istanbul’un tarihi caddesidir. 1400 metre uzunluğunda olup içerisinde tarihi kiliseler ve farklı kültürlere ait binalar ile mozaik bir yapıya sahiptir.
devamını gör...
her türlü şeyin başına geldiği caddedir.
devamını gör...
gezi parkından sonra belki 2, en fazla 3 kez uğradığım cadde o da arkadaş zoruyla. en son esnafı kepenk kapatıyordu, iyi de oluyor.
devamını gör...
arapların cirit attığı yer, mahvettiler canım caddeyi.
devamını gör...
3-4 sene kadar önce bir işid militanının kendisini patlattığı sokaktır da ayrıca.
devamını gör...
zamanında şebnem ferah’ın dahi şarkılarına konu olmuş ancak sonra ne olduysa dokusunda ciddi bir bozulmanın olduğu açık olan cadde olmuştur. istiklal'in ruhunu kaybetmesi, istanbul'un ruhunu kaybetmesidir aynı zamanda.
devamını gör...
karşısındaki gezi parkı, gezi parkı olarak durmaktadır.
devamını gör...
çok önceleri insanların en güzel kıyafetleri ile caddede dolaşıp, sinemaya, tiyatroya gittikleri, zeki alasya-metin akpınar devekuşu kabare tiyatrosunun beyoğlu beyoğlu müzikalinde bahsettikleri gibi zamanla içine edilmeye başlanan istanbul caddesidir.

her şehrin prestij sembolü olan bir caddesi vardır, new york' ta 5th avenue, paris' de champs-élysées caddesi, tokyo' da ginza caddesi bu kategorideki caddelerdir. istanbul' un prestij sembolü caddeside istiklal caddesidir.

üniversiteye giderken hatırlıyorum her cuma caddeye sinema veya tiyatroya gitmek için gider ve gezerdik. her hafta cuma ders çıkışı bizim için bir merasim gibiydi. inci pastanesinde profiterol yer, caddede dolaşır, bilhassa yılbaşına doğru vakko tarafından ışıklandırılmış olan caddede dolaşırdık. o zamanlar yeşildi cadde, şimdiki gibi arap istilasına uğramamıştı. insanlar daha medeni daha terbiyeliydi.

ne zamanki 1994 yerel seçimleri oldu, malum zihniyet kentin yönetimine geldi caddeninde anası bellenmeye başlandı. o eski güzellikler birer birer yok oldu.

beton grisi her yere hakim oldu, yeşillik gitti, tramvay yoluna döşedikleri yeşil sentetik halı caddenin tek yeşilliği oldu, caddenin yer taşları her sene yeniden yapıldı, hiç bir zaman olmadı, her yağmurda hepsi oynadığı için bastığınızda ayakkabınız su içinde kaldı, sarhoşların, kadın tacizcilerinin, berbat sokak performansçılarının mekanı oldu. saçma sapan mekanlar açıldı, arap istilasına uğradı.

o inci pastanesi bile kapattı, başka yerde açtı ama hiçbir zaman o profiterol eski tadında olmadı. yaşlandım herhalde....
devamını gör...
büyüdüğüm semt...
ne yazıkki artık ne o eski insanlar ne o güzelim semt kaldı...
çocukluğumun geçtiği cadde,mağazalar birer yabancı...
her yer değişmiş yabancılaşmış....
en çok balık pazarına üzülürüm istiklal deyince ....
eskiler bilir balık pazarıını o güzelim günlerini dükkan we esnaflarını...
devamını gör...
türkiye'nin nasıl bir dönüşüme girdiğinin canlı kanıtı olan yerdir. resmen korku filmi gibi.

eskiden sağ ve solda devasa ağaçlar vardı. tepelerde ışıklık süsler vardı. tek bir arapça tabela yoktu. fransız, ingiliz, japon ne ararsan vardı. tam bir kültür beşiği, medeniyet merkezi idi.

şimdi ise girişte koca bir camii. sağda solda ağaç yok. süslemeler hak getire. kabil'i andıran arapça tabelalar ve 5'erli gruplarla dolaşan, bağıra çağıra konuşan araplar var.
devamını gör...
artık bırak geçmeyi, üzerine yazılıp çizilenleri bile okumaktan imtina ettiğim yer haline gelen caddedir. (eski ismiyle cadde-i kebir)
6-7 yıl öncesine kadar gitmekten kısmen keyif aldığım, caddenin kendisinden çok ara sokaklarına dalıp çıktığım, nevizade biteli zaten çok olmuştu ama en azından asmalımescit ya da tünel geçidi gibi yerlerle sokakta insanları yaşadığım bölgenin, gezi olaylarından sonra intikam alınırcasına bitirilmeye çalışılmasını ibretle izledim.

ilk önce caddenin ortasına hançer gibi saplanan avm ile başladı her şey, bu avm caddenin müşteri kitlesinde büyük değişiklik yarattı. avm'lerden hoşlanmayan bohemler inceden uzaklaşmaya başladılar. taksim'den girip sallana sallana aşağı süzülen insanlar bu avm yüzünden arka taraftan tepebaşı'na gelip odakule'den giriş yaptılar ve galatasaray lisesinden yukarıda kalan kısım evrimini hızlandırdı. artık daha çok arap turist, daha az bohem tayfa vardı.

zamanla liseden tünel'e kadar olan kısım da bozulmaya başladı. arap turistin girdiği her yere peşinden gelen yalellisi ve nargilesinin dumanı tünel tarafının semalarını kapladı ve gelen sokağa masa atma yasağıyla asmalımescit/tünel tarafı tamamen paralize oldu.

bu bölgenin müşterisi içeride sigara,dışarıda masa yasağına kendince eline birasını alıp kapı önünde ayakta durarak bir çözüm bulmaya çalıştı ama bu da bir yere kadardı. mekanların masa sayısı azalınca fiyatları yükseldi, yükselen fiyatlar müşteriyi azalttı. zaten can çekişen hava iyice bozuldu ve insanlar alternatiflere yönelmeye başladılar. (kuledibi, beşiktaş,kadıköy gibi)
karaköy'ün eskiden izbe olan, geç saatlerde geçmekten çekineceğiniz esrarcı yuvası arka sokaklarındaki fırsatı gören uyanık işletmeciler bu bölgede alternatif mekanlar yarattılar ve müşteriyi şimdilik çektiler. tıpkı bir zamanlar asmalımescit sokaklarının travesti ve torbacı yuvası olması daha sonra yavaş yavaş bu bölgenin açılan mekanlarla temizlenmesi gibi karaköy de bu değişimi yaşıyor.

istiklal caddesi benim için ilkokulumun bulunduğu yerdir. sabahın erken saatinde taksim meydandan girip tünel'e kadar yürümek, yolda fransız konsolosluğunun önünden geçmek ,atlas pasajının kapısından bakmak, atlas sinemasının henüz bölünmemiş çok büyük salonunda film izlemek, odakule'nin önünden geçerken henüz istanbul'da hiç gökdelen olmadığı için saf saf yüksek binaya bakmak, s.s.c.b (o zamanları adı) konsolosluğunun kapısında bulunan vitrindeki uzay fotoğraflarına bakmak, çiçek pasajına çaktırmadan girip bira içen insanları seyretmek, meşhur galatasaray büyük postaneye girip o yüksek tavana kocaman açılmış gözlerle şaşırarak bakmak, haşet kitabevinden okul kitaplarını almaktı.
okulum rus konsolosluğu ile tophane'ye inen yokuş arasında olduğu için ilerleyen zamanlarda ortamlardaki insan türü durumuna göre "olum benim okulum bile tophane'deydi biz tophane çocuğuz ya da dostlar okula giderken istiklal caddesinin hüzünlü güzelliği içinden geçerdik biz" demekti.

galiba o ruhu 1996'da eşkıya filmi gösterime girdiği ilk haftanın pazar günü 16:00 seansında çok uzun bir bilet kuyruğunda bekleyip zar zor bilet alabilmem, filmi emek sinemasının salonunda merdivenlerine oturarak seyrettiğim günden sonra kaybettim. bir daha asla o tadı alamadım. hep yavaş yavaş aşağı ivmeyle keyfi azaldı.
artık cadde ölmüştür, ruhu şad olsun.
devamını gör...
birçok şarkıya konu olan caddedir.
devamını gör...
sabahlara kadar müzik eğlence, her sokağında ayrı bir ambiyans, ıslak hamburgeri, tosta basılmış dürümü, mis sokağı, balo sokağı, ortada ilerleyen tramvayı, özel gunlerde ışıl ışıl olan sokakları, nevizade geceleri, odakulesi...

masal gibi geldi değil mi ? istiklal caddesine şimdi gittiğinizde bu anlattıklarımı göremezsiniz. çok değil 8-9 sene öncesi böyleydi.
şimdilerde orta doğu ülkesinin bir caddesi gibi olmuş. esnaf sokağın misafirlerine sahip çıkmayıp, onları düşman gördüğü anda herkes kaybetti. eğer yıllar önce istiklal'e gelmisseniz bir daha gelmeyin aklınızda hep o güzel haliyle kalsın.
devamını gör...
çocukluğumda babam, annem ve kardeşim ile çokça gittiğim, çok kalabalık olan çok güzel bir caddedir.

galatasaray lisesi ve çikolatacıları ile meşhurdur.

eski zamanlarda çok daha popülermiş tabii ki.
devamını gör...
hemen bir klişeyi yerine getireyim.
"istikal eskiden böyle miydi? millet takım elbiselerini giyer, hazırlanır öyle çıkardı şimdi her yer çapulcu doldu"
evet klişeyi verdiğime göre artık yorumumu yapabilirim.
kalabalığı sevmeyen biri olarak çok geç tanıştığım bir caddedir hatta hayli geç tanıştım ve daha geç tanışmadığıma pişman oldum, hiç tanışmasam bile olurmuş dediğim caddedir.

anlamsız keşmekeş, insanların yürürken birden durduğu ve herkesin bağırarak konuştuğu bir cadde. gitmeyenin asla bir şey kaybetmeyeceğini düşünüyorum ama giderse kesinlikle huzuru kaybedebilir.
devamını gör...
1.4 km uzunluğunda her şeyi içinde barındıran bir caddeydi bir zamanlar. hatırlamak isteyenler için...
devamını gör...
her 5-10 yıllık periyotlarda pinpon topu gibi oradan oraya savrulan caddedir. umarım bir gün ruhunu tekrardan toparlar.
devamını gör...
hemen hemen her şehirde olan caddedir. cumhuriyet meydanı gibi. ancak hiçbirisi "the" istiklal caddesi değildir.
devamını gör...
nuru ziya sokak'ın da bulunduğu tarihi cadde. cadde-i kebir, istanbul'un kalbi.
devamını gör...
çook eskiden anlamı ve eğlencesi olan bir caddeydi. nerde şimdi (bkz: cafe gitar) ve (bkz: vosvos)..
devamını gör...
Bu başlığa tanım girmek için olabilirsiniz.

"istiklal caddesi" ile benzer başlıklar

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.