#ödüllü filmler
orijinal adı: pet sematary
yönetmen koltuğunda mary lambert'ın yer aldığı 1989 abd yapımı korku filmdir. yapım, ünlü yazar stephen king'in aynı adlı eserinden uyarlanmıştır ve filmin senaryosu da king tarafından yazılmıştır. konusunda; creed ailesinin çok bağlandıkları kedileri bir kaza sonucunda ölünce, yakınlıkları bulunan bir komşuları hayvanın yakınlardaki gizemli bir mezarlığa gömülmesini önerir. bu doğaüstü bir niteliği olan yere gömülen ölülere ne olmaktadır? filmin 1992 senesinde bir devam filmi ve 2019 senesinde de bir yeniden çevrimi gelmiştir.
yönetmen koltuğunda mary lambert'ın yer aldığı 1989 abd yapımı korku filmdir. yapım, ünlü yazar stephen king'in aynı adlı eserinden uyarlanmıştır ve filmin senaryosu da king tarafından yazılmıştır. konusunda; creed ailesinin çok bağlandıkları kedileri bir kaza sonucunda ölünce, yakınlıkları bulunan bir komşuları hayvanın yakınlardaki gizemli bir mezarlığa gömülmesini önerir. bu doğaüstü bir niteliği olan yere gömülen ölülere ne olmaktadır? filmin 1992 senesinde bir devam filmi ve 2019 senesinde de bir yeniden çevrimi gelmiştir.
yönetmen:
mary lambert
oyuncular:
miko hughes
dale midkiff
fred gwynne
denise crosby
brad greenquist
blaze berdahl
stephen king
mary lambert
oyuncular:
miko hughes
dale midkiff
fred gwynne
denise crosby
brad greenquist
blaze berdahl
stephen king
*avoriaz fantastik film festivali (1990) - seyirci ödülü [mary lambert]
öne çıkanlar | diğer yorumlar
başlık "prcsr" tarafından 24.11.2020 23:13 tarihinde açılmıştır.
1.
stephen king'in erken dönem hikâyelerinden/romanlarından birisidir. 1989 yılında beyaz perdeye uyarlanan bu hikâyenin senaristliğini de bizatihi king'in kendisi yapmıştır. benim için bu film gerilim sinemasının efsanelerinden birisidir. ha filmi izleyip; ''korkmadık abi yea'' diyen bir kitle mevcut olsa da, ben bu tepkilere kulak vermeden filmi her daim önerdim. bir kere tarih itibarı ile baktığınızda konusuyla farklılık yaratıyor. eski kızılderili laneti üzerinden yola çıkarak, insanoğlunun henüz sevdiklerini kaybetmeye hazır olmadığında neler yapabileceğini gözler önüne seriyor ve benim gözümde topu doksana takıyor. tabi şimdilerde bu filmi izlediğinizde filmin bazı sahnelerini komik bulabilir ve eleştirebilirsiniz lakin öyle anlarda filmin çekildiği tarihi kendinize hatırlatmanızda fayda var derim. film özelinde benim favori karakterim church'tür ve onun üzerine feriştahı gelse tanımam. church bu arada winston churchill'in kısaltması. onu da filmi izlemeyenler için not düşmek lazım. hani vay kerkenezler kiliseye gönderme yapmışlar falan deyip, baltayı taşa vurmayın. hayvan mezarlığını hiç yoksa 9-10 kere izlemişimdir. o derece severim.
yalnız yeniden çekilen versiyonu bende beklenen etkiyi doğurmadı. hayvan mezarlığı tutkunu olduğum için oturdum izledim ama biraz öylesine izlemiş oldum dersem de yalan olmaz. diğer kısımlara girmeden olaya church özelinde bakacağım zira yeni church'ü gördüğüm anda kan beynime sıçradı. zaten ondan sonra bir türlü dikiş tutturamadım. filmin finali fena olmamış, onun hakkını vermem lazım. yahu yılların church'üne bu eziyet yapılır mı arkadaş? hayvanın bütün karizmasının içine etmişsiniz. onun o bir anda ortaya çıkıp ürküten halleri, gözleriyle saçtığı öfke kül olmuş gitmiş. çakma church ne bileyim böyle pespaye bir şey olmuş. kediye baktıkça ah çekiyorsunuz... tabi o ahların bir kısmı sin kaflı oldu ama yapacak bir şey yok*
bakın bizim aslan parçası bu;


bu da çakması;

church aşkına söyleyin bakalım, haksız mıyım sizce? filmin en karizmatik karakterinin ırzına böyle geçilir mi arkadaş?
hayvan mezarlığını hiç izlememiş olan arkadaşlara öncelikle 89 yapımı olan filmi izlemelerini öneririm. diğerini ondan sonra izleyin. yazık etmeyin kendinize *
yalnız yeniden çekilen versiyonu bende beklenen etkiyi doğurmadı. hayvan mezarlığı tutkunu olduğum için oturdum izledim ama biraz öylesine izlemiş oldum dersem de yalan olmaz. diğer kısımlara girmeden olaya church özelinde bakacağım zira yeni church'ü gördüğüm anda kan beynime sıçradı. zaten ondan sonra bir türlü dikiş tutturamadım. filmin finali fena olmamış, onun hakkını vermem lazım. yahu yılların church'üne bu eziyet yapılır mı arkadaş? hayvanın bütün karizmasının içine etmişsiniz. onun o bir anda ortaya çıkıp ürküten halleri, gözleriyle saçtığı öfke kül olmuş gitmiş. çakma church ne bileyim böyle pespaye bir şey olmuş. kediye baktıkça ah çekiyorsunuz... tabi o ahların bir kısmı sin kaflı oldu ama yapacak bir şey yok*
bakın bizim aslan parçası bu;


bu da çakması;

church aşkına söyleyin bakalım, haksız mıyım sizce? filmin en karizmatik karakterinin ırzına böyle geçilir mi arkadaş?
hayvan mezarlığını hiç izlememiş olan arkadaşlara öncelikle 89 yapımı olan filmi izlemelerini öneririm. diğerini ondan sonra izleyin. yazık etmeyin kendinize *
devamını gör...
2.
baştan peşin olarak söyleyeyim. stephen king romanları filmlerinden kesinlikle daha iyi. bir istisna dışında ölüm kitabı burada kitabı sıkıcı bulup filmi daha çok beğenmiştim. zaten kadın oyuncu
kathy bates, buradaki performansıyla oscar ödülü almıştır.
korku filmi çekmek isteyenler king'in kapısını aşındırmış. belli ki yapımcılar bütün kitaplarını değerlendirmişler. üstüne yetmemiş iki,üç versiyon daha çekmişler. bu filmin 89 yılında çekileni de mevcut. anlayacağınız çekmelere doyamamışlar.
2019 yapımı hayvan mezarlığı filmine gelecek olursak:
gerilim-gizem-korku kategorisinde yer alır. türü açısından değerlendireceksek bence hakkını vermişler. filmi izlemeden önce yorumlara göz atayım dedim.
-hiç gerilmedim -bu mu korku filmi? basit masit yazmışlar, bir şeyler. bende düşük tuttum beklentiyi. ama tutmadı. yani gayet korktum. çok güzel korktum. hatta bazı yerlerini elimle kapattım efendim. bir ara tavanla da bakıştık. her şey olması gerektiği gibiydi.
kızın dirilip eve geldiği sahnedeki tıkırtılar, rolün değişimi oldukça başarılı.
anne'nin kardeşinin görüntüsü ürkütücüydü. yemek asansörüyle direkt aşağı inmesi oldukça gergin bir sahneydi.
tır sahnelerindeki hızlı geçişler bir anlık yerinden zıplatıyor.
korku filmlerinde çok yaratıcılık bekleyemiyorum. klişeleride haklı buluyorum. orman içinde ev, evin tuhaf kızı, karanlık, kasvet, olağanüstü haller şekiller şukullar ne yapalım olay bu. korkular benzer, dönüp dolaşıp gelinen aynı yerler. ve stephen bu işin king'i.
hem genel hem de film nazarında bir değerlendirme yapayım dedim. korku filmi seviyorsunuz bence bu filme bir şans verin.
sonra ben hiç korkmadım demeyin ama koktuğunuzu belli etmemezlik yapmayın. *
kathy bates, buradaki performansıyla oscar ödülü almıştır.
korku filmi çekmek isteyenler king'in kapısını aşındırmış. belli ki yapımcılar bütün kitaplarını değerlendirmişler. üstüne yetmemiş iki,üç versiyon daha çekmişler. bu filmin 89 yılında çekileni de mevcut. anlayacağınız çekmelere doyamamışlar.
2019 yapımı hayvan mezarlığı filmine gelecek olursak:
gerilim-gizem-korku kategorisinde yer alır. türü açısından değerlendireceksek bence hakkını vermişler. filmi izlemeden önce yorumlara göz atayım dedim.
-hiç gerilmedim -bu mu korku filmi? basit masit yazmışlar, bir şeyler. bende düşük tuttum beklentiyi. ama tutmadı. yani gayet korktum. çok güzel korktum. hatta bazı yerlerini elimle kapattım efendim. bir ara tavanla da bakıştık. her şey olması gerektiği gibiydi.
kızın dirilip eve geldiği sahnedeki tıkırtılar, rolün değişimi oldukça başarılı.
anne'nin kardeşinin görüntüsü ürkütücüydü. yemek asansörüyle direkt aşağı inmesi oldukça gergin bir sahneydi.
tır sahnelerindeki hızlı geçişler bir anlık yerinden zıplatıyor.
korku filmlerinde çok yaratıcılık bekleyemiyorum. klişeleride haklı buluyorum. orman içinde ev, evin tuhaf kızı, karanlık, kasvet, olağanüstü haller şekiller şukullar ne yapalım olay bu. korkular benzer, dönüp dolaşıp gelinen aynı yerler. ve stephen bu işin king'i.
hem genel hem de film nazarında bir değerlendirme yapayım dedim. korku filmi seviyorsunuz bence bu filme bir şans verin.
sonra ben hiç korkmadım demeyin ama koktuğunuzu belli etmemezlik yapmayın. *
devamını gör...
3.
yıllar yıllar önce kanal d'de filmini seyretmiştim. öyle hoşuma gitmişti ki filmlerden bahsedildiği zaman hemen bunu anlatırdım. tabi o dönem bırakın interneti, cd bile yaygın değil. neyse 2000 senesinde evimize telefon bağlandı. evde tek başımayken gazetenin televizyon sayfasından kanal d'nin numarasını buldum. "sıfırlı aramalar çok yazar" denildiği için çocuk aklımla kurnazlık edip alan kodunu tuşlamadan aradım. bir kadın çıktı.
"alo orası kanal d stüdyosu mu" dedim.
"ne" dedi.
"kanal d stüdyosu mu?"
"burası ananın şeyi" deyip çat diye yüzüme kapattı.
bu sefer de 0212'ye basarak aradım.
"alo d"
"iyi günler abla, geçen yıllarda 'hayvan mezarlığı' diye bir film yayımlamıştınız. gene yayınlar mısınız?"
"sen korku filmi mi izleyeceksin bakalım."
"evet abla."
"yaşına göre filmler izlemelisin ama."
(burada ponçik bir üslûpla) "o zaman çocuk filmleri gösterir misiniz?"
"tamam, gösterirsek izlersin."
telefonu kapattım. bir yanda küçücük bir anadolu kentinden istanbul'daki büyük bir kanalı aramanın verdiği ayrıcalıklı havası, diğer yanda faturada 0212'yi babam görecek korkusu.
"alo orası kanal d stüdyosu mu" dedim.
"ne" dedi.
"kanal d stüdyosu mu?"
"burası ananın şeyi" deyip çat diye yüzüme kapattı.
bu sefer de 0212'ye basarak aradım.
"alo d"
"iyi günler abla, geçen yıllarda 'hayvan mezarlığı' diye bir film yayımlamıştınız. gene yayınlar mısınız?"
"sen korku filmi mi izleyeceksin bakalım."
"evet abla."
"yaşına göre filmler izlemelisin ama."
(burada ponçik bir üslûpla) "o zaman çocuk filmleri gösterir misiniz?"
"tamam, gösterirsek izlersin."
telefonu kapattım. bir yanda küçücük bir anadolu kentinden istanbul'daki büyük bir kanalı aramanın verdiği ayrıcalıklı havası, diğer yanda faturada 0212'yi babam görecek korkusu.
devamını gör...
4.
stephen king’in tüyler ürpertici romanından uyarlanan hayvan mezarlığı (pet sematary), korku türünün en sevilen ve en travmatik filmlerinden biri. şimdi, “bir kedi yüzünden neler olabilir ki?” diye düşünüyorsan, dostum, bu film tam da bu soruya cevap veriyor: her şey olabilir!
hikâye, creed ailesinin kırsal bir bölgeye taşınmasıyla başlıyor. her şey süt liman gibi görünse de, evlerinin yakınında bulunan ürkütücü bir mezarlık işleri tersine çeviriyor. normalde insanlar taşındıklarında, “acaba komşular iyi mi?” diye düşünür. ama creed ailesi için esas mesele şu: “acaba mezarlık lanetli mi?”
bu mezarlık, adeta ölümün geri dönüş bileti! evin babası louis creed, sevgili kedileri church’ü kaybedince, akıllı bir fikir (!) buluyor: kediyi o mezarlığa gömmek. birkaç gün sonra church geri dönüyor… ama biraz fazla canlı, biraz fazla vahşi ve biraz fazla ürkütücü. ve inan, artık kum kabına falan ihtiyacı yok.
tabii, burada durmuyoruz! çünkü insanlar garip yaratıklar ve “bir kedi döndüyse, bir insan neden dönmesin?” diye düşünmeden edemiyorlar. sonrası tam bir kabus! ama spoiler vermemek için detayları saklıyorum. sadece şunu söyleyeyim: bir insanı mezarlığa gömmek, ona ikinci bir şans vermek değildir; aksine, şansını tamamen kaybetmektir.
film, 1989 ve 2019 olmak üzere iki kez uyarlandı. 1989 versiyonu kültleşmiş, tüyler ürpertici atmosferi ve ürkütücü çocuğuyla akıllara kazınmıştır. 2019 versiyonu ise daha modern dokunuşlarla geliyor ama “orijinali mi daha iyiydi, yenisi mi?” tartışmaları bitmek bilmiyor.
sonuç olarak, hayvan mezarlığı bize çok önemli bir hayat dersi veriyor: ölen şeyleri gömülü bırak! hele hele kedin geri gelirse, sakın onu tekrar okşamaya kalkma!
hikâye, creed ailesinin kırsal bir bölgeye taşınmasıyla başlıyor. her şey süt liman gibi görünse de, evlerinin yakınında bulunan ürkütücü bir mezarlık işleri tersine çeviriyor. normalde insanlar taşındıklarında, “acaba komşular iyi mi?” diye düşünür. ama creed ailesi için esas mesele şu: “acaba mezarlık lanetli mi?”
bu mezarlık, adeta ölümün geri dönüş bileti! evin babası louis creed, sevgili kedileri church’ü kaybedince, akıllı bir fikir (!) buluyor: kediyi o mezarlığa gömmek. birkaç gün sonra church geri dönüyor… ama biraz fazla canlı, biraz fazla vahşi ve biraz fazla ürkütücü. ve inan, artık kum kabına falan ihtiyacı yok.
tabii, burada durmuyoruz! çünkü insanlar garip yaratıklar ve “bir kedi döndüyse, bir insan neden dönmesin?” diye düşünmeden edemiyorlar. sonrası tam bir kabus! ama spoiler vermemek için detayları saklıyorum. sadece şunu söyleyeyim: bir insanı mezarlığa gömmek, ona ikinci bir şans vermek değildir; aksine, şansını tamamen kaybetmektir.
film, 1989 ve 2019 olmak üzere iki kez uyarlandı. 1989 versiyonu kültleşmiş, tüyler ürpertici atmosferi ve ürkütücü çocuğuyla akıllara kazınmıştır. 2019 versiyonu ise daha modern dokunuşlarla geliyor ama “orijinali mi daha iyiydi, yenisi mi?” tartışmaları bitmek bilmiyor.
sonuç olarak, hayvan mezarlığı bize çok önemli bir hayat dersi veriyor: ölen şeyleri gömülü bırak! hele hele kedin geri gelirse, sakın onu tekrar okşamaya kalkma!
devamını gör...