kadınların kahvehaneye gidememesi sorunsalı
başlık "hristiyanismail hepinizi seviyor" tarafından 18.03.2026 10:56 tarihinde açılmıştır.
1.
kadınlar niye kahvehaneye gidemiyor hiç anlamış değilim. onların da kafa dinlemeye, kocalarından uzak vakit geçirmeye hakları var sonuçta. illa kadınlara ev işi mi yaptırılır ya da temizlik işi mi yaptırılır ! nedir yani ! siz böyle mi görmek istiyorsunuz kadınları.. yazıklar olsun.
atatürk 1934 yılında kadınlara seçme ve seçilme hakkı tanımış fakat aradan 92 yıl geçmiş hala hiçbir yönetici kadınlara kahvehanelere giriş hakkı tanımıyor. bu ne bağnazlıktır yarabbim..
atatürk 1934 yılında kadınlara seçme ve seçilme hakkı tanımış fakat aradan 92 yıl geçmiş hala hiçbir yönetici kadınlara kahvehanelere giriş hakkı tanımıyor. bu ne bağnazlıktır yarabbim..
devamını gör...
2.
bu mesele aslında tek başına bir yasak ya da kuraldan çok, mekan kültürüyle ilgili bir uyumsuzluk gibi.. geleneksel kahvehane ortamı tarihsel olarak erkek sosyalleşmesine göre şekillenmiş. bu da doğal olarak kadınların kendini rahat hissedebileceği bir atmosferin oluşmasını engelliyor.
kahvehanelere bakıldığında çoğu zaman ağır bir sigara kokusu, yeterince temiz olmayan masalar, sürekli oyun oynanan ve gürültülü bir düzen göze çarpıyor. iskambil kartlarının, okey taşlarının sesi, yüksek sesli konuşmalar ve yer yer küfürlü atışmalar bu ortamın normal parçası haline gelmiş durumda. ayrıca neredeyse tamamen erkeklerden oluşan bir müşteri profili var. bu da dışarıdan gelen bir kadın için dikkat çekici ve çoğu zaman rahatsız edici bir durum yaratabiliyor.
bunun yanında sunulan hizmet de oldukça sınırlı. çay, oralet, belki kahve ve basit içecekler. oysa birçok kadın için dışarıda vakit geçirmek sadece oturmak değil, aynı zamanda keyif almak, rahat etmek ve kendini güvende hissetmek anlamına geliyor. daha temiz, düzenli, havadar bir ortam, yanında tüketilebilecek tatlılar, atıştırmalıklar, estetik ve özenli bir sunum beklentisi öne çıkıyor.
bu noktada kafeteryalar ya da daha modern kafe kültürü, kadınlar açısından daha cazip oluyor. çünkü bu mekanlar genellikle daha hijyenik, daha çeşitli ürünler sunan ve karma bir müşteri kitlesine hitap eden yerler. ayrıca kadınların rahatsız edici bakışlara ya da sosyal baskıya maruz kalmadan oturabileceği bir alan sağlıyor.
kahvehanelere bakıldığında çoğu zaman ağır bir sigara kokusu, yeterince temiz olmayan masalar, sürekli oyun oynanan ve gürültülü bir düzen göze çarpıyor. iskambil kartlarının, okey taşlarının sesi, yüksek sesli konuşmalar ve yer yer küfürlü atışmalar bu ortamın normal parçası haline gelmiş durumda. ayrıca neredeyse tamamen erkeklerden oluşan bir müşteri profili var. bu da dışarıdan gelen bir kadın için dikkat çekici ve çoğu zaman rahatsız edici bir durum yaratabiliyor.
bunun yanında sunulan hizmet de oldukça sınırlı. çay, oralet, belki kahve ve basit içecekler. oysa birçok kadın için dışarıda vakit geçirmek sadece oturmak değil, aynı zamanda keyif almak, rahat etmek ve kendini güvende hissetmek anlamına geliyor. daha temiz, düzenli, havadar bir ortam, yanında tüketilebilecek tatlılar, atıştırmalıklar, estetik ve özenli bir sunum beklentisi öne çıkıyor.
bu noktada kafeteryalar ya da daha modern kafe kültürü, kadınlar açısından daha cazip oluyor. çünkü bu mekanlar genellikle daha hijyenik, daha çeşitli ürünler sunan ve karma bir müşteri kitlesine hitap eden yerler. ayrıca kadınların rahatsız edici bakışlara ya da sosyal baskıya maruz kalmadan oturabileceği bir alan sağlıyor.
devamını gör...
3.
çayı beğenmezler, sandalyeler konforsuzdur. ne işleri var sahi?
devamını gör...
4.
kahvehane, geleneksel bir mekan.
işlevi ise "vakit öldürmek"
geleneksel sosyal ilişki modelimizde dışarıda olan erkektir. erkek sabah kalkar, dükkanını açar ya da çalışmaya gider. vakit öldürmek için kahvehaneye gider. işsiz kalan erkek de bütün gün evde oturup kafayı yememek için kahvehaneye gider. yani kahvehane işlev olarak "erkek" bir mekandır.
tabii, merkezi bir fonksiyonu da vardır.
diyelim ki bir köye gittik, birini arıyoruz, aklımıza gelen ilk yer kahvehane olur. boyacısı, sıvacısı, badanacısı da kahvede müşteri bekler. eh, bunlar da genellikle erkekler tarafından yapılan işler.
kadının sosyalleşmesi ise erkeğin olmadığı mahrem alanda gerçekleşir.
ve bu sosyal ilişkinin temel işlevi dayanışmadır.
köyde tarhana yapmak, yün dövmek yani bir şekilde ev içi üretimdeki yükü dayanışmayla azaltmak için bir araya gelir. bu ilişki biçimi zamanla altın günlerine dönüşmüş.
yani ileride bir kahvehane var. bir kadın gidip çay içse kimse kovmaz herhalde. ama neden gitsin? alt caddede üçüncü dalga kahveci var zaten.
işlevi ise "vakit öldürmek"
geleneksel sosyal ilişki modelimizde dışarıda olan erkektir. erkek sabah kalkar, dükkanını açar ya da çalışmaya gider. vakit öldürmek için kahvehaneye gider. işsiz kalan erkek de bütün gün evde oturup kafayı yememek için kahvehaneye gider. yani kahvehane işlev olarak "erkek" bir mekandır.
tabii, merkezi bir fonksiyonu da vardır.
diyelim ki bir köye gittik, birini arıyoruz, aklımıza gelen ilk yer kahvehane olur. boyacısı, sıvacısı, badanacısı da kahvede müşteri bekler. eh, bunlar da genellikle erkekler tarafından yapılan işler.
kadının sosyalleşmesi ise erkeğin olmadığı mahrem alanda gerçekleşir.
ve bu sosyal ilişkinin temel işlevi dayanışmadır.
köyde tarhana yapmak, yün dövmek yani bir şekilde ev içi üretimdeki yükü dayanışmayla azaltmak için bir araya gelir. bu ilişki biçimi zamanla altın günlerine dönüşmüş.
yani ileride bir kahvehane var. bir kadın gidip çay içse kimse kovmaz herhalde. ama neden gitsin? alt caddede üçüncü dalga kahveci var zaten.
devamını gör...
5.
kötü bir niyetimiz yok beyler siz rahat edin istiyoruz.
simdi biz gelsek okey taşlarını saymayız, çayınızı çalmayız, masaya çöküp “ben geldim kalkın ulan" demeyiz.en fazla iki el oynar, bir çay içer,
üçüncü elde sizi yenip sessizce çıkarız.
zaten yıllardır içeride yaptığınız muhabbetin yarısı biziz. ne konuşacaksınız biz gelince degil mi?
şimdi "dagdan gelip de bağdakini kovmak" da bize ters. malum anadolu kadınıyiz. elleri nasırlı, yüreği kahırlı anaların evlatlarıyız. yerimizi de biliriz. "at binenindir,kahvehaneler erkeklerindir."
simdi biz gelsek okey taşlarını saymayız, çayınızı çalmayız, masaya çöküp “ben geldim kalkın ulan" demeyiz.en fazla iki el oynar, bir çay içer,
üçüncü elde sizi yenip sessizce çıkarız.
zaten yıllardır içeride yaptığınız muhabbetin yarısı biziz. ne konuşacaksınız biz gelince degil mi?
şimdi "dagdan gelip de bağdakini kovmak" da bize ters. malum anadolu kadınıyiz. elleri nasırlı, yüreği kahırlı anaların evlatlarıyız. yerimizi de biliriz. "at binenindir,kahvehaneler erkeklerindir."
devamını gör...
6.
.
devamını gör...