19 ncü asrın sonuna doğru idamların elektrikle olmasına karar verilince, new york da ki elektrikli sandalye ihalesinde thomas edison ile nikola tesla yarıştı. amaç; kan döküp etrafı kirletmeden zahmetsiz, hızlı ve acısız öldürmekti. ama ilk denemeler korkunç sonuçlar doğurdu tabii.
dünyanın öteki ucunda neredeyse her gün idam fermanı yayınlanan habeşistan (şimdiki ismi etiyopya) imparatoru menelik, kulağına giden bu haber yüzünden new york westinghoused firmasına bu ahşap koltuktan iki adet sipariş verdi. fakat fakir halkını pahalı sandalyede öldürmek isteyen imparatorun ülkesinde elektrik yoktu ve imparatorun saldayelerin elektrikle çalıştığından haberi yoktu, belki elektriğin ne olduğunu bile bilmiyordu. neyse ki kullanılamaz olduğunu anladığında birini kendisine taht yaptı. hatta kedisini darbe ile deviren yeni imparator da meneliğ'i sarayda o koltuğun altına gömdü ve aynı idam koltuğunu (menelik'in yattığı yerde) saltanat koltuğu olarak o da yıllarca kullandı.

dünyanın iki uzak noktasında, iki farklı medeniyetin, barbarlığı farklı değildi. gaddarlıkta tesla ile menelik arasında aslında çok fazla fark yoktu. zira birisinin icat ettiğini diğeri kullanıyordu ve ikisininde amacı aynı idi, kendisinden farklı olanı hızlı bir şekilde ortadan kaldırmanın yolunu arıyordu. kısaca, ikiside daha fazlasına sahip olmak için yada eldekini kaybetmemek için bir başka insanı öldürmekten rahatsızlık duymuyorlardı.

dünyadaki insanlık her daim zalimlerin zulmü ile yoğruldu. iyi insanlar, iyi insan olduklarını kendileri yaşarken göremediler çoğu zaman. dünya yuvarlak diyenlerin de, güneşin etrafında dönüyoruz diyenlerinde ölüme mahkum edilip ateşe atıldığı, hareket halindeki tekerleğe bağlandığı, taşlandığı türlü türlü öldürme yöntemleri geliştirmeye kafa yoran ve onları alkışlayan insanların barındığı korkunç ve acımasız bir yer oldu dünya.

suçu açığa çıkarmak bile çoğu zaman suç sayıldı. çünkü kimin suçlu olduğuna suçlular karar veriyordu.
devamını gör...
klasik olmasın olacaksa adam akıllı olsun diye düşünüp hareket ettiğim her şeyi elime yüzüme bulaştırıyorum ve bunların hepsi insanlarla olan ilişkilerimden ibaret bazen degil. genelde vardıgım sonuc hep hüsran halbuki hic bi sekilde art niyetim yok. normalde kendimi kimseye bağlamamayı tercih edip ilerlemek istediğim halde her defasında kendimi kötü olan benmişim gibi buluyorum. aynı yerde aynı noktada. böyle olmasın böyle bitmesin diye çabaladıkça ya yüzsüz damgası yiyorum ya da ikiyüzlü vesaire vesaire. ne kadar kendimi yakınlığa odaklasam da eninde sonunda yüzüstü bırakılıyorum ve bu benim sucum oluyor anlamıyorum nerde hata yaptığımı nerde ters hareketim olduğunu. belki bunların hepsi şüpheci biri olduğumdan insanlara yakınımsın dedigim halde alttan alttan bi güvensizlik duyduğumdandır diyorum ama elimden gelen ne varsa yapıyorum yani cok duyulan bi söz olacak ama hak etmiyorum bunları görmeyi haketmiyorum bunları yaşamayı. bunlar bi yana karşı taraf aramız bozulsun diye yapmadığını bırakmazken ben nolursa olsun hic bi sey olmamıs gibi arkasında durmaya devam ediyorum cünkü herkes olur böyle şeyler diyor . milletin lafına göre hareket etmeyeyim diyorum olmuyor ayak uydurayım diyorum yine olmuyor sacma sapan bir ikilem. üstesinden gelemiyorum . olmasalarda olur desem de hayatımı sikiyor hepsi her ilişki. ve ben atlatamıyorum.
devamını gör...

bu başlığa tanım girmek için olabilirsiniz.

zaten üye iseniz giriş yapabilirsiniz.

"gaddarlık" ile benzer başlıklar

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim