ingilizce kelime veri tabanı
başlık "normal bir kadıköy beyefendisi" tarafından 09.01.2021 01:57 tarihinde açılmıştır.
1.
ingilizce kelimelerinin burada toplanmasını mantıklı bulduğum bir başlık.
starving( starvin ) : açlıktan ölmek, çok aç
stuffed( stafıd ): çok tok
starving( starvin ) : açlıktan ölmek, çok aç
stuffed( stafıd ): çok tok
devamını gör...
2.
fuck: lanet.
fuck you: lanet olası.
fuck you: lanet olası.
devamını gör...
3.
massive-kütleli,iri.
devamını gör...
4.
complain: yakınmak, şikayet etmek.
encourage: cesaretlendirmek, teşvik etmek.
vulnerable: savunmasız, dayanıksız.
flatterer: dalkavuk, yağcı.
strenghten: güçlendirmek.
arrogant: kendini beğenmiş.
encourage: cesaretlendirmek, teşvik etmek.
vulnerable: savunmasız, dayanıksız.
flatterer: dalkavuk, yağcı.
strenghten: güçlendirmek.
arrogant: kendini beğenmiş.
devamını gör...
5.
countersink : havşa
devamını gör...
6.
sıkça yapılan hataları yazayım ben de.
traffic lights :trafik lambası*
the weather is clear :hava açık / güzel *
switch on / turn on : açık *
switch off / turn off : kapalı *
bonus:
traffic lights :trafik lambası*
the weather is clear :hava açık / güzel *
switch on / turn on : açık *
switch off / turn off : kapalı *
bonus:
devamını gör...
7.
white sea : akdeniz yersen iksde.
devamını gör...
8.
emphasize (on) - vurgulamak
özellikle isim hâli* "on" preposition'ı* ile kullanılır.
cümle örneği: the report emphasize the importance of improving safety standards.
çeviri: rapor, güvenlik standartlarının artırılmasının önemini vurguluyor.
şuradan da telaffuzuna bakabilirsiniz: tureng.com/tr/turkce-ingili...
özellikle isim hâli* "on" preposition'ı* ile kullanılır.
cümle örneği: the report emphasize the importance of improving safety standards.
çeviri: rapor, güvenlik standartlarının artırılmasının önemini vurguluyor.
şuradan da telaffuzuna bakabilirsiniz: tureng.com/tr/turkce-ingili...
devamını gör...
9.
hazır başlığı varken viktorya dönemine ait birkaç argo terim paylaşayım;
bitch the pot; çay doldurmak
got the morbs; kısa süreli mutsuzluk
tight as a boiled owl; sarhoşluk
not up to dick; rahatsız hissetmek
bitch the pot; çay doldurmak
got the morbs; kısa süreli mutsuzluk
tight as a boiled owl; sarhoşluk
not up to dick; rahatsız hissetmek
devamını gör...
10.
bu tanımı başucuma koydum. her yeni kelime veya ifade için ayrı tanım girmek yerine aşağıdaki listeyi güncelleyeceğim.
gündelik ingilizce #2071373
- graduate: mezun olmak,
- grad dress: mezuniyet kıyafeti,
- revive: canlandırmak,
- sweat: ter,
- shipping: kargo,
- cost to ship: nakliye (gönderim) bedeli,
güncelleme: 07.07.2022
gündelik ingilizce #2071373
- graduate: mezun olmak,
- grad dress: mezuniyet kıyafeti,
- revive: canlandırmak,
- sweat: ter,
- shipping: kargo,
- cost to ship: nakliye (gönderim) bedeli,
güncelleme: 07.07.2022
devamını gör...
11.
endurance - katlanma(n.)*
endure - katlanmak(v.)*
cümle örneği: many cancer patients have to endure great deal of pain.
cümlenin çevirisi: birçok kanser hastası, büyük (fiziksel) acılara katlanmak zorunda kalır.
synonyms of endure:*
1. stand
--> ı can't stand this guy. (bu elemana katlanamıyorum)*
2. bear
--> looks like he is not going to be able to bear anymore the situation he is in. (öyle görünüyor ki içinde bulunduğu duruma daha fazla katlanamayacak.
kullanım yaygınlığı açısından sıralama:
1- stand
2- bear
3- endure
endure - katlanmak(v.)*
cümle örneği: many cancer patients have to endure great deal of pain.
cümlenin çevirisi: birçok kanser hastası, büyük (fiziksel) acılara katlanmak zorunda kalır.
synonyms of endure:*
1. stand
--> ı can't stand this guy. (bu elemana katlanamıyorum)*
2. bear
--> looks like he is not going to be able to bear anymore the situation he is in. (öyle görünüyor ki içinde bulunduğu duruma daha fazla katlanamayacak.
kullanım yaygınlığı açısından sıralama:
1- stand
2- bear
3- endure
devamını gör...
12.
bashi-bazouk = başıbozuk
odalisque = odalık
odalisque = odalık
devamını gör...
13.
empty boş demek ingilizcede
devamını gör...
14.
kim okuyor oğlum burayı?
not: ben.
not: ben.
devamını gör...
15.
yu sanafa beach! : annene lanet ediyorum.
devamını gör...
16.
devamını gör...
17.
jump the gun - düşünmeden hareket etmek
don't jump the gun, and consider the details of an affair from different aspects before making a snap decision.
don't jump the gun, and consider the details of an affair from different aspects before making a snap decision.
devamını gör...
18.
indemnify - birinin zararından doğan kaybı telafi edeceğini taahhüt etmek
endorsement - sigorta sözleşmesine sonradan eklenen madde
collateralized debt obligations - teminatlandırılmış borç yükümlülükleri
forbearance - borç geri ödenmemesi halinde icranın ertelenmesi sözleşmesi
covenant - sözleşmede yerine getirileceği taahhüt edilen şey
arrears - vadesi geçmiş ödeme
collateral - teminat
accrual - tahakkuk
(bkz: anlüyünnü dayı)
endorsement - sigorta sözleşmesine sonradan eklenen madde
collateralized debt obligations - teminatlandırılmış borç yükümlülükleri
forbearance - borç geri ödenmemesi halinde icranın ertelenmesi sözleşmesi
covenant - sözleşmede yerine getirileceği taahhüt edilen şey
arrears - vadesi geçmiş ödeme
collateral - teminat
accrual - tahakkuk
(bkz: anlüyünnü dayı)
devamını gör...
