orijinal adı: die niemandsrose / sprachgitter.
yazar: paul celan
yayım yılı: 1963
ailesini nazi kamplarında kaybeden ve birden fazla dile hakim olan paul celan tarafından almanca yazılan şiir kitabıdır.
yazar: paul celan
yayım yılı: 1963
ailesini nazi kamplarında kaybeden ve birden fazla dile hakim olan paul celan tarafından almanca yazılan şiir kitabıdır.
öne çıkanlar | diğer yorumlar
başlık "son singapur vapuru" tarafından 04.10.2024 22:49 tarihinde açılmıştır.
1.
*kitabın adı aynen böyle olduğu için aynen o şekilde yazılmıştır.
paul celan tarafından yazılmış 79 sayfalık eser olup şiir türünde yer alır; türkçe'ye gertrude durusoy ve ahmet necdet ortak çevirisiyle çevrilip yayınlanmıştır.
paul celan'ın daha önce ellerin zamanlarla dolu adlı eserini okumuştum, bu yüzden şiirine az çok âşina sayılırım.
şiirlerindeki boşluk duygusu, yitirme, aşk ve ayrılık, zaman ve ölüm, son ve sonsuzluk gibi durumlar ve kavramlar felsefik bir bakış açısıyla şiirselleştiriliyor ve bu derinden hissediliyor.
tek bir dizesinden bile birçok anlam çıkarılabilir, paul celan şiirlerde oldukça can alıcı sorular da soruyor, ki bunu çok beğendim, "şarkı söylediğim hâlâ hatırında mı?" diye sorması, oldukça sert bir şeydi.
beni, bana dair her şeyi, sana söylediğim şarkıları bile mi unuttun serzenişi oldukça keskin bir durumdu, belki de unutulmaktı.
tek gerçeğinin o olması, ne kadar bağlansa da yolların ayrılmasının verdiği acı, mekânın sonsuzluğu ve anıların geriye kalan tek şey olması şiirlerde işlenmişti.
paul celan'ın hayatı ve hayattan anladıklarını kavrama biçimini şiire yansıtma şeklini iyi buldum, sorgulamaları, sitemleri, acısı ve duyguları, hayata dair duyguları ve gerçeklikleri felsefik bir bakış açısıyla irdelemesi şiirlere farklı bir hava katıyor.
kitaba hiçkimse'nin gülü deme nedeninin ise kokunun unutulması anlamına geldiği düşünülebilir.
şiirleri iyi buldum, bakış açısını değiştiren, etkileyen, düşündüren dizelerin olması beklentimi karşıladı diyebilirim.
kitaptan birkaç pasaj bırakıp bitiriyorum.

paul celan tarafından yazılmış 79 sayfalık eser olup şiir türünde yer alır; türkçe'ye gertrude durusoy ve ahmet necdet ortak çevirisiyle çevrilip yayınlanmıştır.
paul celan'ın daha önce ellerin zamanlarla dolu adlı eserini okumuştum, bu yüzden şiirine az çok âşina sayılırım.
şiirlerindeki boşluk duygusu, yitirme, aşk ve ayrılık, zaman ve ölüm, son ve sonsuzluk gibi durumlar ve kavramlar felsefik bir bakış açısıyla şiirselleştiriliyor ve bu derinden hissediliyor.
tek bir dizesinden bile birçok anlam çıkarılabilir, paul celan şiirlerde oldukça can alıcı sorular da soruyor, ki bunu çok beğendim, "şarkı söylediğim hâlâ hatırında mı?" diye sorması, oldukça sert bir şeydi.
beni, bana dair her şeyi, sana söylediğim şarkıları bile mi unuttun serzenişi oldukça keskin bir durumdu, belki de unutulmaktı.
tek gerçeğinin o olması, ne kadar bağlansa da yolların ayrılmasının verdiği acı, mekânın sonsuzluğu ve anıların geriye kalan tek şey olması şiirlerde işlenmişti.
paul celan'ın hayatı ve hayattan anladıklarını kavrama biçimini şiire yansıtma şeklini iyi buldum, sorgulamaları, sitemleri, acısı ve duyguları, hayata dair duyguları ve gerçeklikleri felsefik bir bakış açısıyla irdelemesi şiirlere farklı bir hava katıyor.
kitaba hiçkimse'nin gülü deme nedeninin ise kokunun unutulması anlamına geldiği düşünülebilir.
şiirleri iyi buldum, bakış açısını değiştiren, etkileyen, düşündüren dizelerin olması beklentimi karşıladı diyebilirim.
kitaptan birkaç pasaj bırakıp bitiriyorum.

devamını gör...
