1.
türk dil kurumuna göre bir şeyi yapmayı veya elde etmeyi çok istemek anlamına gelen deyimdir.
türk dil kurumunun ziyadesiyle tembel davranıp deyimi eksik anlattığı kanısındayım ve bu işe el atmayı bir görev biliyorum. bunun nedeni türk dil kurumundan daha çok bilgi sahibi olmam değil bu deyimi kullanmayı çok sevmemdir.
benim takıldığım kısım insanın sadece bir şeyi elde etmek için ya da bir şeyi yapmak istemek için içinin gitmediği sorunudur. bence bir insanın başka bir insanı görünce de içi gidebilir. ve o saniye deyim türk dil kurumuna inat yepyeni bir anlam kazanır. insanolunbiraz deyimler sözlüğüne de böylelikle girebilir zaten.
bir insana içiniz gidiyorsa onu gördüğünüz anda dünya üzerinde var oluşa kanıt olarak gösterilebilecek bütün her şey hükmünü yitirir. sizin için her şey o insan olmuştur artık. kalan her şey teferruattır. o insanla yaşayacağınız bütün gerçekler için bir dekor oluşturmak için vardır dünya ve dünya üzerindeki her şey.
bir insana içiniz gidiyorsa eğer onun bütün kusurları sizin için dünyanın yedi harikası ile boy ölçüşebilecek kadar güzeldir. onun kendiyle ilgili beğenmediği her şeyi siz her türlü estetik kaygıya kafa tutarak çok daha fazla sevmeye başlarsınız. sizin için lekeler o kadar lekeli olmaz, düz olmadığı düşünülen her şey dümdüz olur, küçük olan hiçbir şey o kadar küçük değildir.
bir insana içiniz gidiyorsa eğer o insan hiçbir şeyden korkmasın, hiçbir şey onu huzursuz etmesin, ayağına taş değmesin istersiniz. korkularını elini tutarak gidermek, huzursuzluklarını göğsünüzde yumuşatmak ve gerektiğinde ceketinizi yere serip geçeceği yerleri yumuşak bir hale getirmek gelir içinizden.
bir insana içiniz gidiyorsa eğer onu görmeden geçirdiğiniz zamanı hayattan saymaz, ömürden düşmezsiniz. onun yanındayken göz kırpmaktan bile imtina edersiniz. o kısa anlarda onu görmeyecek olmanın korkusuyla. ve onu her gördüğünüzde milan kundera’nın varolmanın dayanılmaz hafifliği diyerek neti kast ettiğini anlarsınız.
bir insana içiniz gidiyorsa eğer giden her parça o insana yöneliyor demektir. içinizde sakladığınız, nadasa bırakılmış her duygu yolları, dağları, boğazları aşıp o insana varıyordur bu anlarda.
bir insana içi gitmek eksiltili hissettiğiniz anların hepsinin mükafaatıdır.
türk dil kurumunun ziyadesiyle tembel davranıp deyimi eksik anlattığı kanısındayım ve bu işe el atmayı bir görev biliyorum. bunun nedeni türk dil kurumundan daha çok bilgi sahibi olmam değil bu deyimi kullanmayı çok sevmemdir.
benim takıldığım kısım insanın sadece bir şeyi elde etmek için ya da bir şeyi yapmak istemek için içinin gitmediği sorunudur. bence bir insanın başka bir insanı görünce de içi gidebilir. ve o saniye deyim türk dil kurumuna inat yepyeni bir anlam kazanır. insanolunbiraz deyimler sözlüğüne de böylelikle girebilir zaten.
bir insana içiniz gidiyorsa onu gördüğünüz anda dünya üzerinde var oluşa kanıt olarak gösterilebilecek bütün her şey hükmünü yitirir. sizin için her şey o insan olmuştur artık. kalan her şey teferruattır. o insanla yaşayacağınız bütün gerçekler için bir dekor oluşturmak için vardır dünya ve dünya üzerindeki her şey.
bir insana içiniz gidiyorsa eğer onun bütün kusurları sizin için dünyanın yedi harikası ile boy ölçüşebilecek kadar güzeldir. onun kendiyle ilgili beğenmediği her şeyi siz her türlü estetik kaygıya kafa tutarak çok daha fazla sevmeye başlarsınız. sizin için lekeler o kadar lekeli olmaz, düz olmadığı düşünülen her şey dümdüz olur, küçük olan hiçbir şey o kadar küçük değildir.
bir insana içiniz gidiyorsa eğer o insan hiçbir şeyden korkmasın, hiçbir şey onu huzursuz etmesin, ayağına taş değmesin istersiniz. korkularını elini tutarak gidermek, huzursuzluklarını göğsünüzde yumuşatmak ve gerektiğinde ceketinizi yere serip geçeceği yerleri yumuşak bir hale getirmek gelir içinizden.
bir insana içiniz gidiyorsa eğer onu görmeden geçirdiğiniz zamanı hayattan saymaz, ömürden düşmezsiniz. onun yanındayken göz kırpmaktan bile imtina edersiniz. o kısa anlarda onu görmeyecek olmanın korkusuyla. ve onu her gördüğünüzde milan kundera’nın varolmanın dayanılmaz hafifliği diyerek neti kast ettiğini anlarsınız.
bir insana içiniz gidiyorsa eğer giden her parça o insana yöneliyor demektir. içinizde sakladığınız, nadasa bırakılmış her duygu yolları, dağları, boğazları aşıp o insana varıyordur bu anlarda.
bir insana içi gitmek eksiltili hissettiğiniz anların hepsinin mükafaatıdır.
devamını gör...
2.
içim nereye ben oraya. yok öyle ayrı gayrı
devamını gör...
3.
insanolunbiraz deyimler sözlüğü nasıl güzel açıklamış insanın insana içinin gidişini,gittiği yolları yollardaki cicekleri böcekleri kelebekleri
gelin görün ki içim icimde yerleşke kurmuş kimselere gidesi yok, gönül desen kendini yollara vurmayı özlemiş derken al sana iç savaş ..
ruh çağırmak, cin çağırmak, konu komşuyu kısır yapıp güne cagirmak öğrenilmiş de niye birinin içini bir digeri çağırıp da getirtememis bunun cevabı da var mı ki sözlükte ??
gelin görün ki içim icimde yerleşke kurmuş kimselere gidesi yok, gönül desen kendini yollara vurmayı özlemiş derken al sana iç savaş ..
ruh çağırmak, cin çağırmak, konu komşuyu kısır yapıp güne cagirmak öğrenilmiş de niye birinin içini bir digeri çağırıp da getirtememis bunun cevabı da var mı ki sözlükte ??
devamını gör...