561.
insanlık.
devamını gör...
562.
ıdıbı vırdır çay kahve rakı şarap viski içmenin.
devamını gör...
563.
ilk öpücük. her şeyin bir ilki var bu kadar özelleştirilmesi gereken daha gereksiz bir şey bulunabilir
devamını gör...
564.
köylü ve meja. kötü anlamda demiyorum ama böyle bir durum var. ikisi de sözlüğe gerekli ama bu kadar abartılmaması gerekiyor.
devamını gör...
565.
kadınlardır.
devamını gör...
566.
saçma saçma hareketler yapan tiktok.fenomenleri
devamını gör...
567.
oğullar
anneler oğullarını fazla abartıyor, şımarık yetiştiriyorlar.
anneler oğullarını fazla abartıyor, şımarık yetiştiriyorlar.
devamını gör...
568.
yaşamak...
devamını gör...
569.
seni hüsrana uğratan herhangi bir şey gereksizce abarttığın şeydir.
hayat, aşk, arkadaş, dost...
artık seni ne hüsrana uğrattıysa.
hayat, aşk, arkadaş, dost...
artık seni ne hüsrana uğrattıysa.
devamını gör...
570.
içi boş edebiyat. çoğu bir şeyler sallıyor.
devamını gör...
571.
keko rap.
her yerde bu vasıfsız herifler türedi.
her yerde bu vasıfsız herifler türedi.
devamını gör...
572.
dövme.
devamını gör...
573.
sosyal medya kullanımı ve özel hayat ifşası.
bu yaşıma geldim, ben böyle bir leşlik, çirkeflik ve de görmemişlik görmedim.
birileri görsün, duysun, onaylasın ya da birileri rencide olsun diye girilen halleri, insanlık sınırının dışına çıkışları görünce sözlük tarzı mecralarda veya internette hakikaten şaşıyorum.
abartmak bu olsa gerek.
bazen acaba biz mi farklı bir aile hayatı yaşıyoruz diyorum kendi kendime ve kendimi ve ailemi daha da çok seviyorum.
not: bu tarz paylaşımlara belli sınırlarda* yapılırsa karşı değilim, beni de ilgilendirmez zaten.
yazdığım gayet net ama dübüründen anlayan çıkar, ben tedbirimi alayım.
bu yaşıma geldim, ben böyle bir leşlik, çirkeflik ve de görmemişlik görmedim.
birileri görsün, duysun, onaylasın ya da birileri rencide olsun diye girilen halleri, insanlık sınırının dışına çıkışları görünce sözlük tarzı mecralarda veya internette hakikaten şaşıyorum.
abartmak bu olsa gerek.
bazen acaba biz mi farklı bir aile hayatı yaşıyoruz diyorum kendi kendime ve kendimi ve ailemi daha da çok seviyorum.
not: bu tarz paylaşımlara belli sınırlarda* yapılırsa karşı değilim, beni de ilgilendirmez zaten.
yazdığım gayet net ama dübüründen anlayan çıkar, ben tedbirimi alayım.
devamını gör...
574.
yaptıkları robotik müzikle kendini rapçi olarak tanımlayıp, saçma hatta çoğu zaman olmayan sözlerle rap dünyasına girenler..
bütün hepsi için söylemiyorum , belirtmek adına örnek vermek isterdim ama üzgünüm hiçbirinin ismini bilmiyorum..
bütün hepsi için söylemiyorum , belirtmek adına örnek vermek isterdim ama üzgünüm hiçbirinin ismini bilmiyorum..
devamını gör...
575.
ev yapımı meyve suları. az önce hazır meyve suyunun neden lezzetli olduğunu keşfettim. oldukça az şeker kullanmak istediğim için içecekleri şekersiz paketli gıda ve tatlıları ise minimum seviyeye indirdim. reçel vs zaten yemiyorum. ama ev yapımı meyve uyunu içemem tadı yok. ama canım çok istediği için az önce şeker kavanoza el uzattım ve bolca şekerli ev tipi meyve suyu oldu. bazen yoldan çıkmak iyidir.
devamını gör...
576.
baudrillard,yuval noah harari,zeynep bastık,ebru gündeş,enes batur,bilumum fenomenler youtuberlar vd.
devamını gör...
577.
stranger things
devamını gör...
578.
tarih bilen insanlar. şu sözlüğe birkaç tarihçi istiyorum artık lütfen, yaa lütfen....
devamını gör...
579.
ömür. 1 yıl önce emekli mekanı ayvalık'ta herşey gayet normal ve yolundayken, rakı sofrasında babam "... olacak. zaten şunun şurasında kaç tane yaz mevsimi kaldı ki yaşayacağım?" demiş bulundu. bu cümleyi duyduktan sonra, bünyeye girmiş olan alkolün de etkisiyle durur muyum hiç rahat? başladım konuşmaya; "benim kaç tane yaz mevsimim var ki sen kendi yaz mevsimlerinden bahsediyorsun?" dedim. durumu dramatize etmeye çalışan adama bu cümle hafiften vurucu oldu çünkü beklediği daha dramatik bir sahneydi. çok sağlıklı bir insan -ki sağlıklı olmak dediğimiz yaşam biçimi bile iç organlarımızın çoğunun düzgün çalışmadığı, içten içe hayat kalitemizi düşüren bir yaşam biçimi ama yatağa düşmüyoruz ya da farkında değiliz diye kendinizi sağlıklı olarak addediyoruz - yaklaşık 75 yıl yaşıyor. bu 75 yılın 16-45 arasındaki dönemi (sayılar net değil 15-54 te olabilir kişiye göre) yani yaklaşık olarak 30 yıllık dönemi enerji anlamında en üst seviyede yaşanılan dönemi oluyor. durum böyleyken, sağlıklı bir insanın (yine yukarıda '-' işareti arasında belirttiğim sağlıklı kıstasına bir göz atalım) göreceği yaz ya da kış mevsimi sayısı yaklaşık olarak 30 civarında. herhangi bir senenin eylül ayında önümüze bakarken bir sonraki eylül ayının ne kadar uzak olduğunu düşünürüz ama işin aslı pek te öyle değil. gün içinde kendine ayırdığın zaten maksimum 3-4 saat var. kalan bütün süreler hayatın akışı içindeki hayatta kalma(survivor) süreleri. yani o 3-4 saatte nefes almaya hak kazanmak için bile kalan 20 saati düşünce, stres, hayat mücadelesi üzerine fiziki ya da zihinsel mesai harcayarak geçiriyoruz.
masada otururken, kurduğum cümle üzerine, toplumun dayattığı ahlak sınırları içinde yaşayan diğer aile üyeleri doğal olarak, dramatize edilmesi gereken andan, tamamen kendi egomu tatmin ettiğim bir konuşma devşirmemi ayıpladılar. insan çocuğunun böyle çıkıntı gibi olduğunu görünce doğal olarak ayıplar. ama ben de böyle çıkıntı olmayı sevdiğim için ve sevilmek değil farklı olmak için uğraştığım için konuşmaya devam ettim. başladım evlilik konusundan girmeye. ortamda olmayan abimden, yengelerimden ve onların hayatlarının en nefis yılları olan 20-30 yaş arasındaki dönemi nasıl heba ettiklerinden bahsetmeye başladım. "zaten yaşayacak ne kadar... " diye cümle kuran adamın yaşadığı pişmanlık, bir süre sonra artık sinirden midir yoksa keyiften midir bilinmeyen şekilde 2 dubleyi normalde olması gereken süreden daha hızlı bitirmesi ile beraber tebessüme dönüşmeye, dediklerimi daha dikkatli dinlemesine sebep olmaya başladı.
şu anda 28 yaşında olan ben, o gün 27'sine yeni girmiş bir insan olarak "27 yıllık hayatımda keyif alarak geçirdiğim yaz mevsimi sayısı 3 bilemedin 4'tür. peki kalan 24'ü neden yaşamadım?" diye sordum ve ekledim "27'de 24 yazı ıskalamış bir insan, sence bundan sonraki ömründe potansiyel 45 yazda en fazla 7-8 yaz yaşayacak olmasını kafaya takar mı?"
dinledikten sonra, duygusal konuşmadan ve annemden çekinmeden bana samimi şekilde bugüne kadar çok mutlu bir şekilde yaşadığı yaz mevsimlerini saymasını istedim. abim ve diğer çocukların doğumlarını vb. ebeveyn etkisi ile olan mutlulukları dışarıda bırakarak (zaten onların ortamda olmaması bu itiraflar için bir rahatlıktı) kağıt kalem getirip gerçekten mutlu olduğu yaz mevsimlerini yazmasını istedim. kafası kıyak olmaya yakınsarken yaptığı saçma sapan tebessümleri bir kenara bırakırsak ciddileşen yüz ifadesi bu sefer benim tebessüm etmeme sebep oldu çünkü geriye bakış atıp kağıda doldurduğu 'gerçekten mutlu olduğum yaz mevsimleri' başlığını, yılları alt alta yazarken çok dolduramadığını fark ettim.
sadece bir mevsim ile ilgili sorgulama yapmanın anlamı yok. sevilen mevsimle ilgili düşünülerek sonuca varılabilir. zaten buradaki nokta bir mevsim değil.
masada otururken, kurduğum cümle üzerine, toplumun dayattığı ahlak sınırları içinde yaşayan diğer aile üyeleri doğal olarak, dramatize edilmesi gereken andan, tamamen kendi egomu tatmin ettiğim bir konuşma devşirmemi ayıpladılar. insan çocuğunun böyle çıkıntı gibi olduğunu görünce doğal olarak ayıplar. ama ben de böyle çıkıntı olmayı sevdiğim için ve sevilmek değil farklı olmak için uğraştığım için konuşmaya devam ettim. başladım evlilik konusundan girmeye. ortamda olmayan abimden, yengelerimden ve onların hayatlarının en nefis yılları olan 20-30 yaş arasındaki dönemi nasıl heba ettiklerinden bahsetmeye başladım. "zaten yaşayacak ne kadar... " diye cümle kuran adamın yaşadığı pişmanlık, bir süre sonra artık sinirden midir yoksa keyiften midir bilinmeyen şekilde 2 dubleyi normalde olması gereken süreden daha hızlı bitirmesi ile beraber tebessüme dönüşmeye, dediklerimi daha dikkatli dinlemesine sebep olmaya başladı.
şu anda 28 yaşında olan ben, o gün 27'sine yeni girmiş bir insan olarak "27 yıllık hayatımda keyif alarak geçirdiğim yaz mevsimi sayısı 3 bilemedin 4'tür. peki kalan 24'ü neden yaşamadım?" diye sordum ve ekledim "27'de 24 yazı ıskalamış bir insan, sence bundan sonraki ömründe potansiyel 45 yazda en fazla 7-8 yaz yaşayacak olmasını kafaya takar mı?"
dinledikten sonra, duygusal konuşmadan ve annemden çekinmeden bana samimi şekilde bugüne kadar çok mutlu bir şekilde yaşadığı yaz mevsimlerini saymasını istedim. abim ve diğer çocukların doğumlarını vb. ebeveyn etkisi ile olan mutlulukları dışarıda bırakarak (zaten onların ortamda olmaması bu itiraflar için bir rahatlıktı) kağıt kalem getirip gerçekten mutlu olduğu yaz mevsimlerini yazmasını istedim. kafası kıyak olmaya yakınsarken yaptığı saçma sapan tebessümleri bir kenara bırakırsak ciddileşen yüz ifadesi bu sefer benim tebessüm etmeme sebep oldu çünkü geriye bakış atıp kağıda doldurduğu 'gerçekten mutlu olduğum yaz mevsimleri' başlığını, yılları alt alta yazarken çok dolduramadığını fark ettim.
sadece bir mevsim ile ilgili sorgulama yapmanın anlamı yok. sevilen mevsimle ilgili düşünülerek sonuca varılabilir. zaten buradaki nokta bir mevsim değil.
devamını gör...
580.
başkalarının hayatları.
devamını gör...