1.
istanbul'un sıcağından çok başlıklarının bayması başlığını açtıktan sonra gelen tepkilere istinaden açayım bari dediğim başlıktır.
öncelikle, saldırganca bir şeyler yazmayacağım, hatta bu "ego"nun temellerini de masaya yatırmaya çalışacağım.
ben istanbullu egosu diye adlandırdığım şeyi 90'ların sonlarına doğru fark etmiştim.
1997'de davutlar'daki yazlığımızda oturmaya başladık. burada da liseden birçok arkadaşımın yazlığı da vardı.
bunlardan birilerinin arkadaşları olduğu için tanıştığım, yazları davutlar'da kalan biri ile hala dostuz ve ilk onun vasıtasıyla böyle bir egonun olduğunu görmüştüm. yani şehrini hakikaten "ayrı bir ülke" gibi görüyordu. mesela memleketim ve hala bir sahil kasabasında yaşadığım aydın'da, kışlarımı geçirdiğim izmir'de, birinden sigara yakmak için ateş istenmesi mevzuunda bile, "bizim istanbul'da 'bu benden ateş isteyen kişi beni adam yerine koydu' diye bakarız, sizin buralarda ise millet öfleye pöfleye falan ateş veriyor" demişti eleman.
o başta bahsettiğim başlıktaki örnek verdiğim tanımları bellerophontes (eşrefoğlu süleyman beğ) ve dostlarımızla geleceğiz biraderlerimin açtığına dikkat bile etmemiştim açıkçası. yani kimin/kimlerin açtığı da mühim değil bence zaten...
istanbullu egosu derken... istanbul'u sürekli yüceltmek manasında da dememiştim aslında. hani mesela amerikanlar vardır ve bunların ülkelerine aşık olanları gibi/kadar, ülkesini sevmeyenlerinde bile "amerikan egosu" denen şeye rastlayabiliriz. yani kültürle de alakalı. amerikan kültürü o kadar dominant bir şey ki adamlar/kadınlar hakikaten ülkeleri dışındaki dünyadan bihaber olarak yetişebiliyorlar. gerçi kanadalılarda da olabiliyor bu da, şimdi konuyu o kadar dallandırıp budaklandırmayalım.
istanbul... tütünçiftlik/kocaeli doğumluyumdur ben, aydınlı olsam da. kocaeli'deyken, yani 3 yaşıma kadar istanbul'a sık sık giderdik, yakın diye. bir de 2000'lerin başlarında, üniversiteye yeni başlamışken istanbul'a gitmiştim ben ve dragos'ta oturan bir arkadaşımda kalmıştım. orada geçirdiğim günlerde avrupa yakası'nı da epey gezdim, anadolu yakası ile birlikte. bunların dışında istanbul ile başka bir münasebetim olmadı.
bellero biladerim "ankaralı egosu" denen bir şeyden bahsetti. yani böyle bir şey gözlemlediğimi söyleyemeyeceğim ki 11 senem ankara'da geçti. izmirli egosu denen bir şey var ama. hala her kış oradayım ve öyle bir şey hakikaten var. ankaralı egosu da vardır belki de öyle "net" bir şey gözlemlemedim ben, en azından.
istanbul, dünyada en çok bilinen şehrimiz. bunu kimse tartışamaz. birçok kişi türkiye'nin başkenti sanıyor hatta orayı. yazlıktaki karşı yabancı komşularımıza bile türkiye'nin başkentinin ankara olduğunu ben öğretmiştim ki kendileri seneleeeeeeeeeerdir her yaz buradalar ve 3 sene önce falan önce benden şaşırarak öğrendiler bunu. ahahaha.
bazı yönlerden de istanbul hakikaten "ayrı" görülebilse de... sıcaklık konusunda üzgünüm ama istanbul'un böyle bir ayrı olma durumu olamaz kanımca. bir kere ülkenin kuzeyinde. denize yakın... bakın, memleketim aydın'ın sıcağı meşhurdur ama ben buranın denize aykın bir bölümünde oturduğumdan buradaki sıcaklık, aydın merkeze veya nazilli'ye nazaran epey daha kabul edilebilir bir etkide/hissedilebilirlikte diyebilirim. istanbul'un da her yeri denize yakın sayılmasa da sonuçta ülkenin kuzeyindesiniz yahu. yani en fazla ne kadar sıcak olabilir ki orası? * çok sıcak olabilir tabii de işte rekor falan kırarsanız sanki açtığınız bu tür başlıklar daha manalı olabilir gibi geliyor bana.
neyse, cidden o başlıkları kimlerin açtığına dikkat bile etmemiştim. umarım ters anlamamışsınızdır. böyle bir konu için sizin gibi değerli arkadaşlarımı kırmak aklımın kenarından bile geçmezdi.
bu arada ben ufakken aydın'ı türkiye'nin en büyük ve önemli şehri falan sanıyordum da işte ilkokula geçmemle birlikte gerçeklere uyanmıştım. öncesini çocukluğuma veriniz. *
öncelikle, saldırganca bir şeyler yazmayacağım, hatta bu "ego"nun temellerini de masaya yatırmaya çalışacağım.
ben istanbullu egosu diye adlandırdığım şeyi 90'ların sonlarına doğru fark etmiştim.
1997'de davutlar'daki yazlığımızda oturmaya başladık. burada da liseden birçok arkadaşımın yazlığı da vardı.
bunlardan birilerinin arkadaşları olduğu için tanıştığım, yazları davutlar'da kalan biri ile hala dostuz ve ilk onun vasıtasıyla böyle bir egonun olduğunu görmüştüm. yani şehrini hakikaten "ayrı bir ülke" gibi görüyordu. mesela memleketim ve hala bir sahil kasabasında yaşadığım aydın'da, kışlarımı geçirdiğim izmir'de, birinden sigara yakmak için ateş istenmesi mevzuunda bile, "bizim istanbul'da 'bu benden ateş isteyen kişi beni adam yerine koydu' diye bakarız, sizin buralarda ise millet öfleye pöfleye falan ateş veriyor" demişti eleman.
o başta bahsettiğim başlıktaki örnek verdiğim tanımları bellerophontes (eşrefoğlu süleyman beğ) ve dostlarımızla geleceğiz biraderlerimin açtığına dikkat bile etmemiştim açıkçası. yani kimin/kimlerin açtığı da mühim değil bence zaten...
istanbullu egosu derken... istanbul'u sürekli yüceltmek manasında da dememiştim aslında. hani mesela amerikanlar vardır ve bunların ülkelerine aşık olanları gibi/kadar, ülkesini sevmeyenlerinde bile "amerikan egosu" denen şeye rastlayabiliriz. yani kültürle de alakalı. amerikan kültürü o kadar dominant bir şey ki adamlar/kadınlar hakikaten ülkeleri dışındaki dünyadan bihaber olarak yetişebiliyorlar. gerçi kanadalılarda da olabiliyor bu da, şimdi konuyu o kadar dallandırıp budaklandırmayalım.
istanbul... tütünçiftlik/kocaeli doğumluyumdur ben, aydınlı olsam da. kocaeli'deyken, yani 3 yaşıma kadar istanbul'a sık sık giderdik, yakın diye. bir de 2000'lerin başlarında, üniversiteye yeni başlamışken istanbul'a gitmiştim ben ve dragos'ta oturan bir arkadaşımda kalmıştım. orada geçirdiğim günlerde avrupa yakası'nı da epey gezdim, anadolu yakası ile birlikte. bunların dışında istanbul ile başka bir münasebetim olmadı.
bellero biladerim "ankaralı egosu" denen bir şeyden bahsetti. yani böyle bir şey gözlemlediğimi söyleyemeyeceğim ki 11 senem ankara'da geçti. izmirli egosu denen bir şey var ama. hala her kış oradayım ve öyle bir şey hakikaten var. ankaralı egosu da vardır belki de öyle "net" bir şey gözlemlemedim ben, en azından.
istanbul, dünyada en çok bilinen şehrimiz. bunu kimse tartışamaz. birçok kişi türkiye'nin başkenti sanıyor hatta orayı. yazlıktaki karşı yabancı komşularımıza bile türkiye'nin başkentinin ankara olduğunu ben öğretmiştim ki kendileri seneleeeeeeeeeerdir her yaz buradalar ve 3 sene önce falan önce benden şaşırarak öğrendiler bunu. ahahaha.
bazı yönlerden de istanbul hakikaten "ayrı" görülebilse de... sıcaklık konusunda üzgünüm ama istanbul'un böyle bir ayrı olma durumu olamaz kanımca. bir kere ülkenin kuzeyinde. denize yakın... bakın, memleketim aydın'ın sıcağı meşhurdur ama ben buranın denize aykın bir bölümünde oturduğumdan buradaki sıcaklık, aydın merkeze veya nazilli'ye nazaran epey daha kabul edilebilir bir etkide/hissedilebilirlikte diyebilirim. istanbul'un da her yeri denize yakın sayılmasa da sonuçta ülkenin kuzeyindesiniz yahu. yani en fazla ne kadar sıcak olabilir ki orası? * çok sıcak olabilir tabii de işte rekor falan kırarsanız sanki açtığınız bu tür başlıklar daha manalı olabilir gibi geliyor bana.
neyse, cidden o başlıkları kimlerin açtığına dikkat bile etmemiştim. umarım ters anlamamışsınızdır. böyle bir konu için sizin gibi değerli arkadaşlarımı kırmak aklımın kenarından bile geçmezdi.
bu arada ben ufakken aydın'ı türkiye'nin en büyük ve önemli şehri falan sanıyordum da işte ilkokula geçmemle birlikte gerçeklere uyanmıştım. öncesini çocukluğuma veriniz. *
devamını gör...
2.
yemişim egosunu hava şu an neredeyse 62 derece istanbulda.
devamını gör...
3.
var böyle bi şey.
devamını gör...
4.
#3667585
ankara egosu şakaydı hocam. ankara'daki otobüs işletmelerinin adı ego. ankara şu an ben ne alaka modunda takılıyor :d
ki ben istanbullu değilim, istanbul'da nefret ede ede yaşayan sıradan bir ademim. istanbullu egosuna sahip olduğumdan değil, istanbul'dan nefret ettiğimden başlığını açıyor, sıcağından nefret ettiğimi belirten entryler giriyorum.
ankara egosu şakaydı hocam. ankara'daki otobüs işletmelerinin adı ego. ankara şu an ben ne alaka modunda takılıyor :d
ki ben istanbullu değilim, istanbul'da nefret ede ede yaşayan sıradan bir ademim. istanbullu egosuna sahip olduğumdan değil, istanbul'dan nefret ettiğimden başlığını açıyor, sıcağından nefret ettiğimi belirten entryler giriyorum.
devamını gör...
5.
6.
var ben biliyorum.
onlardan kaçtığında daha çok onlarla karşılaşıyorsun.
mesela bir istanbul'da yaşayan (gözlemlerim) ego kasmaz ama başka bir şehirdeyken istanbul'u sanki kültürün medeniyetin bir simgesi gibi anlatır illa belirtmek ihtiyacı duyar bir kısım insan bunu gittiği diğer şehirlerde. tatil yörelerinde falan da kazıklarlar al sana egooo hasjajshs. gördün mü egonu yiğidim?
ben de istanbul'dan göçmüş bir insan evladıyım.
iyi tepkiler aldığım oluyor lafını esirgemeyen insanlar tarafından bu mutlu ediyor ama bunu istanbul'a borçlu değilim. kendime borçluyum.
bir de çok fazla nereli olduğumu soranlar oluyor o biraz geriyor beni. buralı değilim ama buralı kadar oldum gibi cevaplarla geçiştiriyorum çoğu zaman.
zaten istanbul'da yaşamak istemeyen, yaşamak zorunda kalan insan lafını bile etmiyor fırsat bulsa kaçacak delik arıyor. ben alakasız bir memlekete göçecektim bir alışveriş esnasınsa insanları güler yüzlü, samimi ve merhametli diye bu insanın fıtratıyla ilgili.
istanbulun sıcağını ölçmek de doğru değil bana göre.
onca beton arasında kirli havanın içinde rüzgara hasret yaşatiyor insanı bu kafeste hissettiriyor ben gibilere.
bir de,
nem var nem hajsjaja.
onlardan kaçtığında daha çok onlarla karşılaşıyorsun.
mesela bir istanbul'da yaşayan (gözlemlerim) ego kasmaz ama başka bir şehirdeyken istanbul'u sanki kültürün medeniyetin bir simgesi gibi anlatır illa belirtmek ihtiyacı duyar bir kısım insan bunu gittiği diğer şehirlerde. tatil yörelerinde falan da kazıklarlar al sana egooo hasjajshs. gördün mü egonu yiğidim?
ben de istanbul'dan göçmüş bir insan evladıyım.
iyi tepkiler aldığım oluyor lafını esirgemeyen insanlar tarafından bu mutlu ediyor ama bunu istanbul'a borçlu değilim. kendime borçluyum.
bir de çok fazla nereli olduğumu soranlar oluyor o biraz geriyor beni. buralı değilim ama buralı kadar oldum gibi cevaplarla geçiştiriyorum çoğu zaman.
zaten istanbul'da yaşamak istemeyen, yaşamak zorunda kalan insan lafını bile etmiyor fırsat bulsa kaçacak delik arıyor. ben alakasız bir memlekete göçecektim bir alışveriş esnasınsa insanları güler yüzlü, samimi ve merhametli diye bu insanın fıtratıyla ilgili.
istanbulun sıcağını ölçmek de doğru değil bana göre.
onca beton arasında kirli havanın içinde rüzgara hasret yaşatiyor insanı bu kafeste hissettiriyor ben gibilere.
bir de,
nem var nem hajsjaja.
devamını gör...
7.
istanbul'u dinliyorum egom kapalı..
devamını gör...
8.
şehir dışına gidildiğinde, orada ki işleyiş ve beceriksizlik görüldüğünde ortaya çıkan durumdur.
devamını gör...
9.
(bkz: ankaralı iett'si)
devamını gör...
10.
metrobüste balık istifa gibi gitmeye çalışırken istanbulla alakalı entry girmeleri bağırtıyor ya
devamını gör...
11.
istanbul'da doğup büyüdüm, lise zamanı taşındık sonradan. istanbul dışında hayat olmadığını sanan insanların cahil olduğunu düşünüyorum. bu ego o yüzden, iki köprü bi alışveriş merkezi görüyor, sanıyor ki buradan başka yerde medeniyet yok. he yok a** öyle sanın.
devamını gör...
12.
istanbul da yaşayanlarda ego olduğunu sanmıyorum. hepimiz zorluklarının ve güzelliklerinin farkındayız. sadece istanbul da yaşamaya alışmış biri kolay kolay başka şehre adapte olamaz, hepsi bu. istanbul’ da yaşayanlara ön yargılı bakışın başlığı diyebiliriz. sonuç olarak olmayan egodur.
devamını gör...
13.
istanbullu egosu diye bir şey olmadığını düşünüyorsanız şu videoyu izlemenizi öneririm. ego olmayan yerden mizah çıkmaz, demişler. *
tabii günümüzde böyle bir şey kalmamış olabilir, onu bilemem.
tabii günümüzde böyle bir şey kalmamış olabilir, onu bilemem.
devamını gör...
14.
dünaynın başkentinde yaşıyotuz
olacak o kadar ego
olacak o kadar ego
devamını gör...
15.
hepsinde olmamakla birlikte;
vapurda yer yok diye haykırıp, boğaz manzaralı selfie çekerken şehrin ruhunu hissetmektir.
boğaz manzarasında kahve içip, tüm dünyanın sana hayran olduğunu sanmaktır.
trafikte 5 dakika bekleyince sanki şehir sana hizmet ediyor sanmaktır.
istanbul’da yaşamakla nobel kazanmış gibi hava atmaktır.
4 yıl yünivörsiti okurken şahit oldum swh.
vapurda yer yok diye haykırıp, boğaz manzaralı selfie çekerken şehrin ruhunu hissetmektir.
boğaz manzarasında kahve içip, tüm dünyanın sana hayran olduğunu sanmaktır.
trafikte 5 dakika bekleyince sanki şehir sana hizmet ediyor sanmaktır.
istanbul’da yaşamakla nobel kazanmış gibi hava atmaktır.
4 yıl yünivörsiti okurken şahit oldum swh.
devamını gör...
16.
ıstanbullu egosu, yozgat'tan 7 yıl önce çıkıp ıstanbul'a okumaya veya 3 kuruşa çalışmaya gelmiş tipte varsa, sıkıntı.
ben 200 yıllık ıstanbullu olsam, yerleşmiş aile kültürüm olsa ve ıstanbullu gibi davranıp yaşasam, benim de ıstanbullu egom olurdu.
normal.
ben 200 yıllık ıstanbullu olsam, yerleşmiş aile kültürüm olsa ve ıstanbullu gibi davranıp yaşasam, benim de ıstanbullu egom olurdu.
normal.
devamını gör...
