm dediğimiz şey bu gereksinimleri ziyadesi ile karşılıyor. neyse zaten mevzumuz bu değil. yeri geldi yazıvereyim dedim. böyle ara ara zırvalama hakkımı kullanıyorum. malum zırvalamak temel insan haklarından bir tanesi. belki de değildir, bilemiyorum, işin o kısmı da karışık...

ne yapıp edip konuyu werner'e bağlamam lazım. çocukluğumuz birlikte geçti. zor zamanlardı. naziler henüz yeni yeni almanya'da borularını öttürmeye başlamışlardı. tabi o zamanlar bu borunun, israfil'in sûr'a üflemesi gibi bir etki doğuracağını kimse bilmiyordu. allah'tan iki kere üfleme şansları olmadı. tek atımlık üflemeleri varmış, o bile dünyanın içine etmelerine yetti. tabi o dönemler ekonomi falan yerlerde sürünüyor. büyük buhran daha yeni yaşanmış. yani nazi atılımı tam anlamıyla başlamamış. bizde alt gelir grubundan gelen ailelerin çocuklarıyız. öyle oyun oynayalım, şımarıklık yapalım vesaire tarzı lükslerimiz yok. çalışmak lazım. hem biliyorsunuz çalışmak özgürleştirir(!) * bizde özgürleşelim madem dedik. daha doğrusu benden ziyade werner böyle söyledi. hergele gitmiş nasıl yapmışsa bize hindenburg'da işe ayarlamış. iş dediğimizde yine milletin getirini götürünü yapmak. ama o paraya da deli gibi ihtiyacımız var. balıklama atladım tabi werner'in bu önerisine. ve biz dünyanın o güne kadar gördüğü en büyük hava taşıtında işe başlamış bulunduk. daha önce hiç zeplin görmemiştim ama bu zebellah gibi şeyi görünce de zeplin kavramı gözümde bambaşka bir yere oturdu. tanrıların balonu gibi bir şey. zeus, odin, ülgen falan çok rahat seyahat eder bununla. şöyle bir bakıyorsun 245 metre boy var kerkenezde 40 metre de genişlik. ensesi kalınları, kalantorları atlantiğin diğer tarafına taşıyacak sözde. yani hedef bu.

neyse efendim. 6 mayıs 1937'de işe girdikten takriben bir yıl sonra biz yine havalandık. uçuyoruz. özgürleşiyoruz(!) allah var, deli danalar gibi çalışıyoruz. getir götür işi mütehassısı olmuşuz. o derece yani. werner'le kim bulaşıkları daha hızlı yıkayacak, kim yatakları daha hızlı toplayacak kendi aramızda bahis yapıyoruz. yoksa çekilecek iş değil. bu sayede günleri daha keyifli geçiriyoruz. iyi ki de öyle yapmışız. biz yine işlere odaklanmış bir vaziyetteyiz. köpükle, parlat modundayız. normalde iniş yapılacağı zaman bizi pruvaya çağırırlar. ama o gün işler başımızdan aşkın, bulaşıklar bir türlü bitmiyor. bu yüzden de bizi o gün pruvaya çağırmadılar. ne oldu ne bitti anlamadan bir anda sarsıldık. 60 metre falan yükseklik var. halatlar iniş için sarkıtılmış ama bu arada hidrojen dolu balon tutuşmuş durumda. bizim bulunduğumuz noktaya gelmeye başladı alevler. biz alevlerin tersi istikamette kaçırıyoruz. erkekliğin onda dokuzu kaçmak demişler ya! işte o an, o veri güncelleniyor. erkekliğin onda onu kaçmak haline geliyor! biz alevlerden kurtulalım derken şansımız yaver gidiyor, başımızın üzerindeki safra tankı patlıyor ve sırılsıklam oluyoruz. o sırada werner erzakların yüklendiği ambar kapısının önünde olduğumuz fark ediyor. oradan dışarı çıkmayı planlıyoruz. o esnada zeplinin burnu iyice aşağıya doğru sarkıyor. zeminle aramızda 5-6 metre var yok. üç kulhu bir elham okuduktan sonra salıveriyoruz kendimizi aşağıya. daha doğrusu ben okuyorum. werner teslis yapıyor. piste düşüyoruz. oramız buramız yara içinde ama umurumuzda değil. koşmaya başlıyoruz. arkamıza baktığımızda büyük felaketin resmini görüyor ve neyin içinden çıktığımızı anlıyoruz. aradan biraz zaman geçiyor. öyle donmuş bir halde beklerken, werner babasının saatinin zeplinde kaldığını söylüyor. enkazın arasında arasak mı falan gibisinden birkaç kelam daha ediyor. önce manyak mısın lan diyecek oluyorum. sonra buna ihtiyacımız olduğu geliyor aklıma. şoku atlatmamız lazım. hayatla yeniden aramızda bir bağ kurmamız lazım. yahu işte en azından bir şeylerle uğraşmamız lazım. garip bakışların arasında enkazın ortasında dolanmaya başlıyoruz. ve werner büyük bir sevinç kahkahası atıyor. ona doğru bakıyorum. babasının saati elinde. tıkır tıkır çalışıyor. içimden vay babanın şarap çanağı diyorum. metaforu patlatıyorum; demek ki bu dünyadaki zamanın dolmamış kanka! gülüyoruz. bu arada kanka tabiri henüz o zamanlarda literatüre girmiş değil. iki arada bir derede onun kullanımı da hizmete sokmuş bulunuyorum.

işte böyle. ikimizin de verilmiş sadakası varmış ve kefeni yırtmış bulunduk. olayların sonrasında ben kaçak çalışan olduğum için arazi oldum. werner birkaç yerde röportaj falan verdi. ama sonra onu da unuttular. ama hiç mühim değil, yaşamaya devam ettik ya gerisi laf-ü güzaf!

tanım: hindenburg felaketinden sağ çıkmayı başaran, tosbağanın kankası şanslı miço. buradaki kanka tabiri mühim. onu ben buldum!
devamını gör...

bu başlığa tanım girmek için olabilirsiniz.

zaten üye iseniz giriş yapabilirsiniz.

"franz werner" ile benzer başlıklar

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim